Bazı şeylerin 'neden' öyle olduğunu öğrenmek için bazen aptalca şeyler yapabiliriz. Şuan yaptığım şeyin aptalca olduğunu söyleyen bir iç sesim vardı. İçimden birinin durmak bilmeden sürekli işime karıştığını söylemeliyim.
İçimdeki ses sürekli " Yapma Dora.. yapma.. bunun aptallık olduğunu biliyorsun.." diye haykırıyordu. Ama ben 24 yıl boyunca bunu merak ederek yaşadım. Artık bu merakıma bir son vermeliydim.
Siyah dizlerime kadar gelen botumu ayağıma geçirdim. Sırt çantamı alırken yıllar önce gelen mektubu çantama sıkıştırdım. Derin bir nefes aldım ve boy aynamın karşısına geçtim.
Belime kadar gelen siyah saçlarıma vuran ay ışığı çok hoş duruyordu. Perçemlerimi kulağımın arkasına sıkıştırdım ve gözlerimin içine baktım. Gözlerimin derinliklerinde heyecan ve korku parıltıları vardı. Korkuyordum.. çünkü beni neyin beklediğini bilmiyordum.
Heyecanlıydım... çünkü beni neyin beklediğini bilmiyordum.
" O zaman bir yere gitme aptal." Ah düşüncelerime karışmak zorunda mısın?
Yine iç sesim ve yine ve yine..
İç sesim engel oldukça gitme arzum artıyordu.
İp askılı diz kapağımın 10 santimetre üstünde biten sırt dekolteli bir elbise giymiştim. Elbisesinin üstüne siyah uzun ceket giydim. Ceket elbisenin 2 santimetre altında bitiyordu. Dışarıdan bakılınca ceketin altında birşey giymemişim gibi duruyordu. Perçemlerimi kulağımın arkasından aldım ve yüzümün önünde dağılmasına izin verdim.
10 saat ne yazsam diye düşündüğüm notumu çalışma masamın üstüne koydum.
" Her ne kadar engel olursanız olun. İçimde birşeyler hep bunu yapmam için bekliyor, gibi. Sizi çok seviyorum ve özür dilerim. Umarım bu gidişin, bir geri dönüşü olur.."
Notuma buruk bir tebessüm ile son bir bakış attım ve sessizce evi terk ettim.
Evden ayrılalı birkaç metre olmuştu ki bir anda sert esmeye başlayan rüzgar ile dengemi kaybedip, su birikintisinin içine düştüm.
" Ben sana dışarı çıkma dedim hadi daha kötü birşey olmadan eve geri dönelim."
İç sesim yine devredeydi.
İlk defa onun dediğini yapmayı düşünmüştüm. Evet , eve geri dönmeliydim. Bu sert esmeye başlayan rüzgarlar çok ürkütücüydü. Bu rüzgarlar beni bir yere sürüklemeye çalışıyor gibiydi. Gökyüzünde parlayan ay şuanda ortalıkta gözükmüyordu. Ve en kötüsü de hava normalin dışında fazla kararmıştı.
İçimde oluşan korku gittikçe artmaya başlamıştı. Yanımdaki ağaca tutunup kalkmaya çalıştım. Bir dakika ağaç mı?
Daha demin yanımda sokak lambası vardı. Ağaç da nereden geldi.
Arkaya baktığımda bizim evimizin sokağını görmeyi bekliyordum. Çünkü ilerleyeli birkaç metre olmuştu. Fakat arkamı döndüğümde arkamda kocaman ağaçların oluşturduğu kara
nlık bir orman beklemiyordum.
✓
✓