İçeriğe geç

ESARET

Bölüm 4 · 4 dk okuma

ESARET

Bölüm 4

Esaret

Karanlık etrafımı sarmış elleri beni bir katilin boğuşu gibi boğuyordu.

Kalbim ise o adamı görmek için can atıyordu.

Zaman sanki durmuş bir döngünün içinde beni bekliyordu.

Etrafımda olan gölgeler silikleşti.

Karanlık artık daha ışık geçirebilen bir tondaydı

yahut ben yanılıyordum.

Karanlığa gözlerim alışmıştı. Üzerimde yine o saten kırmızı elbise vardı. Saçlarım nerden geldiğini bilmediğim rüzgarla uçuşuyordu. Gölge bir anda önümde belirdi. Siyah cüssesi gözler önüne serildi.

Buluttan farksızdı. Kimdi rüyalarımın bu gizemli sahibi anlamıyordum.

Kırmızı hareleri her noktamı ezberlemek için resmen çıldırıyordu.

En sonunda gözleri gözlerimle buluştu.

Kırmızı hareleri tam kırmızı değil kan kırmızısıydı.

Sadece koca siyah cüssesi ve kan kırmızısı gözlerini görüyordum.

Yaklaştı bana ilk defa bu kadar yakındı.

Kara bulut gibi gözüken elini kaldırdı.

Yüzüme ilişti.

Zaman durdu ama benim kalbimin hızı bunu durdurmaya yetmedi. Bir beyaz ışık huzmesi geçti ortamızdan gölgenin eli sanki yanıyormuşçasına kıp kırmızı olmuştu.

Yatakta gözlerimi açtığımda korkudan ve heycendan olsa gerek inip kalkan göğüsüm nefes almamı zorlaştırıyordu.

Beynim de keskin bir ağrı vardı. Ona dokunamamak içimde bir şeylerin ölmesine neden oluyordu.

O karanlıktı nerden geldiğini bilmediğim bir ruhtu sanki. Gerçek miydi?

Ya da ben gerçekten hastaydım.

Yatakta ayaklarımı sarkıtarak kalktım. Sağlayamadığım dengem için duvar köşesine tutundum. Banyoya gidip ılık suyun yüzümle temas etmesini sağladım. İyi olmalıydım yoksa delirip aklımı kaçırmam an meselesiydi. Rutin işlerimi halledip aşağıya Yasemin'in ikinci katta olan odasına indim.

Oturduğumuz ev üç kattan oluşan bir müstakil evdi. İki avukat maaşı bu şekilde yetiyordu. Ben aynı zaman da bir yazardım. Boş zamanlarım da kitap kurduna dönüşünce Yasemin dayanamayıp yanıma gelir ve hep "çok sıkıcısın ya!" Derdi.

Anne ve babalarımızdan ise hiç yardım talep etmemiştik.

Onlar yurt dışında oluyordu genellikle bayramlarda ya da bazen hiç gelmezlerdi. Yasemin'in ailesi gelse de benimkiler çok da umursamazlardı. Babam çok otoriter kontrolcüydü çocukluğumdan beri her zaman onlarla yaşamayı istememiştim.

Annem ise yaşın kırk olsa bile hala giyimine hareketlerine dikkat etmeni söyler her yanlışını anında nerde olursan ol sık boğaz ederek söylerdi. İşte ben bunları sevmezdim.

O yüzden kendim okumuş ve kendi ayaklarının üzerine basan bir kadın olmuştum. Bir çok kez babam gelip şirketin başına geçmemi söylese de ben burda ev arkadaşımla ve işimle çok mutluydum. Tek çocuktum. Kardeşim olmasını çok istemiştim. Onu koruyup kollamak bütün zorlukların üstünden gelmesini sağlamak benim geçtiğim yollardan onunda geçmesine yardımcı olmak...

En büyük isteklerimdendi ama olmamıştı.

Ama onun yerine evren bana kardeşin yerini tutan bir kız vermişti.

