
Her masal mutlu sonla bitmez.Mesela kibritçi kız masalı.
Kibritçi kız hayatı boyunca fakirlik yaşamıştır.Bir soğuk kış günü elindeki tüm kibritleri yakarak düşler alemine dalmış.Masalın sonunda kibritçi kız,elindeki son kibriti yaktıktan sonra düşler dünyasından uyanmış ve soğuğa dayanamayıp karanlığa gömülmüş.Masal mutsuz bitiyor ama Kibritçi kız mutluymuş.Bazen ölüm kurtuluştur.
Kibritçi kızın sonsuz karanlığı acı vermemiş.Peki ben neden gözlerim kapandığında hep acı çekiyorum?
Ölüm benim içinde bir kurtuluş yolu mu?
Gözlerim yavaş yavaş açılıyordu.Karanlık bitmişti ama bu aydınlığın olacağı anlamına gelmiyordu.Önce yüzüme vuran ışığı gördüm.Etrafıma bakınca odamda olduğumu anladım.Yatakta uzanıyordum ve odada kimse yoktu.Acaba bir rüya mı görmüştüm?Belki de odama çıktıktan sonra Gülden’i görmemiştim.Çok yorulduğum için uyku beni hapsetmişti ve hepsi rüyaydı.
Bunu dilemekten başka çarem yoktu.
Kapının açıldığını duyunca yönümü o tarafa çevirdim.
Fidan Abla’yı görmemle kendimi güvende hissettim.
Fidan Abla benim uykumdan hep rahatsız olurdu.Şimdi beni uyandırmaya gelmiş olmalıydı.Fidan Abla’nın yüzünde anlayamadığım bir ifade vardı.
Yanıma gelip yatağa oturdu.Kendimi kandırmıştım.Yaşananların hepsi gerçekti.Gülden,gözelerimin önünde kendini bıçaklamıştı ve bende bayılmıştım.Ona ne olmuştu?
Kendini kaybetmiş gibi davranıyordu.Neden bu kadar korkmuştu?Gülden neden kendini bıçaklamıştı?
Durumunu öğrenmek için Fidan Abla’ya baktım.
Fidan Abla benim meraklı gözlerimi görünce ne düşündüğümü anlamıştı.
”Ölmedi.”dedi tek nefeste.O ana kadar tuttuğum nefesi rahatlayarak vermiştim.Neden böyle bir saçmalığı yaptığını kendisine sorabilirdim.Yatakta yavaşça doğruldum ve Fidan Abla’ya baktım.Neden bana garip bir şekilde bakmaya devam ediyordu?
”Neden,yaptın Kadeh?”dedi üzgün bir sesle.Ne?
Ben ne yapmıştım?Gülden,kendini bıçakladıktan sonra sadece çığlık attığımı hatırlıyordum.Sonrasında ise bayılmıştım.Ben hiçbir şey yapmamıştım ki.Kaşlarımı çattım ve anlamsız bir şekilde Fidan Abla’ya baktım.
”Gülden'i neden öldürmeye çalıştın?”dedi.
Fidan Abla ne saçmalıyordu?Gülden,kendini bıçaklamıştı ve ben onu kurtarmaya çalışmıştım.Ben kimseyi öldürmeye çalışmadım!
”Sen neyden bahsediyorsun Fidan Abla?Ben kimseyi öldürmeye çalışmadım.”diye bağırdım.Fidan Abla bana bakıp sustu.Gülden,kendini bıçaklayıp suçu bana atmıştı.Neden bana bunu yapmıştı?Kapı sesini duyunca yine kafamı çevirdim.Bu sefer içeriye Selçuk amcam girmişti.Selçuk amcam beni tanıyordu.Bana inanmalıydı her ne kadar bıçaklanam kişi karısıda olsa.Hemen yataktan kalkıp Selçuk amcamın yanına koştum.
”Ben yapmadım Selçuk amca.And içerim ki ben hiçbir şey yapmadım.”dedim kafamı sallayarak.Bir yanda da ağlamaya başlamıştım çünkü şuan kendini çaresiz hissediyordum.Selçuk amcam bana suçlar gibi bakmıyordu bu yüzden rahatlamıştım.
”Kadeh,isteyerek yapmadığını biliyorum.Kendini kaybetmişsin.Gülden senden önce uyanıp her şeyi anlattı.Neyse ki bıçak tehlikeli bir yere saplanmamış.”dedi.Hayır,ben kendimi kaybetmemiştim.O bıçağı ben sağlamamıştım.
Selçuk amcam bana gel işareti yapınca başka odaya geçtik.Artık sadece ikimiz kalmıştık.Selçuk amcam koltuklardan birine oturdu ve bana diğer koltuğa oturmamı işaret etti.
