İçeriğe geç

Eski Evi Ziyaret

Bölüm 2 · 8 dk okuma

Eski Evi Ziyaret

Bölüm 2

1. Bölüm

Ağrıyan göz kapaklarımı açtım. İlk birkaç saniye kafam karışık olduğu için etrafa baktım.

Kapalı alandaydım. Hiç pencere olmadığı için oda karanlıktı. Ama birazda olsa etrafımı görebiliyordum. Benim üzerinde yattığım eski püskü yatak dışında odada başka hiç eşya yoktu. Yatağın üstünde çarşaf falan da yoktu.

Birkaç saniye etrafa göz gezdirdikten sonra nihayet kendime gelebildim. Hızla yataktan kalktım. Aniden ayağa kalkmamdan olsa gerek birkaç saniye başım döndü. Olduğum yerde durdum. Birşeyler hatırlamaya çalıştım. Ama evden çıkan, kim olduğunu göremediğim o siluet ve koşarken nasıl bayıldığım dışında hiçbirşey hatırlamıyordum. Ailem, ismim, hayatım, neden burda olduğum dahil hiçbir şey hatırlayamıyordum.

Kim olduğumu bilmiyordum...

Korkudan ses çıkaramıyordum çünkü beni buraya getiren kişi yanıma gelebilirdi. Gözüm kapıya kaydı. Odadan çıkmakla çıkmamak arasında kaldım.

"Nerdeyim ben! Hangi zevksiz beni buraya kapattı, Ha!?" diye bir ses yükseldi kapının dışından. Ani sesten irkilmiştim. Bir kız kapının dışında bağırıyordu. Muhtemelen benim yaşlarımdaydı ve benim burada olduğumdan habersizdi.

Belki yardım alabilirim umuduyla kapıya yaklaştım.Tam kapıya varmışken kapı başkası tarafından açıldı. Benim yaşlarımda görünen, sarı saçlı, mavi gözlü bir kızla göz göze geldim. Birkaç saniye sanki hayalet görmüş gibi şok içinde birbirimize baktık. Saniyeler sonunda bana bakarak dehşet içinde çığlık attı. Bende ona bakarak çığlık attım.

Deli gibi birbirimize bakarak karşılıklı çığlık atıyorduk.

"Kimsin!" Kız birkaç adım geri giderken bana bağırıyordu. Ama ben olayın şokuyla çığlık atmaya devam ettim. O ise bana artık şüphe ve korkuyla bakıyordu. Çığlık atmamdan bıkmış olacak ki elleriyle kulaklarını kapadı.

"Sussana ya! Çığlığın kulaklarımı acıtıyor!"

Kız bana bakarken sesim gitgide azaldı, çığlık atmayı bıraktığımda kızda ellerini kulaklarından çekti.

Susmuştum. Ama hala kıza bakıyordum. Kız ise bana birkaç saniye baktı. Sonra bir adım öne geldi.

"Neden burdasın?" Dedi kısık bir sesle.

Birkaç saniye düşündüm, ama yine bir şey hatırlamadım. Konuşmakta tereddüt ettim. Kız benden cevap bekleyerek bana bakıyordu.

"Konuşsana. Az önce sesin sonuna kadar çıkıyordu. Neden buradasın?"

Konuşmam gerektiğini anladığımda derin nefes aldım.

"Bilmiyorum." Diye fısıldadım ince sesimle.

Kız birkaç saniye bana baktı. Sanki benden şüpheleniyordu. Beni süzdü. Ben ise olduğum yerde kalmış, kızın konuşmasını bekliyordum. Derin nefes aldı, sanki o da konuşmakta tereddüt ediyordu.

"Bende. Hiçbir şey hatırlamıyor musun?"

"Hatırlamıyorum."

"Pekala, o zaman ikimizde aynı durumdayız, ama yinede sana hala tam güvenmedim. Haberin olsun."

