Uyar
Uyar beni ki artık aldığım nefeste inlemelerime bir deva bulalım
Uyar
Uyar beni ki o gecelerde titrettiğin ellerim dursun
durmuştu ellerim fakat titreyen tek şey ellerim değilken
bana bahşedilen bu kırılgan saçlarda beslediğim yavru anılar bir zakuro yetiştirdi benim için
ve ucunda ölümün olduğunu bilerek girdiğim kasumi sanki yanımda bir derviş gibi susatıyordu bedenimi
ama ruhum ana caddeden geçerken seken taşlarla vurulan binalara benzerdi
unutulmamak için hatırlanmayan geceleri yeniden yaşamak istemek
sence de bencilce miydi
Yoksa hayatımı adadığım hayatım
gerçekten de bir hayat değil miydi
ve embryoma açtığım yeni savaşla ilerlediğim doğurganlık dağı
her yerime yapışan spermler ve
en tepede duran kırılgan mermer kızlara bakarken
bir daha bir erkeği arzulamanın verdiği telaşı vücudum eyfel gibi kaldırabilecek ve bana yeniden bir hata payı mı sunacak
Hayır
tamamen tek başımayken kendim unutulmak artık acıtmıyor
Sahillerinde yanarken akdenizin
O dalgalara vuran ayaklarım kıyıdan uzaklaşıp beni bırakıyordu
kendimi yaralamayı bilmediğimdenü
özelimizde sakladığımız kırmızı ve mor karışımı acı renklerinde saklanan hürlük inancı artık bir inanç olmakta çıkıyordu adeta
Vücudumun her yerine yapışan sülüklere bir bayrak astım
menekşeler doluşmadan evimin, zeke gelmeden kendimin
Etrafına
Böylece fotoğraflarım asılırken gülnihale
onları zoestik devrim zamanlarımda kyodan başkası çekmemişti
Ve ben mastürbasyonumu yaparken baktığım dergide kendimi görmek
beni şaşırtmamıştı
daha doğrusu aldığım zevki arttırırken bu olay
yırtılan boğazımla bir kez daha bağırdım
duy diye beni
Ansızın hatırlamak ölü ağaçların altında seviştiğimiz egemenlik macerasından yorgun düştüğümüz geceyi
artık sokaklar da bizi kabul etmezdi
gerçi o eski sokaklar çoktan şantiye alanı olsa da içinde yaşadığım harikulade ve cüzi miktarda olan anı
artık sokaktan yukarıya akmanın yolunu bulmuştu.
Fakat gayrimeşru doğan zekeye güvercinlerimi hediye etmek
kurenai bir gökyüzüne armağan etmek o saçları
artık ben kel bir insandım
zevkimi öldürürken
ve artık ezan okunuyordu, akşam ezanından önce eve gitmem gereken o ev
Benim hiç evim olmamıştı yediden başka
Ve uyarılmak bir dürtü sebebi olmuştu
Feriştahını siktiğimin zamanını hatırladıkça
Belki de mezarımı kazarken içine attığım ayna çoktan kırılmıştı
acıyı hissettiğim kollarım
zevk
ne de şifa
tek isteğim bir bardak suya
Artık ona muhtaç değilim
hiçbir şeye muhtaç değilim
sana olduğu kadar
Ve senin bana hatırlattığın kurenaiyi zeke çalma korkusuyla mora boyamıştım
asla benden kopma diye yalvarmak
Seksi artık bana unutturmuştu
Ta ki dağlardan yanıma gelen menekşeleri kız çocuklarına dağıtmamla bizi koruyan bayraklar yedi kere ağlatılmıştı
yedi
e benim eve olan uzaklığımı izleyen kyo sadece aynaya bakıyordu
aynı boynu kırık küçü çocuklar gibi
belki de ben beyaz güvercinlerimi atarken zekenin üstüne o artık karşılık vermeyecekti
ama sen
sen
sen asla korkma
unutulmuş rüzgarlardaki bayraklar gibi
dalgalan
çünkü deniz kenarında savrulan yaprakların
daha dün gibi aklımda
