Yeşillerini kırpıştırarak güneşe bakan genç elini alnına yaslayıp gözlerine gölge düşürdü.
Bugün bu sıcakta dışarıda olmak onu epeyce huzursuzlaştırmıştı. Babasının kahvesine bakmak ona düşmüştü. Annesi iki haftadır gitmek istediğini söylediği düğüne bugün babasını ve abisini alıp gitmişti.
Genç , annesine kendisini neden götürmediğini sormamıştı bile.
Oldum olası sevmezdi gürültülü ortamları.
Kahvenin önüne bir tabure atıp sıcaktan alnına yapışan saçları geriye taradı. O kadar mutsuzdu ki onu dışarıdan gören biri cenazesi var sanardı.
Yüzünü buruşturup nemli havayı içine çekti. Yoldan geçen bir kaç tanıdıkla kısa bir muhabbet edip içeri geçmeye karar verdi.
Oturduğu tabureden kalkıp kendine buzlu bir su aldı.
Tek nefeste bitirdiği şişeyi uzağında olan çöp kutusuna doğru fırlattığında isabet ettirememişti. Oflayıp ayağa kalktı ve şişeyi düzgünce çöpe bıraktı.
O sırada kahvenin önünden son model bir araba geçti. Arabanın gelişi ve gidişiyle eş zamanlı kulaklarını dolduran şarkıyı mırıldanmaya başladı.
"Aman bize nasip olur inşallah , boyunada posunada maşaallah. Senden gelecek cefaya, nazlara, sözlere eyvallah..."
Şarkıyla beraber hareketlendirdiği omuzları , güzelliği ile insanı hasta eden türdendi.
İşte bu genç delikanlının sevdalandığı kişide kahveye tam da o dans ederken girmişti.
Önünde gördüğü güzellikle kıvırcık saçlarının altında ona bakan gözleri parladı genç adamın
"Arda?"
Çocuk duyduğu tanıdık sesle dansı bırakıp heyecanla arkasına döndü.
"Ferdi abi!" Dedi sesine heyecanını vurarak.
2 aydır göremiyordu biricik abisini.
Hemen karşısında adamın kollarını attı kendini.
"Nerelerdeydin?"
Ferdi kendine yönelen soruya karşı sessiz kaldı. Kollarına atlayan küçüğünün saçlarını okşayıp içine çekti bal kokusunu.
"Çok özlemiştim seni , neden haber vermeden gittin?"
Yeşil gözleri parıldayarak bakıyordu büyük olana.
"Özür dilerim , aceleyle gitmem gerekiyordu."
Arda hafifçe uzaklaştı abisinden. Başını hafif eğerek umursamıyormuş gibi davranmaya çalıştı.
"Arda yapma böyle" Ferdi tekrar küçüğünü kollarının arasına aldı.
Orada küçücük kalışına içi gidiyordu.
"Ne yapmayayım abi? En azından bi mesaj atsaydın. Ne kadar korkuttun bizi farkında mısın?"
Arda hafif sitemle onu saran kolların birine vurdu hafifçe.
Ferdi onun bu hareketine yalandan bir sızlanma bıraktı.
"Abiye vurulmaz Ardacım ayıp ayıp"
Dedi onu çocukça azarlarken .
Arda gülmemek için bastırdığı dudaklarlarını saklamak amacıyla kafasını başka yöne çevirdi.
"Neyse ne , işim var benim . Oyalama beni"
Mızmızlanarak sabahtan beri biriktirdiği kirli çay bardaklarını yıkamaya başladı.
"Eline de her iş yakışıyor" dedi ferdi arsızca gülerek .
" ne o Ferdi abi , arkadaşının kardeşine mi göz koydun?"
Ferdi bir an korkuyla açığa çıktığını sandı.
Parlayan gözleriyle baktı sarışın olana.
"Koymuşsam ne olacak?"
Renk vermemek için ona ayak uydurdu.
"Bilmem" dedi arda gülümseyerek.
Ferdi'de aynı şekilde bir gülümseme sundu küçüğüne. Garip bir sessizlik oluştu , bu durum onu oldukça gerdiği için Arda'ya yardım etmeye başladı.
