Holla! Yeni bölümle sizlerleyim.
Song: mavi deniyorum,ama
Günlerdir Toprak odasından çıkmıyordu. Aç kalmasın diye kapısının önüne yemek bırakıyordum. Yemekleri yiyiyordu. Ama kendisini göremiyordum. Onu çok merak ediyordum ve ona bir şekilde ulasmam gerekiyordu. Ne yapacağımı bilmiyorum. Zorla odasına girmekte aklından geçmedi değil. Günlerdir Görkem'de yoktu. Çünkü Toprak Beyimiz onu köşke göndermişti. Hedefi heralde sıkıntıdan beni öldürmekti ve bu yolda ilerlerse başarılıda olucaktı. Aklıma bir fikir gelmişti bana yazdığı notlar gibi bende ona notlar yazcaktım fakat nasıl başlayacağımı bilmiyordum. Defalarca kez deneme yaptım ama uygun dili bulamıyordum. Acaba ona penceremi tiklatandan mı bahsetsem? Evet onunda bilmeye hakkı vardı sonuç olarak burası onun eviydi. Bir not yazmaya başladım.
"Sevgili Toprak. Öncelikle hedeftin beni sıkıntıdan öldürmekse doğru yolda ilerliyosun. Sana bir olaydan bahsetmek istiyorum. Burada ilk uyuduğum gece penceremi biri tiklati. Beyaz giyen bir kadındı ve Kraliçe Elanor'a benziyordu. Bende camı açtım ve bana siyaha çalan kırmızı bir gül verdi. Tıpkı senin bana verdiğin gibi. Umarım bu olay senin dikkatini çeker ve ben sana gitmicem diye söz verdim ama şimdi sen benden gittin. Lütfen hem kendine hemde bana bunu yapma ben seni her halinle kabul ediyorum."
Sonra mektubu kapının altından atim ve oraya oturdum. Sanırım orada uyuya kalmışım. Çünkü bilincim açıldığında biri ben taşıyordu ama ben kipirdayamiyordum. Beni yatagima birakti ve ahsap zeminde bir seyin suruklendigini duydum. Sonrasi yok.
°°°
Sabah gözlerimi açtığımda Toprak'ı gördüm. Baş ucumda bir sandalyede uyur bir şekilde oturuyordu. Demek gece duyduğum sesin sebebi buydu. Yüzünde maske yoktu. Benden ne sakladığını sonunda görmüştüm. Sağ gözünün etrafı ve alnında kırmızı bir yanik izi vardı ve ona gayet yakisiyordu. Dudaklari pembeydi ve sakalari vardi. Burnu gayet bicimliydi. Çene hattı keskindi. Ben öyle onu izlerken birden gözleri aralandı sonra irkildi. Sanırım yakalandığını fark etmişti. "Günaydın Toprak."dedim.
"Günaydın Arya."
"Sakıncası yoksa neden burada uyudun öğrene bilirmiyim."
"Afedersin bana yazdığın notu gördüm. Odadan çıktığımda sen kapının önünde uyuya kalmıştın bende seni buraya getirdim."
"O kadarını bende anladım fakat bu beni ikinci kez uyurken izleyisin. Ben bunu soruyorum."
Yüzüme süt dökmüş kedi gibi bakıyordu. Ellerini kivircik saçlarının arasına götürdü. Yüzüne daha imali baktım.
"Şey..."
Şey ne?"
"Benim gidip kahvaltı hazırlamam gerekiyor."
"Elimden kaçamasın Toprak. Ben bunun cevabını alicam."
Son söylediklerimi duymamıştı. Çünkü beyfendimiz odadan çoktan kaçmıştı. Mecbur kalkıp üzerimi degistirdim. Gri bir eşofman ve açık yeşil bir askılı crop giymiştim ve en son gri bir hırka. Saçlarımı taramış ve açık bırakmıştım. Aşağıya indiğimde Toprak domates doğuruyordu. Bende buzdolabından peyniri ve zeytini çıkarıp masaya bıraktım. Sonra ise çaydanlığın altına su koyup ocağı yaktım ve çaydanlığı koydum. "Arya o olay i keşke daha once söylemeyin."diye Toprak söze girdi. Durun durun ilk kez sohbet açmıştı. "Neden?"diye yanıtladım. Omzunun üzeriden bana baktı ve bıçağı bırakıp tamamen bana dondu. Bende dolaba yaşlanmış şekilde onu izliyordum.
