Sigara hep iyi gelir. Gerçi uzun vade de öldürüyor ama olsun. İyidir sigara
Bir sigara yaktım. Bir sigara, yaraya tütün basmaktır. Bir sigara yakmak, dolan gözlerinin boşalmasını geciktirmeye çalışmaktır, bir sigara yakmak anı kurtarmaktır. Böyle zamanlarda bir sigara yakmak, nefes alıp almadığını kontrol etmektir
...
Pencereden dışarıya elimdeki sigara izmaritini atarak camı kapattım. Aşağıdan yine bağırtı sesleri geliyordu. Anlaşılan kavga ediyorlardı. Dışarı çıksam iyi olucaktı. kütüphane kapanmadıysa kütüphaneye gitme niyetiyle çantamı aldım ve odadan çıktım.
Her adımımda sesler daha çok netleşiyordu
"Bıktım senden be kadın. Bıktım! Sevmiyorum seni anladın mı . Nefret ediyorum hepinizden. Boka çevirdiniz hayatımı!"
Annem her zamanki gibi ağlıyordu
"Yapma lütfen. Seni çok seviyorum. Ne yaparım ben sensiz. Her şeye göz yumarım yeter ki gitme Ahmet"
Aşağıya tam anlamıyla indim. Amacım hiç biriyle diyalog kurmadan bir an önce bu sikik evden çekip gitmekti
"Gene gece gece dışarda sürtmeye gidiyor görüyor musun?
Orosbu olup çıkıcak başımıza"
Tırnaklarımı elime geçirerek arkamı döndüm ve yüzüme çarpılıcak lafları bekledim. Gözüm anneme kaydığında demin kavga etmemişler gibi kaşları çatık bir şekilde bana baktı ve
"Nereye gidiyorsun sen?"
Derin bir nefes alıp
"Kütüphaneye"
"Evde yokmu odan çık çalış. Ne bu sürekli dışarı çıkmalar. Baban doğru söylüyor nerelerde sürtüyorsun kim bilir"
Hâla seni savunmasını bekliyor olman çok zavallıca
"Sizene"
Babam üzerime yürüyerek
"Sen iyice yoldan çıktın lan. Eski dayaklarımı özledin herhalde . Doğru konuş bizimle. Karşında baban var baban"
Bize hiç bir faydası olmayan sözde babamız
Tırnaklarımı elime daha çok batırdım. Elime ıslaklık geldiğinde kanadığını anladım. Vücudum titremeye başladı. Çok fazla dolmuştum. Patlamam an meseleseydi
Sakin ol
Görüşüm buğulanmaya başladığında gözlerimi bir kaç kez kırpıştırdım
Hayır sakın. Ağlama sakın ağlama. Bari bunu eline yüzüne bulaştırma
"Hangi babalıktan bahsediyorsun sen?"
Annem araya girerek
"Doğru konuş"
"Beni böyle mi korkutucaksın? Dayakla mı? İnan umrumda değil . İstersen sabaha kadar döv. Yada her zamanki gibi beni o rutubetli odaya kapat , aç bırak... Bu sana karşı olan nefretimi daha çok arttırır sadece"
Babam gözlerini anneme çevirdiğinde, daha da sinirlenip devam ettim. Sanırım sinir krizi geçirmem an meselesiydi
"Gerçekten neden? Neden bir kere sevgi göstermediniz bana. Sadece çocuktum, çocuk...sevgiye aç bir çocuktum! Sizin dikkatinizi çekmek için yapmadığım şey kalmadı lan! Ama sonunda hep azar işitip dayak yedim. Dayak yiyeceğimi bildiğim halde yinede denedim..."
Elim zonkluyordu. Gözlerimi kapatıp cesaretimi topladım. Sanırım 19 yıllık hayatımda ilk defa ailemle yüzleşecektim
"Baba?"
Göz göze geldiğimizde
"O küçük kızın uyurken saçının okşanması gerekiyordu neden ağlattın?"
"Kes sesini"
"Neden baba? arkadaşlarının çocuklarına bile sevgi gösterip saçlarını okşarken neden öz kızına şevkat göstermedin? Neden seninle dertleşemedim ben? Neden bir sorunum olduğunda babam halleder diyemedim ben ? Neden gönül rahatlığıyla konuşamadım seninle? Herkesi dinleyen babam neden bir bana sağırdı? Neden her an diken üstündeymiş gibi hissettirdin bana? Neden babalı kızlı vakit geçiremedik seninle? Mesela neden parka götürmedin beni? Neden her hatamda kapı dışarı ettin beni? Lanet olsun neden!?Neden?"
Kesik kesik nefesler alarak bir elimi duvara dayadım ve gözlerinin içine bakarak
"Öpmen gereken yanaklara tokat attın baba, söylesene ben bunu nasıl unutayım?...biliyor musun sorun değil baba , ağlatmaya devam et. Hatta beni öyle bir ağlatki , daha çok nefret edeyim yaşamaktan. Affetmeyeyim hiç"
Annem bana şaşırmış bir şekilde bakıyordu. Muhtemelen böyle ani bir patlamada bulunacağımı beklemiyordu. Bende beklemiyordum
"Anne?"
