Telefonumun ardındaki bu kadının kim olduğunu ve ne yaptığını anlayamıyorum.
Siz: Gitmek mi istiyorsun?
*Cafune yazıyor...*
Cafune: Evet. Sana bunları hiç yazmamışım gibi düşün.
Uğraşmak istemedim. Bir şeylere harcayacak enerjim yok artık.
Siz: Tamam, hoşça kal.
*Cafune çevrimdışı.*
Kendime tost hazırlayıp bir şişe bira açtım.
Balkona geçtim, balkon boş bira şişeleriyle doluydu ve bunları temizlemem gerekiyordu artık.
Balkonumun perdesini iyice açıp, sandalyeye oturdum.
Tostu yavaşça yerken gözlerim dünki binaya kaydı. Dün gördüğüm dairede yine aynı yerde aynı kadın vardı.
Sarı küt saçları daha da belli oluyordu. Elinde yine sigarası vardı. Balkon demirlerine yaslanmış sigarasını içerken aşağıyı izliyordu.
Birden bakışlarını benim daireme çevirdi. Ona baktığımı anlayınca sigarasını söndürüp içeriye girdi.
Birkaç dakika sonra tefonuma bildirim geldi
Cafune: Bira yok demiştik.
Siz: Sigara da yok demiştik? Ayrıca konuşmayacağız diye hatırlıyorum.
Cafune: Kafam çok karışık benim
Siz: Neden iki yetişkin insan gibi düzgünce oturup konuşmuyoruz? Niye bu şekilde sağlıksız bir iletişim kuruyoruz?
Cafune: Ben seninle karşı karşıya gelirsem ne yapacağımı bilmiyorum. Yüzüne nasıl bakarım bilmiyorum, O yeşil gözlerinle bana nasıl bakarsın bilmiyorum.
Cafune: Beni hayatına almanı istemiyorum, umutsuz hikayeler ve ölü okyanuslarla doluyum. bana yaklaşmak, boğulmanın kendisine atlamak gibi.
Cafune: Sensiz kalmak da istemiyorum aynı zamanda.
Cafune: Ben gerçekten ne yapmam gerektiğini bilmiyorum Utku
Cafune: Boğuluyor gibi hissediyorum

