İçeriğe geç

ENİGMA - BxB (Omegaverse)

Bölüm 3 · 7 dk okuma

ENİGMA - BxB (Omegaverse)

Bölüm 3

Chapter - 3

Yabancı adam Doruk'un yaşadığı apartmanın önünde arabayı park edip arabadan indi. Arka koltuğun kapısını açıp baygın vaziyette hâlâ feromon yayan Doruk'u kucaklayıp kapıyı kapattı. Doruk'un bedenini alfa feromanlarıyla sarıp etraflarındaki olası alfalara karşı onu koruma altına aldı. Apartmana girdiğinde yanlarından geçen bir kaç adam ikisinden de yayılan korkularla onların çift olduğunu amlayarak birbirlerine gülerek bir şeyler fısıldadılar ama yabancı adam onları umursamadan asansöre bindi ve Doruk'un dairesinin olduğu kata bastı.

Doruk ise onu taşıyan adamdan bihaber tüm bedeni bir alev topunun içinde yanıyordu. Bacakları titriyor, kalça arasından sızan sıvı ve sırtından aşağı süzülen terlerle kıvranıyordu. Yaydığı feromanların yakıcı ve zehirli oluşundan bile habersizdi. Bu feromanlar bir alfayı kışkırtmaktan çok boğazlayacak kadar ağır ve öldürücüydü.

Kucağındaki Doruk'la dairenin kapısını açan adam içeri girip ayağıyla kapıyı kapattı ve eliyle bulmuş gibi Doruk'u odasına götürüp yatağına yatırdı. Koluyla burnunu kapatıp kızışan gençten uzaklaştı ama odayı saniyeler içinde dolduran feromanlar yüzünden güçsüz kalan bacakları yüzünden yere çöktü.

"Sana inhibitör almayı öğretmediler mi gerizekalı çocuk" derken çöktüğü yerde sürünerek yatağın yanındaki çekmeceyi açtı. Bulduğu inhibitörün kapağını açıp ayağa kalmaya çalışarak Doruk'un koluna uzandı.

Doruk koluna değen eden korkarak gözlerini zorla açtı ve yabancı adamdan uzaklaştı. "Kimsin sen?" Sert çıkarmaya çalıştığı sesi cılız ve çatallıydı.

Esmer adam dişlerini sıkarak bir kez daha Doruk'un koluna uzanıp "Rahat durmazsan canın acıyacak" derken hızla inhibitörü Doruk'un koluna sapladı ve ilacın damara yayılmasını bekledi. Doruk acıyla bağırınca sinirle iğneyi geri çekti.

"Bütün apartmanı başımıza toplayacaksın kaçık."

Doruk acıyla yüzünü buruştururken esmer yüzlü yabancı adam bir inhibitör daha çıkarıp bu kez Doruk'un bacağına sapladı. Doruk boğuk bir inlemeyle var gücüyle bağırdı.

"Kes şunu, acıyor lan."

Adam tamamen ayağa kalkıp derin bir nefes vererek saçlarını geriye attı.

"Asıl sen ne kadar acı çektirdiğinden haberin var mı aptal Omega."

Sinirli adımlarla odadan çıkıp Doruk'un cılızlaşan inlemeleri eşliğinde cebindeki telefonu çıkarıp bir numarayı aradı.

"Buyrun Bora Bey."

Esmer adam çenesini sıvazlayarak dış kapıya yöneldi. "Vereceğim adrese bir kaç doktor gönder, beta olsunlar."

Karsındaki kişi hızlıca "Emriniz olur Bora Bey" dediğinde cevap vermeden telefonu kapattı.

Uzun boylu, esmer genç adam dış kapıdan çıkarken ofladı ve aklındaki binlerce soruyla beraber kapıyı kapattı.

Bir kaç saat sonra şirkete gelen doktorlarla masasına bırakılan dosyayı inceledi. Gözlerini kapatıp sakin bir nefes vermeye çalıştı.

"Ne demek bu çocuğun türünü belirleyemiyoruz?"

El pençe genç adamın masasının önünde dizilen doktorlardan biri keyifsizce "Üzgünüz Bora Bey, bahsettiğiniz gencin Omega olması dışında başka bir buldu bulamıyoruz" dediğinde Bora önündeki dosyayı iterek sert sesiyle konuştu.

"Kaç yıldır bu şirketin doktorunuz, milyarlarca dolar fon aktarılıyor sizlere ve siz sadece Omega olduğunu mu söylüyorsunuz? Siz betalar bile onun yaydığı zehirli feromanları fark ettiniz değil mi?"

Doktorlar korkuyla baş sallamakla yetindiğinde Bora daha da sinirlerek ayağa kalktı.

"Yıkılın karşımdan."

Genç adamın dişleri arasından çıkan bu sert emirle doktorlar seslerini çıkarmadan odadan çıktılar.

Bora ellerini saçlarına götürüp çekiştirerek ofladı. "Sen nesin be çocuk?"