”Senin çığlığını duyunca hepimiz yukarıya çıktık.
Babam,o ara davetlileri dışarıya çıkardı.Gülden,yerde bıçaklanmış bir şekilde yatıyordu sen ise baygındın.
Senden yaklaşık bir saat önce Gülden uyandı.Sen odaya çıktığında bir şeye sinirlenmiş olmalısın.Bağırıp çağırıyormuşsun.Gülden sana bakmak için odaya girmiş.Mutfaktan geldiği için elinde bıçak varmış.Seni sakinleştirmek için bıçağı bırakıp yanına gelmiş.Kendinde değilmişsin Kadeh.Çıldırmış gibi davranıyormuşsun.Komodinin üzerinde duran bıçağı almışsın ve Gülden’e saplamışsın,Kadeh.”
Selçuk amcamın her cümlesinden sonra ağlamam şiddetleniyordu.Ben yapmadım diye haykırmak istiyordum ama kimse bana inanmıyordu.Baba ne olur yardım et!
”Ben yapmadım Selçuk amca sana yemin ederim ben yapmadım.Gülden,o bıçağı kendisi sapladı.”dedim titrek sesimle.Selçuk amcam derin bir nefes aldı ve konuşmaya devam etti.
”Dün geceden sonra hemen bıçağı adli tıpa verdik,Kadeh.Bıçakta parmak izin var.”dedi.Evet çünkü bıçağı almıştım!Kendi içimde kendime lanetler okuyordum.Neden,bıçağı yerden almıştım ki?
”Ayrıca,sen uyurken odanı aradık Kadeh.Çekmecelerde antidepresanlar bulduk.Evde hiç kimseye antidepresan kullandığımı söylememişsin.”
Ben dört yıldır antidepresan kullanıyordum çünkü babamın ölümü bende zihinsel hasar bırakmıştı ama bu bıçaklama işi tamamen suçlamaydı.
”Bak,Kadeh kardeşimin ölümünden beri hepimize soğuk davranıyorsun.Kabul etmemem normal çünkü krize girmişsin.Çok düşündüm ve bir karar verdim Kadeh.
Senden bel yıldır gizlediğim bir şey vardı.Babanın gizli bir hastahanesi var Kadeh.”dedi sıcak bir sesle.Beni bir hastahaneye mi götüreceklerdi?Gülden,bana bunun hesabını vereceksin.
”Hastahane şehrin uzağımda bir yerde.Doktorları çok iyi.
Uzun bir araştırmadan sonra hastahanenin güvenli olduğuna karar verdim.Baban orayı annem için satın almış ama annen ölünce hastahane akıl hastahanesi olmuş.Bende işleri devam ettirdim.”
“Selçuk amca beni hiç mi tanımıyorsun?Ben neden Gülden’i bıçaklayayım.Ben karını kurtarmaya çalışıyordum.O bıçağın kendisine saplarken bile ben onu durdurmaya çalışıyordum.Şimdi karşıma geçip hepiniz beni Gülden’i bıçaklamakla suçluyorsunuz.
Ne akıl hastahanesinden bahsediyorsun sen?Ben deli falan değilim.Evet!Dört yıldır antidepresan kullanıyorum çünkü babamı kaybetmenin acısını birazda olsa dindiriyorlar.”diye bağırıp ağlamaya başladım.Selçuk amcam konuşmamda sonra yutkunmuştu.Bana kimse inanmasa o inanırdı.Neden şimdi bana sırtını dönüyordu?
Selçuk amcam uzun bire konuşmayınca ellerimi saçlarıma attım ve kendimi sakinleştirmeye çalıştım.
Asıl şimdi çıldırmak üzereydim!Öfkemi gizlemeden Selçuk amcama baktım.
”Gülden,nerede?”dedim öfkeli sesimle.O kadın bana hesap verecekti.O bu evde herkese karşı soğuktu ama yanında hep ben olmuştum.Selçuk amcam büyük bir ikilemde kalmış gibiydi.
”Salonda.”dedi sadece.Bu cevaptan sonra sinirle odadan çıktım.Tüm ev halkı salonda beni bekliyor olmalıydı.Bense sadece o Gülden’e nefret kusacaktım.
Salona girdiğimde koltukta uzanan Gülden’i gördüm.Sahra,onun başında bekliyordu.Arzu halam ayaktaydı.Dedem ise ortalıklarda gözükmüyordu.
Hızlı adımlarımla yürüdüm ve Gülden’in karşısına geçtim.Ona öfkeli gözlerle bakıyordum o ise beni görünce hemen geriye çekilmişti.
