İçeriğe geç

Elzem||Yarı Texting

Bölüm 29 · 4 dk okuma

Elzem||Yarı Texting

Bölüm 29

29.

"Yarayla alay eder, yaralanmamış olan"

-Shakespeare-

...

Kapımın açılmasıyla yaptığım çizimden kafamı kaldırarak gelen kişiye baktım

Annemdi.

"Hadi gel babanın iş'ten arkadaşları geldi. Aşağıda yemeğe bekliyoruz seni. Üzerine doğru dürüst bir şeyler giy. Ve örnek bir evlat ol"

İçime derin bir nefes çekerek sessiz kalmayı tercih ettim

Bir süre çatık kaşlarıyla bana bakıp kapıyı örterek çıktı.

'örnek bir evlat'

Anlaşılan yine her zaman olduğu gibi evcilik oynayacaktık. Mutlu kusursuz bir aile...

Aşağıya inmeyebilirdim ama onlar gittikten sonra bir kavgayı hiç çekemeyecektim

Dolabın önüne geçerek altımdaki eşofmanı çıkarıp bir pantolon giydim. Üzerimdeki tişörtü çıkartmayacaktım. Aynanın karşısına geçerek saçımı düzelttim ve odadan çıktım.

Merdivenlerden indikçe sesler artıyordu. Kendimi olduğumdan farklı gösterecek bir şey yapmayacaktım. Karakterimi onlar için değiştiremezdim

Son basamağı indiğimde ise misafirlerin üzerinde gözlerimi gezdirdim. İki adam, bir kadın ve bir de 16 , 17 yaşlarında bir genç kız vardı. Salondakilerin gözleri yavaş yavaş bana dönmesiyle odak noktası olmuştum.

"Hoşgeldiniz"

İçlerinden yeşil gözlü hafif kır saçlı olan adam babama tebessüm ederek

"Ahmet senin kızın mı? Ne kadar da büyümüş"

Babam kafasıyla onaylayıp tebessüm ederek bana baktı

"Evet . Kızım Elzem"

Annem mutfaktan seslenerek

"Sofra hazır ! Buyrun gelin!"

Herkes yavaşça ayaklanarak yemek masasına geçmeye başlamıştı. Bende adımlayarak masada yerimi almıştım

Birden babamın

"Kızım"

Demesiyle kafamı kaldırıp ona baktım. Ama o bana değil . Karşımda oturan kıza bakıyordu

"Neden yemiyorsun? Beğenmedin mi yoksa? İstersen başka bir şey hazırlatalım senin için"

"Hayır teşekkür ederim her şey çok güzel olmuş Ahmet amca. Sadece uykusuzum biraz kusura bakmayın"

Gözlerimi sımsıkı yumdum

Gerçekten bana dediğini nasıl düşünebilmiştim? O adam bana bir kere kızım bile dememişken, nasıl olurda şimdi diyebileceğini düşünmüştüm?

Gözlerimi açarak yemeğime odaklanmaya çalıştım

"Sınavlar yüzünden mi yoksa?"

Araya muhtemelen babası olarak tahmin ettiğim esmer olan adam girerek

"Hiç sorma Ahmet, kaç gecedir sabahlıyor, kafasını dersten kaldırmıyor. Yanımıza gelip oturmaz oldu"

Gözlerimi devirdim. Anlaşılan kızıyla övünmeyi çok seviyordu

"Ne olmak istiyorsun peki ? Bir hayalin var mı?"

"Annem gibi doktor olmak istiyorum Ahmet amca"

Babam takdir eder bir bakışla bakarak

"Ne güzel , hayallerinin peşinden koşmaya devam et. Senden çok güzel bir doktor olur"

Kız tebessüm ederek

"Teşekkür ederim Ahmet amca"

Yeşil gözlü adam bana bakarak

"Sen okuyor musun kızım?"

