İçeriğe geç

Element'in Kayıp Prensesi "Lanet"

Bölüm 4 · 5 dk okuma

Element'in Kayıp Prensesi "Lanet"

Bölüm 4

Avcı kulubesi

Song:Ate diğer yarim

Köşkte eşyalarımı toplarken Toprak'in söylediklerini düşünüyordum. Zihnim çok bulanikti. Galiba hatırlamaya başlıyordum. Bunun bir ilerleme oldug unu söylemişti Toprak. Aramız da sadece 2 yaş olmasına rağmen çok bilgeydi. Benim için tu m ailesinden olmuştu.

Odaya Görkem girmişti.

"Hadi Prenses gidiyoruz." Valizlerimi o taşıyordu. Bende işe sırt çantam vardı. Kulübeye gittik bizi yine Toprak karşıladı. Beraber evin üst katına çıktık.

"Prenses ilerideki oda senin hemen yan odanda benim odam. Birseye ihtiyacın olursa hiç çekinme gel. Şu karşısı ise banyo. Malesefki bu kulübede tek banyo var."dedi. "Toprak birşey rica edebilirmiyim."

"Tabikide."

"Bana prenses değil de adımla hitap etsen."

"Peki Arya. Bundan sonra sana adinla hitap ederim."

Valizlerimi odama götürdü ve yere bıraktı. Bende arkasından girdim.

"Seni tek birakim Arya sen yerleş sonra gel yemek yiyelim." Başımı salladım. Oda çok büyüktü ve benim tarzima gore dizayn edilmisti. Eşyalarımı dolaplara yerleştirdim. Odanın duvarlarında yeşil duvar kağıtları vardı. Ahsaf direkli bir yatak vardı. Direklere asılmış tül perdeler vardı. Bir çalışma masası ve bir kitaplık vardı. Duvarda bir saat ve etrafında çerçeveler vardı. Galiba ben ve ailemin resimleriydi bunlar. Genelde yanım da kıvircik saçlı bir çocuk vardı. O zamandan beliydi ileride 'ne kadar yakışıklı olacağı. Şu an o çocuk yanımdaydı fakat ben onun yüzünü bile görmemiştim. Kapının çalısıyla düşünceli halimden sıyrıldım. Ve "Gir."diye seslendim. Içeriye Toprak girdi. Sacları ıslaktı. Sanırım duş almıştı. Ama yüzünde hala o maske vardi. Yanıma yaklaştı ve bakışlarını duvardaki fotoğraflara çevirmişti. Hemen karşımda duran ikimizinde yüzü pastaya bulanmış bir fotoğrafı gösterdi "Burada sen 9, ben ise 11 yaşındayım. Doğum günümü kutluyoruz. Sende şaka olsun diye mumları üflerken yüzümü pastaya çarptın." bunları söylerken acı acı gülümsüyordu.

"Seninle birlikte çok eğlenirdik. Ama her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi o gunler de bitti."

"Ama güzel şeyler bitti diye hayatımız da tekrar mutlu olmuyacaz diye bir kaide yok. Once su beladan kurtulalım sonra tekrar mutlu oluruz. Hata en mutlu zamanlarimiz şimdi basmıyordur."

Bakışlarını yüzüne çevirdi. Bende ona bakıyordum. Gözleri de tarif edemedigim bir duygu vardı. Belkide umuttu. Birden bire bana sarıldı. O kadar sıkı sarildiki 'ne oldug unu anlayamadım. Kulagima doğru fisildadi"Seni çok özledim Dide." Sonra ne yaptığını fark etmiş gibi geri çekildi.

"Özür dilerim Arya. Bunu yapmamam gerekirdi. Hemde senin gibi bir prensese. Ben senin yanina aslinda yemegin hazir oldug unu söylemek için gelmiştim."dedi ve odadan cikti. Arkasindan baka kalmistim. Peki neden bana Dide demişti. Anlamıyordum.

°°°

Aşağıya indiğimde beni çok güzel bir sofra karsilamisti. Hepsini tek başına mı hazırlamıştı? Bilmiyorum.

Toprak masaya son bardağı bıraktığı zaman bana dondu "Eee gelişini bir şekilde kutlamam gerekirdi."

"Ama bu kadar yemek iki kişi için fazla degilmi Toprak?"

"Yani bir tik abartmış olabilirim. Hem zaten Gorkemde var oda yer."

"Peki sen öyle diyorsan öyle olsun."

"Arya istersen sen otur. Görkem de birazdan gelir. Yemekleri soğutmayalım."

Sofranın tamamı en sevdiğim yemeklerden oluşuyordu. Sevdiğim yemekleri benim için bir erkeğin hazırlaması biraz tuhaftı. Bir kapı açılma sesiyle Görkem karşımdaydı. Hemen caprazimdaki sandalyeye yerlesti. Toprak'a dogru "Ooo Toprak bey bu kadar hamarat oldugunuzu bilseydim Arya'yi daha once buraya getirirdim."

"Tamam Görkem geç dalganı sana bu sefer kızmayacağım ama yarından sonra emrim harici buraya gelmiyeceksin. Yakında Şefika döner ona ne diyecegini biliyorsun dimi?"