Selçuk amcamın peşimden geldiğimi hissetmiştim.Salondakilere bakmadan Gülden’e bağırmaya başladım.
”Gülden,sen ne yapmaya çalışıyorsun?Yaptığın saçmalığı üzerime atıp mı sileceksin!Söylesene,ben seni kurtarmaya çalışmadım mı?Seni sakinleştirmeye çalışmadım mı?Karşılığını böyle mi veriyorsun?Sen hayatımda gördüğüm en bencil insansın.”diye bağırıyordum.Kendime hakim olamıyordum çünkü çıldırmış gibiydim.Gülden,bana korkuyla bakmaya devam ediyordu.Suçu üstüme atıyordu bir de cevap bile vermiyordu.Neden böyle bir şey yapmıştı?Ben Gülden’e hiçbir şey yapmamıştım.Gözlerimden ateş fışkırıyordu ama göz temasını kesmedim.Gülden,titrek sesiyle konuşmaya başladı.
”Kadeh,çıldırmış gibiydin.Çok garip davranıyordun.Aynen şuan olduğu gibi kendini kaybetmiştin.Ben her şeye rağmen bunu unutmak istiyorum ve seni affediyorum.”
Affetmek mi?Sanki karşısında bir çocuk varmış gibi davranıyordu.Ben bir psikologtum.Sakin kalabilmek benim en büyük silahımdı ama şuan bende sakinlik falan kalmamıştı.Gülden’e ters bakışlarımla bakmayı sürdürünce yanında duran Sahra’ya sarıldı.Sahra,bana korkarak bakıyordu.Arzu halam isebana sinirli bir şekilde bakıyordu.Arkamı dönüp Selçuk amcama baktım.Beni hiç mi tanımadın amca?
Herkese sinirle bakıyordum ama Selçuk amcama sadece hayal kırıklığıyla bakıyordum.
”Kesin artık şu saçmalığı!”
Dedemin gür sesini duyan herkes korkuyla geri çekildi.
Ben hariç.Ben şuanda büyük bir yıkım yaşıyordum ve dedem bile beni etkileyemezdi.Dedem benim karşıma geçtiğinde bana ateş saçan gözlerle bakmıştı.
”Senin kafasında yerinde biri olmadığını daha önceden
anlamalıydım.Ailemizin yüz karasının.Baban iyiki ölmüşte senin bu hâlini görmemiş.Daha fazla zorluk çıkarmayacaksın ve o hastahaneye gideceksin!”dedi bana emir verir gibi.Babama iyi ki ölmüş mü demişti?
İşte bu beni çileden çıkarmıştı.Salonun en gözde vazolarından birini elime aldım ve bir saniye düşünmeden yere attım.Milyon dolarlar değerinde olan vazo,ayaklarımın önünde tuzla buz oldu.Vazonun parçalanan camları herkesin ayağının dibine ulaşmıştı.
Bir süre önce çaresizlikten akan göz yaşlarım,şimdi sinirden akıyordu.Gülden,hıçkırarak ağlamaya başlayınca ona acıyan gözlerle baktım.
Sahra bana korkar gibi bakıyordu.Arzu halam bile biraz ürpermişti.Selçuk amcam kenarda sessizce olanları izliyordu.Ve az önce ölen oğluna iyi ki ölmüş diyen yaşlı adam,bana ölümcül bakışlar atıyordu.
Dedem,yanıma yaklaştı ve tam karşımda durdu.
Tam o anda sol yanağımda bir sızı hissettim.Başım sağa doğru dönmüştü.Evet,bana tokat atmıştı.
Sol elimi sol yanağıma bastırdım ve kendimi sakinleştirmeye çalıştım.Ben,her zaman hastalarımı kolaylıkla sakinleştiren doktordum.Şimdi kendimi bile toparlayamıyordum.
Dedemin bana tokat atmasıyla salonda büyük bir sessizlik hakim oldu.Selçuk amcam,dedemin önünden geçip benim elimi tuttu ve kendi yanına getirdi.
”Tamam,herkes sakin olsun.”dedi Arzu halam.Bana bakarken korkuyordu.Gülden,bu yalana onları fazlasıyla inandırmıştı.Dedem salonun baş koltuğuna oturdu ve diğerleride yanındaki koltukları oturdu.Ben,ayakta durup sadece onlara bakıyordum.
”Baba,ben Kadeh ile konuştum.Bir ay Ayhan’ın akıl hastanesinde kalacak.Hastahane zaten bize ait olduğu için basının ruhu duymaz.”dedi Selçuk amcam.
Hâlâ beni hastahaneye yatırmaktan bahsediyorlardı.
