İçeriğe geç

ELÇİ

Bölüm 23 · 8 dk okuma

ELÇİ

Bölüm 23

"XIX"

Bölüm 19: Geleceğin Başlangıcı

"Başka bir yaşam da,

Başka bir mutlu son..."

Sınav kapısından çıktım. Hemen karşımda beklentiyle bana bakan anneme ve abime baktım. Gözlerimi kapattım ve derin bir nefes alıp verdim. Tekrar gözümü açtım. Annemin dolu gözlerini bu uzaklıktan bile fark edebiliyordum. Abim ise ellerini pantolunun cebine koymuş, gergin olduğu belli oluyordu.

Babam yoktu bu sefer ama.

Aslında babam çoğu şeyim de olmuyordu. Ben hep annem ve abim ile yaşardım böyle anlarımı. Abim için de aynı şeyler geçerliydi. Geçen sınavıma denk geldiği için babam bulunabilmişti.

Alışmıştık. Fakat arada o boşluk kendini belli etmiyor da değildi. İstiyordum. Böyle anlarda babamın benimle olmasını, hissettiklerimi ona açmayı istiyordum. Ondan güzel sözler duymayı istiyordum. Ama bu hayatta her şey istediğimiz gibi gitmezdi. Bunu çok küçük yaşta öğrenmiştim.

Alparslan da yoktu. Bundan sonra o da çoğu anlarımıza geç kalacaktı. Babama alıştığım gibi ona da alışmam gerekiyordu.

Önümde ki bir kaç merdiveni indim. Annemlere adımladım.

Yanlarına vardım ve anneme sarıldım. Beni hemen kolları arasına almıştı. Sıkıca sarıp sarmaladı. At kuruğu yaptığım saçlarımı okşadı. "Annem" dedi ve o tek kelime de yatan duyguları hissettim. Yüreğimi sarıp sarmaladı, o tek kelime.

Annemden ayrılıp ikinci babam bellediğim abime sarıldım. Güvenli kollarına aldı, beni. Babamın yokluğunu hissettirmemeye çalışarak sarıldı. Abimin bu sarılışını biliyordum. Bu sarılış babamın sarılışıydı. Ne zaman babam olmasa bana böyle sarılırdı. Abim benim için her şey derken öylesine demiyordum. Benden önce beni düşünen bir baba'ydı o.

Abimden ayrılıp ikisinde de gözlerimi gezdirdim. Annem sordu o soruyu. "Kötü mü geçti kızım?" Kafamı iki yana sallayıp kuruyan dudaklarımı ıslattım. "Hayır anneciğim, kötü değildi ama zor geçti."

Abim kolunu boynuma atarak kendine çekti beni. "Her şeyi başaran Gökçen Almila, bunun da üstesinden gelmiştir, evelallah"

"İnşaallah" diye mırıldandık.

Abim bir diğer kolunu da annemin boynuna attı ve birlikte ilerledik.

Ama önümüzde biri duruyordu.

Gelmişti.

Benim için gelmişti.

Dudakları iki yana kıvrıldı.

Siyah kısa kollu bir tişört, siyah kot pantolonu vardı. Elleri pantolonun cebindeydi. Ayağında marka olan siyah spor ayakkabıları ile bir çok kişinin bakışlarını üzerinde topluyordu. Saçları dağınık, göz altları, uykusuzluktan olduğunu düşündüğüm, çökmüştü.

Tüm çekiciliğiyle karşımda dikiliyordu.

Abimin kolunun altından çıktım. Anneme baktım, gözlerini açıp kapattı. Bu onay verdiğini belli ediyordu. Anneme gülümseyip adımlarımın yönü kalbimin sahibi olurken abim arkamdan homurdanıyordu. Göz ucuyla onlara baktığımda annem abimi tam olarak sürükleyerek yanımızdan uzaklaştırdı.

Bende aramızda ki son bir kaç adımı kapatıp tam önünde durdum. Ellerini cebinden çıkardı ve kollarını iki yana açtı. Gülümsedim ve bir saniye beklemeden sarıldım. Elleri belimde yerini aldı.