Kafamla onaylayarak

"Evet" dedim

"Ne okuyorsun peki"

"Güzel sanatlar moda tasarım okuyorum"

"Ne kadar güzel , çizimin iyidir o halde"

Tam cevap vereceğim sırada lafımı keserek esmer olan o adam araya girdi

"Ahmet, bir kızım olursa avukat olmasını istiyorum diyordun? Görüyorumki başaramamışsın"

Diyerek sahte bir gülücük attı

Babam bakışlarını bana çevirdi. Tırnaklarımı elime batırmıştım.

"Vazgeçtim ben o düşünceden , Elzem dediğimdedik bir kız. İlla moda tasarım okuyacağım diye diretti. Ben de saygı duydum tabiki değil mi Elzem?"

Kafamla onayladım ve

"İzninizle ben kalkıyorum. Sizlere afiyet olsun "

Diyerek masadan kalktım ve odaya çıktım.

Telefonumu ve montumu elime alarak tekrar odadan çıktım. Misafirlere görünmeden kapıdan çıkarak kendimi sokağa attım. Adımlarımı sahile çevirerek yürümeye başladım

Dik yokuşları olan bir gri şehirde yaşlanıyorum. Her günüm yağmur, her gecem ayaz. Sokaklarımda tek bir çiçek bile yok , her yanım beton..

Ne zaman bitecekti bu?

Ben artık toparlanamıyordum

Her şeyden bıkmış , yorulmuştum

Kendini toparlayamıyorsan yıkılmamayı öğreneceksin. Sağlam yap kızım duvarlarını, anlasana yok senin kimsen

Sahile vardığımda kumlara ilerleyerek, kendimi kumlara bıraktım

Ben kayboldum. Duygularım karmakarışık. Anılarım kayıp. Gözlerim yaşlarla dolu. Ben kötüyüm ama iyiyim de... Ellerimin titremesini durduramıyorum. Düşüncelerimi susturamıyorum. Ben sakin olamıyorum..geçsin artık. Lütfen...

Bakışlarımı kayalıklara çevirdim ve oraya adımladım. Kayalıklara geldiğimde taşa oturdum ve denize baktım.

Bugün deniz çok hırçındı. Dalgalar kayaya çarpıyor ayaklarımı ıslatıyordu. Düşündüm sonra,

Benim yaşamak için bir sebebim var mıydı?

Yaşamak için bir nedenim yoktu ki

Şimdi yap o halde. Sessizce. Kimseye veda etmeden. Ansızın..

Sessizce, gizlice, tek başıma, yıldızlara..

Beynim yavaşça uyuşuyordu sanki. Mantıklı düşünemeyecek kadar kaybediyordum kendimi

Aniden aklıma yabancının gelmesiyle durdum.

Yabancı..

Beni önemseyip , seven tek insan...

Onu geride bırakabilir miydim?

Buna kalbim değilse de , vicdanım dayanabilir miydi?

Onu geride bırakacağımı düşünmeden , yapabilir miydim?

Ölebilir miydim gerçekten?

Cebimden telefonu çıkararak onunla olan konuşmamıza girdim

Elzem: kayalıklardayım

Görüldü

Yabancı: geliyorum Querencia

Neden diye bile sormamıştı

O sana gerçekten değer veriyor

Gözlerimi kapatarak dalga seslerini dinlemeye başladım

....

"Elzem?"

Gözlerimi açmadan

"Hmm" dedim

"İyi misin"

"Nasıl görünüyorum"

Sessiz kaldı

"Adını söyleyecek misin artık"

Gözlerimi açarak ona baktım. Siyah boyunluklu bir kazak giymişti

"Oflaz"

"Ne"

"Adım Oflaz Querencia"

Oflaz...

"Oflaz?"

"Efendim güzelim"

"Beni topla. Çünkü gün geçtikçe zor oluyor"

"Geç kalıcaksın..."

Söylediğim sözlerden sonra. Bana yaklaşarak sarıldı..

O an anlamıştım ki benim içimde hala bir umut vardı.. ve o umut Yabancıydı..

Bölüm sonu

15 yorum