Benim gibi başarılı bir psikoloğu deli olarak nitelendiriyorlardı.Olanlar yüzünden doğru bir şekilde düşünememiştim.Şimdi fark ediyordum.Babamın bir hastahanesi vardı.O öldükten sonra ise akıl hastahanesine çevrilmişti.Ben deli değilim demek istiyordum ama tüm deliler öyle söylerdi.
Gülden,bana deli suçu ve bıçaklama suçu attığın için seninle hiç tanışmadığın yüzümü tanıştıracağım.
Mesleğimin birinci yılındayken babamı kaybetmiştim.Buna rağmen hiçbir şey olmamış gibi hastalarımı iyileştirmiştim.Tekerlekli sandalyede bir yıl geçirmeme rağmen hiç üzülmemiştim.Kendimi yok olmuş gibi hissediyordum.
Bu meslekteki yıllarımda beni bile sinirlendiren hastalarım olmuştu.Psikologluğu bırakıp onları tartışmak istemiştim ama her seferinde kendimi durdurmuştum.
Bu meslekte yıllar harcadıkça insanın sabırlıda artıyordu.Yinede beş yıllık tecrübemi ve sabırımı şu anda kullanamıyordum.
”Baba,açıkçası ben Kadeh’in sinir hastası olduğunu düşünüyorum.Kadeh’in o hastahaneye gitmesi en doğrusu olur.Sonuçta sadece bir ay kalacak.Bu süreçte kendini toparlayacaktır.”diye katıldı Arzu halam.
O hastahaneye gitmek istemiyordum ama beni bir hizmetkâr gibi sürükleyemezlerdi.Mademki bu iftiraya hepsi inanmıştı bende karşılık vermeyecektim.
”Peki,kabul ediyorum.Hepiniz öyle düşünüyorsanız o hastahaneye gideceğim ve tedavi olacağım.”dedim yumuşak bir sesle.Sonunda zihnimin kontrolünü elime almıştım.İki elimide havaya kaldırmıştım bu teslim oluyorum demekti.
Bu yaptığım pes etmek değildi sadece kontrol etmekti.
Salonda ki herkes rahat bir nefes almıştı.Az önce kendini kaybeden kız şimdi teslim olmuştu.İçimden kendime kızıyordum çünkü ani sinir yapmıştım.Şimdi ki amacım neden Gülden’in böyle bir şey yaptığının bulmaktı.Selçuk amcama bana sıcak bir bakış sunuyordu.Onlara göre hasta bendim bana göre ise hasta Gülden’di.Bunu yıllarca fark etmemek benim hatamdı.Onun tepkisiz davranışları hep dikkatimi çekmişti ama müdahale etmemiştim.
”Kadeh,yarın hastaneye gideriz,istersen bugün iş yerinde ki arkadaşlarınla vedalaş.Onlara bir aylığına tatile gideceğini söyle.”dedi Selçuk amcam.Onu kafamla onaylayıp evden çıktım.Yalnız kalmak için an bekliyordum ve şimdi kendimi hızlıca arabaya atmıştım.
Olanları sindirmek uzun vakit alacaktı ama psikoloji benim uzmanlık alanımda.Yine de arabaya biner binmez rahatlatıcı bir çığlık atmıştım.Buna engel olamamıştım.
Arabayı çalıştırıp kliniğe doğru sürdüm.Kliniktekiler benim ailem gibiydi.Onlardan ayrı kalmak beni biraz üzecekti.
Kliniğin önünde durduğumda gözlerim babamı aradı.
Bem açtığım kliniği görmeyi çok isterdi.Baba,keşke şu an yanımda olsaydın.
Bugün klinikte seansım yoktu.Fulya,bana yeni bir hasta vermek istemişti.Yinede onu son dakika meslektaşım Gökhan’a bırakmıştım.Bugün kliniğe sadece onlarla vedalaşmak için gelmiştim.Girişte Fulya ile karşılaşınca şaşkınlığını gizleyememişti.Seansımın olmadığı günlerde genelde evde uykuda olurdum.Sonra kendini toparlayıp bana içten bir tebessüm sundu.
“Kadeh,sabah sabah bu ne güzel sürpriz!”diye bağırdı Ebru.Tüm meslektaşlarımla ve çalışanlarla selamlaştım ve ortak salonda koltuğa oturup konuşmaya başladım.
“Arkadaşlar,biliyorsunuz ki son zamanlarda fazla yoğundum.Biraz kafamı toparlamak istiyorum bu yüzden bir aylığına tatile çıkacağım.Bu süreçte beni idare etmenizi istiyorum.”dedim mahçup bir şekilde.