Birkaç adım geri gitti. Başını sağ sola çevirip etrafa baktı. Ben ise yere, ayak uçlarıma bakıyordum. Neden bunu yaptığımı bilmiyordum. Şuan hiçbirşey bilmiyordum.

"Çıkış nerde biliyor musun?" Dedim aniden. Artık bakışlarımı yerden kaldırmıştım. Göz ucuyla koridora bakıyordum.

"Bilseydim zaten burda bir saniye durmaz, çıkar giderdim." diye tersledi beni. Neden düşmanıymışım gibi davranıyordu ki? Ama o da haklıydı. Sonuçta birbirimizi tanımıyorduk.

"O zaman beraber çıkışı bulalım. Hem tanışırız." Öneride bulundum aniden. Belki onunla çıkışı bulabilirdim? Bence mantıklı bir öneriydi.

"Öncesinde aynada kendi haline bak. Belki az çok bişeyler hatırlarsın" Geri çekilip bana yanına gelmemi işaret etti. Yanına gittiğimde artık koridora çıkmıştım.

Koridor karanlık ve korkutucuydu Ama uyandığım oda kadar karanlık değildi.Yerler ve duvarlar tahtadandı. Birkaç adımda bir tahtalar gıcırdıyordu.

Hemen arkasını işaret etti. Arkasına baktığımda eski ama kullanılabilir bir

boy aynası gördüm. Aynayı yeni fark etmiştim. Geri çekildi. Ben ise birkaç adım atıp kendime baktım.

Burda uyandığımdaki şoktan dolayı kendi görünüşümü fark etmemiştim.

Siyah renkte uzunluğu neredeyse belime kadar gelen saçlarım ilk dikkatimi çeken şey oldu.

Üzerimde tamamen siyah, bol bir sweetshort vardı. Altımda ise gri renkte bir eşofman vardı. Bunlar vücut kıvrımlarımı saklıyordu. Tenim solgun bir ten rengine sahipti. Son olarak yüzüme baktım. Solgundu, gözlerim koyu maviydi ve altları mosmordu. Dudaklarım hafif pembeydi. Depresyonda bir kız gibi görünüyordum. Alnımın kenarında ise bir yara bandı vardı.

Kafamı taşa vurup bayıldığımda muhtemelen kanamıştı ve biri yara bandı yapıştırmıştı.

Elimi yara bandının üstünde kısaca gezdirdim. Sonra geri çektim. Kendimi baştan aşağı süzdüm. Görünüşe göre ben 13 ya da 14 yaşlarında ergen bir kızdım.

Aynadaki yansımadan arkamdaki kıza baktım. Olduğu yerde etrafa göz atıyordu. Oda benim giydiğim kıyafetlerin aynısını giyiyordu. Sarı saçları omzunun biraz altına kadar geliyordu. Açık mavi gözleri, güzel bir yüzü vardı. Okuldaki popüler kız vibe'ı veriyordu.

Bakışlarımı tekrar aynada ki yansımama getirdim. Gözlerimin içine baktım. Birşeyler hatırlamaya çalıştım. Ama yine olmadı.

"Bitti mi? Dakikalardır aynaya bakıyorsun." İrkildim. Arkama dönüp kıza dik dik baktım. Sanırım sinir bozucu davranıyordu. Bana baktı. Ben birşey söylemeyince bıkkın bir nefes verdi.

"Böyle sustuğuna göre muhtemelen bir şey hatırlayamadın, değil mi?" diye sordu. Bana olan davranışları garip geldi. Neden böyle davranıyordu ki? Bekle, davranışları bana neden garip geldi ki? Kafam aşırı karışıktı.

"Evet hatırlayamadın. Neyse, gel de beraber çıkışı bulalım." Sonunda önerimi kabul etmişti.

Birkaç adım atıp yanına geldim. O ise karanlık koridorda sağ sola bakıyordu.

"Burası çok garip, garip olmaktan çok pis. Ve eski. Hangi zevksiz bizi buraya getirdi acaba?" Söylenerek mırıldandı.

