Fazla yorgun hissediyordum bayılmama az kalmıştı ama hala hepimiz havadaydık. Evime, anneannemin ve dedemin yanına dönmek istiyordum beni seven tek onlar vardı.
Gözlerimi büyük bir arabada açmıştım. Hayır.. korktuğum başıma gelmişti. Hepimizi yakalamayı başarmışlardı. Arabanın içinde ağlayanlar, çığlık atanlar, ailesinin adlarını haykıranlar vardı. Ama hiç bayılan yoktu daha doğrusu gördüğüm kadarıyla. Duyduğum sesle irkilerek kendime gelmiştim. "İyi misin 514?" Duyduğum ses farklı bir sesti. Bir insan sesine benzemiyordu. Maskesinde ses değiştirici olmalıydı. yattığım ikili koltuktan kalktım. "514? o da ne demek?" Olayları hala idrak edemiyordum başım fazla ağrıyordu. "514. Çocuk sensin ve sakın camları kırmayı deneme." Başımı ovuşturuyordum bir anda son olanları hatırlamıştım. Göz harelerim korkuyla genişlemişti camlara dirsek atmaya başlamıştım. Adamlardan birisi kalkıp bana doğru gelmişti. Elinde dolu bir enjektör vardı "Kes şunu ben iğneleri sevmem!" Adam; "Beni buna zorlama 514 otur yerine hemen." demesiyle yerime oturdum. İğnelerden fazla korkardım nedenini pek hatırlamıyorum.
Camlar simsiyahtı. Hiç bir şey görünmüyordu. İçerisi oda gibiydi ama dar bir oda. Saydığım kadarıyla adamlarla birlikte 21 kişi vardı. Aklımda onlarca soru, hatta yüzlerce soru vardı. Neden buradayım? Ailem nerede? Bize ne olacak? O rüzgar da neyin nesiydi? Bu numaraların ne anlamı var? Neden arabanın içi gri ve beyaz tonlarda?.. Sorularımın içinde kaybolmuşken beni az önceki adam bulmuştu. "Aradan 2 saat geçti 514 hala yeri izliyorsun" Başımın eğik olduğunun daha yeni farkına varmıştım. Başımı kaldırıp adama baktım "Nereye gidiyoruz? Siz mafya falan mısınız? Bize ne yapacaksınız!?" Bir anda fazla sinirlenmiştim avuç içlerim soğumaya başlamıştı nedenini anlamamıştım konuşmaya devam ettim; "Bizi bu şekilde almaya hakkınız var mı? Ne yaptığınızı sanıyorsunuz? Korkuyoruz anlamıyor musunuz! Şu çocuklara bakın! Bebeklere bakın! Anneleri olmadan yaşayabilirler mi!" Avuç içlerim daha da soğumuştu çok sinirliydim gene etrafımı rüzgar kaplamıştı. Adamlar bir anda kalkıp silahlarının ucuna enjektörleri takmışlardı. Biri hariç. Birisi hala öylece beni izliyordu. Diğer adamlar yaklaştıkça daracık arabada geriye gitmeye çalışıyordum. Bir anda adamlardan birisi koşmaya başlayınca panik olmuştum tüm sesimle çığlık atmıştım. Adamlar sertçe geriye doğru savrulmuştu bense yere yığılmıştım. Oturan adam önüme gelip; "Uçurum'un Oğlu" demişti. Bu da ne demekti?
👾- İkinci bölümün sonuna geldik! Eleştirilerinizi, düşüncelerinizi veya sorularınızı instagram- kanaee.moon hesabından, ya da direkt olarak çizgi studio hesabıma yazabilirsiniz. Okuduğunuz için teşekkür eder, Gökyüzü ile kalmanızı dilerim! Yakında, 3. Bölüme kadar hoşça kalın!