Esila, karanlık bir akşamda, odasının köşesindeki masada bir yığın mektup ve şiirle baş başa kalmıştı. Karanlık, içini sıkıştıran bir boşluk gibi üstüne çöküvermiş, umut ışığı sönmüş, kalemiyle yazdığı aşk dolu satırlar, artık onun için sadece birer hatıra olmuştu. Gözleri, bir zamanlar sevdiği Selim için yazdığı kelimelerin üzerine düşerken, gözyaşları kağıtları ıslatıyordu.
“Yeter artık,” diye haykırdı içinden, “Bunlar sadece birer hayal. Onunla birlikte yanımda olmasını istediğim her şey, şimdi küller gibi dağılacak.” Birbirine sarılmış bu mektupları yakmaya karar verdi. Alevin sıcaklığında belki de ruhunu biraz olsun hafifletecekti. Ancak tam o anda, karşısındaki pencereden içeri giren bir ışık huzmesi, kalbinde bir kıvılcım yaratmıştı. O ışık, tanıdık ve özlem dolu bir ışık… Selim!
Esila, hafifçe kapıyı araladı ve karanlığın içinden çıkan o tanıdık silueti görünce kalbi yerinden fırlayacak gibi oldu. Selim, özlem dolu gözleriyle ona bakıyordu. Zaman sanki durdu; iki kalp, birbirine kenetlendi, tüm dünya yok oldu. “Sen… Buradasın,” dedi Esila, sesi titrek ama umut doluydu. Selim, hafif bir gülümsemeyle yanına yaklaştı. “Evet, buradayım,” diye yanıtladı, “Ama neden bu kadar karamsarsın? Senin kaleminden dökülen her kelime, benim ruhumda yankılanıyordu. Seni düşündüm her an.” “Ama mektuplarım hiç ulaşmadı sana,” dedi Esila, gözlerinde yaşlar birikmişti. “Hepsi bir hayal gibi, hepsi yanımda değilken yazdığım boş sözler.”
Selim, bir adım daha yaklaştı ve ellerini Esila’nın ellerine kapladı. “Hayal dediğin şey, bir gün gerçeğe dönüşebilir. Bunu asla unutma. Aşkın gücü, en karanlık anlarda bile ışık bulur.” Bu sözler, Esila’nın içindeki umutsuzluğu bir nebze olsun aydınlattı. Ama o an, Selim’in gözlerinde gördüğü derinlik, ona başka bir şey daha hatırlatıyordu. “Ya sen? Ya sen de benden vazgeçtiysen?” Selim, derin bir nefes alarak, “Kayıp zamanın ve kaybolmuş kelimelerin ardında, her şeyin yeniden başlayabileceğini biliyorum. Ama seninle aramızda bir sır var,” dedi. Gözleri, Esila’nın gözlerinin derinliklerine bakıyordu. “Belki de özlem sadece bir başlangıçtır. Ama bu sır, beni her geçen gün daha da yakıyor.” Esila, bu sırın ne olabileceğini düşünmeye başlamıştı.
Kalbi, Selim’in yanında atarken, başka bir duyguyla da sarmalanıyordu. Yeni özlemler mi? Yoksa, geçmişteki aşklarından daha derin bir bağ mı? Bir anda kalemi eline alıp, mektubu yakmaktan vazgeçti. “Belki de seninle yeniden başlamak için bir fırsatımız vardır,” dedi sessizce. Ama bu, her şeyin sona erdiği bir umut mu, yoksa daha büyük bir özlem mi getirecekti? Işık huzmeleri, Esila’nın karanlık dünyasında parıldarken, kalplerinin sesi, bir şiir gibi yankılanmaya başlamıştı. Aşk, her şeyin başlangıcı ve sonu olabilirdi; belki de ikisi bir aradaydı.
