İçeriğe geç

Ellerimin Titremesi

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Ellerimin Titremesi

Bölüm 2

İstenilmeyecek Bir Düş

Uyar

Uyar beni ki artık aldığım nefeste inlemelerime bir deva bulalım

Uyar

Uyar beni ki o gecelerde titrettiğin ellerim dursun

durmuştu ellerim fakat titreyen tek şey ellerim değilken

bana bahşedilen bu kırılgan saçlarda beslediğim yavru anılar bir zakuro yetiştirdi benim için

ve ucunda ölümün olduğunu bilerek girdiğim kasumi sanki yanımda bir derviş gibi susatıyordu bedenimi

ama ruhum ana caddeden geçerken seken taşlarla vurulan binalara benzerdi

unutulmamak için hatırlanmayan geceleri yeniden yaşamak istemek

sence de bencilce miydi

Yoksa hayatımı adadığım hayatım

gerçekten de bir hayat değil miydi

ve embryoma açtığım yeni savaşla ilerlediğim doğurganlık dağı

her yerime yapışan spermler ve

en tepede duran kırılgan mermer kızlara bakarken

bir daha bir erkeği arzulamanın verdiği telaşı vücudum eyfel gibi kaldırabilecek ve bana yeniden bir hata payı mı sunacak

Hayır

tamamen tek başımayken kendim unutulmak artık acıtmıyor

Sahillerinde yanarken akdenizin

O dalgalara vuran ayaklarım kıyıdan uzaklaşıp beni bırakıyordu

kendimi yaralamayı bilmediğimdenü

özelimizde sakladığımız kırmızı ve mor karışımı acı renklerinde saklanan hürlük inancı artık bir inanç olmakta çıkıyordu adeta

Vücudumun her yerine yapışan sülüklere bir bayrak astım

menekşeler doluşmadan evimin, zeke gelmeden kendimin

Etrafına

Böylece fotoğraflarım asılırken gülnihale

onları zoestik devrim zamanlarımda kyodan başkası çekmemişti

Ve ben mastürbasyonumu yaparken baktığım dergide kendimi görmek

beni şaşırtmamıştı

daha doğrusu aldığım zevki arttırırken bu olay

yırtılan boğazımla bir kez daha bağırdım

duy diye beni

Ansızın hatırlamak ölü ağaçların altında seviştiğimiz egemenlik macerasından yorgun düştüğümüz geceyi

artık sokaklar da bizi kabul etmezdi

gerçi o eski sokaklar çoktan şantiye alanı olsa da içinde yaşadığım harikulade ve cüzi miktarda olan anı

artık sokaktan yukarıya akmanın yolunu bulmuştu.

Fakat gayrimeşru doğan zekeye güvercinlerimi hediye etmek

kurenai bir gökyüzüne armağan etmek o saçları

artık ben kel bir insandım

zevkimi öldürürken

ve artık ezan okunuyordu, akşam ezanından önce eve gitmem gereken o ev

Benim hiç evim olmamıştı yediden başka

Ve uyarılmak bir dürtü sebebi olmuştu

Feriştahını siktiğimin zamanını hatırladıkça

Belki de mezarımı kazarken içine attığım ayna çoktan kırılmıştı

acıyı hissettiğim kollarım

zevk

ne de şifa

tek isteğim bir bardak suya

Artık ona muhtaç değilim

hiçbir şeye muhtaç değilim

sana olduğu kadar

Ve senin bana hatırlattığın kurenaiyi zeke çalma korkusuyla mora boyamıştım

asla benden kopma diye yalvarmak

Seksi artık bana unutturmuştu

Ta ki dağlardan yanıma gelen menekşeleri kız çocuklarına dağıtmamla bizi koruyan bayraklar yedi kere ağlatılmıştı

yedi

e benim eve olan uzaklığımı izleyen kyo sadece aynaya bakıyordu

aynı boynu kırık küçü çocuklar gibi

belki de ben beyaz güvercinlerimi atarken zekenin üstüne o artık karşılık vermeyecekti

ama sen

sen

sen asla korkma

unutulmuş rüzgarlardaki bayraklar gibi

dalgalan

çünkü deniz kenarında savrulan yaprakların

daha dün gibi aklımda

Bölüm sonu

1 yorum

  • Örümcek zambağı . Asla dürüst olarak yorum yapmayacağım bir şiir daha ,eline sağlık ne diyeyim