Islak bardakları eline aldığı havluyla kurulayıp yerine koydu.
Bu davranışı sarışın oğlanı oldukça keyiflendirmişti.
Bu sessizliği bozan taraf Ferdi oldu.
"Abin nasıl , uzun zamandır onunla da konuşamadım"
Arda omuzlarını silkti.
"Aynı ,iş arayıp duruyor"
"Hâlâ mı?"
Arda omzunun üstüneden onu izleyen büyüğüne bir bakış attı.
"Hâlâ."
Feri işi bittiği için tezgahın hemen yanında ki tabureyi altına çekti.
"Ben hayatımda abin kadar uyuşuk adam görmedim ya. Ben olsam şimdiye 10 tane iş bulmuştum." Dedi gülümseyerek.
"Ama senin arkadaş çevren çok"
Arda'nın sesi sızlanır gibi çıktığında anlamıştı ferdi onun bu konudan rahatsız olduğunu.
Bu meseleyi uzatmamaya karar verdi.
"Selin abla nasıl?"
Yeşil gözler kahverengi olanla buluşunca istemeden de olsa parladı.
"O mesele kapandı."
Arda rahat bir nefes verdi. Karşısında duran adamın artık bir sevgilisinin olmayışı onu rahatlatmıştı.
"Anladım"
Dedi tekrar kafasını sallayarak.
"Daha iyilerini bulursun abi"
Burukça gülümsedi. En iyisinin kendisi olduğunu fark etmesini istiyordu genç delikanlı. Ferdi'ye kendini tüm güzelliğiyle sunmak , onunla olmak istiyordu.
Tabi bu isteğinin çoktan yerine getirildiğini fark etmemişti.
Ferdi en başından beri biliyordu Arda'sından başka yâr sevemeyeceğini.
"Ya çoktan bulduysam?" Kahverengi gözleri artık gerçekten anlaşılmak ister gibi bakıyordu karşısında duran sarışın oğlana.
Arda karşısında yüzüne iştahla bakan büyüğüne döndü. İç çekip uzunca izledi kahverengi bukleleri , kırmızı dudakları , bembeyaz teni.
O kişinin kendisi olmasını diledi içinden. Ama buna ihtimal bile vermek gerçekçi gelmiyordu ona.
"Öyle mi?" İçindeki imkansızlıkları bastırıcasına dizginledi sesini.
"Öyle" dedi ferdi küçüğünü tezgah ile arasına alıp elini narin ellerle buluşturdu.
Arda kendisine oldukça yakın olan yüzü içi gide gide izledi.
Ferdi ellerini bembeyaz yanaklarda sonrada kırmızı dudaklarda gezdirdi.
Bilmiyordu ellerinin değdiği yerlerin cayır cayır yandığını.
"Ferdi" dedi Arda.
Kendini kapalı bir odada nefessiz kalmış gibi hissettinde muhtaç olduğu adama seslendi burukça.
"Yapma , ikimizide yakarsın" dedi ellerini yüzündeki ellere kavuşturdu.
"Ben kaç yıldır yanıyorum zaten Arda. Hislerimi üç günlük sanma lütfen. Beni kendinden mahrum etme ne olur"
Arda duyduklarına inanamıyor gibi hayretle açtı küçük dudaklarını.
"Yapamayız Ferdi. Belkide aşk dediğin budur. Yarın unutulur ben yokken de atar kalbin"
Biliyordu aslında birbirlerine besledikleri hisleri. Sadece Ferdi'den duymak istemişti , hayallerinde yaşadığı tozpembe aşkı gerçeğe dönüştürmek istemişti.
"Sen yokken atan kalbi istemem, öylece dursun. Ben uzaktan sevmelere artık katlanamıyorum."
Ferdi yakın olan yüzlerini daha da yakınlaştırıp ilk gördüğü andan beri özlem duyduğu dudaklara küçük öpücükler bıraktı.
Sarışın olan olayın aniden gelişmesi üzerine mıh gibi çakılmıştı olduğu yere. Ne onu öpen adama karşılık verebiliyor ne de onu kendinden uzaklaştırabiliyordu.
