Ulus Meydanı’nın ortasındaki o soğuk beton duvara yaslanan Leyla, defterin ilk sayfasındaki isme bakarken nefes almayı unutmuştu.
Gözleri doldu, görüşü bulandı ama o isim orada, dedesinin dik el yazısıyla net bir şekilde durmaya devam ediyordu: Meryem Soykan.Onun annesi...
Yıllar önce bir trafik kazasında öldüğünü sandığı, fotoğraflarına bakarak büyüdüğü o sessiz, sakin kadın, dedesinin otuz yıl boyunca sakladığı bu karanlık "Siyah Kutu" projesinin kurucu ortağıydı.
Leyla’nın zihni geçmişin tozlu anılarıyla çalkalandı. Annemizin ölümüne dair anlatılan her hikaye, dedesinin o derin suskunlukları, vasiyetindeki o gizemli harita...
Her şey bir anda anlam kazanmaya ama aynı zamanda daha büyük bir kördüğüme dönüşmeye başladı."Annem..." diye fısıldadı Leyla, sesi dondurucu Ankara rüzgarında kaybolurken.
"Sen neyin içindeydin?"Tam o sırada, caddenin aşağısından gelen güçlü bir motor sesi Ankara ayazını böldü. Siyah bir motosiklet, farları söndürülmüş bir halde hızla ona doğru yaklaşıyordu.
Üzerindeki sürücü, dükkanda Tahsin’i vuran o maskeli yabancıdan başkası değildi.Motosiklet Leyla’nın tam önünde sert bir frenle durdu.
Yabancı, kaskının vizörünü kaldırdı. O keskin, koyu renk gözleri doğrudan Leyla’nın elindeki açık deftere kaydı."Sana okuma demiştim Leyla," dedi mekanik sesiyle.
Bu kez sesinde öfkeden çok derin bir çaresizlik vardı. "Artık çok geç. Gerçeği öğrendin. Ve gerçeği öğrenenleri asla yaşatmazlar."Leyla defteri hızla göğsüne bastırdı, bir adım geri kaçtı.
"Annemi tanıyor musun? Bu defterde onun adı neden yazıyor? Konuş!" diye bağırdı.Yabancı motosikletten indi, maskesini yavaşça aşağı indirdi. Leyla karşısındaki yüzü görünce bir kez daha sarsıldı.
Bu yüz, yabancı birine ait değildi. Olayların başında ona "Ankara'ya geri dönüyorum, büyük bir tehliketedisin" diye mesaj atan ev arkadaşı Pelin'in abisinden başkası değildi.
Çocukluğundan beri tanıdığı, abisi gibi gördüğü adam..."Seni korumak için buradayım Leyla," dedi adam acı bir gülümsemeyle. "Çünkü annenin yarım bıraktığı o projeyi tamamlamak için şimdi senin peşindeler.
Ve en güvendiğin insanların kim olduğunu hala bilmiyorsun."Tam o sırada, caddenin diğer ucundan üç siyah araba birden belirdi.
Farlarıyla sokağı kör edecek şekilde aydınlattılar. Kapıları aynı anda açıldı ve içinden takım elbiseli, silahlı adamlar indi.