İçeriğe geç

Elzem||Yarı Texting

Bölüm 20 · 5 dk okuma

Elzem||Yarı Texting

Bölüm 20

20.

"Hem böyle yapıyorum hem de yaptıklarımdan korkuyorum." diye düşündü. "Hım... Evet, her şey insanın elindedir. Fakat insan korkaklığı yüzünden çok şeyi kaybedebilir. Gerçek bu. İnsanların en çok neden korktuklarını bilmek isterdim. Onları en çok korkutan şey yeni bir adım atmak, yeni bir söz söylemek..."

....

Karnımın guruldamasıyla sayfaya ayracımı koyarak sıradan kalktım. Bir şeyler yesem fena olmazdı. Bugün iki saat dersim vardı . Sabah kahvaltı etmediğim için acıkmıştım işte.

Koridora çıktığımda merdivenlerden aşağı inerek kantinin bulunduğu kata indim. Normalde sınıftan pek çıkmazdım. Çünkü insanlarla uğraşıcak vaktim yoktu. Onlarla vakit geçiricek yerlerde bulunmak bile tiksinmeme sebep oluyordu.

Etrafa göz gezdirdiğimda baya kalabalık olduğunu gördüm.

Sıraya girerek beklemeye başladım. Arkamda benimle ilgili fısıldaşmaları duymadığımı sanıyorlardı. Yüzüme karşı söyleyecek cesaretleri yoktu.

Sıra bana geldiğinde kimseyle göz teması kurmadan bir kek ve meyve suyu alarak kantinden çıktım.

Sınıfa geldiğimde sırama geçerek kekin paketini açıp yemeye başladım. Bir yandan yiyip bir yandan kitabımı okuyacaktım. Kitabı önüme alıp ayraçla işaretlediğim sayfayı açtığımda bir not olduğunu gördüm.

Çıkışta seni kütüphanede bekliyor olacağım sevgili Querencia..

Neyden bahsediyordu bu ?

Neden birden böyle bir şey yapmıştı ki sanki?

Hassiktir...

Kes sesini

Yoksa kütüphanede işi pişirmeyi mi planlıyor bu

Sana kes sesini dedim

Aklıma gelen düşüncelerle vücuduma bir elektrik akımı

yayılmışcasına ürpermiştim

Hele böyle bir şey olsun onu taşşaksız bırakırdım.

Zilin çalmasıyla. Kendimi toparlayarak kitaplarımı sıraya koydum. profesörün içeriye girmesiyle ona odaklanmaya kendimi zorladım

...

Dersimin bitmesiyle kitapları çantama koydum. Ve sınıftan çıktım.

Gitmeli miydim?

Hiç tanımadığım birinin benimle taşşak geçme olasılığı neydi?

Senin gibi birine aşık olan biri o

Benim gibi birine...

Hiç bir şeyden habersiz sana aşık olan biri

Bana zarar vermeyeceği ne malumdu?

Sana zarar vermek isteseydi çoktan vermez miydi aptal

Bu ona güveneceğim anlamına gelmiyor.

Benimle oyun oynayıp oynamadığını nereden bileceğim?

Belki bir sapık

Kendi kendime düşüncelerime dalmışken kütüphanenin kapısına geldiğimi farkettim.

Kampüste iki tane kütüphane bulunuyordu. Biri benim bulunduğum binada diğeri ise binanın dışında olan büyük kütüphaneydi

Hangisinde olduğunu nereden bilecektim ki şimdi ben

Ahmak herif

Burda bir ahmak varsa oda sensin. Büyük kütüphanede olsaydı zaten bunu söylerdi öyle değil mi?

Kendime göz devirerek kapının kolunu aşağı indirdim ve içeriye adımladım.

Her gün koyun sürüsü gibi kalabalık olan kütüphane neden bugün boştu?

Kapıyı sert bir şekilde arkamdan kapatarak tam anlamıyla içeriye girmiş oldum. Yavaş adımlarla etrafa göz atarak gezmeye başladım.

Bu yaptığım çok aptalcaydı. Ben kimsenin bir sözüyle hareket etmezdim ki. Ne diye buraya gelmiştim?

Çünkü içten içe sana zarar vermeyeceğine inanıyorsun

Görünürde kimse yoktu. Madem buraya kadar gelmiştim. Bir kitap alsam iyi olurdu

Raflarda parmaklarımı gezdirerek "Aşk ve Gurur" kitabını aramaya başladım.

İlk iki rafta bulamamıştım. Üçüncü rafada boyum yetmiyordu.

Geriye giderek parmaklarımın ucuna basıp kafamı kaldırdım ve göz gezdirmeye başladım. Tam burdada yok diyecektim ki sondaki kitabın hemen önünde olduğunu gördüm.

Evet bulmasına buldun ama nasıl alıcaksın onu aptal

Genelde burada merdiven olurdu. Öğrenciler uzanamadıkları yere merdivene çıkarak alırlardı. Etrafa göz attığımda bulamamıştım. Sandalyede yoktu oturulucak yerlere puflar konulmuştu.