"Sana birşey söylemem lazım Arya."
"Söyle."
"Kralice Elanor olmedi."
"Nasıl yani?"diyerek ona yaklastim.
"Annen sadece form değiştirdi ve hala kalede yasiyor."
"Peki bunu daha once neden söylemedin?"
"Kraliçem öyle emretti. Simdi buraya geldigine gore bize bir isaret vermeye calisiyordur. Bana getidigi güllü getirir misin."
Kahvaltıdan sonra yemek masasının ortasında o gül vardi. Geldiği günden beridir gül hiç bir şekilde değişmemişti. Toprak ise onu inceliyordu. Bende geride durmuş sesiz bir şekilde onu izliyordum. Sonra elinde bir şey çevirmeye başlamıştı. Ona dahada yaklaştım. Elinde sarı bir şey parlıyordu. Bana dondu ve ayağa kalktı. Sonra konuşmaya başladı "Bu sarayın gizli bahçesinin güllü. Oraya soylulardan baska herkesin girmesi yasaktir. Ozel izin gerektirir. Demek ki orda seni bekliyen bir ip ucu var. En yakin zamanda oraya gitmeliyiz."dedi.
°°°
Odamda yatağıma uzanmış şekilde 'ne yapicagimi düşünüyordum. Sanırım götürmekten başka çarem yoktu. Orada neyle karsilasicagim hakında hiç bir çıktım yoktu. Hata korkuyorum. Toprak'in söylediklerinden sonra hiç birşey demeden odama çıkmıştım ve saatlerdir burdan çıkmamıştım. Sanırım ondan gidip tavsiye almam gerekiyordu. Ayağa kalktım,koridora çıktım ve kapısını tiklatim.
Içeriden adım sesleri geliyordu ve kapı açıldı karşımda Toprak vardı. Bana sorgular casinna bakıyordu.
"Toprak tavsiyelerine ihtiyacım var."
"Peki geç içeri."
Odasına haftalar sonra ilk kez giriyordum. Içerisi bir kütüphane gibiydi. Bütün duvarlarda kitaplık vardı biri hariç o duvara bir kıyafet dolabı yaşlanmıştı ve yanında sade bir yatak vardı. Yatağın hemen karşısında bir pencere önünde ise bir çalışma masası vardı. Çalışma masasının sandalyesini cevirdim ve oturdum. Oda hemen karsima yere oturdu.
"Ben o bahçede neyle karşılaşacağımı bilmiyorum ve bu yüzden çok endiseliyim."
"Saklı bahçe krallığın en güvenli yerlerinden biridir. Korkma oraya senin iznin olmadan ne Şefika 'ne de bir başkası girebilir."
"Ama senin gelmeni istiyorum Toprak. Dürüst olmak gerekirse senin yanın da kendimi daha rahat ve güvende hissediyorum."
"Bunu duyduğuma sevindim. Sen gerçekten çok yetenkli bir kraliçe olucaksin Arya. Bundan eminim. Umarım o günleri görürüz."
"Keşke hafızam tamamen yerine gelse."
"Neden böyle soyluyorsun?"
"Sen beni, bu krallığı, ailemi tanıyorsun ve çok bilgilisin. Birde bana bak sadece çocuk gibi sana sorular soruyorum."
Beni ilgiyle dinliyordu. Sanki bir şey söylemesi gerekiyormus gibi hissediyordum. Sonra konuşmaya başladı:
"Aslında bununla ilgili annenin bir sözü vardı. Eğer tüm büyülerin bozulmasını istiyorsan doğru kişinden gelen tek bir öpücük yeterli. Sanırım sen o dogru kişiyi hala bulamamışsın."
Yüzüne bir bakış attım.
"A Aa bunu ben degil. Annen söylüyor 'ne yapabilirim?"
Eminim ben bunu bir gün dövecektim ama ne zaman.
"Bence Arya artık hazırlıklara başlıyalım sonuçta yarın gidiyoruz."
" Ne? Bu kadar erken mi?"
Gülerek " Evet. Kraliçe bekletilmek istemez."