Bergamot kokusu doldu burnuma. İçimde ki kasvet biraz daha dağıldı. Kafamı yana çevirmiştim ve sağ kulağım tam olarak kalbine denk geliyordu. Birinin kalp atışlarını duymak, bu kadar güzel miydi? O ritmi aklına, kalbine, tüm benliğine kaydetmek istemek, peki?

"Geldin"diye mırıldandım. "Geldim" dedi, nefesini saçlarıma verirken.

Çok az bir mesafeyle ayrıldım ve güzel yüzüne baktım. "Bana neden söylemedin?" Omuzlarını silkti. "Sürpriz olsun istedim" tek kaşımı yukarı kaldırdım. "Sınavın burada olacağını nereden öğrendin?"

"Gökçen ve sorguları" dediğinde omuzuna vurdum. "Alptekin!" Yüzünü buruşturdu. "Yine soyadıma geçiş yaptık"

"Sen de istediğim cevapları veresin, o zaman" saçımın bir tutamı yaptığım at kuyruğundan firar etmiş, önüme gelmişti. O firar eden saç tutamımı tutup kulağımın arkasına sıkıştırdı. "Abin ile iş birliği yapmış olabilirim" gülümsedim. "Abime bak sen, hiç de belli etmedi"

"Eh, benim kadar olmasa da yiğit adamdır abin de." Güldüm. Gülümsedi.

"Alçiçekler'in haberi var mı?" Kafasını salladı. "Sen sınavdayken onlara selam verdim. Sonra da apar topar buraya geldim"

"İyi yapmışsın, birlikte geçelim eve. Yorgun gözüküyorsun, sen de dinlen hem." Gülen yüzü soldu. Benim de gülümseyen yüzüm soldu. "Alparslan, ne oldu?" Kafasını gökyüzüne kaldırıp geri bakışları bana döndü. "Geri gitmem gerekiyor, Uğur Böceği. Buraya sadece bir kaç saatliğine geldim. Dönmem gerekli" omuzlarım çöktü. "Ama," cümlelerimi nasıl toparlayacağımı bilemedim. Omuzlarımı dikleştirdim. Bana koyuvermek yakışmıyordu. "Ama yorgunsun, Alparslan" dudağının sol kenarı kıvrıldı. "Ben alışkınım Uğur Böceği. Bunlar bile iyi günlerim benim."

"Neyle gideceksin peki? Biz bırakalım seni" dedim son umutlarımı deneyerek. "Siz eve geçin, güzelim. Ben kendim gideceğim"

"Alparslan?" Dedim son bir kez daha. "Olmaz Uğur Böceği," dediğinde kabullenmek zorunda kaldım. "Peki"

Bakışları ile annemlerin durduğu yeri gösterdi. "Haydi gidelim, daha fazla bekletmek olmaz" sadece kafamı salladım ve onunla birlikte annemlere doğru yürüdük. "Sınav nasıldı?"

"Zorladı. Yarın da Ankara'ya gideceğiz. Hem mülakatım var hem de evlere bakacağız" bu sefer kafasını sallayan o'ydu.

"Ankara'ya mı dönüyorsun sen şimdi?"

"Evet" dedi kısaca. "Yarın görüşürüz belki" dedim.

"Eğer Ankara da olursam görüşürüz güzelim"

"İnşaallah" dedim ve annemlerin yanına geldiğimiz için ikimizde sustuk. Alparslan annemin eline varıp öptü. "Nasılsın, Gülşen teyze?" Annem gülümsedi. "İyiyim oğlum, sen nasılsın?"

"Şükür bu halimize de" dedi Alparslan. Abime döndü ve ikiside kucaklaştı. "Nasılsın kardeşim?" Diyen abime, "İyiyim kardeşim, seni sormalı?" Dedi. Abim de kafasını hafif eğerek, "Çok şükür" dedi.

Alparslan, "Eyvallah" diyerek son noktayı koydu. Annem, devam etti. "Eve geçelim oğlum" Alparslan'a yönelik demişti. Alparslan, "Geri Ankara'ya dönmem gerekli Gülşen teyze, inşaallah başka zamana" dediğinde annem de kabullendi.

"Bırakalım kardeşim"

"Yok kardeşim, sağ olasın" diyen Alparslan'a anlayışla karşılık verdi abim.