”Kadeh,tabii ki de bu tatile çıkmak senin hakkın.Sana zaten bunun için yalvarıyordum.Merak etme hastalarına iyi bakarız.”dedi Ebru gülerek.Diğerleride ona katılınca endişe etmeme gerek kalmamıştı.Sonra hepsine teker teker sarıldım.Benim için hepsi birer dosttu.Asistanım Fulya,meslektaşlarım ve diğer çalışanlar hepsi benim için birer dosttu.En çok onları özleyeceğimi biliyordum tabii birde hastalarımı özleyecektim.Yine de onların yeri hastahanede fazlasıyla dolardı.Son olarak Fulya’ya sarıldığımda kulağına eğilip sadece onun duyabileceği şekilde fısıldadım.
”Buralar sana emanet,gözüm arkada kalmayacak.”deyip doğruldum aynı zamanda göz kırpmayıda ihmal etmedim.
Klinikten ayrılınca babamla vedalaşmak istedim.Bir ay boyunca babamı göremeyecektim.Yinede babamın mezarına gidersem enkaz şeklinde geri dönecektim.
Son anda kendime engel olup eve döndüm.Her şeyden önce hesaplaşmak istediğim biri vardı.
🍷
Hep birlikte huzurlu bir aileymişiz gibi akşam yemeği yiyorduk.Kimse kimsenin yüzüne bile bakmıyordu.Ben ise sadece yemeğin bitmesini ve Gülden’’e soracağım hesabı düşünüyordum.İçimde hâlâ bir burukluk vardı.
Selçuk amcam bana inanmamıştı.Fidan abla bana inanmamıştı.Yinede zamanla hatalarını fark edeceklerdi.
Asıl hastanın kim olduğunu kendi gözleriyle göreceklerdi.
”Dün gece olan anma töreni yarıda kesildi.Malum olanlardan sonra apar topar davetlileri dışarı çıkardık.
Özür niyetinde bir yemek daha düzenleyelim.”dedi dedem. Arzu halama bakarak.Arzu halam onu sadece kafasıyla onayladı.Dedemin bugün söyledikleri kafamın içinde yankılanmaya başladı.Bana birçok kez “yüz karası”demişti ama “iyi ki baban ölmüşte seni böyle görmemiş”dediğimi duymak sinirlerimin tekrarlanmasına neden oluyordu.Elimde tuttuğum bıçağı farkında olmadan sinirle düşürdüm.Sessizliği bozduğum için yine tüm gözler bendeydi.
“Deli psikolog odaya çıkıyor,hepinize iyi geceler,”dedim alayla.Onları alaya alarak sinir ediyordum ve bu beni tatmin ediyordu.Bir insanın en çok sinirlendiği şeylerden biri de alay edilmesiydi.Canım aileme bunu denemeye bayılıyordum.Masadan kalkıp odama çıktım.Sahra,Gülden’in yanından ayrılmıyordu bu yüzden Gülden’i gece ziyaret edecektim.Odama girdiğimde karşımda Fidan Abla’yı buldum.Ona kırgın gözlerle bakmaya başladım.İçimdeki hayal kırıklığı onunda içine işlesin istedim.
”Bana kırgın gözlerle bakmana gerek yok Kadeh,ben her şeyin farkındayım.”dedi.Boğazımın düğümlendiğimi hissettim.Fidan Abla bana inanıyor muydu?Beni Selçuk amcam gibi hasta olarak görmek yerine bana inanıyor muydu?Hayal kırıklığıyla bakan gözlerim bir anda kendini umuda bırakmıştı.Fidan Abla,konuşmadan yatağa oturdu ve bende aynı şekilde karşısına oturdum.
”Dün gece,Gülden mutfaktayken bende oradaydım Kadeh.Senin çığlığını falan duymazdık.Gülden,birden bire eline bıçağı alıp gitti.Onda bir terslik olduğunu anlamıştım ama bu kadarını tahmin etmemiştim.”dedi Fidan Abla.Konuşmasını kesip ona sarıldım.Sonunda biri bana gerçekten güvenmişti.Fidan Abla’ya olan sevgim on katına katlanmıştı.Bemden geri çekilip anlatmaya devam etti.
”Özür dilerim,Kadeh.Onlarla aynı düşündüğümü göstermek zorunda kaldım.Ben bu evde bir hizmetçiyim.Kimse benim sözüme inanmaz bu yüzden sana inanmıyor gibi davrandım.Kadeh,sen benim elimde büyüdün.Sen çabuk sinirlenen birisin ama o hızla aynı anda sakinleşenilirsin.Ani bir krizle kimseyi bıçaklamazsın.”dedi bana güvence vererek.
Şimdi seni çok iyi anlıyorum,Kibritçi Kız.Soğukta donmak üzereyken yaktığın son kibritin umudumu şimdi çok iyi anlıyorum.
