Oy ve yorumlarınızı
Bekliyorum 💜💜💜
Keyifli okumalar💜
Kulağımda uğultular, başımda uyuşukluk hissi ile gözlerimi açtım. Bir an ben neredeyim n'oldu bana
anlayamayarak etrafıma bakındım.
Pencerenin önünde ellarini arkasında kavuşturarak, dışarıyı izleyen babamı görünce, birden yerimden hızlıca kalkıp oturdum. Korkudan gözlerim irice açılmıştı. O anda gözümün önünden bodrum katta gördüklerim geçti. Kendime geldiğimi anlamış olacak ki, hemen bana dönüp yanıma geldi.
"Kızım, iyimisin?" Endişeli görünüyordu. Yanıma oturup, elini saçlarıma koyup, şefkatle okşadı. "Korkuttun beni, doktoru arayayımmı?
Ben kızacağını düşünürken o şefkatle bana bakıyordu.
"İyiyim baba" dedim.
"Bayılmışsın korumalardan biri seni alt katta bulmuş" derken yüzü çok sakin görünüyordu. Acaba aşağıda olanları gördüğümden haberi yok muydu? Soracağım soruya nasıl tepki vereceğini bilemeyerek tereddütle gözlerine bakarak sordum.
"Bodrum katta gördüklerimi sen mi yaptın? Gözlerini başka yöne çevirerek, kısa bir süre düşündü. İç çekerek yüzüme bakmadan beni cevapladı.
"Canım kızım, Zerrin'in yaptıklarını kendin duydun. Affedilir şeyler değil."
"Yinede bu yaptıkların doğru değil. Adaleti böyle sağlayamazsın. Yetkililere teslim edip gereken cezayı çekmeleri için elinden geleni yapabilirsin" dedim.
"Senin ne kadar merhametli bir kalbin var biliyorum kızım. Orada gördüklerin seni çok üzdü, belkide çok korkuttu ama emin ol onlara ne kadar işkence edersem edeyim, bizden aldıkları yirmi yılı geri veremezler. Yıllarca çok sevdiğim kadından beni mahrum bıraktılar. Evladımın kokusundan mahrum bıraktılar. Senin büyüdüğünü göremedim. Ben size çok geç kaldım be kızım." Bunları söylerken çok üzgün olduğu her halinden belli oluyordu.
"Ama böyle yaparak sende suçlu oluyorsun. O adam belki de öldü. Karısının hali gözümün önünden gitmiyor. N'olursun baba bırak onları" deyince başını kaldırıp gözlerime baktı. Sonrada birden bana sarıldı.
"Sen bunları dert etme güzel kızım. Ben yarın gerekeni yapacağım. Ayrıca adam yaşıyor." Sırtımı sıvazlayıp kokumu içine çekti. Bende onun gibi sarılıp gözlerimi kapattım. Onu hiç bir zaman Yusuf babamın yerine koyamam zannediyordum ama kan bağı böyle olsa gerek, artık babam olarak görüyordum.
Benden ayrılırken buruk bir şekilde gülümsedi.
"Sana daha doyamadan yine uçup gideceksin yuvadan. Sarp'ı sevdiğini biliyorum. Her zaman mutlu olmanı isterim kızım ve her zaman yanındayım bunu bil. Hiç bir zaman benden çekinme, benden kaçma. Her şeyini benimle paylaş. Bundan sonra baba kız olmanın tadını çıkaralım. Bana bu şansı vermeni istiyorum güzel kızım."
Konuşması bitince gülümseyip, "tamam babacığım" dedim boynuna sarılırken.
"Annem de iyi olacak. Hep birlikte çok mutlu olacağız. Bunun için bende elimden geleni yapacağım."
************
Düğüne sadece bir kaç gün vardı. O nedenle kısa sürede hazırlıklar tamamlanması gerekiyordu. Bu gün Sarp'ın annesi Aylin hanım ve kardeşi Sibel ile alışverişe çıkacaktık. Sarp'ın şirkette işleri olduğu için gelmeyecekti. Üzerime mavi kot pantolon ve askılı beyaz bir buliz giyindim. Artık havalar serinlediği için birde beyaz ince ceket giyinmiştim. Aynanın önüne oturmuş saçlarımı balıksırtı ören Hatice ablayı izliyordum.
"Saçların çok güzel Ceyda'cım. Her şekle giriyor yumuşacık ipek gibi."
