Güneş ışığının odaya vurmasıyla kayla gözlerini açmıştı banyoya gitti üstünü değiştirdi saçını taradı ve çantasını alarak aşağı indi. Aşağıda annesi ,babası ve erkek kardeşi soner vardı.
“Günaydın” dedi kayla hemen mutfağa girerek Sofraya oturdu ve annesi Mircan hanım önüne yumurta koydu
“Günaydın kayla” dedi Mircan hanımda kızına karşılık vererek öptü.
“Soner bırak artık o tableti sofradayız” diye buz gibi bir ciddiyetle konuştu babaları Fuat bey. Kendisi birinci sınıf bir emniyet müdürüydü ve çok ciddi ve işkolik gibi gözüksede ailesine bağlıydı hemde değer veriyordu kayla o yüzden babasına hiçbir zaman kızmaz hatta ona hayranlık duyardı.
Ama tabi soner için işler öyle değildi babasından çekinir ve sözünü dinlerdi tabi konu teknoloji olunca biraz ikiletirdi.
“Ama baba bölüm sonu canavarındayım”
“Soner Uçkan”
Ad ve Soyad bir araya gelince soner hemen tableti masaya bıraktı ve kahvaltılıklara saldırdı Buda kayla’yı çok güldürmüştü
“Sözde on üç yaşındasın ama hala çocuk gibi sofrada ekrana bakıyorsun ha?”
“Çok mu komik abla ya” dedi soner ama ablası yinede gülüyordu fakat o gülmeyince hemen sustu ama sırıttı.
O sırada küçük abisi İlkay mutfağa girdi
“Herkese günaydın”
“Günaydın abi bizde sonerin dijital bağlılığı hakkında konuşup gülüşüyorduk”
“Düzeltme sen gülüyordun ablacığım babam her zamanki gibi bir şey demeyip çay içiyordu annem ise işi ile uğraşıyordu bir tek sen gülüyorsun tek kişinin güldüğü bir şeyde ko-“
İlkay ağzını eliyle kapatarak susturdu
“Tamam soner komik değil anladık abiciğim.” Dedi ve sofraya oturdu yumurtasını yemeğe başladı.
Mutfak çok sessizdi herkes kahvaltısını ediyordu ta ki İlkay bir şey hatırlamış gibi oldu hemen kayla’ya döndü
“Kayla senin bilgi yarışması seçmelerin vardı sanki bugün?”
Birden sofrada tüm gözler kaylaya yöneldi kayla ise lokmasını yutarak cevap verdi,
“Evet bugünde tam her şey belli değil tarihi nerde yapılacağı veya hangi okulların katılacağı sadece yarışmaya katılacak öğrenciler belirlenecek”
Annesi her zaman ki güler yüzlülüğü ve kibar tarzıyla sordu kızına
“Ne bilgi yarışması kayla?”
Kayla bir an sanki kötü bir şey yapmış gibi hissetti çünkü İlkay’dan başka evdeki kimseye söylememişti
“Okullar arası bir bilgi yarışması anne.kazanan okul tüm bu yıl içerisinde hiçbir seçme olmadan bütün okullar arası faaliyetlere katılıyor”
“Ne güzelmiş çocukları böyle şeyler için motive etmek çok hoş” Diye cevapladı Mircan hanım.
“Seçmeler olmadan tüm okullar arası faaliyetlere katılmamı hm! Saçma” dedi soner dalga geçer bir ses tonuyla ama dalgası çok uzun sürmemişti.
“Günaydınlar herkese!”
Gelen kardeşlerin en büyüğü Sinan’dı. Soner hemen irkildi sinan’nın sesini duyunca hemen irkildi. Pek korkardı sinandan ama Sinan hiçbir zaman kardeşlerine bağırmamış kızmamış kavga bile etmemişti bu şey
İlkay içinde geçerliydi o da kardeşlerine hiçbir zaman böyle davranmamıştı ama soner yinede hep korkardı kayla ise buna bir anlam veremezdi.
“Soner”
“Efendim abi”
“Sesin odama kadar geliyor yine neyde haksız çıktında sinirlendin şampiyon?”
