"Elif az sakin olsana, zaten midem ağzımda boşaltırım vallahi üzerine."
Yanımda oturan en yakın arkadaşım Ahsen'e döndüm. O da benim gibi arkeologdu. Aynı üniversitede okumuş, aynı öğrenci evinde kalmış, aynı makarnaları yemiştik.
"Tamam Ahsen başkan sakin ol. Üstüme falan da kusma sakın al şu torbayı."
Elimdeki kağıt torbayı Ahsene uzattım. Benim canım arkadaşım tabi ki her zamanki gibi emniyetli gelmemişti. Sanki beni araba tutuyormuş gibi ben almıştım yanımıza kusmuk torbasını. Sen neden alıyorsun, sana ne demeyin. İnanın üstünüze kusulması hiç hoş bir şey değil.
"Ya anlamadığım şey madem seni araba tutuyor neden arkeolog oldun sanki?" Diye söylendim.
"Haspama bak. Kızım ben olmasam sap gibi kazı bölgelerinde dolaşıyor olurdun." Diye ağzıma lafı tıkadı. Şu Ahsen de bir laf söyletmiyor. Fena vallahi.
"Hem sen ne diye kıçının üstünde duramıyorsun? Herhalde üzerine kusmamı istiyorsun. Alt tarafı kazı alanına gidiyoruz her zamanki gibi. Seni gören de stajyer öğrenci sanar."
"Ama bu sefer gittiğimiz kazı bölgesinde biliyorsun iki arkeolog kayboldu ve söylentisi bol bir yer.
Yaniii tam benlikk!.."
*
*