"Teşekkür ederim Hatice abla, senin saçlarında güzel görünüyor."
"Yok kızım böyle göründüğüne bakma çok asi saçlarım var tarak batmıyor" deyince gülümsedim.
"Hatice abla Zerrinden haberin varmı?
"Evet. Sabah erkenden baban Zerrin'i ve yanındaki karı kocayı çıkarttırdı evden."
"Peki sence babam nereye gönderdi onları?
"Valla bahçedeki çoçuklardan duyduğuma göre Zerrin'i yurt dışına bir yere göndermiş. Nereye olduğunu tam olarak bilmiyorum. Aslında adalete teslim edecekmiş ama Atlas bey çok üzüldüğü için ona kıyamamış. Diğer karı kocayı nereye gönderdiler bilemiyorum. Zaten ikiside çok perişan durumdaydılar. Bir görseydin ikiside yürüyemiyorlardı. Korumalar kollarına girip götürdüler."
"Aslında çok yufka yürekliyimdir Hatice abla ama onlara acıyamıyorum. Resmen bizim hayatımızın içine etmişler" dedim. "Bunca yıl nasıl katlandınız o cadıya?
Duraksayıp suratıma baktı, saçımı ören elleride durmuştu.
"Ne? dedim aynadaki yansımasına bakarken.
Sanki bir şeyler söyleyecek gibi bakıyordu.
"Söyle Hatice abla ne söyleyeceksin?
"Ceyda'cım aslında ben çoktandır şüpheleniyordum Zerrinden. Ama babana diyemedim. Beni anlamazlar iftira atıyorum zannederler diye söyleyemedim. Sonuçta ben kimim ki evin hizmetlisi. Son zamanlarda Zerrin birileri ile telefonda tartışıyordu. Kulak misafiri oldum bir keresinde. O deliyi öldürün artık diye bağırıyordu. Yeter artık size ödediğim paralar diyordu karşı taraftakine. Ben karşı odayı temizliyordum. Yavaşça odanın Aralık kapısına yanaştığımda seni gördüm. Sende benim gibi onu dinliyordun.
Sonra postacı Zerrin'e bir paket getirdi. Paketi ben teslim alıp Zerrin hanıma verdim. Aradan bir iki gün geçtikten sonra aynı zarfı mutfak çöpünde gördüm. Biraz yemek bulaşmıştı ama nedense içinde neler olduğunu çok merak etmiştim. Zarfı açıp içindekileri görünce çok şaşırdım. Anneni hiç görmedim tanımam yaklaşık on yıldır bu evde çalışırım. Sadece bir kaç kez babanın çalışma odasını temizlerken çekmecesinde gördüm." Hatice abla anlatıyor bende pür dikkat onu dinliyordum.
"Babana sorduğumda kaybettiğim eski eşim demişti. Çöplükte bulduktan sonra babaanne ne, Aziz Bey'in eski eşine n'oldu ğunu sormuştum. Sağolsun herşeyi anlatmıştı. Sonra Zerrin'e olan şüphelerimden emin oldum. Senin de Zerrin'den şüphelendiğini biliyordum bu yüzden belgeleri çekmecesine koyup, anahtarıda kolay bir yere, baş ucundaki komidine koydum görünür bir şekilde" dedi. "Senin merak edip odayı arayacağını biliyordum. Neden bana gelmedin deme kızım gelemedim."
Ayağa kalkıp ona sarıldım. Demek belgeleri bulmama yardımcı olmuştu.
"Teşekkür ederim Hatice abla" dedim gözlerim dolarken.
"Hadi inelim kayınvaliden gelir şimdi" dedi. Onunda gözleri dolmuştu.
"Sakın ağlayıpta makyajını bozma" dedi.
Gülümseyerek çıktık odadan.
******
Babaannem ile bahçeye çıktığımızda Yasemin için gönderdiğim araba bahçe kapısından giriş yaptı. Arabadan Elif ve Aslı çıkınca, çok şaşırmıştım.
"Yasemin nerede? dedim.
"Ne o, bizi beğenemedinmi? dedi Aslı.
"Yasemin gelecekti?
"Çok önemli bir işi çıkmış şekerim. O nedenle bizi gönderdi."
Kızlara sarılıp öperken aynı anda Bir elimde telefon Yasemin'i aradım.
"Yasemin benden önemli ne işin olabilir? Diye çemkirdim yüksek sesle.