Geri rafın önüne geldiğimde kitapların olduğu bölmelere basarak çıkmayı düşündüm

Koca kitaplığın altında kaldığın zaman memnuniyetle dalga geçicem

Tam ilk bölmeye ayağımı koyduğum sırada arkamdan gelen ayak sesiyle olduğum yerde durdum. Ayak sesleri tam dibimde bittiğinde nefes almayı unutmuştum sanırım

Neyim vardı benim?

Tam arkamı dönüp ne bok yediğini ona soracağım sırada , sırtıma elleriyle baskı uygulayarak buna engel oldu

" Pençelerini sonra çıkarırsın güzelim lütfen iki dakika müsade et bana"

Hassiktir..

Sesi biraz kırıktı. Ağlamış mıydı o?

"Eğer ellerini iki saniye içerisinde benden uzaklaştırmazssan o pençelerim götüne giricek haberin olsun"

Söylediklerimden sonra dudaklarından erkeksi bir kıkırtı döküldü. Güzel gülüyordu..

Kendimi fazla kastığımı farkedip yavaşça nefes aldım. Nefes almamla tanıdık koku burnumu sızlatmıştı bile. Bu koku sahilde üzerime örtülen ceketteki kokuyla aynı kokuydu. Ne koktuğunu bir türlü anlayamıyordum ama kokusu beni mayıştırıyordu..

Sırtımda olan hareketlenmeyle düşüncelerimden ayrıldım.

Ellerini üzerimden çektiğinde rahatlamıştım. Çünkü her türlü temastan nefret ederdim

Kafamın üzerinden kolunu uzatarak raftan istediğim kitabı alarak ellerimin arasına bıraktığında. Siyah bir sweat giydiğini görmüş olmuştum. Kitabı elimde sıkarak bir an önce bu lanet anın bitmesini istiyordum

"Artık şu sikik âna bir son ver"

"Küfürbazssın"

kendimi onun önünden kurtararak arkam ona dönük bir şekilde rafların arasında ilerlemeye başladım

"Bunu şimdi mi anladın"

"Querencia"

Bu kelimeyi onun ağzından duymak çok farklıydı. Sanki...sanki bu kelimeyi benimsemiş gibiydi..

"Ne var"

"Sadece iki dakika.."

Sesi sona doğru kısılmıştı

"Sadece iki dakika sana sarılmama izin verir misin?"

Siktir..

Sesi neden bu kadar masum çıkmıştı ki.

Hayır bunu yapamazdım

Hayır yapamazdım. Tanımadığım birine buna izin veremezdim..

Ona gerçekten izin vermiyeceksin değil mi

Hayır veremezdim. Şu zamana kadar kimseye sarılmamıştım.

Neden bir yabancıya bunun için izin vericektim ki

Hem daha bana

Hem daha sana baban bile sarılmadı.

Bu duyguyu bilmiyorsun ve korkuyorsun..

Gözlerimi sımsıkı kapatarak ellerimi istemsizce yumruk yaptım. Tam ona cevap vericektim ki

"Ben... anladım. Özür dilerim. Bunu istemeye hakkım yoktu "

Adım seslerinin benden uzaklaşmaya başlamasıyla, kendimden ilk defa beklenmiyecek bir harekette bulunmuş oldum

"Yabancı"

Adım seslerinin durmasıyla bana baktığını hissettim. Tırnaklarımı elime geçirerek

"Sadece iki dakika"

Söylediklerimden sonra adımlarını hızlandırarak arkadan bana sarılması bir olmuştu.

Ne yani sarılmaya bu kadar çok mu ihtiyacı vardı?

Ellerini karnımın üzerinde birleştirdiğinde kalbimin fazla hızlandığını hissettim.

Hayır ondan etkilendiğim falan yoktu. Sadece fazla yakındı. Ve her kim benim yerimde olsaydı aynen böyle olurdu.

Kendimi avutma şeklim..

Sarılmak böyle mi hissettiriyordu gerçekten. İlk defa birine sarılıyordum. Teknik olarak ben sarılmasamda o bana sarılıyordu ve bu çok farklı hissettirmişti

Bana sanki narin bir taşmışım gibi dikkatli davranıyordu

Ellerini benden ayırdığında . Bir an kendimi boşlukta gibi hissetmiştim. İki dakika ne kadar hızlı geçmişti

Yoksa fazlasını mı isterdin

Kafasını saçlarıma yaklaştırıp

"Teşekkür ederim çok teşekkür ederim..."

Bir süre bekleyip cümlesine devam etti

"Querencia sen benim şehrimdeki bütün sokaklarımın adısın...ve şunu unutma sevgili Querencia sana bir kalbinin olduğunu hissettiren güzelliklerin peşinden git. Çünkü biliyorum sen kalpsiz değilsin Elzem..."

Kafama buse kondurup beni orada bırakıp gitmişti. Transa girmiş gibiydim. Kütüphanenin ortasında beklediğimi farkedince, hemen adımlarımı hızlandırarak oradan çıktım.

Kendimi lavaboya attığımda elimi kalbime koyarak kalp atışlarımın normale dönmesini bekledim. Çeşmeyi açarak yüzüme soğuk su çarpmaya başladım.

Aynadaki yansımamla göz göze geldiğimde bir şeylerin ters gittiğini anlamıştım

Hay sikeyim bu da neydi böyle?

Bölüm sonu

40 yorum