Herkesin normal bir hayatı vardır değil mi? Aslında normal değildir kimsenin hayatı. Herkesin kendine göre zorlandığı şeyler vardır bu hayatta. Ama herkes iyi olmak zorundadır bazen. Bugün de zorlandığım bir gündü çoğu zaman olduğu gibi. Otopsi uzmanı olmayı istemiştim ve olmuştum ama bazı şeyleri hiç düşünmemiştim önceden. Bana eğlenceli gelirdi ilk zamanlarda. Hep merak ederdim ölüleri, onları incelemeyi. Mesleğe başladığım ilk zamanlarda üzülmüyordum, inceleyip raporunu tutup bitiriyordum işimi. Ta ki o güne kadar...
𝟕 𝐚𝐲 𝐨̈𝐧𝐜𝐞
Bugün de her sabah gibiydi. Kalktım ve yeni aldığım cilt bakım ürünlerini denemek geldi aklıma. Aldığım günden beri duruyorlardı. Yorgunluktan çoğu şeyi yapamıyordum. Eve geldiğim gibi yatıp uyuyordum. Yüz temizleme jeliyle yüzümü yıkadıktan sonra yüzümü nemlendirdim. Kahvaltı hazırlamak için mutfağa geçtim. Canım kahvaltı etmek istemediği için kendime bowl hazırladım. Yaz aylarında kahvaltı etmek istemiyordum. Ferah şeyler yemek daha hoştu. Yemeğimi yedikten sonra hazırlanmaya gittim. Kıvırcık saçlarım dün ilgilenmediğim için kabarmıştı. Kötü gözüktüğü için saçımı düzleştirdim. Sade bir makyaj yaptım ve üstümü giyindim. Arabamın anahtarını alıp yola çıktım. Hastaneye vardığımda Ege, Eflin, Özge gelmişti çoktan. Hemen yanlarına gidip “Günaydın millet, nasılsınız?” dedim. Eflin oturduğu yerden “Günaydın çakma düz.” diye bağırdı. Ona karşılık dil çıkartıp güldüm. Ege gelip bana sarıldı. Ayrıldıktan sonra “Günaydın çikolata. İyiyiz sen nasılsın?” dedi. Ege’ye hemen cevap verdim. “İyidir yakışıklı.” Ege’yle çocukluk hatta neredeyse bebeklik arkadaşıydık. O yüzden de baya yakındık. Eflin ve Ege konuşmaya devam ederken bende askılığa gidip önlüğümü alacaktım. O sırada Özge dikkatimi çekti. Sabahın köründe geliyordu ve gece gidiyordu hastaneden. Bunun aksine hiç yorgun gözükmüyordu. Çok şaşırıyordum bu duruma. Düşünmeyi bırakıp önlüğümü aldım. Ege ve Eflin’in yanına gittim. “Kahve almaya gideceğim kantine bir şey ister misiniz?” diye sordum. İkisi de hayır teşekkürler dedi. Çantamdan para alıp kantine gittim. Kahve parasını ödedim ve kahvenin olmasını beklerken yanıma Barış geldi. Barışla çok yakın değildik. Bölümlerimiz de farklıydı. Ara sıra konuşuyorduk. O çocuk cerrahı olduğu için hastanenin diğer ucundaydı. Ben ise diğer ucunda. “Selam Bade. Nasılsın?” dedi. Bende çok bekletmeden cevap verdim. “İyiyim Barış. Sen nasılsın?” dedim. Bana gülümseyerek cevap verdi. “İyiyim bende. Sağol sorduğun için.” dedi. Bir şey diyecek gibiydi. Çok bekletmeden “Dün bir çocuk vefat etmiş. Otopsiye gönderilecek diye duymuştum. Çocuk daha 8 yaşındaymış. Dere kenarında çuvalın içinde bulmuşlar. Çok üzüldüm.” dedi ve devam etti. “Amcası öldürmüş kızı. Çok acı. Sana mı verdiler o kızı diye soracaktım. Merak ettim de.” dedi. Bana verdiler mi diye bir düşündüm.”Kızın adı neydi biliyor musun?” diye sordum. “Elif ama soy adını hatırlamıyorum.”dedi “Sanırım bende değil o otopsi Barış. Eflin’e vermiş olabilirler. Eğer istersen sorayım Eflin’e?” dedim. Barışta cevabını geciktirmeden “Yok hayır o kadar önemli değil sadece şuan gündem oldu. O yüzden merak etmiştim.” dedi. “Anladım tamamdır. Başka bir şey yoksa ben işimin başına geçeyim.” dedim gülümseyerek. Barış “Tabii başka bir şey yok. Kolay gelsin sana Badecim” dedi. “Sana da kolay gelsin Barışcım” dedim. Kantinden çıkmak üzereyken arkamı döndüm. Barış yine o adamın yanına gitmişti. Acaba o kimdi. Çok merak ediyordum. Şimdi yalan