Bekliyorum seni , akşamsız günler ardından çıkıp gelecekmişsin gibi..
Kimseyle konuşmak istememiştim. Kaçamak olarak gittiğim ve günlerimin güzel geçmesini dilediğim tatilim benim için koca bir boşluk haline gelmişti. Uzun süre kimse ile konuşmadım.
Her gece düşündüm. Mutlu olma ihtimalini..
Her gece durmaksızın düşündüm.
O şimdi bilmediğim bir yerde bilmediğim insanlarla mutluydu. Aldatmakmıydı bu sahiden ?
Yoksa acımasızlıkmıydı..
Gerçi aldatmak ta bir nevi karşı tarafa acımaksızın yapılan bir ihanet değil miydi ?
Ağladığım bir gece yarısı uzun uzun düşünmüştüm belkide çekip gitmeliydim.
Fotoğraflarını hediyelerini mesajlarını numarasını silmeliydim belki de.. ama tabikide yapamadım.
4 Günün sonunda eve dönme vakti gelmişti.
Eşyalarımı toparlıyordum. Valizimin altına sıkışmış anahtarlığım geldi elime. Bana aldığı bir ayıcık vardı üstünde. Ben unutmak istesem anılar izin vermiyordu onu unutmama.
Ayıcığı alıp kokusunu içime çektim. O kokuyordu.
Bu hikayenin üstünden 4 yıl geçti resmen ama o koku hala burnumda ..
Kokular hafızayı derinden etkilermiş. Bu kokuyu ne zaman duysam birinde geçmişim aklıma gelir. Ve yüzümde acı bir tebessüm belirir di.
Eşyalarımı topladıktan sonra arabaya binmiştim.
Her zamanki gibi uzun yolda yapabileceğim bir numaralı hareketi yaptım ve direk kulaklıklarımı taktım kulağıma.
Bazen Bazı şarkılar bana farkındalık yaratıyordu.
O günde öyle olmuştu. Meğersem ben herşeyimi anlattığım koca bir duvarı evim sanmıştım..