Kayla gülmemek için kendini zor tutmuştu onun hep soner ile uğraşması hoşuna gidiyordu fakat eğlencesi çok uzun sürmedi arkadaşları Nesim ile Sanem’e okula beraber yürüyeceklerine söz vermişti sofradan kalktı ve sandalyesindeki çantasını sırtına taktı
“ Ben çıkıyorum görüşürüz”
“Seni okula bırakmamı ister misin?” Diye sordu Sinan. Kayla ise gülümseyerek abisine nazikçe teşekkür edip uğraşmamasını söyledi ve malikane’den çıktı.
Kayla hızlı yürüyerek Nesim’in apartmanın önüne geldi ve şaşırtıcı bir şekilde nesim ilk defa erkenden kapının önünde onu bekliyordu.
“Nesim ne oldu? Erkencisin?”
“Dalga geçme kayla ya annem attı beni resmen bi cami avlusuna bırakmadığı kaldı sanırım oda yakında olucak”
“Senin gibi bir oğlum olsa bende sanırım akıl hastanesine yatardım Nesim” diye dalga geçti kayla.
Kayla ve Nesim’in anneleri yakın arkadaştılar nesimde kayla ve ikiz erkek kardeşi korel ile en yakın arkadaştı. Nesim hep yaramaz bir çocuk olmuştu ilkokuldan beri okul duvarlarına resim veya grafiği çizerdi ve hep disiplinlik olurdu ama hocaların bir şekilde kendini affettirmeyi sağlardı.
Kayla ve Nesim Sanem’in evinin önüne gelmişlerdi.
“SANEMMMMMM!!!!”
Nesim öyle bir bağırmıştı ki apartmanın camından hemen Sanem çıkmıştı dehşete düşmüş gözlerle nesime bakıyordu.
“Ne bağrıyorsun ruh hastası! Mck! rahatsız ya”
“Sanem hadi in aşağı yoksa ertesi gün mahallede dedikodunu çıkartır bu”
10 dakika sonra Sanem koşarak aşağı indi ve Nesim’in ensesine bir tane şaplak attı
“AĞH! Ne vuruyorsun?”
“Sen niye bağrıyorsun!?”
“Bizi bir saat beklettin ya kokoş o yüzden”
Sanem hızlı bir şekilde kayla’ya döndü
“Kaç dakika beklediniz kayla doğruyu söyle” diye soru sordu kayla’ya kayla ise güleryüzle birazda yumuşak bir ses tonuyla cevap verdi.
“Buraya gelmemiz on dakika sürdü senide beklediğimiz süredede on dakika geçti yani toplam yirmdi dakika”
Sanem suratını astı onun her şeyi ince ayrıntılarla hesaplaması çok sinirini bozuyordu.
“Hadi didişmeyin ilk ders matematik Kaan hocayla ve geç kalmak istemiyorum”
“Kayla adam bizi sabahın köründe okula gelmemizi söylüyor minimum bir saat sonra geliyor ben ne anladım bu işten?”
Sanem hak veriyormuş gibi oldu ama yinede azarlama moduna geçmişti
“Hatırlarsan Nesim sen ne zaman disipline gitsen seni hep Kaan hoca savunuyor”
“Ama laf sokuyor”
“Yine de korkuyor tamam bende bu huyundan nefret ediyordum ama adamın ortaokuldan beri bizde emeği çok”
Kayla hemen söze atladı çünkü ikisi biraz daha konuşursa Kaan hoca bahsettikleri şeyleri yapıcaktı.
“Tamam arkadaşlar eğer biraz daha didişirseniz dediğiniz senaryo olucak”
Sanem hemen ciddi oldu, Nesim ise her zamanki umursamaz ama neşeli tavrıyla yol aldı ve okula doğru yürümeye başladılar.
Okula geldiklerinde tüm öğrenciler koştura koştura kütüphaneye gidiyorlardı üç arkadaşta ne olduğunu anlam sınıf arkadaşları Rıza’yı gördüklerinde Nesim hemen laf attı
“Hişt! Rıza ne oluyor niye herkes kütüphaneye gidiyor?”
Rıza olduğu yerde durdu ama bacakları hala koşuyordu
“Asım hoca bilgi yarışması seçmelerine katılacak öğrencilere kütüphaneye gidip çalışmalarını söyledi öğlen arasından sonra seçmeler varmış katılacak üç öğrenci seçilecekmiş” Dedi ardındanda koşarak gitti
“Şuna bak okulun %80 resmen kütüphanede” diye şöyleyi verdi sanem.
