İyi okumalar...Acı bütün bedenimi esir alırken gözlerimi açmak zorunda kaldım. Kollarımı acının en çok olduğu yere dolarken yatakta iki büklüm oldum. Tahminlerim doğru çıkmıştı o kızarmalar falan hepsi bundandı. Regl olmuştum ve ben regl olduğumda gerçekten ölüyormuş gibi oluyordum. Karnımın ağrısı şiddetlenirken dudaklarımdan bir inilti kaçtı. Ateş çoktan gitmişti bu beni mutlu edecekken üzülmeme neden olmuştu. Hep hastalıktan bunlar, ilgiye sevgiye açtım. En olmayacak kişiden bile bunu istiyorsam bence ben ölmeliyim. Yerimden zorlukla kalkıp banyoya girdim. İşimi hallettikten sonra tekrar yatağa girdim. Kapı çalındığın da zar zor cevap verebilmiştim. Kapı açıldığı zaman ardında görülen Aslıya baktım. Yüzü yüzümü inceledikten sonra endişeye bürünmüştü. "Arya hanım iyi misiniz, neyiniz var böyle? Yüzünüz kıpkırmızı olmuş."Evet şuan bir yanım açık kalsa üşüyorum ama bir yandan da ateş basmıştı. "İyiyim. Merak etme."Sesimin tonundan nefret ettim bir an, iyiymiş ölüyordum ne kadar iyi olabilirdim ki! "Ben Ateş beye haber veriyorum."İtiraz etmek için açılan ağzımı görmeden çıkan Aslıya kızsam da içimde bir rahatlama olmuştu. Hastaydım ve yanımda onu istiyordum. Biliyorum hiç normal değil ama inanın ki hastayım bunlar hep hormonlardan. "Al abla."Aslının elinde ki telefona baktıktan sonra elime aldım. Yutkunduğum da bir elim hala karnıma sarılıydı. Telefondan keskin sesi kulaklarımı doldurdu. "Neyin var?""Ağrım var." Boğazımı temizledikten sonra konuşabilmiştim. Umarım daha da konuşturmazdı."Başın mı ağrıyor?" "Hayır, ben- şey regl oldum."Sustuğumda karşımdaki de sustu. Düzenli nefes alışverişini dinlerken karnımın ağrısına kendimi salmamak için zorluyorum. "Ne zaman geleceksin?" Sorduğum soruya kendim şaşırmıştım. Kendimi tokatlamak istiyordum. Ne diyeceğini beklerken dikkat kesilmiştim. "Ne zaman gelmemi istersin?" Başımı yorgana gömmek istiyorum. "Şey yani ben öylesine şey et-""Tamam geliyorum. Karım beni istiyorsa hemen gelirim." Yüzümün hastalıktan dolayı kızardığını kanıtlamak isterdim. Rahat bir nefes verdiğim de kendime de şaşırdım. Ateşi bu kadar yanımda istiyor olmam yalnız olduğum içindi. Yutkundum, ağrımı yeniden hatırlayarak telefonu kapattığımda Aslı ateşime bakmak için avucunu alnıma yaslamıştı. "Ateşiniz yok ama soğuk soğuk terliyorsunuz."Hep böyle olurdu."Aslı bana anneni çağırır mısın?" Bunu söylediğim an da kapıda beliren kadınla göz göze geldim. Endişeli gözüküyordu. "Arya hanım kızım iyi misin?" "Çok sancım var. Babamın evinde dadım bana bir bitki çayı yapardı, uyumamı sağlıyordu. Rica etsem arayabilir misiniz?" "Tabii kızım."Telefonumun şifresini çözerek Sema teyzenin numarasının üstüne bastım, Sultan hanım avuçlarımdan telefonu aldığında gerisin geri yerime uzandım. Oda da yalnız kaldığım an dişlerimi birbirine bastırarak sancıların acısını inleyerek belli ettim. Hızla cenin pozisyonuna girerek kollarımı sıkıca karnıma doladım, kapı çaldığında bir şey söylemedim ama kapı ardına kadar açıldı. Aslı'nın Sultan hanımla beraber getirdiği kupayı bana doğru verdiklerinde titreyen vücuduma inat doğrulmaya çalıştım. "Siz çıkabilirsiniz." Sultan hanım endişesini gizlemeden yüzüme bakmaya devam etti. "Aslı seninle kalsın." Dudaklarıma götürdüğüm bitki çayından bir yudum aldığımda midem daha çok bulanmaya başladı. Başımı yavaşça iki yana doğru salladım. "Gerek yok, teşekkür ederim." Israr etmelerine fırsat tanımadan gittiklerinde elimde ki bitki çayını daha fazla içemeyeceğim için uzanıp komidinin üstüne bıraktım. Bozduğum pozisyona geri dönerek yeniden inledim, karnıma bıçak