Fidan Abla’ya sarılıp saatlerce öyle kalmak istedim ama vedalaşmamız lazımdı.Sabah erkenden Selçuk amcamla akıl hastahanesine gidecektik.Fidan Abla ile vedalaşmaya vaktim olmayabilirdi.Ona defalarca sarıldım,vedalaştım.Huzurlu ailemde bu zamanda yemeklerini bitirmişlerdi.Dedem ve Selçuk amcam geç uyurdu ama Sahra ve Gülden birazdan uyumaya gideceklerdi.Odamdan çıktım ve merdivenlerin başında aşağıda olanları izlemeye başladım.Kendimi avını bekleyen bir aslan gibi hissediyordum.Sahra’nın uykusu çok derin olduğu için bu yüzleşme zor olmayacaktı.
Aşağıyı izlerken Sahra ve Gülden’in odaya geçtiğimi gördüm.Gülden,bir süreliğine Sahra ile kalacaktı.Az zamanda çok kaynaşmışlardı.Birbirlerinden nefret ettiklerinden emindim.Bir süre merdiven başında nöbet tuttum ve doğru anı bekledim.Yaklaşık yarım saat sonra yavaş adımlarla aşağıya indim.Adate bir hayalet gibi hareket ediyordum.
Gülden ve Sahra’nın odasının kapısını yavaşça araladım.Sahra,tam tahmin ettiğim gibi derin uykusuna dalmıştı.Gülden’de uyumuştu ama onu çok güzel uyandıracaktım.Gülden’in yanına gidip ellerimi yanaklarımda gezdirdim.Gülden,gözlerini panikle açtı ama beni görünce gözlerinde ki panik dana çok büyüdü.
Tam bağıracağım hissettiğimde işaret parmağımla”sus” işareti yaptım.Sert yutkunuşunu duymak beni mutlu etmişti.Ona gözlerimde gel işareti yaptım ve onu mutfağa çağırdım.Sahra’nın uykusu derin olabilirdi ama ben asla risk almazdım.Gülden ürkek adımlarla mutfağa doğru gitti bende hemen arkasından mutfağa girip kapıyı kapattım.
Vakit,yüzleşme vakti.
Gülden,geriye doğru çekildikçe ona doğru yürüyordum.
İki elimi birbirimi kenetledim ve ona gözlerimle dehşet verici bir ifade ile baktım.
“Kadeh,ben gerçekten çok özür dilerim.Ben sadece özür dilerim.”dedi titreyen sesiyle.Korkudan çok zor konuşuyordu.Bu kadar korktuğu şey ben miydim yoksa gerçekler miydi?
“Neden böyle bir şey yaptın?Neden kendini bıçaklayıp suçu bana attım?”dedim sakinlikle.Onu korkutmadan sakince sormak en iyisiydi.Gülden,gözlerimi kaçırmaktan başka bir şey yapmıyordu.Sorularımı yine aynı şekilde tekrarladım ama tek yaptığı şey özür dilemekti.Farklı bir yok denemenin zamanı gelmişti.
Telefonumu cebimden çıkardım ve Gülden’e gösterdim.
”Konuşmamız başladığımdan beri telefonum ses kaydı alıyor.Kendini bıçakladığının elimde kanıtı var,Gülden
Herkesi ayağa kaldırıp bu ses kaydını onlara dinletebilirim.Böylece yarın sabah o akıl hastahanesine ben değil,sen gidersin.”dedim sakinliğimi koruyarak.
Gülden,korkudan titriyordu ve bana yalvarırcasına bakıyordu.Telefonu kaldırdım ve ağzımı bir şey söyleyecekmiş gibi oynattım.
”Dur Kadeh,tamam!Ne olur yapma benim bir suçum yok.”dedi ağlayarak.Telefonu indirdim ve onu izlemeye başladım.
”Kadeh,başka çarem yoktu.Beni tehtit etti Kadeh.Yapmak zorundaydım.”dedi.
Gülden’in hasta olduğunu düşünüyordum ama ona bunu yaptıranın başka biri olduğunu tahmin etmemiştim.
”Konuşamam Kadeh,lütfen üstüme gelme.Sadece şunu bil ki senin o hastahaneye gitmen gerekiyor Kadeh.”dedi.Yalvarıyormuş gibi bana bakıyordu.Telefonu cebine attım ve onu kafamla onayladım.Gülden’e hâlâ kızgındım ama birileri o hastahaneye gitmemi istiyordu.
