“Mina, yeni okuluna giriş yapmıştı. Okul tuhaf gözüküyordu; nasıl desem, fazla hareketli duruyordu ve herkes ukala tiplere benziyordu. Mina, bahçedeki merdivenleri çıkıp okuluna giriş yaptı ve “Iyy, burası korkunçtu.”
Mina kendi kendine;
-Anasını satayım, nereden düştüm lan ben buraya? Okul erkek parfümü kokuyor, amına koyayım.
“Mina, kendi kendine kafası dalgın bir şekilde konuşuyorken bir anda önünde bir gölge belirdi ve Mina o gölgeye çarptı”
— Mina: Hass, ilk günden mi gerçekten ya? Off, lanet olası şey, önüne baksana biraz!
“Mina, yerde 2.80 yatarken doğrulur ve karşısına bakar. Karşısında uzun boylu, kumral, kaslı 🤭 bir çocuk duruyordur.”
— Mina: yutkunur.
— X: Ne anlatıyorsun lan sen? Önüne baksana, sürtük. Kimin mekânında, kime şekil yapıyorsun? Ayağını denk al, ufaklık.
“Mina, şaşkınlıktan konuşamaz bile ve o çocuk Mina’ya omuz atıp gider. Mina yaklaşık 10 saniye dona kalır. Sonra uzun saçlı, esmer, tatlı bir kız Mina’nın yanına gelir.”
— X: A- şey, iyi misin acaba? Pek iyi görünmüyorsun.
— Mina: Ha, evet, ben iyiyim. Sağ ol. Peki, sen kimsin?
— Asel: A, kusuruma bakma, kendimi tanıtmayı unuttum. Adım Asel. Peki ya sen?
— Mina: Memnun oldum Asel, ben de Mina.
— Asel: Ben de çok memnun oldum Mina. Bir de aklımdayken söyleyeyim, demin kavga ettiğin çocuk Kaan ve o biraz ukala, zorba bir tip. Ona yaklaşmanı tavsiye etmiyorum. Kendisi zengin bebelerinden.
— Mina: Ah, gerçekten mi ya? İlk günümden çattığım kişiye bakar mısın? Neyse, bir daha karşılaşmam umarım.
“Karşılaşacaklardı çünkü bu, kaderin bir tür oyunuydu.”
“Mina ve Asel, bahçede bir bankta oturup uzun uzun konuştular. Hatta o konuşmanın arasında okuldakilerin dedikodusu da kaynadı. Mina, Asel’i sevmişti çünkü okula geldiğinden beri ona iyi gelen tek şey oydu.”
— Asel: Ya, bu arada sormayı unuttum. Sen hangi sınıftaydın?
— Mina: 11/D.
— Asel: Aaa, ne güzel! Tam yan sınıfımdasın.
— Mina: Keşke aynı sınıfta olsaydık yaa.
— Asel: İnan, hiç istemezdin.
— Mina: Neden?
— Asel: Çünkü Kaan ile aynı sınıftayım.
— Mina: Allah korumuş yaa.
— Asel: Hahahahahaha.
“Derse gitme zamanı gelir ve herkes sınıflara ayrılır. Asel, Mina’ya sınıfını gösterir. Mina sınıfa girdiğinde boş bir yere oturur. Mina sırada otururken karşısına Nida, Seda ve Yaren adında üç kız belirir ve Mina’ya yargılayıcı gözlerle bakarlar. Mina, kızlara bakar ve ne istediklerini anlamaz.”
— Mina: Bir şey mi oldu?
— Yaren: Sen yenisin galiba, ha tatlım?
— Mina: Evet, neden ki?
— Yaren: Orası benim yerim, tatlım. Gelir gelmez aptallık etme de kalk oradan.
— Mina: Sakin kal Mina, ilk günden sorun çıkarma. Gerek yok, off.
— Seda: Mal mısın kızım sen? Kalksana.
— Nida: Kendi kendine konuşma ve kaldır o götünü oradan, aptal. Hadi uza.
— Mina: O ağzınızı yırtardım da şimdi kendimi tutuyorum. Dua edin siz, aptal kızlar.
“Mina gerçekten sinirli olmasına rağmen ilk günü olduğu için kalkar ve başka bir yere oturur. Okulundan nefret etmeye başlamıştır bile.”