Bir an durdum. Bir dakika, ben bu kıza neden bu kadar çabuk

güvenmiştim ki?

Kızla tahmini on beş dakika önce tanışmıştım. Aslında tam olarak tanımamıştık bile. Ve şuan onunla çıkışı aramaya başlamıştım. En başta neden böyle bir öneri yapmıştım ki? Sanırım ben biraz aptalım.

Olduğum yerde durdum. "Sen kimsin?" Kız da durdu. Sanki aşırı saçma birşey söylemişim gibi yüzüme baktı. Haklıydı da çünkü ikimizde geçmişimize dair hiçbirşey hatırlamıyorduk. Ya da sadece ben hatırlamıyordum ve o beni kandırmaya çalışıyordu. İçimde biraz şüphe oluştu.

"Sence?" Tamamen bana döndü. Kollarını göğsünde bağladı. Gözlerini kısarak bana baktı.

"İsminide mi hatırlamıyorsun?"

"Sen nasıl hiçbirşey hatırlamıyorsan bende hatırlamıyorum."

"Sana güvenebilir miyim? Seni tanımıyorum."

"Şuan bende kendimi tanımıyorum, bu yüzden sana da tanıtamam. Şimdi, saçma sorular sormayı kes ve düş önüme."

Kıza gıcık oldum. Neden bana patronummuş gibi davranıyordu? Tamam birbirimizi tanımıyorduk ama bana böyle davranması gerçekten hoşuma gitmiyordu. Kız büyük ihtimalle herşeyi unutmadan önce de böyleydi.

Acaba kızla hafızamı kaybetmeden önce arkadaş mıydım? Umarım değilimdir.

O birkaç adım attı ama ben olduğum yerde durdum. Bana tam olarak neden böyle davrandığını bilmek istiyordum.

"Neden böyle yapıyorsun?" Yine durdu. Bana döndü. Yüzünde alınmış ve sıkılmış bir ifade vardı.

"Ne yapıyormuşum?"

"Bana neden böyle davranıyorsun? Bende senin gibiyim. Hiçbirşey hatırlamıyorum." Bana doğru bir adım attı. İşaret parmağını yüzüme salladı.

"Çünkü seni tanımıyorum. Ya beni kandırmak için numara yapıyorsan? Sana güvenmemi mi bekliyorsun?" Alındım. Kendimi masum olduğuma kanıtlama ihtiyacı hissettim.

"Hayır, bana güvenmeni beklemiyorum. Ama en azından bana daha nazik davran, lütfen. Ve ben sana zarar vermek için burda değilim. Gerçekten."

Bana şüpheyle baktı. Anlaşılan onu hala masum olduğuma ikna edememiştim. Sahi neden omu ikna etmeye uğraşıyorum ki?

"Tamam o zaman, güvenmezsen güvenme. Ama bana daha nazik davran." dedim düz bir ses tonuyla. Birkaç saniye durdu. Sanırım düşünüyordu.

"Tamam masum kız. Yaptığın bu harika konuşma için sağol. Şimdi, lütfen o kısık sesini kes ve bir işe yara." Sesinde sahte bir naziklik vardı. Harika, şimdi de benimle alay ediyordu.

"Ben ciddiyim." dedin ciddi bir ses tonuyla.

"Farkındayım zaten."

Sinirlendiğimi hissettim. Ama birşey yapmadım. İçimden yapmak gelmedi. Onunla daha fazla muhatap olmak istemiyordum.

Birkaç adım geri gittim. Bulunduğumuz karanlık koridorda gözlerimi gezdirdim. "Ben seninle çıkışı bulmak istemiyorum. Kendim arayacağım."

Yüzüme baktı. Sanki şaşırmıştı.

"Tamam o zaman, ama şimdiden söyleyeyim-"

Karanlık koridorun ilerisinden gelen sesle ikimizde donduk. Ayak sesleri geliyordu. Bizim olduğumuz tarafa doğru geldiğini anlamıştık.