Önce annem sonra abim Alparslan ile vedalaşarak arabaya bindiler. Bakışlarımız birbirini buldu. Tam arabanın önünde, annemlerin görüş açısında olduğumuz için ikimizde tekrardan sarılma eyleminde bulunmadık.

"Kendine dikkat et" dedim, sesimi olduğunca daha kısık tutarak. "Tamam güzelim, sen de içini rahat tut"

"İnşaallah"

"Görüşürüz," dedi. "Rabbime emanetsin." Dedim. Son kelimesi, "Sen de" oldu. Ona arkamı dönerek arabanın arka koltuğuna oturdum. Benim arabaya binmemle abim arabayı çalıştırdı ve Alparslan'ın yanından geçerken korna çaldı. Alparslan, elini kaldırdı. Araba yanından geçerken birbirimize baktık.

O bakışma sadece iki saniyeydi.

Görüş açımızdan çıktı ve ben yien içimde ki kasvet ile baş başa kaldım.

📑

Ankara.

Tarih boyunca bir çok şeye tanıklık eden şehirlerden biri daha.

Aslında baktığımız da ülkemizin her bir karışının yaşamadığı bir olay yok. Her bir karışı ayrı ayrı olaylara tanıklık etmiştir. Fakat bazı şehirler vardır ki, daha çok yaşamıştır bir şeyler. İstanbul, Çanakkale, Ankara ve daha nicesi.

Yokuşlu yollarına, uzun binalarına, trafiğine bakındım.

Sabahın erken saatlerinde arabayla yola çıkmıştık ve günün erken saatlerinde de varmıştık. İstanbul- Ankara arası yaklaşık beş saatti.

Abim iki günlüğüne izin almıştı, gerekli yerlere bildirmişti durumu.

Abim arabayı sürerken yanına annem oturmuş, ben de arkaya geçmiştim. Babamı aramıştı abim ama babam gelemeyeceğini söylemişti. Abimden telefonu bana vermesini istemiş ve dün akşam benimle de konuşmuş, üzgün olduğunu dile getirmişti. Üzgün olmamı babama hiç belli etmemiş, normal cevaplar vermiştim. Onun görevi zaten zorken omuzlarına daha çok yük yüklemeye gerek yoktu.

"Önce bir kahvalti yapalım, ardından mülakatın olduğu yere geçelim. Önce mülakatı halledelim, ardından evlere bakarız" diyen abimi onaylamıştık.

Abim, güzel bir yer bulmuş, orada kahvaltımızı yapmış ardından mülakatın yapılacak yerine gelmiştik.

Gerekli belgeleri teslim etmiştim ve içeriden çağrılmayı bekliyordum.

Sosyal medyaya girdim, vakit öldürmek için. Ana sayfama düşen haber kaynaklarına baktım.

🔴 Hamas, İsrail'in Tel Aviv şehrindeki yerleşim yerini roketle vurdu.

Abime yaklaştım ve haberi gösterdim. Abim haberi okudu.

"İyi olmuş!"

"Abi, iyi oldu olmasına ama bunun da sonuçları olacak" kafasını biliyorum anlamında salladı. Saçlarını geriye attı. Annem kaşlarını çattı. "Neler oluyor?"

Haberi anneme de gösterdim. "Oh, içimin yağları eridi"

Tekrar bir haber düştü ekranıma.

🔴 İsrail Savunma Bakanlığı:

"Hamas, roket atışı ve terörist sızmasını içeren bir operasyon gerçekleştirdi, bunun bedelini çok ağır ödeyecek."

"Alın işte, bundan korkuyordum" dedim. Ortalık hiç iyi yerlere gitmiyordu.

Annem, "Rabbim büyük," dedi.

"Öyle elbette, öyle de. De'si var işte" diye mırıldandım.

Abim kendi telefonundan haberleri kontrol ediyordu.

Abim bir yazı daha gösterdi.

📍İsrail'e ait en az 3 tank vuruldu ve 1 tanesinin içerisindne İsrailli asker esir alındı.

Hamas ilerlemeye devam ediyor.

İsrail hava harekatı başlattı ancak İsrail'in içerisine havadan müdahale edemiyor.

Hamas roketlerle vuruyor.

Umarım onlar için böyle devam ederdi.