saplayıp çıkarıyorlardı sanki. Daha fazla dayanamadığım için ağlamaya başladığımda gözyaşlarım arttıkça daha çok ağlayasım geliyordu. İki büklüm olmuş ağlayışlarım arasında sıkıca kavradığım karnımda ki ağrı yeniden inlememi sağladı. "Güzelim?" Sessiz ağlayışım hıçkırıklara yerini bıraktığında duyduğum ses ağlamamı hızlandırmıştı. Yatağa çıktığını ve bana doğru geldiğini hissettiğimde başımı yastığa gömerek sesimin boğuk çıkmasına neden oldum. Güçlü kolları belimi sararak kendi bedenine yasladı, ellerimin yerine kendi ellerini yerleştirip beni biraz daha kendisine çekti. Hala deli gibi ağlıyordum. "Ağlama Arya'm." Burnumu çektim. Ellerini karnımda yavaşça hareket ettirmeye başladığında sancılar yüzümü buruşturmama neden oluyordu. Ağrım uyuşmaya başladığında gözyaşlarım yerini iç çekişlere bırakmıştı, elinin çıplak tenimde gezinmesi uykumu getiriyordu. Ona doğru dönmeye çalıştığımda bana izin verdi, yüz yüze geldik. Elleri hala tenimde geziniyor, soğuk elleriyle acımı alıyordu. Başım ağrıdığında ilaç almama gerek kalmadan kokusunu duyumsadığımda ağrım kesiliyordu. Bunu nasıl yapabiliyordu? Yavaş ve sakince açıp kapattığım göz kapaklarım iyice ağırlaştığında geniş omzuna başımı yaslayarak sessizce iç çektim. Ellerim göğsünde, başım omzundaydı. "Hem acım hem de ilacım olmayı nasıl başarıyorsun?" Fısıltı şeklinde ki yakarışın ardından gözlerime batan uykuya yavaşça teslim oldum. <•Ağrıdan uyuyakalmıştım, gözlerimi açarak çevreme baktım. Hemen dibimde Ateş'in göğsü vardı. Başımı kaldırarak ona göz ucuyla baktım, iri elleri saçlarımdaydı. Burnunu saçlarıma yaklaştırıp gözlerini kapatarak kokumu içine çektiğine şahit olduğumda kalbim teklemişti. Karnıma ağrı bir an da girdiğinde inleyerek kasığımı üstünü tuttum, siyah irisler uyandığımı anlayarak hızla bana döndü. "Hastaneye gidiyoruz, uyanmanı bekliyordum." Kalkmaya çalıştığında omzundan bastırarak kalkmasına engel olmaya çalıştım, elimin üstünde serum iğnesi vardı. Bunu yeni fark etmiştim. "Gerek yok Ateş, sadece birkaç saat için ağrım geçer o kadar." Kolumda ki serumu gösterdim. "Bu iyi gelir." İrislerinde gezinen endişe kırıntıları gerçek miydi emin değilim ama benim için kaygı duyduğunu halinden ve tavrından kolayca anlayabiliyordum. Elini çıplak tenime bırakarak ovmaya başladığında bedenim dokunuşlarının etkisine girdi. "Hep böyle mi olacak?" Omzunda ki başımı olumlu anlamda salladım. "İlk zamanlarda ağrım olmuyordu ama daha sonra hareket edemeyecek kadar çok ağrımaya başladı. Doktorlar sadece ağrı kesici ve ilaç vermek dışında başka bir şey yapamıyorlar." Ateş'in sinirlendiğini hissettim. "Hep böyle canın mı yanacak?" Yutkundum. Tenimin kızarmaya başladığını hissediyordum. "Bir ihtimal evlenirsem geçecekmiş.""Sen evlendin ama hala niye geçmedi?" Şuan yer yarılsa içine ilk giren olmak istiyorum, ben bu adama şimdi ne diyeceğim? "Yani bir bebeğim olmalı."Birkaç saniye bir şey demediğinde yüzüne baktım. Gülümsüyordu buda bildiğini ama beni konuşturmak için öyle sorduğunu gösteriyordu. Omzuna bir tane yumruk attım ve cırladım."Ateş ya madem biliyorsun beni niye konuşturuyorsun?"Ateş az önce yumruk attığım yere bakıp bana baktı, dudağımı ısırdığım da ne yaptığımın farkına vardım. Ben ne içmiştim böyle Ateşe yumruk atıyordum. Eli yanağımda yerini aldığında hafifçe okşadı. Beni kendisine çekip ısırdığım dudağımı öptü. Uzun bir buse kondurup beni çok uzaklaştırmadan geri çekti."Dudaklarına yalnızca ben zarar verebilirim."Kalbimin göğsüme art arda tekme atışını umursamamaya çalışarak beni yeniden göğsüne çeken Ateş'e karşılık kollarımı beline