Ferdi dudaklarını birbirinden ayırdıkça ıslak öpücük sesleri kahvehanede yankılanıyordu.
Arda kendine geldiğinde ellerini büyük olanın beline sarıp aynı şekilde yavaşça karşılık verdi.
Ferdi memnun bir şekilde küçük olan öpücükleri derinleştirmişti.
Ayak uydurmak çok zor değildi bu oğlana. Arda'nın her hareketine tav oluyordu zaten.
Elleri küçük olanın bedeninde yaramaz bir şekilde dolaşıyor bazen sarı saçları karıştırıp okşuyordu.
Nefesleri tükendiğinde Arda kendini geriye çekti. Ferdinin salyasına bulanmış olan dudaklarını yalayıp hafifçe onu kendinde uzaklaştırdı.
"Bir sorun mu var Arda " Ferdi korkuyla güzel oğlanın yüzüne baktı. Kötü bir şey dememesini umuyordu.
"Şey, burası çok göz önünde . Dışarıdan geçen herkes bizi görüyor" dedi utanarak.
Ferdi karşısında ki sevimli oğlanın dediğiyle gülümsedi ve alnına küçük bir öpücük kondurdu.
Arda Hâlâ üzerindeki şaşkınlığı atamamışken Ferdi ona iltifatlar yağdırmaya başladı.
"Bal gibisin be Arda"
Karşısında daha da küçülüp kızaran bedeni kollarına sarıp saçlarına ardarda kokulu öpücük bıraktı.
"Senin balın" sarışın olan iyice sırnaşıp olduğu durumun tadını çıkardı.
Ferdi duyuduğu zil sesiyle küçüğüyle buluşturdu gözlerini.
"Telefonun mu çalıyor?"
Arda bir kaç seniye tanıdık sesin yerini hatırlamaya çalıştı ve hemen koşup dışarıdaki masadan aldı telefonunu.
"Abim" Dedi kısaca.
Telefon konuşmasını uzun tutmamaya çalışarak bir sandalyeye oturdu.
Ferdi'de yanında ki sandalyeye yerleşti.
Telefonla konuşan küçüğünü doyasıya seyretti.
"Tamam abim , görüşürüz "
Arda telefonu kapatıp masaya koydu.
Zil sesine koyuduğu şarkıyı Ferdi fark etmedi sanıyordu. Ama Ferdi onun bu düşüncesini anında yıktı.
"Erkek güzeli ha..." dedi içli içli nefes verip.
Arda ona gülümseyip bu şarkıyı unutmadığı için ona minnet dolu bakışlarını attı.
"Bizim şarkımız" dedi ardından gülümseyerek.
"Unutmamışsın"
"Çocukluğumuza ihanet edeceğimi mi düşündün?" Ferdi şefkatle tuttu küçük ama kemikli olan elleri.
Arda küçük bir gülümseme sundu ona. İnsanın içini eritecek kadar sıcaktı bu gülüş.
"Küçük arda şuan bizi görse şaşkınlıktan bayılırdı sanırım" utanarak eğdi başını.
Ferdi güldü küçüğünün bu tavırına.
"Neden ki "
"İmkansız aşkına karşılık almak aklının ucundan bile geçmezdi çünkü"
Ferdi bu sefer daha sıcak bir gülümseme sundu.
"İlk bakışta aşk benimki" dedi Arda sitemle karışık sevgiyle.
"Tabi ben bunu göremeyecek kördüm o zamanlar" Ferdi kendine kızacak olunca Arda hemen bunu devam ettirememesi için dudaklarını aniden onunkilerle birleştirdi.
Utanıp hemen geri çekildi. Karşısında mey içmiş gibi duran ve neredeyse bayılacak adama baktı göz ucuyla.
"Sen bu gidişle benim kalbime indireceksin sarışınım"
Arda onun bu haline gülümsemeden edemedi.
"Tutamadım kendimi" dedi mızmızlanarak.
"Sen hiç tutama kendini , hoşuma gidiyor."
Arda iyice kızarıp elleriyle yanaklarına dokundu. Kor birYeşillerini kırpıştırarak güneşe bakan genç elini alnına yaslayıp gözlerine gölge düşürdü.
