İçeriğe geç

Enkazdan Kalanlar

Bölüm 3 · 6 dk okuma

Enkazdan Kalanlar

Bölüm 3

Acı Vermek

Ders boyunca sesizce ağlamak ve defteri karalamak dışında bişey yapmadım sinirden defteri karalamış karalarken de yırtmıştım.Bade'nin koluma dokunmasıyla irkildim kendi düşüncelerime o kadar dalmıştım ki kimseyi duyacak,dinleyecek durumda değildim.

-iyi misin

kafamı kaldırdım ve zorla bi gülümseme yerleştirdim yüzüme

-iyiyim Bade ,dersin bitmesine kaç dakika var.

Yüzünü buruşturmuş,elimi tutmuştu konuşmadan önce derin bir nefes alıp gözünün önüne gelen bir tutam saçı kulağının arkasına atmıştı.

-daha var gözlerin kızarmış Nil

Bana acır gibi bakıyordu,gözlerini bi an ondan çekip Bade'nin arkasında ki sırada oturan Çağrı ve Defne'ye baktım gülümsedim Bade arkasına dönüp onlara baktı artık Çağrı'yı sevmiyormuş gibi ekşitti yüzünü.

-bırak ne hâli varsa görsün Aptal

Diğer elimi Bade'nin elinin üzerine koyduğumda yine yalandan gülümseme yüzümü takındım.

-Bıraktım zaten takmamıştım ki,görmediğim insanları önemseyemem

*kimi kandırıyosun kızım*

bırak beni iç ses allah aşkına sal iki dakika - ne demek istedin

bir dakika kendimi öldürmemi falan düşünmüş olamaz dı değil mi saçmalık!

*bu sana cazip gelmedi değil mi?*

yalan yok geldi ama sadece bu değil üzerime gelen.

-şu taşınma işi

dediğim anda zil çaldı zaten öğretmen serbest bıraktığı için herkez kendi halindeydi.

-taşınma işini hızlandırmayı ve ailemle gitmeyi düşünüyorum.

-ne

şok içinde başını uzatarak bize bakan Mert'in bizi dinlediğinin farkına varmamıştık.İkimiz de şaşkın şaşkın onu izlerken adeta kükrer gibi bağırdı.

-taşınamassın Nil bırakma bizi

kolumu çekiştirirken bi yandan bağırmaya devam ediyordu bütün dikkatleri üzerimize çekmiştik bile,telefonla oynayan Çağrı ve Defne kafasını kaldırıp bize baktı,baksındı umurumda değildi artık.

-Mert çıkardın kolumu bırak

Kolumu kurtarıp omzuma dokundum gerçekten acımıştı ama kararım netti gidicektim buraya bağlayan kimse. kalmamıştı.Mert ve Bade acıyarak bi bana bir Çağrı'ya bakıyordu ama şu an Çağrı'nın keyfi yerinde gözüküyordu sürekli birbirlerinin kulaklarına bişeyler fısıldayıp gülüşüyorlardı.Kafamı çevirip sadece pencereden dışarı yağan yağmuru izledim,ben ne zaman acı çeksem ya da canım yansa gökyüzüyle beraber ağlardık.

Dersler bittikten sonra Mert bi işi olduğunu söyleyip gitmişti. Ben de Bade ile çantalarımızı toplayıp sınıftan çıkmak üzereydik ki Defne kahkaha atarak içeri daldı. Umursamadan montunu almaya gidiyordum ki önüme geçti.Yüzüme alaycı bi şekilde bakıyordu.

-Nil Akın sen misin?

tek kaşımı kaldırdım neden bunu soruyordu ki

-benim,ne istiyorsun

bi kahkaha daha savurduğunda cidden beyninde sıkıntıları olduğunu düşünmeye başlamıştım.

*kaç Nil sıyırmış bu*

du iç ses derdi neymiş bakalım.

-Çağrı çok tatlı bir çocuk sanırım birbirimizden hoşlanıyoruz.

Kollarımı birbirine bağladığımda Bade yanımıza doğru yaklaşıyor bi yandan da konuşuyordu .

-öyle mi nasıl zehirledin onu?