doladım. Ateş elimin üstünde ki serumu canımı acıtmamaya özen göstererek çekip çıkarttığında göz kapaklarım ağırlaşmıştı, istemsizce hayran olduğum kokusunu derince içime çekerek gözlerimi kapattım. Ateş beni daha sıkı kavradı, çenesini başıma yaslayarak dudaklarını tenimde bir kez daha hissettim. Kapının çaldığını ve Ateş'in bir şeyler söylediğini duydum ama uykuma esir düştüm. Tıpkı kollarına esir düştüğüm gibi.. "Acını geçirmek için burada bekliyor olacağım güzel olanım."Cengizden...Rengarenk yaptırdığım çiket buketini alarak arabadan çıktım. Gözlüklerimi taktıktan sonra yürümeye başladım. Önüme çıkan yazıya bakarak iç çektim. Yaşayan her canlı ölümü bir gün tadacaktır. Nefesimi dışarıya bırakıp kısa bir duraksamadan sonra tekrar devam ettim yürümeye. Gittikçe içime dolan duygudan nefret ettim. Buraya hep Aryayla gelirdik ilk defa tek geliyordum ve bu beni olmadığım kadar stresli hissettiriyordu. İşte Aryanın beni güçlü ettiği durumlardan biri daha. Çiçeği avuçlarımda daha sıkı sardım, yaklaştıkça. Sonunda görüş açıma giren mezarla bir süre olduğum yerde kaldım. Gökyüzüne bakıp derin bir nefes aldıktan sonra tekrar devam ettim yürümeye. Mezarın tam karşısında durduğumda dudağımı ısırdım. Önce bu güzel kadını daha sonra Aryamı kaybetmiştim. Mezar taşının kenarına oturdum, çiçekleri yerine özenle serdim. Geçen sefer Aryayla getirdiklerimiz kurumuştu. Boğazımı temizledikten sonra konuşmaya hazırdım. "Güzellik uykun bitmedi mi hala halacım." Toprağın üstünü hafifçe okşamaya başladım. Kızgın bir tavırla konuşmaya devam ettim. "Hem sen zaten hayatımda ki en güzel kadınsın. Ne diye bu uyku. Seni özledik, özellikle Arya çok özledi. Senden sonra hiçbir şey yolunda gitmiyor hala. Arya hiç istemediği, istemediğim bir yerde ve bunun için elimizden hiçbir şey gelmiyor hala. O hep kırılıyor, hep üzülüyor buna engel olamadığım için kendimden nefret ediyorum. Söylesene hala sen burda olsaydın bizim yapamadığımızı sen yapar mıydın?"Dudaklarımdan küçük bir kahkaha çıktı. "Benimki de soru mu dimi, yapardın konu Arya oldu mu hepimizi çiğnerdin. Gel hala gel lütfen, Arya'yı kurtar oradan kurtar o adamdan. İstersen buna engel olamadığımız için bizimle konuşma ama gel hala. Onu geçen gün gördüm, artık istediğim de göremiyorum bile. Zayıflamıştı hala, biliyorum hala sen hiç gelmeyeceksin Aryada oradan kurtulamayacak. Hala hiç iyi değilim, yanımda kimse yok. Arkadaşlarım dediklerim Arya gidince gözümde hiç oldular galiba Arya o adamla mutlu olmaya çabalıyor, kabullenmiş onu. Sence bunu doğru yani Aryayla Ateş doğru mu?"Etrafıma bakındım bilmiyordum, Ateş Aryaya bazen baktığında onu inceliyordum. Duygularını anlamıyordum seviyor muydu bunun için mi onunla evlenmişti. Ama onunla tanışarak evlenmek varken bunu yapması sevdigini mi yoksa başka bir şeyi mi ifade ediyordu? Gerçi Ateşti bu işini şansa bırakmazdı. Onu daha önceden tanıyordum ama hiç bir kadınla haberlerinin çıkmadığını biliyordum. Belki gerçekten öyleydi Ateş Yakar Aryaya aşıktı. Eğer olsaydı memnun olur muydum peki?Olurdum Arya sevilmeyi hakkediyordu, her şeyiyle en iyisini hakkediyordu. Halamla kendimden bahsettim bu sefer, babamı amcamı anlattım. Mezar taşına bir buse kondurup yanından uzaklaştım. Arya hep böyle yapardı, ve hep ağlardı. Mezarların arasında yürürken aklımda Ateş vardı. Bir kaç metre ötede önüme çıkan bir kadın görüş açıma girdi. Simsiyah giyinmiş önümde yürüyordu. Ağladığı her halinden belliydi. Yürürken başına taktığı eşarbın saçlarını bırakıp omuzlarını örtmesini izledim. Sarsak sarsak yürürken onu dikkatle izlemeye devam ettim. Kız