Kayla’nın morali çok bozulmuştu nerdeyse bir sürü kişi katılmıştı. Seçilmeyecek diye endişe sarmıştı içini ama belli etmiyordu fakat ya seçilmezse?
“Hah kayla onların hepsini ezer bir kere!” Diyerek elini kayla’nın omzuna koymuştu Nesim Kayla ise gülümseyerek nesim’e baktı
“Ama sanem haklı Nesim ya seçilmezsem? Çok kişi var baksana” dedi
“Kanka sen okul birincisi insansın sana bunlar çocuk oyuncağı gelir” Diyerekten arkadaşını teselli etti Nesim.
Kayla gururlanmıştı ama yinede endişesi geçmedi ne vardı ki işin ucunda bu kadar kişi bir anda katılmıştı? Sadece seçmesiz okullar arası faaliyetlere katılma vardı niye bu kadar önemli diye düşünmeden duramıyordu ama Sanem’in bir anlık sesli açıklaması onu derin düşüncelerinden uyandırdı
“Kazanan takım 100 bit TL alıcakmış!”
Kayla bir anda şok oldu Nesim’in ise gözleri parlamıştı
“100 bin tl!? Sanem dalga geçmiyorsun değil mi?”
“Ne dalga geçiceğim Nesim? Elimdeki kâğıtlarda öyle yazıyor bak”
Nesim şimşek hızıyla hemen Sanem’den kâğıtları aldı ve okumaya başladı ardından ise koşarak kütüphanenin yolunu tuttu ve ardaşlarına bir yandan seslendi
“Ben kütüphaneye gidiyorum hanımlar sakın beni dördüncü derse kadar rahatsız etmeyin!”
Sanem elini alnına koydu ve ofladı kayla ise gülerek sanem’e döndü
“Şu taraftan bakalım mantıklı şeylere hırslandığı nadir anlardan biri”
“Sanırım evet”
Kayla sınıfta kimse olmadığı için orda çalışma kararı aldı sanem ise arkadaşı Ilgın’nın yanına gitti ve dördüncü derse kadar herkes bir şeylere oyalanmaya başladı.
Kayla çalışmaya çok dalmıştı etrafındaki her şey soyutlanmıştı resmen sadece örnek sorular, genel kültür soruları ve notlara odaklanmıştı ama bir andan telefon kutusundan gelen bir ses onu yerinden sıçratmıştı
DITDITDITDIT!
Bu onun telefonunun sesiydi ilk başta aldırış etmedi ama bu üç dakika boyunca devam edince sabrı taşmıştı ve dolabın içinden tam telefonu almaya kalkıyordu ki Asım Hoca içeriye girmişti
“Kayla?”
“Efendim hocam”
“Niye burda teksin?”
Kayla tam soruya cevap vericekti ki Asım hoca hemen atılarak düzeltme yaptı
“Gerçi herkes kütüphanede burası boş yani daha sessiz ve çalışmak için daha verimli aferin sana” Diyerek başını okşadı kaylanın. Kayla o an telefonu unutmuş Asım hoca ile soru tartışmaya başlamıştı
“Sizce hocam akademik olarak mı soru gelir yoksa genel kültür mü?”
“Hmm… iyi soru ama net bir cevap yok bizde soruları bilmiyoruz ancak geçen sene akademik bilgi tarzı sormuşlardı belki bu sene genel kültür sorarlar yani anlayacağın yarı yarıya ihtimal var.”
Kayla’nın içine biraz rahatlık çökmüştü çünkü geçen sene akademik yaptılarsa bu sene genel kültür soruları sormaları büyük bir olasılıktı ve genel kültürü en az akademik bilgisi kadar iyidi.
“Bunu duyduğum iyi oldu “
Asım hoca cebinden çakmak ve sigarasını çıkartırken kayla’ya döndü
“Sen zaten kesin kazanıp okulumuzu mükemmel bir şekilde temsil edersin bundan şüphem yok” Dedi ve gitti kayla ise tam çalışmaya dönecekken Nesim soluk soluğa sınıfa girdi
“Kayla!”
“Ne oldu Nesim?”
