İçeriğe geç

ELZEM

Bölüm 1 · 4 dk okuma

ELZEM

Bölüm 1

Yanılgı

Hava karanlıktı, Kumsal okulundan eve dönüyordu. Ve ne olduysa, o zaman oldu.

Kendi hâlinde yürüyen kız, onu izleyen gözlerden habersizdi. Kulağında kulaklığı, kafasının içindeyse tatlı düşünceler vardı.

Birkaç dakikalık yürüyüşten sonra evine vardı. Direkt odasına koştu, kendini yumuşacık yatağına bıraktı. Ve rüyalar âlemine daldı, bir çift göz ile..

...

Günlerden cumartesiydi, sabah saatleriydi. Kumsal yeni uyanmışa benziyordu. Mutfağa indi ve evde kimsenin olmadığını fark etti. Sonra babasının iş gezisinde olduğunu hatırladı.

Kendine güzel bir kahvaltı hazırladı müzik eşliğinde. İşi bittikten sonra yemeye koyuldu güzel bir film ile. Her gün yaptığı rutini uygulamıştı bir nevi.

Telefonundan gelen mesaj sesiyle yemeğini bıraktı ve telefonunu eline aldı. Mesaj en yakın arkadaşı olan Begüm'den gelmişti.

Begüm : Beraber kafeye gidelim mi? Çok sıkılıyorummm

Olurr birazdan çıkarım evden :Kumsal

Hiç beklemeden hazırlanmaya gitti. Her zamanki gibi mor ve sarı renklerinde bir kombin yapmıştı. En sevdiği iki rengi her zaman beraber kullanırdı.

Neredeyse yarım saat sonra ikili kafede beraberdi. Sohbet ediyorlardı, gülüşüyorlardı. Fakat Kumsal biraz zaman sonra rahatsız hissetmeye başlamıştı. Sanki.. izleniyor gibi. Tabi bunun sebebinin fazla film izlemek olduğunu düşünüyordu. Sanırım gerilim filmlerini abartılı izliyordu. Resmen yaşayarak.

"İyi misin?" diye sordu begüm.

"İyiyim tabiki, neden sordun?" dedi Kumsal begüme doğru dönerken.

"Biraz solgun görünüyorsun canım." dedi endişeli bakışlarla.

"Hayırr, gayet iyiyim. Sanırım dün izlediğim filmden çok etkilendim" diyerek geçiştirdi kumsal. Kendi bile inanmadı dediğine. O hiç filmlerin etkisinde kalan biri değildi. Onu sadece yaşantılar etkide bırakabilirdi. Yine de Begüm Kumsal'ı bunaltmamak için uzatmadı.

1 saat sonra ikili evlere dağılma kararı vermişti. Kumsal her zamanki gibi kulaklığını takmıştı. Daha akşam olmasına çok olduğu için yönünü değiştirdi. Ve bir parka geldi. Çocukların gülüşleri, annelerin birbirleriyle sohbet etme sesleri. Yalnız hissetmesi imkansız bir yerdeydi. Boş bir banka oturdu ve sadece çocukları izledi gülümseyerek.

Bir çocuk gördü, ve birde anne. Gerçek bir anne. Çocuğunu sallıyordu salıncakta, şarkılar söylüyorlardı beraber. Uzaktan bile belli oluyordu ki, çocuk çok mutluydu. Kumsal durdu. O güzelim görüntüye daldı. Hiçbir şey düşünmüyordu. Sadece odaklanmış izliyordu, özlemle..

Tam o an, yanına bir yabancı oturdu. Kumsal yanına oturan kişiyle irkildi. Yan tarafına baktığında, yaşlı bir kadın olduğunu gördü. Gördüğü kişiyle anlık gerginliği geçti.

Yaşlı kadın biraz yorgun görünüyordu.

"Onu gördün mü?" dedi güçsüz bir sesle.

"Kimi teyze? Torununu mu kaybettin? Tarif edersen bulabiliri-" Kumsal hareketlenmişti kadına yardım etmek amacıyla. Ama kadın onun sözünü kesti.