"Ayol senden daha önemli işlerim olamazmı?
"Olamaz, hemde böyle bir günde hiç olamaz" dedim sesim yüksek çıkmıştı. Sözünde durmaması beni biraz sinirlendirmişti.
"Dur bakalım bir sakin ol anlatacağım" demişti ama o anlatmadan yanından gelen ses ile kimin yanında olduğunu anlamıştım.
"Yasemin kiminle konuşuyorsun güzelim? Diyordu erkek sesi.
"Yasemin abim mi o? Dedim.
"Neredesiniz?
"Abinin evindeyiz canım. Beni çağırınca buraya geldim."
"Ne, seni mi çağırdı?" Çok şaşırmıştım kızlarda şaşkınlıkla bana bakıyordu. Babaannem duymasın diye biraz uzaklaşmıştım ondan.
"Abime verirmisin? Yasemin" dedim.
Abim telefonu alınca, "abi nasılsın? Neredesin? Seni çok merak ettim" dedim.
"Güzelim, biraz kafa dinlemeye ihtiyacım vardı. Senin için çok sevindim. Yanında olmak isterdim ama biliyorsun biraz dinlenmeye ihtiyacım vardı."
"Abi yerini söyle yanına geleceğim? dedim.
"Düğün alışverişine gidiyormuşsun, sonra geleceğim güzelim. Şimdi seni öpüyorum" dedi. Anlaşılan Yasemin'le keyfi yerinde idi.
******
Cem'in sürdüğü arabada ben ve iki şirin arkadaşım birde görmcem Sibel oturuyorduk. Babaannem ve Aylin hanım öndeki Erdem'in kullandığı arabadaydılar.
Sibel'i isteme gecesi arkadaşlarımla tanıştırdığım için yabancılık çekmiyorlardı. Yol boyunca gülüşerek muhabbetler ediyorduk. Cem arada dikiz aynasından bize bakıyordu. Sanki gözleri Elif'e takılı kalmıştı.
Nişantaşın'nda büyük bir mağazaya gelmiştik. Birbirinden güzel bindallı ve gelinlikler denemiştim. En son büyülenerek baktığım gelinliği giyindim. Harikaydı. Kabinin içinden çıkarak aynanın karşısına geçtim.
"Çok yakıştı güzel kızım" dedi Aylin hanım. Yanıma gelerek, büyük bir hayranlıkla beni süzdü.
"Bence bunu almalısın?" Nedense Aylin hanıma hemen alışmıştım. Çok kibar bir kadındı. Yönümü aynadan çevirip, tek tek onay almak için onlara baktım. Hepsi benim gibi çok beğenmişti gelinliği.
Gülümseyerek, "bencede" dedim. "Çok beğendim bu gelinliği." Aynaya bakarak kendi etrafımda döndüm. Gelinliğin kolları askılı, tüyler ile süslenmişti. Alt kısmı çok genişti. Prenses modeli. İçim kıpır kıpırdı. Biri bana yirmi yaşında evleneceğimi söylese kesinlikle inanmazdım. Gerçi Sarp'ın zoruyla evlenmiştim ama artık bende ona aşıktım, seviyordum. Onu doğru düzgün tanımadan.
Gelinlikçiden çıkıp başka bir mağazaya girdik. Çeşit çeşit çamaşır, gecelik, makyaj ürünleri ve bir çok şey almıştık. Alışveriş bitincede bir kafede mola verdik. Kahvelerimizi içerken, Elif ve Aslı lavaboya gitmek için yanımızdan ayrıldılar. Bir süre sonra bağırış sesiyle yerimden fırladım. Bu bizim kızların sesiydi.
Biraz ilerimizde Cem'in birine silah doğrulttuğunu gördüm. Hızlı adımlarla yanlarına ulaştım. Cem'in silah doğruttuğu kişi, Aslı'nın eski sevgilisi Alpt'i. Hırpalandığı her halinden belli oluyordu.
Kafedeki insanlar paniklemişti.
"N'oluyor burada? Dedim korkulu gözlerle Cem'e ve Alp'e bakarak.
"Yenge bu dangalak Aslı hanımın canını yakıyordu" dedi Cem.
"Sana ne lan sanamı soracağım sevgilime nasıl davranacağımı" dedi Alp. Dişlerini sıkmış burnundan soluyordu.
