Çalan zil ile kafamı kaldırdım. Ayaz da üstüme yatmış uyuyordu. Çünkü ders edebiyattı. Yengemle yani. Bizde dersi protesto yapıyorduk.
Hep birlikte aşağıya inip bir masaya otuduk. Masada Batı ben Ata abim Ayaz Efe sevgilim ve bir kız vardı. Kız Ayazla resmen flört ediyordu. Aman. Kıskanmıyorum. Benimde vardı sevgilim sonuçta.
Kafamı Gökalpe çevirdim. Eli elimi tutuyordu. Bana gülümseyince bende ona gülümsedim. Kulağıma yaklaşıp." Çıkışta bir şeyler yapmaya ne dersin" diye sordu. "Neden olamsın" diye cevap verdim.
Evin önünde Gökalpi bekliyordum. Beni sürpriz bir yere götüreceğini söyledi. Ay heyecanlandım. Bir piknik sepeti ayarlamıştım. Gökalp arabayla yaklaşınca arabaya bindim. Bindiğim gibi dudaklarıma yapıştı.
"Oh be. Özlemişim gel bir daha öpeceğim" diyip tekrar öpcekti ki "gideceğimiz yere vardığımızda bir daha ölebilirsin. Mesela ailme görebilir. Topuğuna sıkabilir." Diyince bana hak vererek arabayı sürmeye başladı.
O uçuruma gelmiştik. Uçurumun arkası ormandı. Arabadan indim elimi tutup beni ilerletti. Oha burda göl mü varmış. Kenara örtü serip üstüne yan yana iki tane minder attı. Bende elindeki sepeti bıraktım.
Oturup beni de yanına çekti. "Öpücüğümü şimdi alabilirim herhalde." Diyip dudağıma yapıştı. Öpüşmenin hızla devam ederken beni kucağına çekti.
Ellerini belime sandığında onu çimenlere ittirip sırt üstü yatırdım. Bende üstündeyim. Hararetli bir öpüşmeydi. Sonunda dudaklarımız ayrılmıştı. Nefes nefese. Gene dudaklarıma yapıştı.
Elleri bacaklarıma ondanda kalçalarına. Tövbe estağfurullah...
Dudaklarımızı ayırdım. "Bence durmalıyız" dedim. Beni onayladı ve dogruldu. Hende yerden destek almadan. Oo sevgilime bak. Elimi tişörtünü atıp çıkarttım. "Lan Ayza duralım derdimi ne yapıyon" dedi.
"Ya ne ya kaşın varmı diye bakacaktım. Varmış" son kelimem götümden çıktı ama olsun. Bu halime güldü.
"Gülme"
"Ben sana bakıyormuyum ön kasan nasıl diye"
"Sapık meme ayrı kas ayrı."
"Peki"
Tişörtünü geri giydirdim ve sepetten kek çıkarttım. "Aç" açtı. Ağzına tıktım. O çiğnerken bekledim. "Nasıl olmuş nasıl ha nasıl" dedim.
"Çok güzel. Bu sefer samimiyim" dedi. Bende bakınca haklı olduğunu gördüm. "Hep isterim " dedi.
"Hep sana kek çırparım bende"
Zıkkımlanmıştık ve şimdi yerde uzanıyorduk. Hava yarım saate kararıdı. "Gidellimi" diye sordu. "Evet" dedim.
Arabaya bindik ve eve doğru sürdü. İnmeden önce burnunu boynuma sürçtü ve öptü. Bende dudağına üst üste beli 10 defa öptüm. "Yarın görüşürüz"
"Görüşürüz"
Arabadan inip eve girdim. Eve girdiğimde akşam yemeğindeydiler. Ben tok olduğumu söyleyip odama çıktım. Bir duşun ardından yattım.
🪷🪷🪷
Sabah uyandığımda herkes sanki bir hastaydı. Salgın kapmış olmalılar Araz abim ameliyatlı olmasına rağmen ayakta ayaklı macun gibi dolanıyordu. Yok keçi boynuzu ıhlamur papatya diye diye.
Doruk abim gene konuşmuyordu. Ama ben onun geçmişini öğrenirim. Okula gitmesemde olurdu. Doruk abim odasındaydı. Kapıyı çalıp içeri girdim.
Uzanıyordu. "Abicim şimdi sen bana geçmişini anlatırsan Bende sana benimkini anlatcam"
Pazarliğa bak be. Şaşırdı. Konuya hızlı dalmış olabilirim.
Derin nefes aldı ve başladı. "Beni bir aile yanı Atakanın ailesiyle yaşıyordum. Onlardan kurtulmak için en hızlı asker olmaya karar verdim. Ailem bana sadece sevgi vermiyordu. Yoksa zararları yoktu.
Bir gün görevden atıldım. Atakan yüzünden ama dava açmıştım. Yani askerliğe dönebilirim. Diğer böbreğimi de öz babası Atakana vermişti."
E yuh.

