İçeriğe geç

ELEMENTLERİN GÜCÜ

Bölüm 1 · 6 dk okuma

ELEMENTLERİN GÜCÜ

Bölüm 1

NE OLUYOR ORADA?

Okullar tatile gireli daha 3 gün olmuştu. Havalar ise otuz derecenin üstündeydi. Sabah pencereden içeri vuran güneş ışığı Mia’nın uyanmasına neden olmuştu. Elini yüzünü yıkadıktan sonra saati kontrol etti. Sabah saat dokuzdu. Annesi Luna’nın sesini duyunca aşağı kattaki mutfağa indi. Kahvaltı hazırlanmıştı. Fakat daha kimse yoktu. Yukarı kata çıkıp önce ablası Vanessa’yı sonra babası Chris’i uyandırdı. Hep birlikte kahvaltı yaptıktan sonra ablası ile birlikte odalarına çıkıp temizlik yapmaya başladılar.

Aradan bir saat geçmişti. Mia çok sıkılmıştı. Yan odadaki ablasının yanına gitti ve yatağın üzerine oturdu.

VANESSA: Mia, canım ne oldu yine mi sıkıldın?

MİA: Abla çok sıkılıyorum.

VANESSA: Ne istersin, ne yapalım?

LUNA: Kızlar aşağıya gelir misiniz?

Annelerinin çağırması ile ablası Vanessa’nın sorusu havada kaldı.

VANESSA: Tamam anne! Hadi Mia gidelim.

MİA: Tamam abla.

Mia ve Vanessa aşağı indiklerinde kapıda anne ve babaları iki bavul ile bekliyordu. Ne oluyordu? Neden ellerinde bavul vardı? Mia’nın aklında birden fazla soru vardı. Ama Mia soru sormadan annesi Luna hepsini açıklamıştı.

LUNA: Kızlar biliyorsunuz işlerimiz şu sıralar çok iyi gidiyor, ama Almanya’ dan ve İngiltere’ den çok önemli bir iş almamız gerekiyor. Bu işi alamazsak şirket eksiye düşecek. Biz bir süreliğine yokuz artık büyüdünüz başınızın çaresine bakabilirsiniz değil mi?

VANNESSA: Evet anne.

LUNA: Aferin kızlar kasada toplam 4000 dolar var. Şifreyi biliyorsunuz. Artık biz gidiyoruz kızlar görüşürüz.

VANESSA VE MİA: Görüşürüz anne…

Evet, anne ve babaları kızlarına küçük bir öpücük kondurup evden çıkmışlardı.

Artık evde yalnızdılar bu durumun onlar için sakıncası yoktu. Çünkü Mia, ablası ile çok iyi anlaşıyordu. Birbirlerinden sakladıkları hiçbir sır yoktu ve asla kavga etmezlerdi. Kısacası birbirlerini çok ama çok seviyorlardı.

Mia içinden, ne yapacağım ben şimdi çok sıkıcı diye düşünürken içinden tabi ya yakın arkadaşlarım onları çağırabilirim, diye geçirdi.

Peki yakın arkadaşları kimdi?

Diana, Mark ve Marcus Mia’nın bebeklik arkadaşlarıdır. Aileleri çok önceden tanışıyordular. Kendileri bir iyi bir ekiptir. Grupları var adı ‘Kaybedenler Kulübü’dür’.

Ama asıl adı ‘Kazananlar Kulübü’ olarak biliniyordu. Mark, Marcus, Diana 17 yaşında Mia ise 16 yaşındaydı. Mia en küçükleri olmalarına rağmen ekibin kaptanı oydu. Adını, kişileri, kuralları hepsini Mia önceden ayarlamıştı. Asla kaba biri değildi. Aksine hep nazik, cömert biri olmayı seçmişti. Ekip ise grup liderlerinin Mia’nın olmasını istemişti. Çünkü geçmişte hiç iyi şeyler olmamıştı.

Evet tanıdığınıza göre devam edelim!

Mia ablasının yanına doğru ilerledi. Ablası yatağın üzerindeki çarşafı katlıyordu. Mia hemen Vanessa’ ya soru sorucaktı ki Vanessa arkasını dönmüştü bile ve Mia’yı fark etti.

MİA: Abla!

VANESSA: Mia korkuttun beni canım, bir şey mi oldu?

MİA: Abla arkadaşlarımı çağırabilir miyim?

VANESSA: Kimleri çağıracaksın canım?

MİA: Ekibi çağıracağım izin verirsen abla.

VANESSA: Çağırabilirsin canım bizde de kalabilirler.

MİA: Teşekkür ederim abla.

VANESSA: Rica ederim ama ben akşam Ivy’ ye gideceğim.

MİA: Biraz bizimle dursan abla, olmaz mı?

VANESSA: Bakarız tatlım.

MİA: Karşı ev abla lütfen.

Vanessa’nın dayanamadığı bir durum varsa oda Mia’nın bebek gözleriydi. Mia çok iyi rol yapardı. Ablası ise bu duruma katlanamayıp kabul ederdi Ve Mia yine bebek gözlerini ortaya koymuştu. Ablası mecburen kabul etti.

VANESSA: Peki, tamam biraz durabilirim.

Mia çok mutlu olmuştu. Hemen cebinden telefonunu çıkarıp gruba girdi.

MİA: Tamam o zaman ben hemen arayım.

VANESSA: Bende yiyecek bir şeyler almaya gidiyorum.

MİA: Tamam abla görüşürüz.

VANESSA: Görüşürüz.