"Cem indir silahı" dedim. Cem yüzüme bakıp bir kaç saniye düşünüp silahını indirdi. Göz ucuyla ağlayarak Erdem'e sokulmuş Aslı'ya bakıp, "Alp Aslı seni istemiyor. Şimdi çık git buradan bir daha kızı rahatsız etme" dedim.
Alp "vay be, Ceyda'ya bak tek bir sözüne adam öldürecek tetikçileri varmış. Mafyacılığamı soyundun" derken bir iki adım attı bana doğru.
"Gel lan buraya sen bu cesareti nereden buluyorsun? Diyerek Alp'i yakasından tutarak dışarıya doğru çekiştirdi Cem.
Aylin hanım birden bana sarılıp, 'iyimisin kızım" dedi.
"İyiyim" diye cevapladım onu. Babaannem de telaşlanmıştı. Kafeden çıkarkende Erdem hala Aslı'ya sarılarak yürüyordu. Aslı'nında halinden şikayeti yoktu.
Alp şehir dışında çalıştığı için, mesafelere aldanıp, Aslının duymayacağına inanıp Aslıyı aldatmıştı. Ama hiç hesap etmediği bir şey olmuştu. Kız arkadaşı Aslı'yı arayıp aralarından çekilmesini söylemişti. Canım arkadaşım çok üzülmüştü. Daha yeni kendini toplamıştı ki Alp arkadaşlarıyla çıktığı kafede Aslıyı görüp, çok pişman olduğunu ona geri dönmesini istemişti. Aslı kabul etmeyince de zor kullanıp, sıkıca kolundan tutup zorla onu götürmeye kalkmıştı. Tabi ben ayrılma sebeplerinin sadece birbirlerini sık sık göremediklerniden sanıyordum. Arabada anlatınca çok şaşırmıştım. Bana anlatmamasının sebebi, yeterince başımda sorun var, birde o canımı sıkmak istememiş. Oysa biz beş arkadaş Yasemin, Elif, Aslı, Kaya ve ben birbirimizi çok seviyor, derdimizi her zaman paylaşıyorduk.
Eve gelince ilk annemin odasına koşmuştum. Bu gün benim için neler alındı ve ne kadar mutlu olduğumu anlattım. Ben anlattım o gözlerime bakarak beni dinledi. Gerçi beni anlıyormuydu bilemiyorum. Odadan çıkıp kendi odama geçecekken birinin ismimi seslendiğini duydum.
"Ceyda" bu aile doktorumuz Koray beydi.
"Seni görmek ne güzel" dedi gülümseyerek. "Nasılsın."
Bende onun gibi gülümsedim.
"Son bir kaç gündür sık sık görüyorsun beni zatan."
"Evet her gördüğümde ilk defa görmüş gibi büyüleniyorum Ceyda" dedi gülümsemesi solmuştu.
"Ağzından çıkanların farkındasındır umarım" dedim kaşlarımı çatarak. Arkamı dönüp odama doğru yönelmiştim ki, kolumdan tutup beni kendine çekti. Büyük bir şaşkınlıkla yeşil gözlerine baktım.
"Dur Ceyda seninle konuşacaklarım var."
"Bırak kolumu" diyerek, kolumu elinden kurtarmaya çalıştım.
Kolumu daha sıkı tutarak, "o adamla isteyerek evlenmediğini biliyorum. Ben sana ilk görüşte tutuldum Ceyda, bana evet dersen seni buralardan alıp giderim. Benim olursun."
"Sen kafayı yemişsin, bırak beni yoksa avazım çıktığı kadar bağırırım" dedim.
"Defol buradan birde annemi senin gibi bir piskopata emanet ediyoruz. Babama her şeyi anlatacağım."
Derin nefes çekip, "tamam gidiyorum kimseye benden bahsetme" diyerek kolumu bıraktı.
"Söylediklerimi iyi düşün. Sonra yine konuşacağız" dedi ve gitti.
Babam eve gelir gelmez bu adamı kovmasını, başka bir doktor bulmasını söyleyecektim.
************
Bu gün benim için büyük bür gündü. Bayanlar arasında kına gecesi yapacaktık. Ne yazıkki Sarp bu gün de gelmeyecekti. Pembe pijamalarımı çıkarıp üzerime siyah bir şort ve bordo rahat bir tişört giyindim. Odamdan çıkıp büyük bir neşe ile merdivenleri koşarak indim.
