Yaz aylarında güzel bir bahçede oturuyordum. Kuşların ve doğa'nın sesini dinleyerek öylece kitap okuyordum. Kitap okurken yanıma Eren geldi. Elimi hemen sakladım, çünkü elim kesikti. Eren hemen elimi hızlıca eline çekti. Yaramı gördü.
-Mikasa, eline ne oldu?
-Eren, abartma.
Elimdeki yara izine bir öpücük kondurdu. Yanaklarım kıpkırmızıydı. Hemen elimi çekip yüzümü kapattım. Eren yavaş yavaş bana yaklaştı ve sarıldı. Ben de ona sarıldım ve içeriye geçtik.
Öğlen yemeğini hazırlıyordum ve Eren bir anda bana sarıldı ve şunları söyledi;
-Mikasa, bu günlük ben yapsam olur mu?
-T-tabiikide.
Uyudum. Akşam oldu ve yemeği yedik. Yedikten sonra Eren korku filmi izlememizi istedi. Ben de kabuk ettim. İkimize de mısır patlattım ve izlemeye başladık. Korkmuştum ve korkudan ne yaptığımı anlamadan Eren'e sarıldım, gözlerimi sımsıkı bir şekilde kapattım. Eren gülümsedi ve başımı okşadı. Korku filmi izlemeyi bırakıp Eren'e sarılmıştım. Eren'e sarılarak uyumuştum. Eren beni kucağına alıp yatağa götürdü. Uyanmıştım. Tam karşımda Eren vardı, bana gülümsüyordu ve yavaş bir şekilde yanağımı okşuyordu. Elimi alıp öpmüştü. Kızarmıştım ve hemen ona sarılmıştım. Kendimi delirmiş gibi hissediyordum.. Eren beni kendinin içine çekermişçesine sımsıkı sarılarak uyudu. Uykum olmadığı için Eren'in gözlerine bakmıştım. Masmavi gözleri adeta beni benden alıyordu. O kadar güzel uyuyordu ki dayanamayıp onu öpmüştüm. Meğersem Eren uyanıkmış ve bana şunu dedi;
-Uyumadın mı prenses?
Başımı hafif bir şekilde salladım. Eren alnımdan öpmüştü. Ona sarılarak uyudum.