İkinci kata geldiğimde Yasemin'in kendi yatağının üstünde sırt üstü yattığını gördüm. Etraf alkol ve sigara kokuyordu.

Akşam içtikleri yetmemiş gibi tekrardan içmişti.

Bu kızın kafasını anlamıyordum. Yatağın baş ucuna oturup Yasemini dürttüm. Horlama sesiyle karışık bir ses çıkardığında gülmeden edemedim.

Hareketlenip bana arkasını döndüğünde sırtının üzerine kollarımı koyarak kulağına eğildim. "Yasemin sen seçilmiş kişisin."

Tam gülüyordum ki kendimi zor tutum. Mırıldanarak " kral hazretleri?" Dedi kendi kendine. "Efendine diz çök!"

Bir anda gözlerini açınca korkmadan edemedim. Bana döndüğünde " Lavinya! Senin derdin ne ?" Dedi korkuyla.

Omuz silkerek " sıkıldım." Dedim.

Gözlerini devirerek bana gerçekten mi dermiş gibi baktı.

" Ne istiyorsun?" Dedi bıkkın bir ses tonuyla.

"Hafta sonu ve izin alırsak üç gün tatil yaparız e bu da eğlence demek." Yasemin ilk başta dalga geçtiğimi zannederek beni kale almadı. Bana olanları bilmiyordu ama benim acilen kafa dağıtmam mümkünse tüm hafta sonu uyumamam gerekiyordu. Yatağın başındaki komidine uzanarak telefonunun alıp aylık takvime bir göz attı.

Gördüğü tatil yazısıyla bir bana bakıp bir de tekrardan telefona bakıyordu. En sonunda onu durdurup "kızım hasta mısın ne yapıyorsun ?"

"Daha inanmadın mı?"dalgın ve boş gözlerle bana bakarak.

" Yok ondan değil acaba alkolden halisülasyon mu görüyorum diye kontrol ediyorum." Dedi. Hafifçe güldüğüm de "Aşağı gelde kahvaltı yapalım iki gündür uyumak pek iyi gelmiyor." Dedikten sonra daha fazla bu mal haliyle uğraşmak istemediğimden odasından ayrıldım.

Odadan çıkıp aşağı kata indim. Salondan mutfağa geçecektim ki koltukta iki büklüm olarak uyuyan Savaşı gördüm. Bu çocuğu tanımıyordum. Bi sabah izinsiz yanıma yatmıştı ama kanım kaynamıştı. Ne kadar kibirli bir pislik olsa da...Yanına gidip tv battaniyesini alarak üstüne örtmek için eğildiğim de göz kapakları birden aralandı. Elimde ki battaniye onun üstüne düştüğün de elimi kalbimin üstüne koydum. Sakinleşmek rüyam da kiler olduğu sürece bana haramdı.

Sayıklamaya başladığında şarkı mırıldandığını anladım ama sonra daha yüksek sesle söylemeye başladı şarkı değildi sanki bir şeyler söylüyordu söylemek istiyordu.

Merdivenden inme sesleri gelince gözlerimi oraya yönelttim. Yasemin merdivenin başında durmuş yarı baygın gözlerle bana bakıyordu. Daha ayıklamamıştı.

" Bu ses de ne şu çocuğu sustur lütfen bağırmasın kafam çatlıyor." Diye sitem ederek Savaşın bulunduğu koltuğun karşısına oturdu.

Bu sefer söyledikleri daha sesli bir hal almıştı. " Kızım şunu dürtsene uyansın!" Dedi.

Elimi Savaşın omzuna koyduğum da derin bir dalgalanma hissettim vücudum da. Savaşın gözleri bir an da açıldığında kendi gözleri değildi. İnsanın gözü kırmızı olur muydu? Umarım kırmız

ı olma ihtimali olurdu?

Emek vererek yazıyorum destek olur musun 🕯️🖤

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

5. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

5 yorum