Dum dum dum.
''Ah!!!!!!!!''
Dum dum dum.
''Abi yemin ederim yanlış anladın!!!!''
Dum. Dum. Rüya mı görüyordum? Ah, hayır rüyada değildim. Hacer. Hacer?
''Abi bırak! Bırak telefonumu! HAJİMAA! Hajimallagoooo!!!''
Alt komşumuz Hacer ve abisinden bağırışma sesleri yükseliyordu. Kafamı yastıktan kaldırıp saate baktım. Henüz gözlerim uykudan yeni kalktığı için bulanık görüyordu sayıları. Gözümü ovuşturdum, henüz yerinde sayılan saçlarımı geriye atım.
Normalde bu tür kavgalara karışmak adetim değildir, zaten tek yaşayan biri olduğum için sadece kendime bakmakla hükümlüydüm. Yani bu tür olaylara karışıp da kendime olduğundan çok zarar veremezdim. Bana bakacak biri yoktu, bu hep böyle oldu ve böyle sürdü. Kendimi bildim bileli yıllardır bu apartmanda Hacer'in ailesi sayesinde ikamet ediyordum. Düşük bir bütçe ile burada kalmak batmış olacak ki bu gece illa ki bu olaya burnumu sokup yıllar süren düzeni mahvedecektim. Kadınların şiddet görmesinden de oldum olası nefret etmişimdir. Havalandırmadan sohbeti dinleme zahmetine girmeden hemen kapıyı açıp aşağı indim.
Burnumu çekip kapıyı hızımı alamadan eşek gibi çaldım.
''Tuğkan! Aç kapıyı.''
Tekrar kapıyı çalacak iken Tuğkan abi kapıyı bi hışımla açtı.
''İte bak sen. Tuğkan ha?! Başka bir şey isteseydim olacaktı demek.''
Yakamdan tuttuğu gibi içeri soktu, hızla duvara beni fırlattığı an kendimi yerde buldum. Beynim sarsılmıştı adeta.
''Abi vallahi yanlışlıkla ağzımdan çıkıverdi...''
''Benim de elimden yanlışlıkla bir şeyler çıkıverecek ulan.''
Korkudan dilim içeri kaçıvermiş, çişim gelmişti. Ben ne diye burnum sokuyorsam gecenin köründe aile işlerine kafamı ? Tuğkan beni tek eliyle havaya kaldırıp tekrar duvara yaslarken uzun sarı saçları gözünün önüne düşmüştü. Arkadan Hacer yine Korece bir şeyler mırıldanıyordu.
''AA michigesso!!''
''IBI BIGIZIMI BIRIK ILICIM LIN NIFIS IL... IBI!!!''
''Siz instagramda niye takipleşiyorsunuz lan!!!! Ne var lan sizin aranızda?! Neyi gizliyosunuz?''
''IBI BIRIK INLITICIM!''
''LAN??? KIZ SEN YOKSA OLMADIĞIN SAATLERDE BU KUŞBEYİNLİNİN EVİNE Mİ GİDİYON LAN?????? BİZ KİMLERE EV VERDİK LAN!!''
Elimle bırakmasını işaret ettim. Yavaş yavaş yerleştirdiği elini boğazımdan hafifleterek çekti.
''Konuş.'' dedi. ''Konuş yoksa seni şuracıkta öldüreceğim.''
''Abi zaten itiraz etmem konuşmakta yani neden konuşmayayım ki sen beni biliyosunnn. Hem elin zarar görmesin ben kendimi yanlış bir şey yaptıysam camdan aşağı atarım, Hacer benim dünya ahiret bacımdır... arada eğitim için birbirimize Korece postlar gönderiyoruz değil mi Hacer kardeşim?''
Bir an sessizlik oldu. Tuğkan, alev alan gözleriyle kardeşi Hacer'e döndü. Hacer'in ağzından bi cümle çıkmasını bekliyorduk ikimiz de. Ölümüm böyle olamazdı, hadi Hacer bacım...
''İyi de Tamer oppa sen Korelileri sevmezsin ki, Koreceden de nefret edersin...''
''SUS. SUS. Sus gözünü seveyim bak BOY WİTH LOVE OMAMAMAY OMAMAMAY danslarını bile biliyorum. NOOOL ÇUVA HAMNİDAA.'' Biliyordum, Hacer duştayken böyle şarkılar söylüyordu, sesi o kadar güçlüydü ki yayında aniden kameram patlamıştı. Dansı kafamdan attım ve twerk atmaya başladım. Bir anda Tuğkan bir hırsla götüme tekmeyi bastı. Kalçamdaki ağrıyı hissediyordum. Götüm ortadan ayrılmış gibiydi. Artık dört ayrı götüm vardı, yemin ederim.
''Abi, neden?''
''Çünkü Boy with loveda nol çuva hamnida kısmı yok.'' dedi Tuğkan.
''Sen nereden...''
''Kpopçı kardeşim var ya...''
Bir an boşluğuma geldi, gülmek istedim ve güldüm. Son gülüşüm olduğunu nereden bilebilirdim? Ağzıma yumruğu yediğim gibi kuşlar havada uçtu. Yıldızları gördüm.