Bugün bu sıcakta dışarıda olmak onu epeyce huzursuzlaştırmıştı. Babasının kahvesine bakmak ona düşmüştü. Annesi iki haftadır gitmek istediğini söylediği düğüne bugün babasını ve abisini alıp gitmişti.
Genç , annesine kendisini neden götürmediğini sormamıştı bile.
Oldum olası sevmezdi gürültülü ortamları.
Kahvenin önüne bir tabure atıp sıcaktan alnına yapışan saçları geriye taradı. O kadar mutsuzdu ki onu dışarıdan gören biri cenazesi var sanardı.
Yüzünü buruşturup nemli havayı içine çekti. Yoldan geçen bir kaç tanıdıkla kısa bir muhabbet edip içeri geçmeye karar verdi.
Oturduğu tabureden kalkıp kendine buzlu bir su aldı.
Tek nefeste bitirdiği şişeyi uzağında olan çöp kutusuna doğru fırlattığında isabet ettirememişti. Oflayıp ayağa kalktı ve şişeyi düzgünce çöpe bıraktı.
O sırada kahvenin önünden son model bir araba geçti. Arabanın gelişi ve gidişiyle eş zamanlı kulaklarını dolduran şarkıyı mırıldanmaya başladı.
"Aman bize nasip olur inşallah , boyunada posunada maşaallah. Senden gelecek cefaya, nazlara, sözlere eyvallah..."
Şarkıyla beraber hareketlendirdiği omuzları , güzelliği ile insanı hasta eden türdendi.
İşte bu genç delikanlının sevdalandığı kişide kahveye tam da o dans ederken girmişti.
Önünde gördüğü güzellikle kıvırcık saçlarının altında ona bakan gözleri parladı genç adamın
"Arda?"
Çocuk duyduğu tanıdık sesle dansı bırakıp heyecanla arkasına döndü.
"Ferdi abi!" Dedi sesine heyecanını vurarak.
2 aydır göremiyordu biricik abisini.
Hemen karşısında adamın kollarını attı kendini.
"Nerelerdeydin?"
Ferdi kendine yönelen soruya karşı sessiz kaldı. Kollarına atlayan küçüğünün saçlarını okşayıp içine çekti bal kokusunu.
"Çok özlemiştim seni , neden haber vermeden gittin?"
Yeşil gözleri parıldayarak bakıyordu büyük olana.
"Özür dilerim , aceleyle gitmem gerekiyordu."
Arda hafifçe uzaklaştı abisinden. Başını hafif eğerek umursamıyormuş gibi davranmaya çalıştı.
"Arda yapma böyle" Ferdi tekrar küçüğünü kollarının arasına aldı.
Orada küçücük kalışına içi gidiyordu.
"Ne yapmayayım abi? En azından bi mesaj atsaydın. Ne kadar korkuttun bizi farkında mısın?"
Arda hafif sitemle onu saran kolların birine vurdu hafifçe.
Ferdi onun bu hareketine yalandan bir sızlanma bıraktı.
"Abiye vurulmaz Ardacım ayıp ayıp"
Dedi onu çocukça azarlarken .
Arda gülmemek için bastırdığı dudaklarlarını saklamak amacıyla kafasını başka yöne çevirdi.
"Neyse ne , işim var benim . Oyalama beni"
Mızmızlanarak sabahtan beri biriktirdiği kirli çay bardaklarını yıkamaya başladı.
"Eline de her iş yakışıyor" dedi ferdi arsızca gülerek .
" ne o Ferdi abi , arkadaşının kardeşine mi göz koydun?"
Ferdi bir an korkuyla açığa çıktığını sandı.
Parlayan gözleriyle baktı sarışın olana.
"Koymuşsam ne olacak?"
Renk vermemek için ona ayak uydurdu.
"Bilmem" dedi arda gülümseyerek.
Ferdi'de aynı şekilde bir gülümseme sundu küçüğüne. Garip bir sessizlik oluştu , bu durum onu oldukça gerdiği için Arda'ya yardım etmeye başladı.
Islak bardakları eline aldığı havluyla kurulayıp yerine koydu.
Bu davranışı sarışın oğlanı oldukça keyiflendirmişti.