"Gökçen Almila Akşir," dediklerinde telefonumu ve çantamı anneme verdim. Mülakat odasına adımladım ve içeri girdim. Üzerimde kumaş krem pantolon, krem renginde badim ve üzerim de krem ve siyahın hakim olduğu renkler de ceket vardı. Spor ayakkabısı tercih etmiştim.

İçeride bulunan kişilere baktım. Beş kişiydiler. İki kadın, üç erkekti. Tam ortalarında kalan erkek diğerlerine göre yaşca biraz daha büyüktü. İlk konuşan da o oldu. "Hoş geldin kızım"

"Hoş buldum efendim" gülümsedi ve sözlerine devam etti. "Öncelikle kendini tanıtmanı istiyorum senden." Heyecandan kuruyan dudaklarımı ıslattım. "Gökçen Almila Akşir, 20.09.1998 doğumluyum. Boğaziçi üniversitesi Tarih Bölümü mezunu olduğum gibi ayrıca çift ana dal yaparak Uluslararası ilişkiler bölümünden de mezunum"

Kafasını salladı. "Anne ve baba adı, mesleği nedir?" Dedi önündeki dosyalara bakarak. "Annem Gülşen Akşir, kendisi cerrahtır. Babam Aybar Akşir, askerdir"

"Orgeneralmiş öyle mi?"

"Evet efendim" devam etti. "Bir de abin varmış" dedi, sen devam et dercesine.

"Abim Baybars Akşir, İstanbul Valisi kendisi"

"Sana verilecek konum fark eder mi?"

"Hayır efendim"

"Neden peki?"

"Konumdan daha önemli olan yapabileceklerindir. Bir şeyler katmaktır, konumu önemli kılan."

"Birden fazla dil bildiğin doğru mudur?"

"Doğrudur efendim"

Hemen yanında ki kadın, fransızca konuşarak, "Pourquoi es-tu ici?" Demişti. (Neden buradasın?)

"Pour le service à mon état" dedim. (Devletime hizmet için)

Dosyadan sayfa çevirdi. Yine ortadaki adam konuştu. "Şimdi Gökçen, önümde duran fanusdan bir kağıt çekeceksin ve o kağıtta yazan soruyu bize okuyup cevaplayacaksın. Soruya doğru cevap verirsen, bizim de sorularımız olacak sana." Kısa bir duraksamadan sonra devam etti. "Eğer olur da o soruya yanlış cevap verirsen bizim soru sormamıza pek de gerek kalmıyor."

"Peki efendim" bakışlarıyla fanusu işaret etti. "Buyur bakalım"

Masalarına iki adım da yaklaşıp elimi fanusun içine daldırıp bir kağıt çektim.

Kalbimin sesi, kulaklarıma geliyordu resmen.

Kağıdı açtım. Soruyu sesli okudum.

"Museviliği kabul eden ilk Türk topluluğu hangisidir?"

"Var mı bir cevabın Gökçen Almila"

"Evet, efendim."

"Eh, bir tarihçiye de kolay bir soru oldu ama. Söyle bakalım Gökçen Almila"

"Hazarlar efendim"

Ve asıl mülakat ondan sonra başlamış oldu.

📑

Kapıdan çıktığımda annem ve abim ayaklanıp yanıma geldiler. "Ne oldu abiciğim?"

"Hiç bilgim yok abi. Sonuçlar gösterecek neyin ne olduğunu"

"Sonuçlar ne zaman açıklanıyor peki?" Diyen anneme, "En az bir hafta sonra annecim" dedim.

"Hayırlısı olsun abim, şimdi vakit kaybetmeden evlere bakalım" abim ile birlikte hareket ettik.

Kısa süre de evi de bulmayı ümit ediyordum.

Bir kaç emlakçı ile görüştük. Meclise yakın olmasını istediğim için Meclis'in bulunduğu Çankaya ilçesindeki evlere baktık. Yaklaşık iki saatin ardından bir apartmanın dairesinde karar kıldık.

Gri renginde olan üç katlı bir binaydı. Mevki olarak da istediğim yer de olduğu için uygun görmüştüm. Ayrıca evin içi de gayet iyiydi.

Apartman da ikinci kattada olup sol tarafta kalan bir daireydi. Alt katım diş hekimi için tutulmuştu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.