Kral thomson 1 yıl önce yakalandığı hastalığının acı dolu dönemini yaşıyodu. İçeriye giren tek ışığın kralın yüzüne vurmasıyla içeriye yardımcılar ve doktorlar girdi. Çığlık dolu bağırışları duyan varisler maria,tom ve jack içeriye hışımla daldı içeriye sakince giren tek bir varis vardı ortanca varis tom.gözyaşlarına boğulmuş maria ve jack hıçkırarak babalırana atıldı. Tom ise sadece kızarmış yüzü ile babasına bakıyordu. Odadan çıkarılan çocuklardan ikisi kapıya dayanmışken tom bodrum kattaki rutubet kokulu odada mavi çarşaflı bir adamla görüşüyordu. Orda görülen tek şey yeşil bir sıvı ile dolu bir şişeydi.
Kralın cenaze töreni öğleden sonra yapılacaktı. İnsanlar doğu gölünün kıyısında toplanmıştı ve aralarında bulunan üç varis halkla bir olup tanınmamaya gayret ediyordu. Maria ve jack o kadar ağlamıştı ki gözleri kızıl gölü gibi kızarmıştı.tom aralarında en soğuk kanlı olandı. Adeta mutlu olmuş gibiydi ki tahminler öyle görünüyordu.gemi aracılığı ile karşı adaya giden tabutun arkasında bulunan maria en büyük varis olarak refakatçi olacaktı.
Geri döndüğünde maria'nın bedeni adeta buz kesmişti duyguları çökmüş solukları azalmıştı.jack ise odasına kapanmış ağlıyordu. Tom ise asla ağlamamış büyük salonda çay partisi veriyordu. Mavi çarşaflı adam ile oturmuş pasta yiyor hizmetkarlar gelincede timsah gözyaşlarına boğuluyordu. Yalan ve entrika tom'u kaplamıştı.
O gün çok berbat ve gri bir gündü. Maria halkın işlerine kendini vermişti. Cenaze için gelen misafirleri karşılıyordu.
O gün ihtiras içinde geçmişti ertesi sabah herşey güzel olacak umuduyla uyudular.