Sadece imparatorluk askerlerine verilen büyülerden nefret ediyordum. Nefes alış verişlerim hızlanmış göğsüm hiç durmadan inip kalkıyordu. Heycanıma ve korkuma engel olamaıyordum ve olmakta istemiyordum. Elerim titrerken zorlukla çekmeceyi açtım. Umduğum şeyi göremiyince korku tüm bedenimi sardı. Derin bir nefes aldım burada olmama ihtimali yoktu. Çekmeceyi karıştırmaya başladım. Her bir eşyanın bir tarafa savruyordum, umduğum şeyi her savuruşta görmemek korkumu artırdı. Lanet olsun, nerde olabilirsin? Çekmecenin yanından ayırdım ve koşar adımlarla yan odaya geçtim. Her adımımda ahşap ev gıcırtılar çıkarıyordu. Yüzümü buruşturdum. Daha fazla ses çıkarmak sonum olurdu. Odaya girdiğim anda kitap kokusu burnuma akın etti, uçuşan tozlarda tabii. İçerisi fazla dağınıktı. Onu burada nasıl bulacaktım? Derin bir nefes aldım ve kitapların her yerde olduğu odaya girdim. Sağ tarafa bakmaya başladım önce. Onu bulmazsam olmazdı. Varlığımı belli ederdi. Onu burada bırakmak yapacağım en büyük hata olurdu. Ben ona bağlıydım. Ben onun kölesiydim. Beni kendine haps etmiş ve asla bırakmıyordu. Bıraksam bile ne olacağını biliyordum. Kitapları sağa ve solla atmaktan hiç çekinmedim. Yaklaşıyorlardı, his etmek zor değildi. At nallarının sesi zihnimde yankılanıyor, üzerime geliyordu. Gerlim, korku… ve daha ne olduğunu bilmediğim duyguların içinde kayboluyordum.Deli gibi etrafa savurduğum kitaplar fazla ses çıkarıyordu. Atığım her kitabın yere düştüğünde çıkardığı ses; bir tuğlanın yere düştüğünde çıkardığı ses gibi geliyordu. Ağlamaklı bir nefes verdim. Ses çıkarsa yakalanırdım, yavaş olursam yakalanırdım. Hadi ama! Tanrılar bana biraz tolerans tanımalıydı. Mor bir kitabıda arkaya doğru savurdum ve bir kitap yığını yerle bir oldu ve o hemen orada duruyordu. Asahia. Benim güzel hançerim. Etrafına mor bir ışık yayıyor ve ilemeleri onu harika kılıyordu. Bir hançere göre biraz daha büyüktü. Ürkütücü değil insanı içine çeken türdendi. Keskin kısmı ve sap kısmını bağlayan ip gibi görünen saf altınlar vardı. Bu altınların arasında mor ve siyah renkli olanlar vardı. Hançer siyah ve mor rengindeydi. O kadar uluşılmaz görünüyordu ki sanki on dokuz yıldır yanımda değildi. Ona dokunursam bir ejderha beni lanetler gini his ediyordum hâlâ. Sapına mor renkli altınlar dolaştırılmıştı. Bu elinde çevirmeyi kolaylaştırıyordu. Ucu ise bir ejderha dişi kadar keskindi. Siyah bir bıçağı vardı. Keskin kısmının boyu alta doğru daha fazla inceltilmişti. Bir ejderha kadar büyüleyciydi.At nalarının yaklaşan sesini duyduğumda hançerimi inceleneyi bıraktım. Onu hemen aldım ve kılıfına yerleştidim. İçimdeki korkuya su serpilmişti. Daha fazla panik olmak yerine artık iyi his ediyordum. O his sanki biraz daha uzaklaşmıştı ama hâlâ ordaydı. Rahatlama ve gerilme arasındaydım. Bu yüzden ne yapacağım konusunda çok kararsızdım. Hızla kapıya doğru ilerledim. Tek kaçış yolum orasıydı. Daha fazla vakit kaybetmeden kapıyı açtım. Dışarıyı kontrol etmek bile benim için zaman kaybıydı şu an. Dışarı çıktığım an ıslanmış toprağın kokusunu aldım. Yerlere baktım ıslaktı. Ne zaman yağmur yağdığını bile bilmiyordum. Kendimi o derece kapatmıştım.Ben değil. Zorunda bırakıldım! Hızlıca sonu görünmayan uçuruma doğru ilerledim. Ahşap evin yanında bir patika vardı. Patikanın önünde ise bir uçurum. Heryer ağaçlar ile kaplıydı. Onların aşağıdan beni görmesi zordu bu yüzden. Hemen onları kontrol edip yola çıkmalıydım. Toprağın sonunda durdum ve aşağıya baktım. Atların sesleri yoğunlaşmıştı burada. Gördüklerimle gözlerim fal taşı gibi açıldı. Tam olarak yedi atlı vardı. Bazılarının üzrerinde ise iki kişi vardı. Onaların sayılarını yanlış tahmin etmemi istediler! Beni aptal mı sanıyorlardı? Kimin aptal olduğunu onlara göstereceğim. Kaybolmaya başlayan o korku duygusu tüm bendenimi sardı. Hızlıca atımı aldım ve yola koyuldum. Burada olduğumu kim onlara söylemişti?At üzerinde gitiğim hızdan dolayı saçlarım uçuştu. Kim nereden benim burada olduğumu öğrendi? Rahatsız edici tüm düşünceler aklıma akın ediyordu. Bunlardan daha kötü bir şey varsada ikinci bir at nalı sesiydi.Kaybolan o korku iyice kendini aşağıya çıkardı. Yazar notu:Önecelikle herkese merhaba, ben Ninpeii. Bu kitap benim yazdığım ilk kitap. Yazım dilimi geliştirmeye çalışıyorum. Aslında böyle güzel bir kurguyu yazım dilimi geliştirmeden yazmayı düşünmüyordum ama kendimi tutamadım. İlk bölümü sade ve olabildiğince kısa tutum. Bu benim için bir testti, yazım dilimin nasıl olduğunu görmek için. Bu hikaye için yeterli şimdilik. Bu bölümü olabildiğince yalın bıraktım. Saygı çercevesi içinde yorum yaparsanız sevinirim. Zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.
Bölüm 1
Atnalı
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.