Gözlerini benden kaçırdı
"Sen beni hiç anlamadın . Kızlarını en iyi anneler anlarmış. Sen bana kördün anne. Sen benim dağınıklığımı odanın dağınıklığı kadar farketmedin . Neden peki? Neden bir kere saçımı taramadın? Yada neden bir kere kendi ellerinle yemek yedirmedin bana? Neden sana o küçük kız mutlu olmadığını bağırarak haykırdığında ona inanmadın? Benim kızım bana mutsuzum deseydi oturup ağlardım. Neden anne ? Neden? Neden bana düşmanmışım gibi davranıldı bu siktiğimin evinde!? Allah hepinizin belasını versin! Duydunuzmu! Allah hepinizin belasını versin!"
İçim içime sığmıyordu sanki. Beynim patlayacakmış gibi ağrıyordu. İkisininde yüzüne bakmayı kesip evden çıktım
Noldu lan demin önce
Sonunda patladık
İyi oldu bence
Bencede
Bu durum komik gelmeye başlayınca sokağın ortasında kahkaha atmaya başlamıştım. Yanımdan geçen insanlar bana deli görmüş gibi bakıyorlardı. Yere eğilip karnım ağrıyana kadar kendi kendime gülmeye devam ettim
Ben boşuna psikopat demiyorum
Yerden kalkıp üzerimi silkeledim. Ve adımlarımı sahile çevirdim.
Sahile geldiğimde kendimi kumlara bıraktım. Ellerimi iki yanıma atıp gözlerimi kapattım
Üzgünken gidebileceğin kimsen yok. Ağlarken bir omuz yok. Düşerken uzanan el yok. Bir ayna var o da gerçekleri kusuyor suratına. Ben artık ne bağışlamak , ne bağışlanmak , ne sağa ne de sola gitmek istiyorum. Gözlerimi geleceğe kapayıp, geçmişi unutmak istiyorum.
Yanıma birinin uzanmasıyla düşüncelerimden ayrıldım. Kafamı yana çevirdiğimde siyah kapüşonlu hırka giyen biri olduğunu gördüm. Yüzünü göremiyordum. Ama kokusundan kimin olduğunu anlamıştım. Kafamı geri gökyüzüne çevirdim.
Garip bir ortamdı
İkimizde susuyorduk. Birden hareketlendiğini gördüm. Cebinden bir paket sigara çıkarıp bir dalını kendi dudaklarına bir dalını bana uzattığında , hayır demedim.
Buna ihtiyacım vardı
Çakmağıda çıkarıp önce kendininkini yaktı. Sonra hafif bana yaklaşarak çakmağı önümde tuttu. Sigaranın ucunu çakmağa yaklaştırıp yaktım.
"Anlatmak istersen dinleyeceğimi biliyorsun"
Dumanı içime çekerek gökyüzüne doğru üfledim
"Omuzlarımda ölü bir çocukluk var kaldıramıyorum"
Sustu.
Sustum.
"Elzem"
Sessiz kalarak konuşmasını bekledim
"Ben ev diye sana gelmekten ve her defasında kapını kilitli bulmaktan yoruldum"
"İzin vermen yeterli bana"
"İzin ver sevgili Querencia.. sadece kanayan yaralarını değil , kabuk bağlamış yaralarınıda öpeyim"
Seni bilmiyorum ama ben düştüm
Benden beklenmeyecek şekilde bir anda
"Bu gece bana biraz sarılır mısın?"
Siktir. Napıyosun kızım. Bugün bir açıldın sen
Hassiktir . Naptım ben
Yanımda olan hareketlenmeyle kafamı oraya çevireceğim sırada
"Bakma"
Yine soğuttun insanı kendinden. Sana baban sarılmamış yabancı birimi sarılıcak
Bende yerden kalkarak arkamı döndüm ve adımlayarak ilerlemeye başladım
Bu çok aptalcaydı. Neden birden böyle bir istekte bulunmuştum ki
İhtiyacın vardı çünkü..
Kolumdan tutulup çekilmemle geriye doğru sendelendim.
Kafamı göğsüne koyarak ona bakmamı engelledi.
"Böyle bir istekte bulunup gitmene izin verir miyim sanıyorsun hanımefendi?"
Sessiz kaldım
...
Kaç dakika geçmişti bilmiyordum. Ama bacaklarım ağrımaya başlayınca gözlerimi kapatarak ondan ayrıldım.
"Ben"
"B-ben saol yani eyvallah"
Birden gülmeye başladığında
"Ne gülüyosun lan"
"Teşekkürün kabul edildi sevgili Querencia umarım bol bol tekrarlanır"
"Tekrarlanmıyacak ilk ve son istekti. Şimdi siktirip gidiyorum "
Hızlı adımlarla oradan uzaklaştım
"Elzem!"
Adımlarımı durdurdum
"Tüm güzel duyguları sadece sana bakarken hissettiğimi farkettim!"
"Siktir git!"
Koşarak oradan uzaklaştım
Sikik herif
Sarılırken hiç öyle demiyordun
Sus
Bir süre dilimden düşeceğini hiç sanmıyorum