Nesim soluklandı ve rastgele bir sıraya oturarak kayla’yı soru yağmuruna tutmaya başladı
“Ya kanka kütüphanedikiler genel kültür akademik tarz falan bir şey diyorlar ya”
“Eee sorular o şekilde çıkıcakta ondan”
“Neyse kanka bunları duydum İdil hoca’nın odasından ders programı almaya gittim veremem dedi” diye sitemini göstermekten ödün vermemişti Nesim. Kayla bu tavırlarına alışkın olduğu için hiç üslubunu bozmadı ve derin bir nefes alıp verdi çünkü bu saçma sapan konuşmaları bir yerden sonra insanı sıkıyordu.
“Nesim ilk öncelikle normal zamanda rehberliğe ders programı almaya gitmiyorsun ve rehberliğin normal zamanda önünden bile geçmiyorsun He bir disipline gidince oraya uğruyorsun orda ise İdil hoca sana bir ton uyarı veriyor hemde tavsiye veriyor” dedi kayla sakin ve yumuşak bir ses tonuyla, Nesim ise ofladı ve mırıldandı sonradan şikayet etmeye kendini savunmaya başladı tabi kayla umursamayıp kitapçık çözmeye geri döndü tabi nesim’in söylenmeleri bitmiyince yine her zaman ki güler yüzlülüğü ve sakinliği koruyarak soru sordu
“Neden yarışmaya katılmak istiyorsun ki? Parayı duyunca mı heveslendin?”
“Hayır her sene annem ve babam beni tatil’e götürüyor ve ben her zaman başımı belaya sokarak onları zor durumda bırakıyorum ama ceza almıyorum üstelik tatildende mahrum kalmıyorum bu yüzden parayı alıp annem ve babama bu sefer ben tatil’e götüreceğim”
“Eee… tamamda 100 tl ile nasıl gidiceksiniz ki? Zaten kişi başı otel’e gitmek en düşük yüz bin”
Nesim etrafı kolladı sonra sınıftaki dolapların yanına giderek bir tanesinin kapağını açtı ve gizlediği telefonunu çıkardı bunu gören kayla kızmak istedi ama anlatmak istediğinin bu kadar ciddi olduğunu anlayınca ayrıca bu kadar titizlikle çalıştığını görünce bir şey demedi ve izledi Nesim ise galerisinde gezerken sonunda aradığı şeyi buldu “Bak” dedi ve telefonu verdi. Kayla ,Nesim’in gösterdiği fotoğrafı baktı üç kişilik aileler için Akdeniz ve Ege bölgelerindeki beş yıldızlı oteller 100 bin tl olduğu yazıyordu ilk başta sahte sandı ama bira inceledi ve gerçek olduğunu anladı Nesim hemen Kayla’ya baktı “Eee ne diyorsun?” Diye heyecanla sordu kayla, “Tamam sana yardım ediceğim ama bana bir söz vermeni istiyorum “ dedi Nesim heyecanla “Ne?” Diye sordu kayla hemen açıklama yaptı
“Çalışırken ciddi olucaksın istifini bozma ve lütfen kafa ütüleme”
“Tamam kayla! Ne dersen boynum kıldan incedir!” Dedi Nesim heyecan ve neşeyle ve ikiside sıraya oturarak çalışmaya başladı bir saat… iki saat … üç saat ve dördüncü saat yani
BİLGİ YARIŞMASI İÇİN SEÇME SAATİ
Kayla ve Nesim koşa koşa konferans salonuna gittiler okulun nerdeyse yarısı ordaydı ve bilgi yarışmasına sadece üç kişi katılabilme hakkına sahipti… o yüzden kayla ve nesim derin nefes alarak boş bulabildikleri yere oturdular. Sınava çok kişi katıldığı için sınav test olucaktı Nesim biraz gerilmişti ama Kayla rahattı bunu başaracağını emindi ayrıca sınava giren hoca matematik hocaları Kaan hoca idi. Sınav kitapçıkları dağıltılması çok uzun sürmüştü ve Kaan hoca bir açıklama yaptı
“Sınav süresi bu sene katılan çok olduğu için uzatılmıştır ve kitapçıklardaki soru sayısı fazla olduğu için diğer dört saatinizde gidiyor bu yüzden katılmayan öğrenciler direk eve gidecek sizde sınav bitince tenefüsler olucak ve hiçbiriniz konferans salonunda durma izni verilmeyecek” Dedi hemende sınava başlandı ve ardından gelen molalar…
Zaman çok hızlı geçmişti son molada iki arkadaş bank bulup oturmuşlardı.Su içip bisküvi yiyorlardı ama Nesim sınav hakkında sohbet açmıştı.