— Mina: (İçinden) Lanet okul… Umarım bu okuldan atılmadan mezun olurum.
“Ders başlar. Mina kendini tanıtır. Sınıfta birkaç kişi hariç herkes Mina’yı sever. Ders işlenir, zil çalar ve Mina kapının önüne çıkar. Ancak Asel sınıfta ödevini yaptığı için Mina’nın yanında duramaz.”
— Mina: Of, okul çok sıkıcı duruyor ya. Bir okulda hiç mi eğlenceli biri olmaz be?
“Mina, sınıf kapısının önünde dururken Kaan ve daltonları Mina’ya doğru yürür. Mina fark eder ama bakmamaya çalışır.”
— Mina: Başıma bela almam inşallah ya. Buraya geliyorlar, görüyorum. Of…
“Kaan uzaktan seslenir.”
— Kaan: Okulumuzda yeni bir ucube var ve o ucube kuralları bilmiyor gibi. Hahahaha.
— Mina: (İçinden) Anan bilmiyor kuralları, pezevenge bak. Sanki babasının okulu, bir de kural diyor. La havle…
— Kaan: Ya, okula yeni kız gelecek demişlerdi. Ben de güzel bir şey bekledim. Bu ne amına koyayım? Gözlüklü bir inek gelmiş. Maalesef hayal kırıklığına uğradık. (Arkadaşına döner.) Değil mi, Kutaycım?
— Kutay: Hayal kırıklığı, üzüntümün yanında halt etmiş. Baksana, eziğin birini getirmişler buraya. Hah!
— Mina: Sizin işiniz gücünüz yok mu?
— Kaan: Sanane kızım, sana mı kaldı bizim işimiz gücümüz?
— Mina: Ne anlatıyorsun sen ya? Gerçekten senden bahsettiler ama okulun zorbası demişlerdi. Sen sadece boş yapıp kuduruyorsun.
“Kaan’ın yüzü ciddileşir ve Mina’yı saçından tutup duvara çarpar.”
— Kaan: Bana bak, gerizekâlı. Bu okulda benim sözüm geçer ve sen bana bulaşarak çok büyük bir hata yaptın. Bundan sonra her adımında arkanda bir gölge gibi duracağım ve sen bu lafların için çok pişman olacaksın. Kabusun olacağım lan senin.
— Mina: Saçımı bırak lan, çabuk! Ah, lanet olsun, acıtıyorsun. Amına koyayım, sal beni!
“Mina sinirlenir. Hem sinirden hem de can acısından gözleri dolar.”
“Kaan, Mina’nın gözlerinin dolduğunu görünce onu bırakır. Ama ikisi de biliyordu ki bu sadece BAŞ-LAN-GIÇ’tı.”
— Kutay: Unutma sürtük, şu andan itibaren tüm sınırların zorlanacak ve sen pişman olacaksın. Hahahaha.
“Mina lavaboya koşar ve ağlamaya başlar. Hem sinirlendiği hem de canı çok yandığı için gözyaşlarını tutamaz. Ancak kimse yanına gitmez çünkü herkes bunu Kaan’ın yaptığını biliyordur.”
— Mina: Aptal Mina… Okul bitecek, aptal aptal. Lanet yer.
“Akşam okul bittiği zaman Mina, Asel’e hiçbir şey söylemeden okuldan tek başına çıkar ve eve tek başına gider. Otobüse biner, cam kenarına oturur ve sadece kafasındaki o sızıyı hisseder. Akşam eve döndüğünde kapıda annesi Mina’yı karşılar ama Mina, annesine iyi görünmek zorundadır.”
— Melda: Tatlım, hoş geldin! İlk günün nasıl geçti?
“Mina zor da olsa güler.”
— Mina: Çok güzel geçti anneciğim ama çok yoruldum. Odama gidiyorum.
— Melda: Tamam güzelim, iyi uykular.
— Mina: İyi uykular, anneee.
“Mina odasına gider, üstünü değiştirir, lavaboda dişlerini fırçalar ve aynaya bakarak…”
— Mina: Bu okuldan nefret ediyorum.
“Ve sessizce yatağına uzanır.”
“Ama Mina’nın bilmediği tek bir şey vardı… Bu, Kaan’la yaşayacağı yüzlerce karşılaşmanın sadece ilkiydi.”