İçeriğe geç

ESKİ BİR YARANIN İZLERİ.

Bölüm 15 · 2 dk okuma

ESKİ BİR YARANIN İZLERİ.

Bölüm 15

KAÇIŞIN BEDELİ.

Babamın sağ kolu olan adam, fenerini üzerimizde gezdirdi. Mahzenin rutubetli duvarlarına yansıyan ışık, çıkış yolunu tamamen kapatıyordu. Darcy, kolundaki kasların gerildiğini hissettiğim bir hareketle beni hafifçe arkasına çekti. Onun bu korumacı tavrı, korkumu yatıştırsa da tehlikenin büyüklüğünü azaltmıyordu.

"Eşyayı bırakın ve yukarı çıkın," dedi adam, sesi kilisenin boşluğunda yankılanarak. "Patronun sabrı tükeniyor. Sizinle burada uğraşmak yerine, sizi doğrudan onun karşısına çıkarmamı emretti."

Darcy, dudaklarında alaycı bir gülümsemeyle cevap verdi. "Patronun, elindeki belgeleri korumak için ne kadar ileri gidebileceğini merak ediyordum. Ama görünüşe göre, sadece korkakça bir pusu kurmayı becerebiliyor."

Darcy, elini ceketinin iç cebine attı. O an, bir silah çıkaracağını sandım ama o, fenerin ışığını kör edecek küçük, metal bir cihazı fırlattı. Cihaz patladığında, mahzeni kör edici bir beyaz ışık kapladı. Adamın bağırtısı ve fenerinin yere düşüş sesini duyduğumuzda, Darcy "Şimdi!" diye haykırdı.

Karanlığın içinde el ele tutuştuk. Mahzenin dar koridorlarından, kilisenin arka tarafına açılan gizli bir geçitten geçtik. Darcy'nin o karanlıkta bile yolu bu kadar iyi bilmesi beni şaşırtmıştı. "Burayı nereden biliyorsun?" diye sordum nefes nefese.

"Babamın notlarında buranın bir kaçış tüneli olduğu yazılıydı," dedi, bir yandan da tünelin çıkışındaki ağır taş bloğu itmeye çalışırken. "Onlar bu tüneli bir zamanlar saklanmak için kullanmışlar, biz de şimdi özgürlüğe ulaşmak için kullanıyoruz."

Taş blok yerinden oynadığında, dışarıdaki temiz gece havası yüzümüze vurdu. Astara'nın serin rüzgarı, yaşadığımız gerilimi bir nebze olsun dağıttı. Ancak durup dinlenecek vaktimiz yoktu. Darcy, beni kendine çekti, o an yüzündeki o ciddi ifade yerini tarifsiz bir şefkate bıraktı.

"Seni bu işin içine sürüklediğim için kendimi asla affetmeyeceğim," dedi, sesi o karanlıkta bile pürüzsüz ve derinden geliyordu. "Babanın gözü döndü, Gül. Artık bizi sadece kasabadan sürmekle kalmayacak, bizi yok etmek isteyecek."

Ona doğru bir adım attım, ellerini tuttum. "Beni sürüklemedin, Darcy. Ben bu yola kendi irademle çıktım. Sırlar, sadece onları çözmeye cesareti olanlara aittir."

Darcy, ellerimi avuçlarının arasına alıp nazikçe sıktı. O an, ikimizin arasındaki o görünmez bağın artık koparılamaz olduğunu anladım. "O zaman," dedi kararlılıkla, "bundan sonraki her adımımızda, tek bir kural var: Asla birbirimizden ayrılmak yok."

Uzaktan gelen araba motoru seslerini duyduğumuzda, artık saklanamayacağımızı anladık. Darcy beni kendine daha sıkı sarıp ormanlık alana doğru koşmaya başladığında, aslında sadece bir kaçışın değil, büyük bir savaşın başladığını biliyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.