Salona girerek ilk önce babaannemin yanaklarını sıkarak öptüm. Sonrada dedeme ve babama sarılarak masaya geçtim. Üçüde bana gülüyordu.
"Hep böyle neşeli ol kızım" dedi babam. Ardından dedem konuştu.
"Bu evde neşe ile koşacağın günleri göremeden bizden uzakta büyüdün. Biz senin çocukluğunu göremedik, bu hallerinide göremeden yine uçup gidiyorsun." Üzüldüm bir an kendimi onların yerine koydum.
"Aman Ahmet nasıl konuşuyorsun? Torunumun böyle güzel bir gününde" diyerek sitem etti, babaannem dedeme.
Burukça gülümseyerek, "evlendim diye uzağa gitmiyorum ya. Hem ben sık sık gelir koştururum evin içinde merak etmeyin. Bu seferde benden bıkar, Ceyda kızım senin evin yokmu? dersiniz bana" dedim.
Hep birlikte sohbet ederek gülüştük.
"Baba abim gelmeyecekmi?
"Yarın gelecek" dedi. "Yaşadığı şoku hazmetmesi için biraz uzaklaşması gerekiyordu kızım. Yarın gelecek ve kuşağını abin bağlayacak. Seni en mutlu gününde yalnız bırakmayacak."
"Şey, baba bir konu daha var." Nasıl anlatacaktım. Olduğu gibi söylesem o doktorun başına neler geleceğini kestiremiyordum.
"Şu doktor, Koray bey onu hiç gözüm tutmuyor. Onun yerine başka bir doktor bulsan olmaz mı?
"Neden? Sana bir yanlışı mı oldu?" Dedi kaşlarını çatarak.
"Hayır sadece işini sallıyor gibi geliyor bana. Annem için daha iyi bir doktor ayarlayalım" dedim
Başını onaylar gibi sallayarak, "olur kızım" dedi. "Koray ile konuşurum daha iyi bir doktor bulurum."
Korumalardan biri salona gelerek babama, "efendim Sarp bey tarafından Ceyda hanıma çiçek geldi. Nereye almamızı istersiniz? dedi.
Ben büyük bir heyecan ile gülümserken babam, "salona getirin" dedi.
Elinde koca bir buket kırmızı gülle korumalardan biri salona girdi. Ardından başka bir koruma daha büyük bir çiçekle geldi. Ardında biri daha. Ben büyük bir şaşkınlıkla ayağa kalkarken, çiçeklerin sonu gelmiyordu. Salon çiçeklerle dolmuştu. Sonunda çiçekler bitip, korumalar çıkınca saymaya başladım tam yirmi yani benim yaşım kadar çiçek vardı burada.
Mutluluktan içim içime sığmıyordu. Sanki bir rüyada gibiyim. Her şey çok güzel ilerliyordu. Bu büyünün hiç bozulmasını istemiyordum. Çiçeklerin her birinde küçük küçük notlar vardı. Okudukça heyecan basıyordu.
******
Akşam olmuş arkadaşlarımın yardımıyla hazırlanmıştım. Saç makyaj için kuaför gelmişti. Kırmızı bindallığımın yandan eteklerini tuttum. Derin derin nefesler alarak heyecanımı gidermeye çalıştım.
"Ceyda'cım çok heyecanlısın? dedi Elif. Üçü birden kahkaha atarak güldüler.
"Bu gece bu kadar heyecan yaparsan yarın napacaksın bilemiyorum."
Kaşlarımı çatarak onlara baktım.
"Sizide göreceğim. O gün gelsin bende sizinle dalga geçeceğim" dedim.
"O gün çok uzakta değil zaten maşallah Yasemin abim ile işi ilerletmiş. Elif dün gün boyu Cem bey gözlerini ayırmadı üzerinden. Hele Aslıyı hiç sorma dün Erdemin kollarında gayette halinden memnundun" dememle üçüde şaşkınca bana ve birbirlerine bakıyordu.
"Şimdi hadi artık inelim aşağıya" diyerek odanın çıkışına doğru yürümeye başladım. Onlar benimle dalga geçerse bende herşeyi yüzlerine vururdum böyle.
Evin büyük salonu çok kalabalıktı bu kadar kalabalık olacağını düşünmemiştim. Kınayı bayanlar arasında yapacaktık. Erkeklerde kendi aralarında eğlence yapacaklardı.
