İçeriğe geç

ESİR KRALİÇE

Bölüm 1 · 2 dk okuma

ESİR KRALİÇE

Bölüm 1

Bölüm 1

Korkmaya başladığımı kendime itiraf ettiğimde bu bir şeyi degistirmedi. Pesim sira ilerleyen sokak serserileri rahatsız edici laflar atmaya ve ıslık çalmaya devam ediyorlarladim. Yolda birinin denk geleceğini umsam da kimse gelmedi. Birkaç araba geçmişti sadece yanımdan onlar da umursamamıslardı.

"Defolun gidin şuradan. Peşimi bırakın." Dedim bir hışımla. Birbirlerine bakıp gulusmeye basladiklarinda tiksindim onlardan.

Ortalarında duran çocuk cebinden çıkarttığı bıçağını daha net görmem için uzattı.

"Bu ne biliyor musun? Ne işe yaradığını göstereyim mi?" dedi tükürür gibi. Boş bir tehdit olduğunu düşünmek isterdim bu sözlerin fakat ciddi olduklarını biliyordum.

Arkamı dönüp koşmaya başladım. Asla bitmeyen bir yolda ilerliyor gibiydim. Kaldığım yurdun daha merkezi bir yerde olmasını dilerdim fakat bu benim değiştirebilecegim bir şey değildi bu yüzden etrafıma bakıp saklanacak bir yer arıyordum. Onlar ise peşim sıra gülerek koşuyorlardı. Bu onlar için bir oyun gibiydi.

Aramızdaki mesafe açılınca saklanmya karar verdim bu yüzden tekrar etrafı kolacan ettim. O sırada ise etrafı taslı duvarla örülmüş kuyuyu gördüm. Aklımda oluşturduğum plan çok riskli olsada tek kaçma yolum buydu bu yüzden kuyuya yanaştım aceleyle.

İçinde su olmasını diledim. Bu dileğim ise gerceklesmisti. Yine de bir sorun vardı. Suyun ne kadar derin olduğunu bilmiyordum bu yüzden bir başka risk daha almam gerekliydi.

Bunu kafamda tartmam için ise zamanım olmasını dilerdim fakat öyle bir zamana sahip değildim. Bu yüzden bacaklarımı kuyuya sarkıttım ve kendimi bırakmadan önce planımın işe yaraması için dua ettim.

...

Gözlerimi açtığımda vücudumun hareket ettiğini hissettim. Suyun dalgalarına uyum sağlayan bedenim yüzeyde uzanıyordu. Kendime gelip kendimi suyun üzerinde dikleştirdim.

Etrafıma bakındıdığımda kuyunun taştan duvarlarini görmeyi bekledim. Fakat bulunduğum yer bir magaraydı. Kuyunun buraya açıldığını düşünerek yukarıya baktım. Hiç bir şey yoktu. Kuyunun girişinden yansıyan ay ışığı yoktu. kafam oldukça karışmıştı. yine de sakin kalmaya çalışım.

etrafa daha dikkatli bakınıp bir çıkış aradım. Gözlerim ise ilerideki belli belirsiz bir ışık süzmesine takıldı. Sudan çıkıp ilerlemeye başladım. Bu ışığın beni çıkışa yönlendireceğinden ise emin değildim çünkü hava karanlıktı ve bu ışık fazla parlaktı.

Yaklaştıkça ışık büyüdü ve o büyüdükçe ise seçebildiğim ayrıntılar çoğaldı. Bu çıkış kapısıydı ve dışarısı son derece aydınlıktı. Mağaradan çıkmadan önce düşündüğüm son şey kafamı çarpıp uzun bir süre baygın kaldığım oldu. Kaybolan zamanın tek açıklaması buydu.

Dışarı çıkıp etrafıma bakındığımda ise tüm vucudumu korku kapladı çünkü bu kısa bakışta bile tanıdığım her şeyin yok olduğunu anlamıştım. Uzaklarda uzanan ve dört bir yanımı kuşatan denizden bile artık kendi şehrimde olmadığımı anlamıştım. Uzaklarda tüm görkemiyle dikili devasa şato ise bunu bir kez daha kanıtlıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.