Bu sessizliği bozan taraf Ferdi oldu.
"Abin nasıl , uzun zamandır onunla da konuşamadım"
Arda omuzlarını silkti.
"Aynı ,iş arayıp duruyor"
"Hâlâ mı?"
Arda omzunun üstüneden onu izleyen büyüğüne bir bakış attı.
"Hâlâ."
Feri işi bittiği için tezgahın hemen yanında ki tabureyi altına çekti.
"Ben hayatımda abin kadar uyuşuk adam görmedim ya. Ben olsam şimdiye 10 tane iş bulmuştum." Dedi gülümseyerek.
"Ama senin arkadaş çevren çok"
Arda'nın sesi sızlanır gibi çıktığında anlamıştı ferdi onun bu konudan rahatsız olduğunu.
Bu meseleyi uzatmamaya karar verdi.
"Selin abla nasıl?"
Yeşil gözler kahverengi olanla buluşunca istemeden de olsa parladı.
"O mesele kapandı."
Arda rahat bir nefes verdi. Karşısında duran adamın artık bir sevgilisinin olmayışı onu rahatlatmıştı.
"Anladım"
Dedi tekrar kafasını sallayarak.
"Daha iyilerini bulursun abi"
Burukça gülümsedi. En iyisinin kendisi olduğunu fark etmesini istiyordu genç delikanlı. Ferdi'ye kendini tüm güzelliğiyle sunmak , onunla olmak istiyordu.
Tabi bu isteğinin çoktan yerine getirildiğini fark etmemişti.
Ferdi en başından beri biliyordu Arda'sından başka yâr sevemeyeceğini.
"Ya çoktan bulduysam?" Kahverengi gözleri artık gerçekten anlaşılmak ister gibi bakıyordu karşısında duran sarışın oğlana.
Arda karşısında yüzüne iştahla bakan büyüğüne döndü. İç çekip uzunca izledi kahverengi bukleleri , kırmızı dudakları , bembeyaz teni.
O kişinin kendisi olmasını diledi içinden. Ama buna ihtimal bile vermek gerçekçi gelmiyordu ona.
"Öyle mi?" İçindeki imkansızlıkları bastırıcasına dizginledi sesini.
"Öyle" dedi ferdi küçüğünü tezgah ile arasına alıp elini narin ellerle buluşturdu.
Arda kendisine oldukça yakın olan yüzü içi gide gide izledi.
Ferdi ellerini bembeyaz yanaklarda sonrada kırmızı dudaklarda gezdirdi.
Bilmiyordu ellerinin değdiği yerlerin cayır cayır yandığını.
"Ferdi" dedi Arda.
Kendini kapalı bir odada nefessiz kalmış gibi hissettinde muhtaç olduğu adama seslendi burukça.
"Yapma , ikimizide yakarsın" dedi ellerini yüzündeki ellere kavuşturdu.
"Ben kaç yıldır yanıyorum zaten Arda. Hislerimi üç günlük sanma lütfen. Beni kendinden mahrum etme ne olur"
Arda duyduklarına inanamıyor gibi hayretle açtı küçük dudaklarını.
"Yapamayız Ferdi. Belkide aşk dediğin budur. Yarın unutulur ben yokken de atar kalbin"
Biliyordu aslında birbirlerine besledikleri hisleri. Sadece Ferdi'den duymak istemişti , hayallerinde yaşadığı tozpembe aşkı gerçeğe dönüştürmek istemişti.
"Sen yokken atan kalbi istemem, öylece dursun. Ben uzaktan sevmelere artık katlanamıyorum."
Ferdi yakın olan yüzlerini daha da yakınlaştırıp ilk gördüğü andan beri özlem duyduğu dudaklara küçük öpücükler bıraktı.
Sarışın olan olayın aniden gelişmesi üzerine mıh gibi çakılmıştı olduğu yere. Ne onu öpen adama karşılık verebiliyor ne de onu kendinden uzaklaştırabiliyordu.
Ferdi dudaklarını birbirinden ayırdıkça ıslak öpücük sesleri kahvehanede yankılanıyordu.
Arda kendine geldiğinde ellerini büyük olanın beline sarıp aynı şekilde yavaşça karşılık verdi.