*bak bu kızda iş var*

iç sesime gözlerimi devirip tekrar Defne'ye döndüm.

-ben bişey yapmadım az önce öyle tutkuyla öptü ki beni ahh anlatamam size , yakın arkadaşınız olduğuna göre bilmeye hakkınız olduğunu düşündüm.

-ne

yerimde sendelediğimde Bade kızın üzerine yürümeye başlamıştı,kolunu tutup onu durdurdum.

-öyle mi

dedim sesim titriyordu bir tek göz yaşı akmaya çalışıyordu da izin vermiyordum.

-sizin adınıza sevindim Defne

çantamı alıp dışarı çıktım nefes nefese kalmıştım.Bunca yıl nasıl anlamayıp kör oldu benim aşkıma ki iki gündür tanıdığı bir kızı 'tutkuyla öpüyor' koşar adımlarla evin yolunu tuttuğumda Bade arkamdan bağırıyordu ne zaman yanıma gelip kolumdan çekti işte o an hıçkırıkların esiri olmuştum.Onunda gözlerinin dolduğunu görebiliyordum beni kendine çekip kollarını belime doladı.Ne kadar orda öylece kaldık bilmiyorum ama eve geldiğimde hiç hâlim, anahtarı aramaya bile halim yoktu,zili çalıp beklemeye başlamıştım,başım öyle ağrıyordu ki bu hikayenin sonunu belki de az çok tahmin ediyordum,biraz sonra elinde bulaşık eldiveniyle saçlarını topuz yapmış bi vaziyete annem açtı kapıyı,tek bir kelime etmeden salona geçip koltuğa çantamı attım.Diğer koltuğada kendimi attığım sırada annem bana ters ters bakıyordu.

"neyin var Nil?"

derin bi nefes alıp yüzümü ovuşturdum."Anne gidelim...hatta hemen gidelim babama arasan da b-ben eş"

"Nil sakin kızım noluyo birden bire"

ayağa kalkıp birkaç adımda annemin yanına geldim yüzüne bakıyordum gözlerimin dolmasına engel olamayarak

"yoruldum anne...b-ben savaşacak gücüm kalmadı"

annem bana sarılıp saçlarımı okşayarak iç çekti "anlıyorum Nil,tamam sen nasıl istersen öyle yapalım"

annemi bırakıp tek kelime etmeden odama gittim,bi yanım delice kalmak isterken diğer yanım bunun aptallık olduğunu düşünüyordu... peki hangisini dinlemeliydim,kalıp onların aşkını gözümün önünde yaşamalarının acısını mı,gidip onu görememenin acısını mı

*kalbin ne diyor peki*

kalbim ... çok kırgın be iç ses ona söz geçirememek hayattaki en adî şeylerden belki, aklın sana diyor yapma acı çekersin kalp neden acı çekmekten zevk alır ki?

yatağın altına attığım en son yaz tatili için kullandığım valizimi çıkardım içinde yazdan kalma şortlar t-shirtler falan vardı onları yatağa bırakıp dolabımı açtım bütün herşeyimi yatağa fırlatıp valize tıkıştırdım ne ara firar etmişti bu iki göz yaşı derin bi nefes aldım,aldığım her nefes batıyordu sanki bu dünyaya fazlaymışım gibi hissediyordum...oysa sadece sevmiştim...çok sevmiştim bu kadar abartı neden,bu kadar acı neden.

yatağımın yanına oturup tam karşımda olan aynaya baktım gözlerimin altı şişmiş içi kıpkırmızı olmuştu.Bağlı olan saçlarımı başım ağrıdığı için serbest bıraktım ki annem bütün güler yüzüyle elinde bi kupa yeşilçayla gelmişti kokusundan anlamıştım bu çay beni sakinleştiriyordu...ah annem bana neyin iyi geldiğini çok iyi biliyordu.