''Fly like a butterfly...'' dedim ve aniden bir gürültü yükseldi.
''MİCHİİİN SEKKİİİ YAAAAAAAAAA!!!!!!''
BU SES... BU TİZ SES... Bu Hacer idi. Tuğkan'ın baş belası kardeşi HACER. Kafasına uçarak vazo geçirmişti. O kuşlar meğersem benden değilmiş, Hacerdenmiş. Tuğkan o kadar devasaydı ki vazo ona az geldi. Ardından Hacer titreyerek başörtüsünden taş çıkardı.
''Abi unuttun mu? Her zaman yanımda taşırım. Allahtan ümit kesilmez. OMO OMO!! Bismillah!''
Taşı ensesine oturttuğu an taş ikiye yarıldı.
''Hana dul set...''
Ve Tuğkan anında yere serildi.
''Kimse bilmez nol çuva hamnida demeyi...'' dedi Hacer. Bu kız delirmişti. Abisi onu da beni de artık yaşatmazdı. Sahi neden onu instagramda eklemiştim ki?
(Flashback)
''Hesabımda neden mi kimse yok? Ben de bilmiyorum doğrusu arkadaşlar. Bugünlük yayına gelen herkesin isteğini kabul edeceğim.''
Büyüme stratjisi? Hayır. Bir gıdım insanla neyin stratejisi olurdu ki? Elim isteklerde gezerken Hacer'i gördüm.
(Flashback end)
''Ayıp olmasın diye kabul etmiştim... geri takibi de o yüzden...'' diye mırıldandım. Nereden bilecektim böyle bir şey olacağını?
Hacer başörtüsünü düzeltti.
''Artık burada kalamayız. Kaja.''
Elini uzatıp geri çekti. Şafii olduğunu hatırlamıştı galiba. Tuğkan hafif mırıldanmaya başladığında korkudan kendimi çabucak toparlayıp duvara tutunarak ayağa kalktım. Artık ne yayınlar ne de başka bir şey... ne yapacaktık? Aceleyle yukarı çıkıp cüzdanımı aldım. Kapının ucundan Hacer bana bağırdı.
''Acele et. Oppa, uyanıyor!!''
Merdivenleri üçer beşer indim.
''Cüzdanımı aldım, gidelim.''
Onun cüzdanını düşündüğümde sanki içimi okumuş gibi elini başörtüsüne götürdü. Cüzdanını, kulaklığını ve mp3 çalarını çıkarmıştı. Gerçekten o Kpopsız bir hiçti. Kulaklığını takmadan önce şunu dedi:
''Taşı ran dinlemeden koşamıyorum da oppa. Çösomnida.''
Tuğkan yavaştan yerden kalktığı an omzundan tuttum Hacer'in.
''Sıçarım taşı ranına ben söylerim sana onu yalvarırım gidelim kıyma olacağız.''
''Ama Kore'ye mi?''
''He Kore'ye mk.''
''Jimin'i görücez dimi abi?''
''Azraili görücen koş lan.''
Eteğinin pilesinden tuttuğum gibi uçtum. Tuğkan'ın ayak seslerini duyuyordum.
Dom dom dom.
''ULAN YAKALARSAM SİZİ!''
Satte 120 gitsek farketmezdi. Bu adam at gibiydi. Efsane bir vücuda sahipti. Kafamda bi acı hissettim aniden, biri kafama terlik fırlatmıştı. Kulaklarım çınlıyordu.
''Ah, Hacer, galiba.... ben elendim.''
''Hayır, oppa dayan. Arkada kalamazsın. Henüz evden uzaklaşamadık bile. Kore hayallerimiz nolcak? We oppa we?????''
''Bokumako çipiyosimnida çocuklar.'' dedi Tuğkan. Gücüm kalmamıştı.
Sanki Hacer'in kulaklığından müzik dışarı fırlıyodu. Bu lanet Korece şarkı bana acı veriyodu.
''Set me freeeeeeeeeiihhhh.'' diyordu şarkıda yanık sesli biri. Ama sanki... hoperlörden miydi? O, bizi anlatıyordu.
''Hacer... duyduğumu duyuyor musun?''
Hacer'e baktığımda ağzı açık şekide bir arabaya baktığını gördüm, elinden kulaklığı ve mp3 çaları düşmüştü. Bir yandan abisi o arabanın önündeydi, bize haince bakıyordu. Ve aniden o arabadan şu ses yükseldi.
''NOW SEEET ME FREEEEEEEEEEEEEEEEEEİİİİH!!!''
Araba hızla Tuğkan'a çarptı. Ve Tuğkan aniden yokoldu. Hacer ve ben dikkatle arabaya bakıyorduk. Neler olmuştu az önce? Tuğkan nereye gitmişti? Ve bu araba kimindi?
Çıkırt. Tık, ilk sağ ayak, tık sonra sol.... Sünnet nedir biliyordu bu adam. Kunduruları pahalıya benziyordu. Ve o çıkageldi. Hacer haykırdı.
''B... Bu... BU.... BU PARK JİMİN!!!!!!!!!''