yok adam çok yakışıklıydı. Barışla çok benziyordu. Akrabası olabilir miydi acaba diye düşündüm. Bu sırada odaya gelmiştim. Özge her zaman ki gibi bilgisayardan bir şeyler çalışıyordu. Ege uyuyakalmıştı. Çocukluğundan beri uykuyu çok severdi. Gözlerim Eflin’i aradı. Fakat Eflin yoktu. İşi vardır herhalde dedim kendi kendime ve Ege’nin yanına gittim. Acaba Ege’ye Barış’ın yanındaki kişiyi tanıyor mu diye sorsam mı diye düşündüm. Fakat sonra vazgeçtim. Sonuçta öğrenirdim bir şekilde. Bir yandan kahve içiyordum, bir yandan da telefonuma oynuyordum. O sırada telefonum çaldı. Annem arıyordu. Telefonu açtım ve “Alo, nasılsın anneciğim?” dedim. Çok beklemeden arkadan Elif’in sesi geldi. “Ablacım nasılsın?” dedi. Sesi biraz kalındı. Hasta olmuştur diye düşündüm. Çok takılmadım. “İyiyim Elif’im sen nasılsın” dedim. “İyiyim bende ablam seni çok özledim”dedi. “Bende seni çok özledim canım izin aldığımda geleceğim yazlığa merak etme.” dedim. “Tamam ablacım bekliyorum seni” dedi. “Annem orada mı Elif onunla da konuşayım.” dedim. Elif direkt “Hayır abla müsait değil” dedi sert bir şekilde. Ses tonunun ani değişimine anlam veremesem de bir şey demedim. Saate baktığımda 13:50 olduğunu gördüm.14:00’da otopsim vardı. Bu yüzden Elif’le konuşmamı bitirdim. Elif’i çok seviyordum. 1 buçuk aydır Elif’le görüşememiştim. Annem, babam ve kardeşim yazlığa gitmişlerdi. Ben işimden dolayı Bursa’da kalmıştım. Ama böyle de mutluydum çünkü ailem mutluydu.. Düşüncelerimi bir köşeye bırakıp kalktım. Otopsi için bilgileri istedim hemşireden. Hemşire “Normalde size Arif Kaya adlı birini vermişlerdi fakat değişti Bade Hanım.” dedi. Bende “sıkıntı yok yeni kişi kim.” dedim gülümseyerek. “Bir kız çocuğu Bade Hanım. Adı Elif fakat soy adı bilinmiyor. Dere kenarında çuvalın içinde bulunmuş. Amcası öldürmüş kızı.” dedi. Bu kız Barış’ın sabah dediği kızdı. Hemşireye “tamamdır alayım ben dosyayı teşekkürler” dedim. Dosyasına göz gezdirdim otopsi salonuna giderken. Çok garip vakalar vardı. Bana göre bu da garipti. Küçücük çocuğu öldürmüşlerdi. Ve daha da kötüsü bunu yapanın amcası olmasıydı. Böyle insanlara anlam veremiyordum gerçekten. Ne istemişti küçücük kızdan. Düşüncelerimi bırakıp salona girdim. Karşımda küçücük bir beden yatıyordu. Boynu mosmordu. Sanırım boğmuşlardı küçük kızı. Yüzünü herkeste olduğu gibi kapalı koymuşlardı. İlk vücudunu inceleyeceğim için yüzünü açmadım. Göbek deliğinin hemen yanında doğum lekesi vardı. Aklıma kardeşim olan Elif geldi. Aynısı onda da vardı. Düşünmeyi bırakıp işime devam ettim. Küçük kıza tecavüz etmişlerdi. 8 yaşındaki kıza. Pardon çocuğa. Hala inanamamıştım. Ve üstelik boğmuşlardı. Bir kaç iğrenç şey daha vardı fakat dile getirmek istememiştim. Yazmıştım sadece. En son kafasını, yüzünü inceleyecektim. Bir kaç yerden sonra sıra kafasına geldi. Dikkatlı baktım örtüyü açmadan. Saçları esmerdi. Çok güzeldi. Tıpkı kardeşim Elif gibi. Derin bir nefes aldım. Örtüyü kaldırdım yavaşca. Gördüğüm yüzle şok olmuştum. Karşımda cansız yatan ceset benim 30 dakika önce konuştuğum canlı kardeşimin cesediydi. Bu nasıl olurdu. Hayal mi görüyordum. Karşımda canımdan çok sevdiğim kardeşimin ölüsü vardı. Düşünmeye çalışıyordum ama beynim uyuşmuş gibiydi. Hiç bir şey hissedemiyordum. Gözyaşlarım ardı ardına durmadan akıyordu. Bedenim titriyordu. Ona dokunmak için titreyen elimi uzattım. Tam dokunacaktım ki gözlerim karardı. Her yer simsiyah oldu. Ve en son hatırladığım Elif’e dokunmaya çalıştığımdı…