Oturma odasında pencerenin önünde sarayı izerken arkamdan bir ses "Biliyorum nekadar harika bir yer oldug unu hata içi daha güzel."
Ona doğru döndüm bu tabikide Toprak'ti. Elindeki kahve bardaklarinin birini bana verdi.
"Biraz once Gorkem aradi. Sefika senin gidisine baya kizmis Gorkemide isten kovmus. Anliyacagin artik bir ajanimiz yok. Izini kaybetirdikten sonra buraya gelicek."
"Tebrik ediyorum Görkem'i. Isinden etmisim cocugu. Ne yapalim bilmiyorum."
"Sence onun umrundami calisip calismadigi. Ona ben daha fazla oduyordum. O da dediklerimi yapiyordu ve bana arkadaslik ediyordu."
"Hmm iyiymiş Görkemin yerinde olmak isterim. Senin gibi vefali bir arkadasla yillarca takilmak falan."
"Tabii sen her daim dislandin dimi Arya. Seni her yanlız gördüğümde yanında olmayı çok isterdim ama yanına gelmem yasaktı."
"Hayatım boyunca hep beni mi izledin?"
"Tam değil. Çoğunlukla yine bu kulübedeydim ama 20 yasimdan sonra sen nereye gitiysen ben uzaktan seni izledim. Senin yaninda olmak icin herseyi verirdim."
"Su an yan yanayiz. Belki gecmisimizi bilmiyor olabilirim ama bir gelecek yazabiliriz."
"Bunu istiyor musun?"
"Evet. Senin kadar cesur ve iyi bir insan her daim yanımda olsun isterim."dedim ve ona sarildim. Oda karşılık verdi orada ne kadar süre öyle durduk bilmiyorum ama çok huzurluydum. Çünkü o benim ailemdendi. Umarım bir gün Damlayı da kurtarırız ve onunda ailesi tamamlanır.
Bir hahkaha duydum ve kafami cevirdim. Görkem ben ve Toprak'ı sarılırken görmüştü. Bize baya imali bakıyordu.
"Görkem sandığın gibi değil."dedi Toprak.
"Ne sandigim gibi değil Toprak? Baya baya sariliyordunuz. Işler bu aşamaya geldiyse kim bilir daha neler kaçırdım ben. Yazıklarım olsun beni nasıl aldatırsın. O kadar yasanmisligimiz vardı."
"Oğlum biz ne yaşadık? Abartma istersen sadece birbirimize sarildik. Hem senden önce o vardı. Yani burda 3. şahis sen oluyorsun."
Soze girdim " Anlamıyorum şimdi sizin aranizda 'ne var da bu kadar abartınız."
Toprak cevap verdi "Senden önce uzun bir süre Görkem le ev arkadaşıydım. Baya eğlenirdik. Şimdi sen geri dönünce ve benimle yasamaya başlayınca seni kıskanmaya başladı."
Görkem "Birde kıskanıyor diyor. Dillime düştünüz artık. Aslında burdan bakarsanız yakisiyorsunuzda. Arya'cim artik yengemsin."
Ne sacmaliyordu. Sinirden kizardigimi hissediyordum. Dayanamadım "Ne demeye çalışıyorsun Görkem?"sinirli bir tonla.
"Kizmana gerek yok prenses sadece düşüncemi ifade etmiştim. Özür dilerim tekrarlanmaz."dedi ve bası eyik bir şekilde geri geri bir kaç adim gitti. Ben ne yapmıştım böyle.
"Görkem ben bunu kastetmedim. Lütfen ses tonumdan dolayı beni affet."
Görkem "Merak etme Arya ben sana kırılmam ama hala el ele tutuşuyorsunuz 'ne yapabilirim."
Ciddi ciddi el eleydik hemen Toprak'in elini bıraktım. Utançtan olucaktı. Toprak ise bana bakip gülüyordu. Gamzeleri vardı ve çok güzeldi. Hemen arkama bakmadan odama çıktım. Arkamdan hala gülme sesleri geliyordu.
Evet bir bölüm sonuna daha geldik sizce gizli bahçede bizi 'ne bekliyor. Ilerleyen bolumlerde toprak ve arya arasinda ne geliscek yorumlara bekliyorum♡