olduğunu anlamıştım, ona doğru hızlıca yürüdüğümde bunun yetmeyeceğini anlayıp koştum. Kız kollarımın arasına yığıldığında onu tutmanın verdiği rahatlıkla yüzüne baktım. Siyah saçları yüzünün yarısını kaplıyordu. Etrafıma bakındıktan sonra kolumu bacağının altından geçirerek kucağıma aldım. Yüzü saçlarının çekilmesiyle ortaya çıkmıştı. Beyaz yüzünün göz altlarında uzaktan bakılırsa farkedilmeyecek çiller vardı. Başımı çevirip başka yöne baktım. Kızı arabaya bindirdiğimde şoför koltuğuna geçip arabayı en yakın hastaneye gitmek için sürdüm. Kızdan gelen sayıklamalar önce sessiz daha sonra ise yüksek bir sesle sayıklamaya başlamıştı. Kıza baktığım da irkilerek gözlerini açtı. Etrafına kısa bir bakış attıktan sonra baygın bakışlarla arabayı kullanan bana döndü. "İyi misiniz? Mezarlıkta bayıldınız sizi birazdan hastaneye götüreceğim.""Hayır hastaneye götürme beni, lütfen."Kız gözlerini tekrar yumduğun da başımı seslensem de galiba tekrar bayılmıştı. Onu bir kez daha süzüp nereye götürme konusunda düşündüm. Bari evini söyleseydin kızım ya. Başımı koltuktan zorlukla kaldırınca inledim. Boynum tutulmuştu çünkü yatağımda değil de koltukta uyuyakalmıştım. Başımı yatağa çevirdiğim de ani bir manevrayla son anda kurtulmuştum. Kızın iki elini başının üstünde tutarak elinde ki vazonun yere düşüşünü ve parçalanmasını izledik. Debelendiğin de onu daha sıkı tuttum. "Bırak beni!" "Kızım manyak mısın? Bir dur lan!""Kimsin sen, beni niye buraya getirdin?" "Bak sakinleş seni bırakayım. Kötü bir niyetim yok.""Kötü bir niyetin yoksa yatakta ne arıyorum ben?""Kötü bir niyetim olsa neden koltukta uyuyorum?" Sinirle söylediklerim karşısında kız birkaç saniye düşündü. Kızın kolunu bırakıp arkama döndüm. Hem iyilik yapıp evime odama getirmiştim hem de sapık damgası yiyordum. "İyi o zaman benim burada ne işim var?"Arkama tekrar döndüğüm de baygınken melek gibi masum olan kız şimdi ellerini beline koymuş bana tehditvari bir şekilde bakıyordu. Gülmemek için dudağımı ısırdım ve başımı başka yöne çevirdim. Ciddiyetimi geri alınca bende ona umursamazca baktım."Mezarlıkta bayıldın seni hastaneye götürecektim ama arabada uyanıp götürmememi istedin. Bakıyorum da yanlış yapmışım. İyilik yap denize at cinsinden." Biraz daha pişman olduğunu gözlerinden görmüştüm. Yine de tavrını değiştirmemiş ellerini belinden çekmemişti. "Biraz daha kibar olabilirdin!""Ha bunu uyandığımda başıma vazo vuracak kız mı söylüyor? Çattık ya!""Tamam ya iyi ki bir iyilik yaptın."Boğazını temizleyip ellerini belinden indirdi. Bakışları utangaç bir çocuğun bakışlarına dönmüştü. "Beni hasteneye götürmediğin için teşekkür ederim. Yani her şey için teşekkür ederim az önce ki hareket için de özür dilerim yani haksız mıyım sence uyanıyorsun ve hiç bilmediğin bir yerdesin. Bence başına böyle bir olay gelen herkes bunu yapar. Ben Sina, Sina Okur."Kıza göz devirmek istesem de az önce o kadar konuşmayı bir daha kaldıramayacağımı kanaat ettiğim de uzattığını elini tuttum. "Bende Cengiz Yankı."Gözlerimin içine kısa ama ne olduğunu anlamadığım bir şekilde baktıktan sonra gözlerini kaçırıp elini de çekmişti. Tam bir baş belası. Babamların evinin dışında kaldığım başka bir ev daha vardı. Kızı oraya götürmeyeceğim için buraya getirmiştim. Kıza tekrar baktıktan sonra elimi yanağımda ki bir noktayı kaşırken buldum. "Aç mısın?"Arya'dan..Duş alamadığım için sadece iç çamaşırlarım dahi tüm kıyafetlerimden arındığımda elimi ve yüzümü yıkadım, tenim kızarmıştı. Gözlerim yeni uyandığım için daha açık bir tondaydı, ciğerlerime küçük bir nefes bahşederek ıslak ellerimi boynuma