çatıdayken kahramanımız köpeğin durmadan çoğaldığını ve uzaklardan kurt sesleri geldiğini fark etti evinin televizyonu açıktı evet buradan evi görünüyordu ve evinin önüne simsiyah bir şey vardı çok garipti kahramanımız öyle bir konuştu ki dizlerini hissetmiyordu kahramanımız acaba evinde biri mi var diye düşündü ama bunu düşünmeye vakit yoktu hemen profesöre dedi ki "sen ne biçim bir delisin bu sıvı senind"
profesör- bana deli deme bu sıvıyı sen döktün ben onlara kurbanlarımı dökerim ve onun da bir panzehiri var üstüne onu dökerim ve kurbanlarım ölür
kahramanımız-iyi o zaman buradan çıkmamız lazım sen bu panzehiri bul yoksa seni burada kurtlara köpeklere yem ederim
profesör-aynen aynen tamam tamam buluyorum
o sırada kahramanımızın bulduğu kız sesini çıkarır kahramanla konuşur kahramanımız 'acaba bununla hiç profesör konuşmadı acaba bir illüzyonmu" dedi içinden ve kız az önce yoktu kız evin içinde yatakta oturuyordu bunu pencereden de görebiliyordu çatının penceresinden hemen yerde gördüğü asiti aldı ve kızın kafasına döktü ve olamaz bu gerçek kızdı bunu kahramanımız düşünmemişti profesör bunu görmüştü ve sevinmişti çünkü hikayesini başlatıyordu profesör aslında geçen gün bir film izlemiş ve o filmde seçilmiş bir kişi vardı ve o seçilmiş kişi kahramanımızdı ve artık kahramanımıza kız diyoruz
(devamı bölüm 4)