◽

◽

◽

Doruk gecenin bir yarısı midesindeki yoğun bulantı ile uyanıp banyoya koştu ve acı su dahil midesindeki her şeyi kustu. Eğildiği klozetten doğrulup sifonu çekerek lavabonun karşısına geçti. Musluğu açıp buz gibi suyu yüzüne çarparak derin nefesler verdi. Aynanın karşısında kızaran mavi gözleri, solgun kumral yüzü ve uzamaya başlamış sakallarıyla berbat durumdaydı ve bu defa yaşadığı tüm günü hatırlıyordu.

İş yerinde hissettiği o garip yakıcı histen tut eve gelen doktorların verdiği ilaçlara kadar her adım gözlerinin önüne geliyordu. Sadece isminin Bora olduğunu öğrenebildiği adamın feromonlarının kokusunu alamasa da onu tanıdığına dair bir his vardı. Onu bir yerlerde daha önce görmüş müydü bilmiyordu ama onun kahve gözlerindeki bakışlar oldukça tanıdık geliyordu.

Eve gelen doktorlara zorluk çıkarmadan verdikleri ilaçları alması Doruk için neredeyse imkansızdı ama artık kurdu ona itaat ettiği için onu susturması kolay olmuştu. Fakat kurdu da dahil içinden bir ses bir şeylerin yaklaştığını fısıldar gibiydi ve Doruk ilk kez garip bir korku hissediyordu. Bilinmezin korkusu.

Bir kaç gün daha çalıştıktan sonra en azından kendini toparlamak için aile evine dönmeye karar vererek banyodan çıkıp yatağına geri döndü. Belki de annesinden Omega olmak mıdır her ne haltsa bunun hakkında biraz bilgi alabilir ve olur olmadık yerde bu sabah hissettiği şeyi durdurmak için ne yapacağını öğrenebilirdi. Çünkü bu sabah yaşananların oldukça tehlike olduğunu içten içe sezinliyordu. Fakat korkusu alfalarla dolu bir şehirde Omega olmak değildi, Doruk asla alfalardan korkmazdı ama öfkesine yenilip kurda dönüşmek tehlikeli olabilirdi.

Bu sabah Bora denen ve alfa olduğu on metre öteden anlaşılan adamın yanındayken neden sinirlenip kurda dönüşmediğini anlayamamıştı. Belki de adam oldukça nazik ve yardımsever davrandığı içindi, bilemiyordu. Ama çevresinde gördüğü sapkın alfalara benzemediği kesindi. Feromanlarını yaydığında adamın etkilenmekten çok acı çektiği belliydi. Acaba Doruk'un feromanları sadede alfalara acı mı çektiriyordu. Ama neden?

Ertesi gün ise gün Doruk için oldukça sakin geçmişti, hatta bir sonraki günde sakindi. Bedeni hızlıca toparlanmış, neredeyse Omega olduğunu unutacak kadar eski umursamaz haline dönmüştü. Bu yüzden de iki gün önceki korkularının şimdi yersiz olduğunu düşünüyordu. Aile doktorunun verdiği ilaçları düzenli olarak kullanıyor ve evine gelen ve bizi Bora Bey gönderdi diyen doktorların verdiği güçlü inhibitörleri yanında taşıyordu. Ve çoktan Bora Bey midir kimdir tanımadığı adamı unutmaya başlamıştı.

İş çıkışı arkadaşlarıyla takıldığı mekandan çıktığında ellerini ceketinin ceplerine koyup ıslık çala çala evinin yolunu tuttu. Fakat takip edildiğine dair garip bir hisle yürümeyi kesip arkasını döndü. Caddeden gülerek geçen bir kaç adamı gördüğünde omuz silkerek önüne dönüp yürümeye devam etti. Dakikalar sonra ensesindeki tüyleri diken diken eden bir nefesle olduğu yerde durdu. Ayakları hareket etmeyi kesmiş, tüm bedeni ürpetiyle titremişti ce damarlarında alevlenen kurt dürtüleriyle omuzları gerilmişti. Bir şeylerin ona yaklaştığına artık o kadar emindi ki yumruklarını sıkarak toparlanıp iki bina arasındaki boşluğa girip havayı kokladı. İnsan formu feromonları algılayamasa da kurdu tehlikenin kokusunu kilometrelerce öteden alabiliyordu.

Doruk yaslandığı duvarda yaklaşan ayak seslerini dinleyerek boynunu kütletti. Yumruklarını ve dişlerini kıracak kadar sıkıyor ve hareketlenen kurdu dönüşecek anı kolluyordu fakat iradesini çoktan teslim ettiği sahibinin buna izin vermemesine öfkeyle hırlıyordu.

"BENİ SERBEST BIRAK."

Doruk ise giderek yaklaşan ayak sesleriyle sokak lambasının altındaki gölgenin karşısına çıktı. Gördüğü kişiyle kaşları çatılırken yumrukları gevşedi.

"Barkın?"

Karşısında okuldan arkadaşını gördüğü için afallamış, az önceki yersiz korkusuna gülmüştü. Arkadaşı Barkın onun gülüşüne gülümseyerek "Burda ne işin var Doruk?" diye sordu.