“Kayla kanka bu sınav değil” diye isyan etti Kayla ise kıkırdadı “Ne peki?”
Nesim”Beyin katliamı modern Çin işkencesi” ye cevapladı bunu duyunca kayla ile hem şakalaşarak hemde gülüşerek didişmeye başladılar ama uzun sürmedi beş dakika sonra zil çaldı konferans salonuna geri döndüler.
Zil çalmıştı herkes kalem kutularını çantalarını koyup çıkmıştı en sonda ise Nesim ve Kayla çıkmıştı.Çok gergindi iki arkadaş o kadar gerginlerdi ki Nesim’in evine kadar konuşmamışlardı en son birbirlerini görüşürüz demek için konuşmuşlardı
“Yarın görüşürüz kanka” diye mırıldadı nesim. Kayla ise “Tamam” anlamında başını sallayıp karşılık verdi ve kendi evine doğru yürümeye başladı.
Eve geldiğinde annesi şüphelenmesin diye kayla kendini gülmek için zorladı ve malikanelerinin içine girdi holde ayakkabısını çıkarttı ve annesi mutfaktayken sessizce odasına girmeye koyuldu fakat Mircan hanım onu çoktan fark etmişti bile
“Hoşgeldin anneciğim” her zamanki zariflik,naifliği ve güler yüzlülüğü ile kızını anından öperek karşıladı kayla ise sadece gülümsedi konuşup karşılık vermedi çünkü konuşsa her şey belli olucakmış gibi geliyordu. İçinden kimsesnin gergin olduğunu çakmaması için dua ediyordu.
“Eee? Sınavın nasıl geçti.” Diye soru sordu Mircan hanım heyecanla kayla ise sadece gülerek “Güzel harika her zaman ki gibi tabi ki de!” Dedi. Güldü Mircan hanım ve elini kızının yanağına götürdü ve okşadı “Evet her zaman ki gibi” Dedi ve içine devam etmek için mutfağa gitti o sırada kayla huzursuz bir şekilde onu takip etti bir kuyruk gibi ve mutfaktaki bir sandalyeye oturdu. Kayla derin nefes aldı ve masanın üzerindeki bir kurabiyeden alarak annesine olan her şeyi anlatmak küçük yaştan beri bir alışkanlığı olmuştu.
“Nesim ile beraber katıldık. Çok kişi katıldı çünkü yüz bin tl para ödülü varmış ilk defa okulu bu kadar çalışırken gördüm” dedi ve kurabiyesini yemeğe devam etti. Mircan hanım kızı kurabiye yerken önüne bir limonata koydu Kayla’nın dediklerini cevapladı,”Bu güzel ama biraz fazla rekabete sonuç olmuştur heralde.” Diyerek tezgaha yemek hazırlamak için geri döndü. Kayla limonatasından bir yudum aldıktan sonra etrafa göz gezdirdi kendisi ve annesi dışında kimsecikler yoktu bu garibine gitmişti abilerinin eve düzensiz saatlerde gelmesine alışmıştı ama kardeşinin gelmemesi enteresandı.
“Soner nerde? Evde yok galiba?” Diye soru sordu.
“Arkadaşları ile oyun oynamaya gitti hemen çantasını çıkarıp üstünü değiştirdi sonra izin alıp gitti.” Diyerek cevapladı Mircan hanım.Kayla limonatasını dinledi be mutfaktan çıkıp annesine seslendi.
“Ben odamdayım!”
“Tamam! Yemek saatinde mutfakta ol ama!”
“Tamam anne!”
Odasına gelince kendini yatağa attı ve gözlerini kapattı. Bu kaylalık bir hareket değildi ama çok yorulmuştu zihinsel olarak o yüzden biraz uyusa iyi olucaktı. Tam gözlerini kapatıcakken telefonuna hiç durmadan mesaj sesi geldi ve üşensede çantasından telefonunu aldı.
Çıkarttığında kayla ne tepki vericeğini bilememişti şok içinde telefonuna bakıyordu
“Zamanı gelince ödeşeceğiz Kayla Uçkan…”