Doğup büyüdüğüm mahallede kına gecesi olduğunda damat gelinin kınalı elini yedi cami dolaşıp yıkardı. Acaba Sarp'ta gelip benim elimi yıkarmıydı. Benim için bir cami yeterdi.
Sarp'ın akrabaları, benim hiç tanımadığım akrabalarım bir çok bayan gelmişti. Hepsine göşgeldiz diyerek benim için hazırlanan yere oturdum. İçeriye giren Firuze abla bana yaklaşıp sarıldı.
"Ceyda'm çok güzel olmuşsun. Seni çok özledim" dedi.
"Bende seni özledim Firuze abla" dedim. Elimden tutarak hadi kalk bu gece senin gecen kurtlarımızı dökelim" dedi.
Arkadaşlarım, Firuze abla, Sibel hep birlikte müzüğin sesini açıp oynamaya başladık. Bizi gören davetlilerde eşlik etti. Doğru, bu gece benim gecemdi. O zaman güzelce eğlenecektim. Kaç gündür Kaya'yı göremiyordum yoğunluktan ama yarın gelecekti.
Bir yandan dans ediyor bir yandan da şarkılara bağırarak eşlik ediyorduk. Herkes halinden memnundu.
"Ceyda" Sibel'in seslenmesiyle ona döndüm. Elimden tutarak beni çekiştirdi.
"Kına yakma vakti geldi. Hadi gel" diyerek beni ortaya koyulan bir sandalyeye oturttu.
Bir elime Sibel diğer elime Elif kına yaktı. Aylin hanım avucuma bir altın yerleştirdi. Ellerime kırmızı bindallığımın eldivenlerini geçirip iplerini bağladılar.
Beni ağlatmak için dıramatik türküler söylemişlerdi ama ben ağlamamştım. Gecenin devamında da çok eğlenmiştik.
Lavabo ihtiyacımı gidermek için koridordaki lavaboya girdim. İşim bitince çıkıp ilerliyordum ki, ben daha n'olduğunu anlamadan, bir el tarafından geriye çekildim.
Kolunu arkamdan boynuma dolamış, nefesini boynumda hissediyordum. Tereddütle, "kimsin? dedim.
"Benim güzelim" dediğinde bunun Koray olduğunu öğrendim.
Gözlerim dehşetle açılarak, "bırak" diye bağırdım. Kolu boğazımı sıkıyordu.
"Bağırmazsan bırakacağım" dedi.
"Tamam bırak" dedim.
Kolunu gevşeterek beni kendine çevirdi.
"Bu düğün olmayacak Ceyda" dedi yeşil gözlerini bana dikerken. Hala çok yakınımdaydı. Kollarımı sıkıca tutmuş bırakmıyordu. Ne kadar uğraşsamda kollarımı kurtaramıyordum.
"Onunla evlenemezsin benim olacaksın. Şimdi buradan çıkıp gidiyoruz" diyerek beni mutfağa doğru çekiştirdi zorla.
"Buradan çıkamazsın. Korumalar seni vurur bırak beni" diye bağırdım.
"Hiç bir şey olmayacak, seni almadan gitmeyeceğim. Seni o şerefsize bırakacağımımı sandın. Zaten onu sevmiyorsun. Beni seveceksin."
O anda Sarp'ın sesi yankılandı.
"N'oluyo lan burada" ikimizde durduk. Arkama baktığımda Sarp bütün heybetiyle bize doğru geliyordu. Çok şükür kurtulmuştum. Sarp'ın öfkeden kaşları çatılmış yüzü gerilmişti çok korkunç görünüyordu. Kurtulduğuma sevinmelimiydim yoksa üzülmelimiydim.
Bir hışımla yetişip beni Koray'ın elinden kurtardı.
"Ulan şereşsiz" diyerek Koray'ın yakasından tuttuğu gibi kafa attı.
"Sen kimin karısını alıyormuşsun? Diyerek, küfürler saydırıyor, yere düşen Koray'a yomruklar savunuyordu.
"Sarp öldüreceksin yapma" dedim bir kaç kez Sarp öfkesinden beni duymuyordu.
"Dur yeter" diye bağırdı Koray.
"Ceyda seni sevmiyor anladınmı o beni seviyor" dedi. Sarp aniden durup başını kaldırıp, bana döndü. Büyük bir şaşkınlıkla başımı yana sallayıp Sarp'a baktım. Buna inanamazdı. Benim onu sevmediğime inanamazdı.