Ferdi memnun bir şekilde küçük olan öpücükleri derinleştirmişti.
Ayak uydurmak çok zor değildi bu oğlana. Arda'nın her hareketine tav oluyordu zaten.
Elleri küçük olanın bedeninde yaramaz bir şekilde dolaşıyor bazen sarı saçları karıştırıp okşuyordu.
Nefesleri tükendiğinde Arda kendini geriye çekti. Ferdinin salyasına bulanmış olan dudaklarını yalayıp hafifçe onu kendinde uzaklaştırdı.
"Bir sorun mu var Arda " Ferdi korkuyla güzel oğlanın yüzüne baktı. Kötü bir şey dememesini umuyordu.
"Şey, burası çok göz önünde . Dışarıdan geçen herkes bizi görüyor" dedi utanarak.
Ferdi karşısında ki sevimli oğlanın dediğiyle gülümsedi ve alnına küçük bir öpücük kondurdu.
Arda Hâlâ üzerindeki şaşkınlığı atamamışken Ferdi ona iltifatlar yağdırmaya başladı.
"Bal gibisin be Arda"
Karşısında daha da küçülüp kızaran bedeni kollarına sarıp saçlarına ardarda kokulu öpücük bıraktı.
"Senin balın" sarışın olan iyice sırnaşıp olduğu durumun tadını çıkardı.
Ferdi duyuduğu zil sesiyle küçüğüyle buluşturdu gözlerini.
"Telefonun mu çalıyor?"
Arda bir kaç seniye tanıdık sesin yerini hatırlamaya çalıştı ve hemen koşup dışarıdaki masadan aldı telefonunu.
"Abim" Dedi kısaca.
Telefon konuşmasını uzun tutmamaya çalışarak bir sandalyeye oturdu.
Ferdi'de yanında ki sandalyeye yerleşti.
Telefonla konuşan küçüğünü doyasıya seyretti.
"Tamam abim , görüşürüz "
Arda telefonu kapatıp masaya koydu.
Zil sesine koyuduğu şarkıyı Ferdi fark etmedi sanıyordu. Ama Ferdi onun bu düşüncesini anında yıktı.
"Erkek güzeli ha..." dedi içli içli nefes verip.
Arda ona gülümseyip bu şarkıyı unutmadığı için ona minnet dolu bakışlarını attı.
"Bizim şarkımız" dedi ardından gülümseyerek.
"Unutmamışsın"
"Çocukluğumuza ihanet edeceğimi mi düşündün?" Ferdi şefkatle tuttu küçük ama kemikli olan elleri.
Arda küçük bir gülümseme sundu ona. İnsanın içini eritecek kadar sıcaktı bu gülüş.
"Küçük arda şuan bizi görse şaşkınlıktan bayılırdı sanırım" utanarak eğdi başını.
Ferdi güldü küçüğünün bu tavırına.
"Neden ki "
"İmkansız aşkına karşılık almak aklının ucundan bile geçmezdi çünkü"
Ferdi bu sefer daha sıcak bir gülümseme sundu.
"İlk bakışta aşk benimki" dedi Arda sitemle karışık sevgiyle.
"Tabi ben bunu göremeyecek kördüm o zamanlar" Ferdi kendine kızacak olunca Arda hemen bunu devam ettirememesi için dudaklarını aniden onunkilerle birleştirdi.
Utanıp hemen geri çekildi. Karşısında mey içmiş gibi duran ve neredeyse bayılacak adama baktı göz ucuyla.
"Sen bu gidişle benim kalbime indireceksin sarışınım"
Arda onun bu haline gülümsemeden edemedi.
"Tutamadım kendimi" dedi mızmızlanarak.
"Sen hiç tutama kendini , hoşuma gidiyor."
Arda iyice kızarıp elleriyle yanaklarına dokundu. Kor bir ateş gibi yanıyordu. Artık geri dönüşü olmayan bir aşka düşmüşlerdi.
İkiside hazırdı kül olmaya , beraber tekrar doğup kendi hayatlarını oluşturacaklardı.
Arda ve Ferdi, gelmiş geçmiş en iyi çift olmuşlardı.