"Hayır. Onu.. gördün mü?"

Kumsal, yaşlı kadının neyden bahsettiğini zerre anlamamıştı. Yaşlı kadın kumsalın yüz ifadesini gördüğünde umutlu gözlerle gülümsedi.

"Anlaşılan görmemişsin, Allah'ım! Bu kızı bari kurtar Yarabbim! Bu güzelim kızın başına bir şey gelmesin! Sana sığındık Allah'ım! Sen dualarımı görmezden gelme!"

Kumsal kadının haykırarak dualar edişiyle şaşırdı. Gerçekten anlamamıştı, bu kadın ne için dua ediyordu? Kumsal'a bir şey mi olacaktı? Kurtarılması gereken bir durum mu vardı? Kumsal'ın kafası iyice karıştı. Bu garip ortamdan uzaklaşmak istedi.

...

Akşam saatlerinde, kumsal sonunda eve gelmişti. Dışarıda karnını doyurmuş, bir güzel gezmişti. Güzel bir günün ardından yine kendini yatağa attı. Ve tam o sırada kapı çaldı.

Kimseyi beklemiyordu, bu yüzden önce kapının deliğinden baktı. Babası zamanında çokça uyarmıştı bu konuda. Kimseyi göremeyince kapıyı açtı. Ve küçük bir kutuyla karşılaştı.

Birkaç saniye etrafına bakınsa da kimseyi göremedi. Ve kutuyu alıp içeri geçti.

Yüzü istemsizce gerildi. Kutuyu açtığında, el yapımı bir bileklik ile karşılaştı. Sarı ve mor renkleriyle donatılmış, araya çiçekler eklenmişti. Bu kumsalın kalbini hızlandırdı.

Hafif bir sırıtışla, "Ne yani? Bir platoniğim mi var?" keyifle konuştu

"Böyle şeyler hep filmlerde olur sanardım.."

Hemen bilekliği kutudan çıkardı ve bileğine taktı. Kutudan düşen kağıdı son anda farketti. Bilekliğin tatlılığıyla büyülenirken kağıdı aldı ve okumaya başladı. Yüzü gülümsemeden edemiyordu.

"Selam kumsal, bu notu okurken bilekliğin bileğinde olduğundan eminim. Senin için çok uğraştım. Böyle şeyleri becerebilen biri değilim, ama umarım beğenmişsindir. Kim olduğumu eminim ki merak ediyorsundur. Bence.. öğrenmenin de tam sırası. Balkona çıkmaya ne dersin?"

Kaşlarını çattı. "Balkon mu?" hızla balkona koştu. ve aşağı doğru baktı. Platoniğini gerçekten merak etmişti. Aşağıya baktığında mahallenin kedisini gördü. Yerde yatıyordu. "Boncukk, neden yatıyorsun oradaa?" Etrafa bakındı. Görünürde kimse yoktu. Sonra kediye daha dikkatli şekilde baktı.Daha doğrusu, her gün severek beslediği o kedinin ölüsüne..

Boncuk'un boynundan kan akıyordu.

"Boncuk!!"

Kumsal gördüğü görüntüyle bağırdı ve koşarak aşağı indi. Sokağa çıkıp kedinin yanına gitti. Bu kedi onun canından bir parça gibiydi.

Kediye gözyaşları dökmeye başladı.

"Kim yaptı bunu sana.." gözyaşları arasında zorla konuştu.

Boncuk'un boynunu incelemek için daha da yaklaştığı sırada minik kağıdı gördü. Hemen okumaya başladı.

"Evet, gördüğün bu görüntüden pek hoşnut olmayabilirsin. Ama en azından artık beni tanıyorsun. Ben, senin sevebileceğin tek şeyim kumsal.."

Kumsal, Platoniği olduğunu düşündüğü kişi hakkında oldukça yanılmıştı, O bir platonik değildi, o... takıntılı bir deliydi. Ve bunu zamanla daha iyi anlayacaktı..

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.