sürttüm. Biraz olsun kendime geldiğimde giydiğim pjama takımının üst kısmını çekiştirerek daha rahat olmayı umdum. Olmadığım kadar değişik ve karmaşık hissediyordum, bir şeyler oluyordu.Ve o bir şeyler ben ve Ateş'in arasında ki olaylardı.Daha sakindik. O sorun çıkartmadıkça sorun çıkarmaya niyetim yoktu ama bu halimizin nedenini kendime bağlıyordum, hassas olduğum için daha çok açık düşünür olmuştum. Bu durum da iyi hissetmem doğaldı bence, kim kötü olmak isterdi ki? Derin bir nefes aldım, ben de kötü olmaktan bıkmıştım. Ateş'in beni bırakacağı yoktu ve ben yorulmaktan yorulmuştum. Aynada kendime bakmayı bırakıp banyodan çıktığımda Ateş'in yatakta ki bedenini gördüm. Banyoya üstümü değiştirmek için gideceğim sırada onu geldiğimde uyandırmamı söyleyerek uyumuştu. Küçük adımlarla ona ulaştığımda keskin ifadesinde gezdirdim irislerimi, görmek istemeyeceğim kadar yakışıklıydı. Kötü adamlar çirkin olmaz mıydı? Bu adam niye bu kadar baştan çıkarıcı bir karizmaya sahipti peki? Kasıklarımda ince bir sızı hissettiğimde Ateş'e iyiden iyiye yanaşmış ve üstüne eğilmiştim. Elimi güçlü omzuna dokundurup hafifçe sarstığımda bu onun için bile oldukça küçük bir dokunuştu. Yüzüne yeniden döndüğümde kirli sakalları karşısında ona dokunmak isteyen tarafıma çattığım kaşlarımla izledim. Kendime zaman ayırmayı bırakarak Ateş'e odaklandım."Ateş."Hafif bir kıpırdamadan sonra gözlerini açtı, aynı an da bende elimi geriye çektim. Uykudan yeni kalkmamış gibi dinç ve keskindi bakışları, yavaşça süzdü ifademi. Doğrulduğunda yine ona alttan bakan ben oldum. "Ateş gitmesen olmaz mı? Benim yüzümden hiç uyuyamadın." Neden gitmesini istemediğimi bilmiyordum ama benim yüzümden uyumadığını bildiğimden kötü hissediyordum. Biçimli kaşları hayretle havalandı ve ne olduğunu anlayamadan belimden tutarak beni kendisine çekti. Kucağında olduğumu anladığımda sertçe yutkundum, yarı çıplak oluşu da tenimi biraz daha kızarttı. "Seni yalnız bırakmak istemiyorum ama bu toplantıyı erteleyemem." Burnu elmacık kemiğime sürtündü. Bilerek yaptığını bilinciyle elimin altında ki koluna tutundum. "Ama eğer ki kocanın seni bırakmasını istemiyorsan bunu sesli söylemen yeter, gitmem."Kalbim tarafından delicesine dövülen göğsüm acımaya başlamıştı. Saatlerdir koşmuşum gibi nefessiz kalmıştım, bana biraz daha yaklaşan Ateş'ten bakışlarımı çekemiyordum. "Gitmemi istiyor musun?"Yutkundum. Birazdan kollarının arasına yığılacağımdan haberi yoktu. Kaçmak istercesine kaçırdım gözlerimi, hemen dibimde olan dudaklarını fark ettiğimde dudaklarımız birbirine çarpıştı. Ateş'in dolgun dudakları kıvrıldı, önce küçük bir buse kondurdu ardından beni yavaşça öpmeye başladı. Titreyen bedenimi kollarının arasına çekerek titrememe engel olmak adına sıkıca tuttu bedenimi, fakat ben daha çok titredim. Eli tişörtümün içine girerek çıplak tenimi yokladı, dudaklarını dudaklarıma biraz daha bastırdı. Hafifçe geriye çekildiğinde bunu beklemiyordum, kapattığım gözlerimi açtığımda aramızda mesafe kalmamıştı. "Bana karşılık verir misin?" Kalbim tekledi. Gözlerim istemsizce irileşti, sesi ve ifadesi karşısında bozguna uğramıştım. "Nasıl güzel sevilir bana öğretir misin?" Böyle konuşmamalıydı. O böyle konuştukça bana muhtaç olduğunu düşündürtüyordu, dudaklarını dudaklarıma sürttü. "Ben nasıl sevilir bilmiyorum Arya'm." O karmaşanın içine öylesine bırakmaya devam etti ve konuşmayı da bırakmadı. "Beni sevmeni istiyorum, bana seni sevmeyi öğretmeni istiyorum." Boğazıma dizilen onlarca yumru arasında Ateş kapattığı gözlerini araladığında nefessiz kalmıştım. Bir şey söyleyecek