Yine her zamanki gibi odamın bir köşesinde elimde koynuma yasladığım 3 yaşımdan beri yanımda olan yırtık pırtık bez bebeğim Lili ile soğuk mermerin üstüne oturmuş ağlıyordum. Ailem yine kavga ediyordu. Her yerde bağırış sesleri vardı. Kulaklarım artık isyan ediyordu bu seslerden. Neredeyse 8 yıldır yanımda olan bebeğime baktım. Sanki onun bile yüzü asıktı. Bebeğimin yüzünü incelerken bir cam kırılma sesi ile ardından annemin yarı sinirli yarı korkulu çığlığını duydum. Babam yine bir şeyleri kırıp döküyordu sinirden. Alışmıştım, annemin de buna alışamayıp hala kulakları sağır edecek bir şekilde çığlık atıyordu. İşte buna çok şaşırıyordum. Her gün aynı kırılma sesleri, aynı çığlıklar, aynı bağrışmalar, aynı küfürler, aynı tehditler. Bıkmıştım artık. Ben bunları hakedecek ne yaptım diye düşünmeye başladım “her zamanki gibi”. Annem2 hafta önce kırdığı ve zor tamir ettiğim kulaklığımı almak için ayağa kalktım ve masama doğru ilerledim. Masama baktım her şey her yerdeydi. Ders notlarım, sakinleşmek için içimi döktüğüm ama işe yaramayan günlüğüm, kitaplarım, kalemlerim, dökülmesi bitmek bilmeyen saçalarım, kalemtıraş çöpleri, sümüklü peçetelerim, okuldan sonra arkadaşlarıma verdiğim özel derslerle (saatlik 50TL) kazandığım parayla aldığım ve ailemin umursamadığı sakinleştiriciler ve fazlası…
İlaç deyince beni madde bağımlısı falan sanmayın. Ben bunlara kesinlikle karşıyım. İlaçları bile doktora göründükten sonra aldım.
Bağırış sesleri devam ediyordu. Gözümdeki yaşlar tükenmişti. Yanağımdakileri elimin tersiyle sildim ve masamın çekmecesinden kablolu kulaklığımı aldım. Şaşırtıcı bir şekilde kavgaları erken bitmişti. Babamın büyük bir küfür savurarak kapıyı çarpıp temelli bu evden gittiğini duydum. Annemin de arkasından okuduğu bedduaları. Babam gittiği gibi ruh hali değiştirdi ve sakinleşti tahminimce çünkü artık ses gelmiyordu. Tek duyduğum şey onun ve kendimin hızlı soluklarıydı. Kapıya doğru yöneldim ve küçük aralıktan onu izledim. Holün sonunda elleri açık bir şekilde dua edip babam eve geldiği için ve onu daha boşanmamalarına rağmen yabancı gibi gördüğü için kapanıyordu ve bu kapanma işine “babamın zoruyla” başlamıştı. Neredeyse ben de kapanmak zorunda kalacaktım ama kapanmadım. Ana kapanmamak için de bir o kadar dayak yedim, laf işittim. Sonunda da özgür ve hür irademi bir konuda kullanabildim. “Amin” dedikten sonra tesettürünü çıkardı ve derin bir nefes verdi.
O sırada yanına gittim ve komidinin üzerindeki telefonumu aldım ve odama hızlı adımlarla geri döndüm. Kulaklığımı telefonuma bağladım ve Premium olmak için para ödediğim Spotify’a girdim ve “kulaklarimincezasiyim43” adlı kullanıcının oluşturduğu “hayatının ne boktan anında dinlenilecek şarkılar” listesine girdim ve kulaklıklarımı kulaklarıma yerleştirip açtım.
Şarkı ilk notasından uykumu tetiklemişti bu şarkı da “Another Love”dı. Beni en çok üzen şarkılardan biriydi. Lili hala kucağımdaydı. Kokusunu aynı ailemin kokusunu çekmek istediğim gibi çektim ve üstümdeki kefen kadar rahat kıyafetimi giydim, en az toprak kadar kirli ve nemli toprak gibi yatağıma uzandım son olarak ta en az mezar taşı kadar ağır olan üzerimdeki baskıları hissettim. Göz kapaklarımda ciddi bir yük vardı ve benden istemsizce kapanmaya niyetlilerdi. Kendimi fazla zorlamadım sadece bu şarkıyla beraber bu dünyadan göçüp gitmek istiyorum en azından 1 saatliğine. Gözlerimi kapadım ve istediğim bilinçsizliği yaşamak için kendimi uykunun karanlık kollarına bıraktım…