*Bu bölümü okurken "Cigarettes After Sex - Falling In Love" dinlemeniz önerilir :)*
"Belki yarın sabah soğukta uyanmanın bir anlamı olur, sana çay pişirmek gibi." -oğuz atay.
Gece konuşmamızdan sonra odama yönelmiştik ikimizde.
Yanımda bana aşık bir kadının olması, benim gözlerime aşk dolu bakması içimi ısıtıyordu. Ona zarar gelsin istemedim. Ufak bir kabusunda bile yanında olmak istedim. Fazla mı bu düşüncelerim? Her şey için fazla mı erken, bu hisler için, duygularıma mı kapılıyorum?
Yataktaki battaniyeyi kaldırıp hızla altına girmişti, burnuna kadar battaniyeyi çekip yan gözle bana bakmıştı. Tatlıydı.
"Uzanmamı ister misin?" dedim.
"Seni seviyorum" dedi.
Bazen utangaç bazense bu kadar rahat olması dengemi şaşırtıyordu. Hiçbir şey diyemedim o an.
"Kızardın"
"Çok dengesizsin," Elimle yüzümü ovaladım ve sonra ekledim "o yüzden."
Dudaklarını battaniyeden göremedim ama gözleri kısıldı, gülüyordu.
Çok hızlı duygu değişimleri yaşıyorduk beraber. Bir dakika içerisinde onlarca duyguya kapılabilirdik sanki.
Yanına yavaşça yaklaşıp uzandım, çekingendim. Yakın olup olmama konusunda tedirgindim.
Ama ben yanına uzanınca o da bana yanaştı. Kafasını göğüsüme koydu. Battaniyenin içine gömülmüştü neredeyse tamamen, saçlarını ve burnunun ucunu görebiliyordum hafiften.
Kalbimin üzerindeydi kafası.
"Kalbin çok hızlı atıyor"
Cevap vermedim.
"Saçımla oynar mısın Utku?"
O bana sarılırken ben de bir elimi onun beline attım, diğer elimle de saçını okşamaya başladım.
İyice gömüldü yatağa, bir süre sonra da uykuya daldı.
Biraz onu izledim, sonrasında ben de uyuyakalmıştım.
Fazla yakındık, garipti ama garipliği güzeldi.
Şimdiyse gözlerimi açar açmaz karşımda uzanıyordu, beni izliyordu.
"Günaydın" diye fısıldadı. Uykulu gözlerini gözümden ayırmadı.
"Günaydın"
ellerimi başımın altına koyarak tavana baktım, sonra ona dönerek konuştum, "Rahat uyuyabildin mi?"
"Evet, teşekkür ederim, sayende"
Bir şey demedim. Onu izledim. O da beni.
Birkaç dakika sonra yatağımın yanındaki telefonuma uzandım saate bakmak için. 10:23.
"Saat 10 olmuş bile."
Hayat bir anda hareketlendi.
"Of! ne demek 10 olmuş bile. Ben saati 8 sanıyorum ya!"
"N'oldu ki?"
"Kafeyi açmam lazım.."
Kafe. Birlikte işleyeceğimizi söylediğim kafe.
"Beraber açmaya gidelim hazırlan hadi."
"Olmaz! yani- gelmene gerek yok ben iş çıkışı gelirim yanına"
Karşısına dikildim, dik gözlerle ona baktım sessizce.
"Of... peki peki"
*Only Ones Who Know - Arctic Monkeys*
Önce evine geçip hazırlandı, bu sırada ben de hazırlanıp onu bekledim apartmanın dışında. Sonra hızla kafeye yönlerdirdi beni. Yakın olduğunu bu yüzden yürüyerek gitmemizin daha iyi olduğunu söylediğinden, yürüdük.
Kafeye vardığımızda saat 11:17 idi.
Boynuna astığı çantasını çıkartıp, hızla sandalyeleri indirmeye başladı. Ben de ona uydum, ne yaparsa onu yaptım, yardım etmeye çalıştım.
Kafenin mutfağına girdiğimizde bana gülümsedi.
"Teşekkür ederim"
"Ben teşekkür ederim, Hayat"
"Neden ki?"
"Çünkü iyiyim"
Anlamadı.
İyiyim çünkü iyi hissettirdin beni Hayat. İyiyim çünkü huzurlu hissettim. Geçmişimde çok sevdiğim kaybettiğim bir oyuncağımı geri bulmuşum gibi hissettirdin.