durumda olmadığımı görüyordu, dudaklarıma yeniden eğildiğinde biraz önceden daha tutku doluydu, istekliydi. Şaşıran ifademi geriye atarak gözlerimi kapattım, göğsünde ki ellerimi ensesine çıkararak dudaklarımı hareket ettirdiğimde Ateş duraksadı. Ne yapacağımı anlamıştı, ona gösterecektim. Beni kollarının arasına iyice çekerek dudaklarımda ki baskısını arttırdı, ben ise tecrübesizce tadını sevdiğim dudaklarını öpmeye çalışıyordum. Gülümsediğini hissettim, birkaç santim geriye çekildi. "Alt dudağımı ağzının içine al ve em." Bana öpüşmeyi öğretiyordu, yutkunarak ona yaklaştım. Islanan dudaklarımı dilimle ıslatarak yeniden ıslattığımda üst dudağından daha dolgun olan alt dudağını iki dudağımın arasına aldım. Elimin altında ki beden gerim gerim gerildi, çıplak tenimde ki eli sıkılaştı. Dudağını emmeye başladığımda Ateş ağzımın içine doğru inledi. "Bağımlılık yapıyorsun." Ne dediğini anlamamıştım, kasıklarımda ki tatlı sızı daha çok artmıştı. Kucağında yükselerek yüzüne doğru eğildiğimde Ateş daha fazla dayanamamış ve öpüşmeyi devralmıştı. Bunu neden yaptığıma dair hiçbir fikrim yoktu. Sadece onu öpmek istemiştim ve öpmüştüm. Hormonlarım horon tepiyordu. Karnımda ki tatlı sızı yerini sancıya verdiğinde acı dolu bir inlemeyle geriye çekildim. "Ahh." Ateş önce yüzüme ardından iki elimle tuttuğum karnıma baktı, beni kendisine çekerek üstünde uzanmamı sağladı. Ellerimi geriye çekerek kasıklarıma masaj yapmaya başladı, aynı an da ikimiz de derin bir nefes aldık. Bana baktığını hissederek başımı eğdikçe eğdim, kıpkırmızı olmuştum. Onu öpmemeliydim. "Gitmeyecek misin?" Beni kendisine biraz daha çekti, cevabımı almıştım. "Gitmeyeceğim." "Toplantın?" Gitmesini az öncekinden daha çok istiyordum. "Senden önemli değil." Saçlarımı öptü."Benim için hiçbir şey senden önemli değil." Ateş'ten.. Belli bir zaman önce( o ne demekse öwşkwsmzjwnd)"Benden kaçıyor." Yüzüme baktı doğrudan, önüme bıraktığı kahve soğumaya başlamıştı. "Ne bekliyordun ki oğlum? Ounla zorla evlendin, hemen kollarının arasına gireceğini sana düşündüren şey ne?" Derin bir nefes aldım. "Benim olmasını istiyordum." O da derin bir nefes aldı ve umutsuz bir vakaya bakıyormuş gibi uzunca süzdü sert ifademi. "Anne ben bunları zaten biliyorum, bana bir yol göstermen için sana geldim." Annem şaşkınca yüzüme bakakaldı, başından beri neden ona gelip Arya'yı anlattığımı merak ediyordu. Arya'yı anlatmış olmamı da beklemiyordu ama bu soruyla neden geldiğimi tamamıyla anlamıştı, öylece baktı yüzüme. "Se-sen bana mı danışıyorsun?" Gözlerimi açıp kapattım. "İnsanlar annesine danışmaz mı, ben mi yanlış yapıyorum?" Gözünden bir yaş düştü, Arya ağladığında içimde sızlayan o nokta yine sızladı. Yavaş adımlarla yanıma yaklaşıp başım göğsüne gelecek şekilde sarıldı. "Sen uzun zaman önce bunu bırakmıştın." İfadesiz bakışlarım mavi bluzunda geziniyordu. "Bana bir yol gösterecek misin?" Anında geriye çekildi ve düşen gözyaşlarına rağmen gülümsemeye çalıştı. Mutlu muydu, mutsuz mu anlaşılmıyordu. Bu kadar mı garipti?"Arya çok naif bir kız ama bir o kadar da kırılgan Ateş, senin gibi zor biriyle baş edecek kadar da güçlü. Fakat bir yere kadar oğlum, sen onu kırdıkça o da sana karşı duvar örüyor." Bunları zaten biliyordum. Arya benden korkuyordu ama bir o kadar da dik başlıydı. "O duvarları geçmeye çalıştıkça önüme yenisini örüyor." Yanıma oturduğundan elimi avuçlarının arasına aldı. "Bu yüzden ona karşı iyi olmalısın, kırmamalı, üzmemeli ve en önemlisi ona değer verdiğini görmesini sağlamalısın." Boşta olan elimi sakalımda gezdirdim."Yapamıyorum." İnatlaşıyordum, bir