Ürperdim. Buraya gelen her kimse, bizi buraya getiren kişi olmalıydı. Peki şimdi ne yapacaktık? Saklanmalıydık.

Hızla etrafa baktım. Görünürde sadece benim uyandığım oda vardı. Oraya saklanırsak bizi kolayca bulabilirdi. Ayak sesleri koridorun sağ tarafından geliyordu. Sol tarafına baktım. Birkaç adım atıp ileriye bakmaya çalıştım. Belli belirsiz birkaç kapı görünce içimde bir umut filizlendi.

Arkamda kalan kıza baktım. Kaşlarını çatmış, sinir ve endişenin karışımı bir yüz ifadesiyle ayak seslerinin yaklaştığı yöne bakıyordu. Olduğu yerde duruyordu. Ona gıcık olmuştum ama onu orda bırakamazdım. O da benim gibiydi. Neler olduğunu bilmiyordu.

"Gel ilerdeki kapılara bakıp saklanalım." dedim onun duyabileceği şekilde fısıldayarak. Bana baktı. Hala bana güvenmediğini anladım. Ama o başını sallayıp yanıma geldi. İkimizde hızlı, sessiz ve dikkatlice kapılma doğru yürümeye başladık.Ayak sesleri gelmeye devam ediyordu. Her kimse bize yaklaşıyordu.

Kapıların yakınına geldik. Artık kapıları daha iyi görebiliyordum. Hepsi normal boyutta ve ahşaptı. Toplam üç kapı vardı. Solda bir kapı sağda iki kapı vardı.

Kızın kolumu dürtmesiyle omzumun üstünden arkama baktım. Parmağıyla sağdaki bir kapıyı işaret etti.

"Ben orda uyanmıştım. Oraya saklanalım." diye fısıldadı. Kolumuntutup önüme geçti.

"Ama oraya saklanırsak bizi bulu-"

"Öbür odalara da saklanırsak bizi bulur zaten." Beni kendisiyle beraber kapının önüne sürükledi. Ben birşey demedim. Kapının gıcırdayıp olduğumuz yeri belli etmesi ihtimaline karşı yavaşça açmalıydı. Ama çok az zamanımız vardı. Her an karanlığın içinden birisi çıkabilirdi.

Kolumu bıraktı. Kapıyı hızla açtığı için az gıcırdadı. İkimizde hızla içeri girdik. Kapıyı arkasından kapatınca biraz rahatladım. Oda benim uyandığım oda gibiydi. Karanlıktı.

Kapıdan uzaklaştım. O da benden birkaç saniye sonra kapıdan uzaklaştı. Ayak seslerini dinlemeye çalıştım. Sesler devam ediyordu. Birisi buraya yaklaşıyordu.

Ayak sesleri artık çok yakınımızdaydı. Neredeyse kapının önüne gelmişti. Nefesimi tuttum. Kapıya baktım. O kişi her kimse ondan ürkmüştüm. Yanımdaki kız da donmuş halde kapıya dönüktü. Benden birkaç adım öndeydi. Yüzünü göremiyordum. Ama onun da ürktüğünü, hatta korktuğunu anlamıştım.

Sesler bir anda kesildi. Dikkatimi tekrar kapıya verdim. Ayak seslerinin nerde durduğunu anladığımda bedenimden bir titreme geçti.

Ayak sesleri tam kapının önünde durmuştu. O kişi bizim burda olduğumuzu biliyordu. Kalbim korkuyla atıyordu. Şimdi ne yapacaktım? Yanımdaki kız ne yapacaktı?

Ama başka ses çıkmadı. En azından birkaç saniyeliğine.

"Siz kaybolmadan önce çoktan unutulmuştunuz. Anlayın bunu."

Kalın bir yetişkin erkek sesi. Ses tonuyla düz ve ciddiydi. Bedenim dondu. Garip bir şekilde normalden daha fazla korkmuştum. Şuan bildiğim tek birşey vardı.

Bu adam bizi kaçıran kişiydi. Ayak sesleri tekrar başladı ve kapıdan uzaklaştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.