Doruk tamamen rahatlayarak gevşek bir sırıtışla arkadaşının koluna yumruk attı.

"Ödümü koparttın lan, biri beni takip ediyor sandım."

Barkın ellerini pantolonun ceplerine koyarak kaşlarını çattı. "Ne takip etmesi oğlum gece gece" diyerek caddeyi gösterdi. "Hem ne geziyorsun burda, saat geç oldu."

Doruk garipseyerek yüzünü buruşturdu. "Lan saate ne var, her gece eve döndüğüm saat."

Barkın memnun olmayan bir ifadeyle "İyi hadi yürü eve bırakayım seni" deyince Doruk iyiden iyiye şaşırarak "Barkın ne oluyor lan sana" dediği sırada caddenin solundan çıkan siyah bir jeep tam önlerinde durdu. Arabadan inen esmer adam yumruklarını sıkarak yanlarına yürüdü ve Doruk'u kolundan tutup arkasına alarak Barkın'ın önünde durdu. Dişleri arasından hırlar gibi konuştu.

"Uzak dur ondan."

Barkın ise sırıtarak ellerini cebinden çıkarıp yukarı kaldırdı. "Sakin ol eski dostum, dokunmadık emanetine."

Doruk bir yandan şaşkınlık bir yandan da hissettiği gerginlikle Bora'yı kenara itip ikisinin arasına geçti.

"Ne oluyor lan burda?" Arkasındaki Bora'ya dönüp "Sen kimsin de arkadaşıma emir veriyorsun, uzak dur falan" dediğinde Barkın kaşlarını kaldırarak sırıttı.

"Duydun Bora'cım, sen kimsin?"

Bora öfkeyle dişlerini sıkarak Barkın'ın boğazına elini sarıp bina arasındaki boşluğa sürükleyerek duvara fırlattı. Barkın çarpmanın etkisiyle dişlerini sıktı ve kırmızıya dönen gözleriyle hırlayarak "Eski günlerdeki gibi ha" derken Bora'nın üstüne atlarken siyah kurduna dönüştü. Bora da saniyeler içinde üstüne atlayan adamı savurarak kurda dönüştü.

Doruk ise şokla birbirlerine saldırmaya hazırlanan iki kurda bakarak elini ağzına götürdü. Zihnine dolan ard arda görüntülerle Barkın'ın kurt formuna baktı. Günler önce rüyasında gördüğü ve ona saldıran kurt tam karşısındaydı.

"Barkın, sen.." diye fısıldadığı sırada Bora onun boşluğunu yakalayarak Barkın'ın üzerine atladı ve boğazına dişlerini geçirip tekrar duvara savurdu. Duvara çarpan genç öfkeyle ayaklanıp Bora'ya doğru bir hamle yaptı ama Doruk'un emredici sesiyle "Kes şunu" diyerek beyaz kurduna dönüşmesine Bora ve Barkın hareket etmeyi kesti. Çünkü Doruk tüm sokağı aydınlatan mor ışığıyla ikisini de oldukları yere çivilemişti.

Doruk hırlayarak Barkın'a yönelip öldürücü derecede zehirli feromanlarıyla onu hatırladığını ve geri çekilmezsr daha fazlasını yapacağını gösterdi. Barkın üzerine yürüyen Omega'nın ezici gücüne karşı iniltiyle başını yere eğdi ve saniyeler sonra sertçe hırlayarak yanlarından koşarak uzaklaştı. Doruk ise arkasını döndüğünde tıpkı Barkın gibi acı çeken Bora'yı gördüğünde zorda olsa feromanlarını geri çekmeyi başardı.

Barkın acıyla ayaklanıp Doruk'tan uzaklaştı ve dişlerini sıkarak binanın boşluğundan çıktı. Doruk o da gittiğinde kurdunu yönetebilmek için uzun uğraşlar verdi. Bir an önce insan formuna dövmeliydi ama nasıl?

Bir kaç saat sonra Bora insan formunda geri dönüp Doruk'u hâlâ kurt formunda bulduğunda oflayarak elindeki kıyafetleri önüne bıraktı.

"Onu hatırlıyor musun? Ya da konusunu?"

Doruk kimden bahsettiğini anlamak için zihnini zorladığında derinliklerde yer edinen o kokuyu hatırladı. Gözlerini kapatıp rüyada gördüğü gri dumanlarıyla onu sarıp sarmalayan ve yüzünü okşayan siyah kurdu da hatırladığında bedeni gevşemeye başladı. Sanki yıllardır tanıdığı siyah kurt onu sakinleştirir gibi bedeninin her noktasına varlığını kazımıştı. Doruk tamamen rahatladığında gülümseyerek yere uzandı ve insan formuna dönüşmeyi başardı.

Bora onun dönüşümünü saniye saniye izleyerel elini alnına götürdü.

"Aptalsın Omega. Bir o kadar da mükemmel. Şimdi neden onun seni bulduğunu anlıyorum."

İstediğim gibi olmadı ama neyse çerezlik olsun kendime gelene kadar idare edin.

Bölüm sonu

9 yorum