kadına muhtaç olmam kendime olan öfkemi arttırıyordu. Bu zamana kadar geçmelerine izin vermediğim duvarlarımı onun geçmesi için yıkacaktım, beynim buna şiddetle karşı çıkıyordu. Öfkeliydim, hem de çok. Yıllardır içimde kendime duyduğum bitmek bilmez öfkem vardı. "Bunu onun için yapmalısın oğlum, o kıza ve kendine yazık etme." Yüzüme bakmaya devam etti. "Ben Arya'yı çok sevdim, üzülmesini istemiyorum." O gün evden çıktığımda kafamda onlarca düşünce vardı. Yaklaşık bir saat boyunca annem konuşmuştu, ben ise sadece dinlemiştim. Evden çıktığımda sigaramı yakmıştım ki arabadan çıkıp eve doğru yürüyen Duman'ı gördüm. Beni gördüğünde şaşkınca baktı, burada olmamı beklemiyordu. "Abi ne yapıyorsun burada?" Yüzünde moraran o noktaya kıstığım siyah gözlerimden baktım. Sigaramı içime çektiğimde Duman baktığım yeri anlayarak bakışlarını kaçırdı. "Bir daha birinin sana vurmasına izin verirsen seni öldürürüm." Bir şey hatırlamış gibi alnı kırıştı. "Bir öncekinde de öyle demiştin abi?" İki kaşımı kaldırdım. "Ölmeyi bu kadar çok mu istiyorsun?" Ne yaptığını anlayarak durumu toparlamaya çalıştı. "Hayır abi, ne ölmesi? Bu yakışıklı yüzümün tadını çıkartmadan ölmeyi neden isteyeyim?" Hiç susmayan çenesinin bir gün ona kendi ellerimden ölümü getireceğini bilseydi, yine de konuşur muydu? "Bir daha Sancak'la dalaşmayacaksın." "Abi o adam seni öldürmeye çalıştı, sonra da pişmiş kelle gibi sırıtarak karşımıza çıktı." O pişmiş kellesini kesip atmanın zamanı yaklaşıyordu. "Ne dediysem onu yap Duman, bensiz hiçbir şey yapma." Dişlerini sıkarak konuştuğunda karşımda kendimi görmüşüm gibi öfkesini izledim. "Seni korumak istiyorum abi." "Duman ben kendimi de karımı da hepinizi de korurum. Kimsenin korumasına da ihtiyacım yok, kendini koru yeter." Öfkesi kendisine döndü. "Beni güçsüz gördüğünü biliyorum-" "Seni güçsüz görmüyorum." Zehirle dolan ciğerlerimde ki tüm dumanı dudaklarımın arasından yavaşça saldığımda Duman biraz daha sakinleşmişti. "Dedem yüzünden onu öldürmediğini biliyorum, sanki yaptıkları yetmiyormuş gibi hala hayatımızda kalması da ayrı bir olay! İkisinden de nefret ediyorum." Biten sigaramı ayağımın ucuyla ezerek yeniden yüzüne baktım. "Bunları düşünme, dediğimi yap ve ikisinden de uzak dur." "Tamam abi, buna da tamam." Arya'dan.. Dün olanlardan sonra sabah kalktığımda Ateş'i yanımda görememiştim, gözlerimi kocaman açarak anımsadığım olayların gerçekliğini teyit etmeye çalıştım. Ateş'e karşılık vermiş olamazdım değil mi? Allah aşkına, ben ne yapacağım şimdi! Yüzümü yastığa gömerek tepinmeye başladığımda kendimi parçalamak istiyordum. Yatakta garip garip sesler çıkartarak yastığa vurmamı engelleyen kapıyı çalan kişiydi, bakışlarım oraya döndü. "Girin." Kapı açıldığında yüzünde güzel bir gülümsemeyle Aslı göründü, gülümsemeye çalıştım. "Arya hanım, iyi misiniz?" Regl sancımdan bahsediyordu, kendimi yokladım ama ufak bir sızı dışında hiçbir ağrım yoktu. "İyiyim canım." Gülümsemesi genişledi. "Kahvaltınızı buraya getirmemi ister misiniz?" "Hayır, aşağıya iniyorum şimdi." kula gidersem eğer ağrı hissedeceğimden emin olarak gitmek istemiyordum, ayrıca Azra'yı arayıp onun da okula gitmesini engellemiştim. Regl ağrısını canı çıkarcasına yaşayan ben ve regl olduğunu bile hissetmeyen Azra. Ağrı çekmemelerini öylesine özeniyorum ki... "Arya hanım kızım, iyisin değil mi?" Sultan hanıma dönüp gülümsedim. "Daha iyiyim, teşekkür ederim." Önümdekileri yemeye çalışırken Ateş'in Aslı ile konuşması da dikkatimden kaçmamıştı. Uyandığımı haber vermişti, hemen ardından telefonum çalmaya başladı. Zorba arıyor... Dün karşılık