"buraya bırakıyorum yere oturma kızım"

artık ne kadar olabilirse gülümsemeye çalışmıştım"teşekkürler anne...iyiki varsın"

gülüşü daha çok büyüdüğü zaman yanıma gelip yanağıma bir öpücük bıraktı "sende kızım...sende iyiki varsın"

daha fazla konuşmadan çıkıp gitti o an, yine yalnızlığıma hızlı bi dönüş yapmıştım ki telefona bir bildirim geldi ardından tekrar ardından tekrar,gruptan geliyor olmalıydı...hadi ama komidine kim bıraktı ki seni hiç kalkasım yok

*sende sıyırdın acil bi psikolog randavusu alıyorsun Nil!*

haklısın iç ses acil

kalkıp söylene söylene telefonu aldım ve açtım bizim gruptan yazmışlardı.

Mert-Niiiil nerdesiiin?

Mert-bak bii kızım

Bade-ne oldu?

Mert-Niiiiiiil

hay senin ben

-efendim

*Mert yazıyor*

-akşam arka mahalledeki parka gel de şu taşınma işini bi daha konuşalım be kızım

-konuşacak bişey yok Mert,benden önce nasılsanız benden sonra da öyle devam edin

*Bade yazıyor*

-hadi ama Nil son kez konuşalım lütfen

Mert-keçi ne olucak geldin alıştırdın bize kendine sonra da bişey olmamış gibi bizi bırakıcak mısın?

Mert-tamam ben anladım

ister istemez bi tebessüm oluştu yüzümde aklınca bana trip atıyordu haklıydı da aslında

-tamam akşam saat 19:15 te falan orda olurum.

gözlerim saate kaymıştı öylesine yedi dedim ama saat zaten 17:46 olmuş ne ara hava kararmıştı.

*Bade,Mert yazıyor*

Bade-harika akşam görüşürüz

Mert-tamamdırr

whatsapp uygulamasından çıkıp yerde duran yeşil çayımı aldım,biraz soğumuştu ama harikaydı yinede sosyal medya hesaplarımda dolaşmaya başlamıştım ki Çağrı'nın yeni fotoğraf attığını gördüm

artık onun mesajları görüp cevap vermemesine alışmıştım.

Üzerindeki beyaz t-shirt in üstüne siyah ceket atmıştı siyah pantolonla tamamladığı kombini allah kahretmesin ona çok yakışmıştı saçlarının hafif kıvırcık olmasını çok seviyordum...bir dakika bu fotoğraf ne zaman atılmış *2dk önce*

iyi de nereye gitmişti ve kiminle gitmişti...ah tabiki de 'tutkuyla öptüğü 'yeni sevgilisiyle gitmiş olmalıydı başka kim olucak ki bu kadar güzel bir açıyla yalan yok ben çekemezdim bu o Defne zillisinin işi olmalıydı.

*1 saat sonra*

o fotoğrafa bakıp düşüncelere dalmamın üzerinden bir saat mi geçmişti ne ara olmuştu bu elimdeki buz gibi çayı komidinin üzerine bırakıp dolabıma yöneldim siyah boyunlu örme kazağımı giyip,siyah bi pantolon geçirdim üzerime saçlarımı açık bırakmıştım telefonumu ve kulaklığımı alıp odamdan çıktım.

"Nil açmısın bişeyler hazırlayalım birlikte,bak anneli kızlı bişeyler yapmıyoruz ne zamandır"

ben çoktan montumu ve botumu giymiştim ki annem çıkıverdi mutfaktan

"nereye bakalım bu saatte"

"anne bizim çocuklarla buluşucam aşşağı mahalledeki parka gidiyorum"

"ah be kızım bu saatte-"

"söz veriyorum ki geç kalmıcam anne"

yanağını öpüp evden çıktım anahtarları cebime atıp kulaklığımı taktım elim cebimde sokak lambasının altında yürüyordum o an o şarkı doldurdu kulaklarımı

🎶

...

bu aşkın adresi bir çıkmaz sokak

bir çöp arabası,peşinde çocuklar

yorgun anılarla aşıklar çıkmazı

içinde ben yandım

bir sokak lambası

...

Yirmi7-Sokak Lambası

umarım beğenirsiniz

kendimi hazır hissettikçe bölüm yazıyorum diğer türlü saçma oluyor o yüzden arayı biraz açtım...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.