Mia hemen telefonunu alıp ekip grubuna yazmıştı. Ekip üyeleri hemen görebilmişti. Aileleri izin vermişti ve yarım saat sonra Mia’ nın evinde istedikleri kadar kalacaklardı. Mia heyecanla Telefonu kapatıp etrafı temizlemeye başladı. Sadece odalarını topladıkları için etraf biraz dağınıktı. Mia temizliğini bitirip salonda en sevdiği salıncaklı koltuğuna oturup beklemeye başladı. Saat sekiz olmuştu. Kapının zil sesini duyan Mia hızlı adımlarla kapıya yöneldi. Kapıyı açtığında gelen ablasıydı ve elinde ağzına kadar dolu olan poşetler vardı. Mia hemen ablasına sarıldıktan sonra poşetleri alıp mutfağa doğru gitti. Vanessa ise koltuğa oturup dinleniyordu. Mia mutfakta Vanessa’nın aldıklarını yerleştirdikten sonra ablasının yanına oturdu. Aradan yaklaşık yarım saat geçtikten sonra sonunda kapı çalmıştı. Mia heyecanlı bir şekilde kapıya doğru ilerlerken ablası ise arkasından geliyordu. Mia kapıyı açtıktan sonra karşısında ekibi gördü. Kafasını hafif yukarı kaldırdı. Evet Mia birazcık kısa kalmıştı yanlarında en azından Diana’da Mia ile aynı boydalardı. Birbirlerine sarıldıktan sonra arkadan gelen Vanessa ise tek tek üyelere sarıldı.

Mia ekibi içeri götürürken ablaları Vanessa ise mutfağa doğru yöneldi.

Vanessa tabaklara marketten aldıklarından koyarken Mia’ dan yardım istemek için seslendi.

VANESSA: Mia yardım eder misin tatlım?

MİA: Tamam abla geliyorum. Siz oturun ben ablama yardım edip hemen geliyorum.

DİANA: Mia bende Vanessa abla’ ya yardım etmeye geleceğim. Mark ve Marcus sizde oyunları seçin olur mu?

MARK: Tabii seçeriz.

MARCUS: Olur neden olmasın?

MİA: Tamam o zaman hadi Diana gidelim.

Mia ve Diana Vanessa’ ya yardım etmek için mutfağa giderken Mark ve Marcus oyun kutularını arıyordu. Ama bir şey fark ettiler. Oyun kutularını almak için televizyonun çaprazında duvara sabitli kapaksız olan dolaba gittiler. Sanki orada gizli, küçük bir kapak ve belli olmaması için duvar ile aynı renge boyanmış bir bölme varmış gibiydi.

Mark ve Marcus meraktan öleceklerdi ama izinsiz açmak ayıp olurdu. O yüzden diğerlerinin gelmesini beklediler. Mia, Diana ve Vanessa ellerinde içecek ve tabaklarla geldiler. Mark ortaya masa çekti ve yardım etti. O sırada Marcus’da oyun kutularını alıyordu. Herkes yerleştikten sonra Vanessa konuştu.

VANESSA: Çocuklar çok üzgünüm ama ben Ivy ablanızda kalacaktım.

Biraz daha durursam geç kalacağım.

DİANA: Ama Vanessa abla biraz daha dursan!

MARCUS: Evet abla lütfen!

VANESSA: Canlarım çok üzgünüm ama geç kalamam ama söz geleceğim sizinle vakit geçireceğim, hem Ivy ablanız da gelir beraber vakit geçiririz.

MİA: Tamam abla görüşüz.

VANESSA: Görüşürüz ballarım.

Vanessa gitmişti ve evde sadece üyeler vardı. Mark merakına artık yenik düşmüştü ve Mia’ ya artık sorma vakti geldiğini düşündü.

MARK: Mia, Marcus ile çok merak ettiğimiz bir olay var.

MARCUS: Evet ama çok garip.

MİA: Bu konuyu paylaşmak ister misiniz?

MARK: Tabi, oyun kutularının olduğu dolapta sanki gizli bir kapak varmış ve üstü duvar ile aynı renge boyanmış gibi.

DİANA: Nasıl olur?

MARCUS: Bizde ilk başta öyle düşündük ama yakından bakınca gerçekten kapak varmış ve duvar ile aynı renge boyanmış gibi duruyor.

MİA: Bu evin gizli alanı yok, evi her köşesine kadar biliyorum ama sormadan edemiyorum böyle bir şey gerçek olabilir mi?

MARK: İsterseniz bir daha bakalım, biz başkasının evi ayıp olur diye bakmadık sizi bekledik, Vanessa abla’ ya sorarız diye düşündük ama hemen gitti. Mia gel bakalım çok merak ediyorum.

DİANA: Bende merak ettim ama ya bir şey olursa bence şimdi değil birazdan bakalım.

MARCUS: Bence Vanessa ablayı bekleyelim. Olmadı ararız ne dersiniz?

MİA: Arkadaşlar tamam sakin olun, acelemiz yok Marcus haklı, bende merak ettim ama beklemekten başka çaremiz yok hem biraz vakit geçirelim sonra ablamı arayıp sorarız.

MARK: Aslında Mia haklı biraz zaman geçsin.

DİANA: Tamam hadi oyuna geçelim.

MARCUS: Evet, hadi kim zarı atıyor?

Böylelikle artık oyuna başlamışlardı. Ama kim bilebilirdi ki üst kattan onları izleyen biri olabilir? Evet, yanlış duymadınız izleniyorlardı. İşte tam da o anda üst kattan, bir vazonun kırılma sesi geldi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.