İçeriğe geç

Elementlerin kızı

Bölüm 3 · 1 dk okuma

Elementlerin kızı

Bölüm 3

Dengesi Bozulan Dünya

Element Okulu’nda üçüncü haftam dolarken şunu fark ettim: burası sadece bir eğitim yeri değil, sessiz bir savaş alanıydı. Her element kendi gücünü korumaya çalışıyor, diğerlerine karşı üstünlük kurmak istiyordu. Öğretmenler buna “denge” diyordu ama ben çatlakları net bir şekilde görüyordum. Ateş elementliler saldırgandı. Güçlerini göstermekten çekinmiyorlardı. Su elementliler kontrolcüydü; duygularını saklar, plan yaparlardı. Hava elementliler özgürdü ama umursamazdı. Toprak elementliler ise tarafsız görünse de aslında her şeyi sessizce izliyordu. Karanlık elementliler… onlar farklıydı. Onlar korkuydu. Ve ben? Ben hepsinin ortasında duran bir hataydım. Özel sınıfımdan çıktığımda koridorlarda fısıltılar daha da artmıştı. İnsanlar beni işaret etmiyor, göz göze gelmemeye çalışıyordu. Gücümün tam olarak ne olduğunu bilmiyorlardı ama “fazla” olduğumu biliyorlardı. Fazla güçlü. Fazla tehlikeli. O gün ilk kez element düellosu dersine katıldım. Normalde benim bu derslere girmem yasaktı ama Profesör Aerin “gerçek dünyayı görmem gerektiğini” söyledi. Tribünlerde otururken elementlerin çarpışmasını izledim. Ateş suyu buharlaştırıyor, hava ateşi besliyor, toprak her şeyi bastırıyordu. Sonra arena sessizleşti. Karanlık element sınıfının yıldızı arenaya çıktı. O. Adını herkes biliyordu ama ben ağzıma almak istemiyordum. Gözleri yine aynı soğuklukla etrafı taradı. Rakibi su elementliydi. Mücadele başladığında karanlık, ışığı yuttu. Su geri çekildi. Dövüş saniyeler içinde bitti. İçimde bir ürperti hissettim. Onun gücü… benimkine benziyordu. Kontrolsüz değil, bastırılmıştı. Bakışları tribünlere kaydı ve beni buldu. Göz göze geldik. Bu kez alay yoktu. Sadece merak vardı. Ve belki… tanıma. Ders sonrası Profesör Aerin beni durdurdu. “Elementler senin etrafında huzursuz,” dedi. “Bu okul senin varlığını hissediyor.” “Bu kötü mü?” diye sordum. “Değişim her zaman kötüdür,” dedi. “Ama bazen gereklidir.” O gece odama döndüğümde elementler beni rahat bırakmadı. Ateş avuçlarımda titredi. Su gözlerime doldu. Hava nefesimi hızlandırdı. Toprak yatağımın altından yankılandı. Hepsi aynı şeyi söylüyordu: Bir çatışma yaklaşıyor. Ve o çatışmanın merkezinde ben vardım. Ama asıl korkutucu olan şuydu: O karanlık elementli çocuk da bu hikâyenin ayrılmaz bir parçasıydı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.