vererek öptüğüm Zorba! Üstüme toprak atmalarını istiyordum, çaldıkça çalan telefonun sesine dayanamayıp açtığımda hemen ardından onun sesini duydum. "Güzelim, nasıl oldun?" Ateş ne ara böyle güzel konuşur olmuştu? Sessizce konuştum. "İyiyim, nerdesin sen?" Böyle bir soru sormak aklıma bile gelmemişti, dudaklarımdan çıktıktan sonra gözlerim şaşkınca aralandı. Ateş'in de benim gibi duraksadığını fark ettim. Cevap vermeyeceğine veya ters bir şey söyleyeceğine öylesine eminim ki. "Holdingteyim, birazdan toplantıya gireceğim. Kahvaltını bitirdin mi?" Aman Allahım! Normal bir çift gibi konuştuğumuza inanamıyorum. Yutkundum sertçe. "Bitirmek üzereyim." Sesim fısıltı gibi çıkmıştı ama beni duyduğunu biliyordum. "Eve gelirken sana çikolata getirmemi ister misin?" Bir şaşkınlık daha sardı bedenimi. "Bilmem, sen bilirsin ama getirirsen-" "Sütlü çikolatalı getireceğim." Dudaklarım kıvrıldığında ne diyeceğimi bilemiyordum. "Peki o zaman sana kolay gelsin." Telefonu ne dediğini duymayarak üstüne kapattığımda kalbim ağzımda atıyordu. Kalbime bastırdığım telefonum çalmaya başladığında kalbimin hızı arttı. Üstüne kapattığım için kızacağını bildiğim Ateşti geri arayan. Açmamak ve yüzümden düşen gülümsemenin ağlamaya dönüşmesini istemiyordum ama tedirgince aramayı yanıtladım. "Çoraplarını giymemişsin, giy ve kendini sıcak tut." Sanırım kalp krizi geçirip ölecektim! Saatler geçtikten sonra ağrım bir artmış bir azalmıştı, salonda televizyonun önüne kurularak çizgi film izlemeye başlamıştım. Üstümde gereksiz bir mutluluk vardı, halbuki ben regl olduğumda somurtarak en ufak bir soruna ağlayan o kızdım. Bana neler olmuştu böyle, ayağımda renkli çoraplarımla üstüme serdiğim pikeyle rahattım. Kapı çaldığında bakışlarımı ekranda ki Sevimli Kahramanlar çizgi filmininden ayırmadım. Bugs Bunny'e çocukluğumdan beri aşıktım, keşke bir tavşan olsaydım diyerek dolaştığımı hatırladığım anılarım vardı. Birinin üstüme doğru hızla koştuğunu ve bedenimi altına alarak bana sarılmaya çalıştığını fark ettiğimde nefes almak zorlaşmıştı. "Kızım karnımı öldürdün, kalk üstümden."İnatla daha sıkı sarılan Azra'ya ben de sarılmaya çalıştım. İkimizin arasına bıraktığı poşeti gözüme gözüme sokarak yanıma oturdu. "Bak sana çikolata aldım! Hem de en sevdiğinden!" Bugün çikolata ziyafeti çekeceğim için sevinmiştim ama Ateş'in getirip getirmeyeceği hala belli değildi. Azra arkasında kalan televizyona baktıktan sonra yeniden bana baktı. "Bensiz çizgi film izlemekte neymiş?" O an Ateş'i gördüm. "Azra, Ateş.." Tepemde cırladı. "Ne!? O mu istemiyor seninle çizgi film izlememizi?" "Hoş geldin." Azra duyduğu sesle kafasını çevirip Ateşe baktı. Başını arkama saklarken ben gülmemek için kendimi zor tutuyordum. Ateşe baktığım da bana göz kırptı. "Dumanı da çağır. Akşam beraber yemek yeriz."İstemsizce gülümsedim, gülümsememi izledi. Azra onun ayak seslerinin ardından şaşkınca bana baktı. Gözleri kocaman açılmış dudakları da balıkların dudakları gibi olmuştu. Kendimi tutamayıp kahkahamı saldım. Ateş'in tepkisine aslında bende şaşırmıştım. Azra şok geçirdiğini söyleyip gülmeme kızdı. Azra Dumanı çağırmış hep beraber yemeğe oturmuştuk. Yemek benimle Azra'nın konuşmaları dışında sessiz geçmişti. "Hafta sonu bir baloya davetliyiz."Gözlerimin içine bakarak söylemesi beni garipsetse de bir şey demedim. Azra gene konuştu. "Enişte ya bu yeni mi söylenilir?" 🖤Bölüm nasıldı? Yazarınız hain planlar yapıyor haberiniz olsun😉Bu bölümde mal mal sırıtan bir ben değilim, değil mii? Sizi seviyorum...
Bölüm 40
31.Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.