Bunu zaten yapacaktım çünkü düşününce bu harika bir fırsattı.Ben bir psikologtum ve akıl hastanesine yakından tanık olmak ilgi çekiciydi.Bu bir aylık süreçte insanların psikolojini izlemek eğlenceli olacaktı.
Gülden’i orada bırakıp odama çıktım.Bir psikoloğun akıl hastahanesine gitmesi bir korsanın hazine bulması gibiydi.
O hastahaneye gitmemi isteyen ve Gülden’e kendini bıçaklattıran kişiyi de tanımak istiyordum.
Odama çıkıp kendimi yatağa bıraktım.Yarın uzun birgün olacaktı.O hastahaneye gideceğimi öğrenen ev halkı şu an mışıl mışıl uyuyorlardı.Bir an önce ayrı evede çıkmak istiyordum.Fidan Abla’yı yanıma alırdım kalanları da hayatımdan silerdim.Bana inanmayan herkesi hayatımdan çıkaracaktım.Düşüncelerimi bir kenara atıp uykuya daldım.
🍷
Gözlerimi tahmin ettiğim saatten çok önce açmıştım.
Erken uyanmaktan nefret ederdim ama uyku eskisi kadar dikkatimi çekmiyordu.Sabah herkesten önce uyanıp kendine kahve yapmıştım.Bir ay boyunca kahve içemeyecek olmak beni kahrediyordu.Gün aydınlanana kadar dört beş bardak kahve içmiştim.Odamdaki güllerimlede vedalaşmayı ihmal etmemiştim.Telefonumu komodinimin çekmecesine attım ve odamdan aşağıya indim.Selçuk amcam beni kapıda bekliyordu.Arabamla gidebilirdin ama kaçmamdan şüpheleniyordu.Bunun için üzülmemiştim çünkü benim en büyük özelliklerimden biri de insanları kolaylıkla silmekti.
Selçuk amcamın yüzüne bakmadan yanından geçtim ve arabaya yürüdüm.Onun gözlerinde ikilem görmüştüm ama yine de tarafını seçmişti.Karısına inanmıştı ama yıllardır tanıdığı,elinde büyüyen yeğenine inanmamıştı.
Amca,baba yarısıdır.Babam bana inandırdı.
Ön koltuğa oturmak yerine arka koltuğa oturdum.
Selçuk amcama kırgın olduğumu göstermek istedim.
O bunu anlamış olacak ki arabaya bindiğinde sıkıntılı bir nefes verdi.Yol boyunca onun suratına bile bakmadım.
Camdan dışarıyı izleyip derin düşüncelerde boğuluyordum.Selçuk amcamla ara ara aynadan göz göze geliyorduk.Kendini toparlayıp konuşmaya başladı.
”Kadeh,umarım beni anlarsın.Ben,sadece biraz zihninin yorulduğunu düşündüm.Sana kesinlikle deli falan demiyorum ama sadece kendini biraz toparlamalısın.”diye hızlıca konuştu.
”Sorun yok.”diye kestirip attım.Açıkçası söyledikleri pek umrumda değildi.
Arabayla saatlerdik yoldaydık.Hastahane gerçekten şehirden uzaktaydı hem de çok uzakta.Babam böyle bir hastahaneyi annem için yaptırmış olmalıydı.Yüksek ihtimalle annem öldükten sonra babam benim için burayı akıl hastahanesine çevirmişti.Acaba kızının şu an o hastahaneye hasta olarak gittiğini öğrenseydi ne yapardı?Selçuk amcamla yol boyunca bir daha hiç konuşmamıştım.Araba durduğunda geldiğimizi anlamıştım.Arabadan indim ve kocaman arazide tek kalan yapıya baktım.Hastahanenin pek kullanılmadığını düşündüğüm için küçük bir yer sanmıştım ama yanılmıştım.Hastahane tahmin ettiğimden çok daha büyüktü.Bu daha çok hasta demekti.Arabadan inerken elime defterimi ve kalemimi de aldım.Selçuk amcam onları görmüştü ama itiraz etmemişti.Ben hastahaneye yürürken oda yanımda bana eşlik etti.
Geldiğimizi gören orta yaşlarda kızıl saçlı kadın bize doğru gülen bir yüzle yaklaştı.Kızıl saçları omuzlarında kesilmişti ve ayrıca kakülüde vardı.Siyah çerçeveli gözlük takması onun mavi gözlerini geri plana atmıştı.
Bana doğru son derece sıcak gözüküyordu.
