İstanbul’un harabe dar sokaklarında futbol oynayan çocukların arasından geçip yoluna devam eden genç kadın; ince belli kıvrımlı vücut hatlarına sahipti.Yüzünün güzelliği karanlıkta bile kendini gösteriyordu.Yorgun bakan hafif çekik yeşil gözleri,dolgun dudakları ve estetik gibi görünen herkesin kıskandığı bir burna sahipti.Damla güçlü lafını esirgemeyen bir karaktere sahipti.Gücünü abisinden güzelliğini ise onları terk eden annesinden almıştı.Yaşadığı yıkık dökük evin önüne geldiğinde kendisini neyin beklediğini bilmeden anahtarını ahşap,beyaz renk olan kapının kilidine sokup kapının açılmasını sağladı.Evden gelen bağrışları duymasıyla çantasını girişteki koltuğa fırlatıp sesin geldiği yöne ilerledi her zaman ki rutini kavgalardan birine denk gelmişti evde beş kişi yaşıyorlardı; Abisi,üvey babası ve iki üvey abisi vardı. Annesi onları terk ettiği için burada hayatlarını sürdürmekten başka çareleri yoktu abisi ege nin mitral kapak hastalığı nedeniyle geçirdiği ataklarla da uğraşıyordu abisi altı ay önce çalışıyordu maaşını ise kardeşiyle beraber rahat bir hayat yaşamak için ev parası biriktiriyordu fakat hastalığının daha da artmasından dolayı işten ayrılmak zorunda kalmıştı damla salona girdiğinde hızlı bir şekilde abisinin yanına gidip koluna girdi.
“Ne oluyor burada?” Dedi
“Sen karışma” dedi Ege sinirine zor bakim olarak.
“Ne demek karışma abi söyle hemen.”dedi damla abisine o sırada üvey babası söze girerek
“Bundan böyle ne okula gidiyorsun ne de sokağa çıkacaksın!” Dediğinde Damlaın gözleri şaşkınlıkla açılmıştı..
Damla duyduklarının kulak yanılması olduğunu ümit ederek
“Yanlış duyuyorum değil mi ben?” Dedi. Ege sinirle etrafında dolanıyordu
“Doğru duydun” dedi üvey babası, damla kontrol edemediği öfkesiyle
“Sen ne diyorsun!?” Diyerek yükseldi
“Kes sesini.” Dedi kaya.Ellili yaşlarda uzun pis sakallı bir adamdı üvey babası
“Bağırma lan kıza!” Diye araya girdi Ege damla hâlâ duyduklarının etkisindeydi
“Okuluna gideceksin korkma damla” dedi Ege damlanın aklını okur gibi. Damla sokağa çıkmayabilirdi ama okulunu bırakamazdı eğitim hayatı onun tek çıkar yoluydu damla odasına girdiğinde abisi Ege de hemen ardından odaya girmişti ikisi de başları önlerine eğik bir şekilde sessizce oturuyorlardı. Efenim zihni sadece masum suçsuz kardeşini bu evden kurtarmak için plan yapıyordu iki kardeşin ortak özelliği kaderleri ve bakışlarıydı Ege de damla gibi yorgun yeşil gözleriyle bakıyordu dünya ya onun tek dayanağı kız kardeşiydi hastalığının damlayı yorduğunun farkındaydı en sonunda zorla konuşan Ege oldu
“Sıkma canını” dedi biricik kardeşine
“Nasıl sıkmayayım” Dedi damla,yeterince morali bozuktu zafen
“Seni bir gün bu evden kurtaracağım” demekten başka bir söz dökümedi Ege’nin dudaklarından..