"Evet biliyorum. Arya ben yokken evden kacmis. Devamina ben birseyler eklerim. Hadi gelde yemege basliyalim."

Toprak oturmadi ve tabağına biraz yemek alıp üst kata çıktı. Galiba yüzünü görmemi istemiyordu. Ama neden? Görkeme " Toprak onun yuzunu görmemi istemiyor galiba."

"Daha hazır olmadığını düşünüyor olmalı. Merak etme o sana kıyamaz. Senin üzülmeni istemez. Sen onun için sandığından daha önemlisin."

"Nasıl yani?"

"Bu soylediklerim aramızda kalıcak. Yıllardır seni hep uzaktan izledi. Sen okuldayken bazende sen uyurken senin yanına gelirdi. Kendi babasına bile Şefika sebebiyle güvenmiyor. Onun tek yaşama sebebi sen ve Damla. Ama Damlayı her gordugunde cok aci cekiyor. Umarim onu kurtarirsin."

Sonra ikimizde sesiz bir şekilde yemeğimizi yedik ve sofrayı toplamaya başladık o sirada elinde tabagiyla Toprak geldi. Gorkem "Ben artik gidim. Size iyi geceler."dedi ve gitti. Sofra bitmisti sadece bulasiklar kalmisti. Ama cok fazla bulasik vardi. Toprak'in tek basina yikamasina goz yumamazdim. Elime kenarda duran mutfak onluklerinden birini almistimki Toprak "Arya ben halederim. Lütfen git."

"Hayır bende yardım edicem. Seni bukadar bulaşıkla tek bırakamam olmaz."dedim ve önlüğü giydim. Off ödeyerek yanıma geldi ve sesiz bir şekile bulaşık yıkamaya başladık. Herşeyi halletmiştik ki son bıçağı yıkarken elimi kestim. Parmagimdan nasil kan aktığını fark etiysede "Ah Arya ah. Ben sana söyledim." Gelip ellerimi tutu ve musluğun altına goturup yıkadı sonra üst katan saglik kiti getirdi. Yara çok büyük değildi hata kan durmuştu bile. Gorkem dogru soylemisti bana zarar gelsin istemiyordu. Beni koltuga oturttu ve yanimada kendisi oturdu. Once yarayi etil alkole temizledi. Alkol biraz parmagimi yakmisti bu yuzden yuzumu burusturdum. Canimin yandigini fark edince parmagima dogru eliyle biraz ruzgar yapti. Ise yaramisti aslinda. Sonra yara bandi yapistirdi. Basını kaldırdı ve yüzüme bakmaya başladı. Hâlâ ellerimi tutuyordu.

"Arya bana söz vermeni istiyorum. Ne olursa olsun bir daha gitmeyeceksin. Bende sana söz veriyorum var olduğum süre boyunca sana zarar gelmesine izin vermeyeceğim."

"Peki söz veriyorum. Sende bana herşeyi anlaticaksin hata ilk yüzünü göstererek başlayacaksın."

"Bazı şeylerin zamanının gelmesini beklemen gerekiyor. Göz bebeği."dedi. Koltuktan kalkarken bir an duraksadi ama vazgecip gitti. Hızlı adımlarla üst kata çıkmıştı. Hâlâ adım seslerini duyabiliyordum. Bende ışıkları kapatıp odama gittim. Üzerime siyah geceligimi giydim ve uyumak için yatağa girdim. Yan odadan "Lânet olsun!"diye bir çığlık duydum. Kalkıp hemen terliklerimi giyip Toprak'in odasının önüne gittim. Kapıyı çaldım "Toprak iyi misin?"ses gelmiyince tekrarladım.

"Arya merak etme sorun yok sadece..."

diye yanitladi ve duraksadi.

"Sadece ne Toprak?"

"Maskem. Maskem yere düştü ve kırıldı. Onemli degil. Lütfen git ve uyu seni yeterince rahatsız ettim."

Kendisiyle ne zaman yakınlık kurmaya çalışsam; beni kendinden uzaklastiriyordu. Sakladığı çok fazla şey vardı. Büyük ihtimal çoğu benimle ilgiliydi. Benden kaçmaya ne kadar devam edicek bilmiyorum ama bu gece gidip uyumaktan başka çarem yoktu. Odama girdim ve yatağıma yerleştim. Tam dalmak üzereyken pencereden bir tiklatma sesi geldi. Gozlerimi actim. Hayir olamaz bu o olamaz...

Evet değerli okuyucularım kitap biliyorum çok amatörce elimden bu kadar geliyor. Ne yapalım.

Şimdi sizce pencereyi tiklatan kim ve Toprak 'ne saklıyor? Düşünelim ve yorum yazalım.

Benim ünlü olmak gibi hedeflerim yok. Sadece kendime morel olsun diye yazıyorum. 10 tane okuyucum olsun bana yeter. Onlar bana sadık kaldığı sürece bende yazmaya devam eder ve kendimi geliştiririm. Sevgilerle Yagmurlu♡

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.