Okul çıkışı kalabalığın arasında yürürken yüzüm hâlâ sıcaktı. Yumrukla gelen adrenalin, bedenimden çekilmiş ama gerilim hâlâ kanımdaydı.Bugün burnunu kırdığım çocuğun adı Eren’di. Benimle uğraşan, arkamdan konuşan tiplerden biri. "Delikanlıysan gel yüzüme söyle" dedim, geldi… ve yüzüne söyledim.Sonrası bir saniyelik sessizlik, bir saniyelik yumruk ve bir ömürlük azar.Müdür önce beni gömdü, sonra babamı aradı. Müdürün sesi telefonda duyulacak kadar sertti: “Evet komutanım, yine Deniz. Evet, burun... Kan vardı evet. Hayır, iki kere uyardık. Evet, biliyorum, evet haklısınız...”Eve geldiğimde annem masaya salçalı makarna koymuştu. Korkudan iştahım yoktu. Karnım değil, kafam doluydu. Babamın her zamanki saati yaklaşıyordu. Ve ben yine kendi hayatımı tartıyordum: kalıp dayak yemek mi, yoksa kaçıp huzur bulmak mı?Koltuğa oturdum. Saatin tik takları tokat gibi çarpıyordu kulağıma. İçimde bir ses, “Kaç” dedi. Diğeri “Kal, adam ol” dedi.Ama kaçan ses daha inandırıcıydı.Montumu aldım, sessizce kapıyı kapattım. Ayakkabılarım bile beni tanıyordu artık. Her kaçışımda sessiz oluyorlardı.Ağaç eve vardığımda Murat zaten oradaydı. Elinde pet şişeye doldurduğu içki, gözlerinde “yine mi?” bakışı.“Yine mi sen?” dedi.“Oğlum ağacın sahibi benim lan, sen misafirsin,” dedim nefes nefese.“Ben senden önce geldim, o zaman bu akşam ev sahibi benim. Al şu bardağı, anlat bakalım yine hangi çocuğu hastanelik ettin?”Gülümsedim, başımı salladım. “Eren. Çok konuştu.”“Abi sen var ya... Gerçekten ya dizi karakterisin, ya da hayat seni bir senaristin eline bırakmış.”Güldük. Sonra sustuk. Sonra birer yudum daha içtik.“Baban duymuştur,” dedi Murat.“Duydu.”“Dayak?”“Yememek için buradayım.”“İnsan her şeyden kaçar, dayaktan kaçamaz derlerdi. Sen o sözü de bozdun reis.”Bir süre sessiz kaldık. Rüzgâr dalları kıpırdattı. Ağaç evin tahtaları hafifçe gıcırdadı. Gökyüzü griydi, ama içimiz daha karışıktı.Murat gözlerini tavana dikti, sonra “Deniz?” dedi.“Efendim, Murat Han?”“Hiç düşündün mü... bir gün gerçekten kaçamayacağımız bir şey olursa ne yaparız?”Cevap vermedim. Çünkü korktuğum cevap içimdeydi:Belki o zaman kalmayı öğreniriz.