”Merhaba Selçuk Bey.”dedi ve ileriye atılıp amcamın elini sıktı.Ben gelmeden önce Selçuk amcam hastane ile görüşmüş olmalıydı.Kadın sonrasında bana döndü ve beni odasına davet etti.Selçuk amcam bizimle gelmek istemişti ama onu reddetmiştim.Ona göre suçlu olmalıydım ama bunun yanlış olduğunu kendisi anlayacaktı.Selçuk amcam gidince kadın ile yalnız kalmıştık.Odası çok huzur vericiydi.Klinikteki odama çok benziyordu.Sade ama şık bir şekilde dizayn edilmişti.
Odanın içini ise loş bir sarı ışık aydınlatıyordu.Günün erken saatlerinde olmamıza rağmen ışık yanıyordu.
Karşımda ki koltuğa oturdu ve bana kendini tanıttı.
“Merhaba Kadeh,ben doktor Ceyda Gümüş.Duyduğuma göre meslektaşmışız.”diye bana kendini tanıttı.
Beni tanıdığı için kendimi tanıtmadım.Sessiz kalmak yerine ona cevap verdim.
”Evet,meslektaşız ama ben burada hastayım ve doktor olan sizsiniz.”dedim.Ceyda,gülerek bana baktı.
Selçuk amcam beni nasıl bir hasta olarak tanıtmıştı acaba?
”Bakın Ceyda Hanım,ben buraya üzerime atılan bir iftira yüzünden geldim ama gayet mutluyum.Burada amcamın söylediği gibi sadece bir ay kalacağım.
Size zorluk çıkarmam aksine uyumlu davranırım.Sizden tek isteğim beni yalnız bırakmanız ve bu defter ve kalemin bende kalması.”dedim ve son cümlemin ardından elimde tuttuğum defteri ve kalemi havaya kaldırdım.
”Kurallara uyacağına hiç şüphem yok,Kadeh.Yalnız seni baştan uyarmak isterim.Seni diğer hastalardan ayıramayız.Sana bir iftira atılmış olabilir ama biz her türlü ihtimali düşünmeliyiz.Bu hastahane diğer akıl hastahanelerinden biraz farklıdır.Kendine öz kuralları var.Zamanla öğreneceğinden eminim.Son olarak ise defter ve kalem sende kalabilir.”dedi ve sağ tarafında duran telefonu eline alıp birini aradı.
Birlaç dakika sonra odaya bir kadın geldi.Ceyda Hanım’la aynı yaşlarda gibi duruyordu ama üzerinde beyaz önlük yoktu.
”Asuman,senin odana gitmene yardımcı olacak,Kadeh.”diye kapıda beni bekleyen kadını işaret etti.Daha fazla konuşmadan az önce adımın Asuman olduğumu öğrendiğim kadının peşine düştüm.Hastahane büyük olduğu için baya yürümüştük.Koridorlar çok uzundu ve her katta merdivenler vardı.Ayaklarım çok yorulmuştu çünkü hastahanenin en yukarısına çıkmıştık.Odamın hastahanenin en yukarısında olmasına sevinmiştim ana yinede oraya çıkmak yorucu oluyordu.Asuman,koridorda yürürken bir odanın önünde durdu.Odaya girince onu takip ettim.Odada fazla eşya yoktu.Bir hasta yatağı vardı ve onun yanında siyah bir koltuk vardı.Yatağın diğer yanında ise bir komodin vardı.
”Her katın kendine ait tuvaleti ve yemekhanesi var.İstediğin zaman odadan çıkabilirsin ama diğer katlara gitmek yasak.”dedi ve odadan çıktı.Nasıl yani?
İstediğim zaman odadan çıkıp özgürce dolaşabiliyor muydum?Bu çok hoşuma gitmişti.Yeterince gözlem yapma fırsatım olacaktı.İlk günden odamdan çıkmak istemedim.Yatağıma uzandım ve dışarıyı gösteren pencereye baktım.En üst katta olduğum için manzara büyüleyiciydi.Bir anda kendimi sanki boşluktaymışım gibi hissettim.Duygularımı kontrol etmeyi başarmıştım ama yaşadığım çaresizlik aklımdan çıkmıyordu.
Daha fazla kendimi tutamadım be ağlamaya başladım.
Gözlerimden akan her damla yaş beni rahatlatıyordu.
Dizlerimi kendime çektim ve ağlamak önümde ki duvarı izledim.Tatil günleri saatlerce uyuyan bendim ama şimdi önümden saatler olmasına rağmen uyumak içimden gelmiyordu.Başımı koluma yaslayıp saatlerce önümdeki duvarı izledim.Göz yaşlarım bir süreden sonra durmuştu.
Ben şu an suçluydum,hastaydım.Bunu inkar etsemde Fidan Abla hariç kimse inanmamıştı.Kendimi çok yalnız hissediyordum ve bunu asla unutmayacaktım.
2.Bölümün Sonu.
İkinci bölümü nasıl buldunuz?