İçeriğe geç

ELORİON KIRALIĞI'NIN SON VARİSİ VALERİA

Bölüm 3 · 3 dk okuma

ELORİON KIRALIĞI'NIN SON VARİSİ VALERİA

Bölüm 3

3. BÖLÜM : İSİMSİZ KİTAP

Valeria, Mirael'in yanına döndüğünde yüzündeki şaşkınlığı belli etmemeye çalıştı.

Mirael elindeki kitaba bakıyordu.

Mirael:

— Ne oldu sana?

Valeria:

— Hiçbir şey.

Mirael:

— Az önce çantana bir şey sakladın.

Valeria bir an duraksadı.

Valeria:

— Kitap.

Mirael kaşlarını kaldırdı.

Mirael:

— Kitap mı sakladın?

Valeria:

— Evet.

Mirael:

— Sen gerçekten tuhafsın.

Valeria gülümsedi.

Valeria:

— Bunu yeni mi fark ettin?

Mirael güldü.

İkisi yeniden konuşmaya başladı.

Valeria konuyu değiştirmeyi başarmıştı.

Ama içindeki huzursuzluk gitmiyordu.

Çantasındaki zarfı düşündükçe aklına dün gece gördüğü rüya geliyordu.

Büyük kapı...

Altın taç...

Ve o ses.

“Henüz zamanı değil.”

---

Dersler devam etti.

Valeria her zamanki gibi notlarını aldı, öğretmenini dinledi ve teneffüslerde Mirael'le konuştu.

Günün sonunda her şey normale dönmüş gibiydi.

Okul çıkışında Mirael çantasını omzuna taktı.

Mirael:

— Bugün kitapçıya gidelim mi?

Valeria'nın gözleri parladı.

Valeria:

— Gidelim!

İkisi birlikte okuldan çıktılar.

Kasabanın eski kitapçısına doğru yürürken Mirael durmadan yeni aldığı kitabın konusunu anlatıyordu.

Valeria ise onu dinlerken gülümsüyordu.

Bir süre sonra kitapçının önüne geldiler.

Kapı açıldığında yine aynı küçük çan sesi duyuldu.

Şıngır.

Valeria içeri girer girmez derin bir nefes aldı.

Eski kitapların kokusu her zamanki gibi içini huzurla doldurdu.

Valeria:

— Burası gerçekten dünyanın en güzel yeri.

Mirael:

— Senin için dünyanın en güzel yeri burası zaten.

Valeria:

— Kesinlikle.

Rafların arasında dolaşmaya başladılar.

Mirael başka bir bölüme giderken Valeria dün gördüğü lacivert kitabın bulunduğu rafa doğru ilerledi.

Kitap hâlâ oradaydı.

Koyu lacivert kapak...

Altın renkli taç...

İsimsiz.

Valeria elini uzattı.

Kitaba dokunduğu anda garip bir ürperti hissetti.

Elini hemen geri çekti.

Bir süre kitaba baktı.

Sonra kendine kızdı.

Valeria:

— Saçmalama.

Kitabı raftan aldı.

Tam kapağını açacakken kitapçı sahibi yanına geldi.

Kitapçı sahibi:

— O kitabı merak ettin galiba.

Valeria kitabı elinde tuttu.

Valeria:

— Evet. Daha önce hiç görmemiştim.

Adam kitabın kapağına baktı.

Kitapçı sahibi:

— Uzun zamandır burada.

Valeria:

— İçinde ne var?

Adam birkaç saniye düşündü.

Kitapçı sahibi:

— Bilmiyorum.

Valeria şaşırdı.

Valeria:

— Siz de mi okumadınız?

Adam gülümsedi.

Kitapçı sahibi:

— Bazı kitaplar okunmak için değil, bulunmak için bekler.

Valeria ne diyeceğini bilemedi.

Valeria:

— Bu biraz garip bir cevap.

Adam sadece gülümsedi.

Valeria kitabı tekrar rafa koydu.

Tam arkasını dönecekken gözünün ucuyla kapağa baktı.

Altın taç ona garip bir şekilde tanıdık geliyordu.

Ama nedenini bilmiyordu.

---

Akşam eve döndüğünde Valeria odasına çıktı.

Çantasını yatağının üzerine bıraktı.

Kitaplarını masasına koydu.

Sonra kahverengi zarfı çıkardı.

Bu kez uzun uzun baktı.

Bir süre sonra zarfın üzerindeki kendi adını parmağıyla takip etti.

VALERIA.

İçinden hiçbir şey çıkmıyordu.

Belki gerçekten bir şakaydı.

Belki de biri onu korkutmaya çalışıyordu.

Ama o zaman neden rüyasında aynı tacı görmüştü?

Valeria yatağına oturdu.

Tam zarfı kitabının arasına koyacakken dışarıdan hafif bir rüzgâr esti.

Pencere aralıktı.

Perde hareket etti.

Valeria ayağa kalkıp pencereye yöneldi.

Tam kapatacakken aşağıdaki bahçeye baktı.

Bahçenin köşesinde bir şey dikkatini çekti.

Bir gölge.

Valeria gözlerini kıstı.

Valeria:

— Orada biri mi var?

Gölge hareket etmedi.

Valeria pencereyi biraz daha açtı.

O anda bahçedeki ağaçların arasından küçük bir kuş havalandı.

Valeria derin bir nefes verdi.

Valeria:

— Kuşmuş...

Pencereyi kapattı.

Perdeyi çekti.

Sonra masasına döndü.

Ama zarfın üzerinde bir şey değişmişti.

Valeria olduğu yerde kaldı.

Az önce tamamen boş olan zarfın önünde...

çok küçük, ince bir yazı vardı.

Valeria yavaşça yaklaştı.

Tek bir cümle.

“Beni bul.”

Valeria'nın kalbi hızlandı.

Bir süre yazıya baktı.

Sonra gözlerini kapatıp tekrar açtı.

Yazı hâlâ oradaydı.

Bu kez gerçekten korkmuştu.

Ama hemen ardından aklına Mirael geldi.

Telefonunu eline aldı.

Mirael'e yazmak istedi.

Parmakları mesaj ekranında bekledi.

“Mirael, sana bir şey anlatmam lazım.”

Bir süre baktı.

Sonra mesajı sildi.

Henüz değil.

Bunu kimseye anlatmaya hazır değildi.

Telefonu yatağının üzerine bıraktı.

Zarfı eline aldı.

Ve ilk kez o an, bunun basit bir şaka olmadığını düşündü.

Valeria:

— Sen nesin?

Zarf elinde sessizce duruyordu.

Ama cevap vermiyordu...

Bölüm sonu

5 yorum