Aynaya son kez baktım.
Yansıma normale dönmüştü,ben ne yapıyorsam aynadaki ben de onu yapıyordu. Ama içimdeki his geçmemişti,cünkü bir şeylerin yanlış olduğunu biliyordum. Hem de çok yanlış.
Yatağıma oturdum. Uyumam gerekiyordu. En azından bunu kendime söyleyip duruyordum. Ama gözlerimi her kapattığımda aynadaki gülümsemeyi görüyordum,saatin tik takları odanın içinde yankılanıyordu.
Bir süre sonra nasıl uyuyakaldığımı bile hatırlamıyorum.
Ama bir şey beni uyandırdı,canım yanıyordu.
Kolum. Bir anda doğruldum.
Siyah izin olduğu yer sanki derimin altından ateşle çiziliyormuş gibi yanıyordu.
Öylesine acıyordu ki bağırmamak için dudaklarımı ısırdım. Titreyen ellerimle telefonun ışığını açıp koluma tuttum.
Ve o an nefesim kesildi.
İz değişmişti.
Artık bir parmak izi gibi görünmüyordu,ince siyah çizgiler birbirine bağlanmıştı. Bir şekil oluşturuyorlardı.
Bir sembol,daha önce hiç görmediğim bir sembol. Ama garip olan şey şuydu...
Ona baktıkça tanıdık geliyordu,sanki o sembolü yıllardır biliyordum,sanki bir yerde görmüştüm. Ama hatırlayamıyordum. Sabaha kadar bir daha uyuyamadım.
Okula gittiğimde başım zonkluyordu.
İnsanların renkleri her zamanki gibi etraflarında dönüyordu ama ben onlara bakmak istemiyordum,cünkü artık kendi gözlerime güvenmiyordum.
Sınıfa doğru yürürken kolumdaki yanma hissi tekrar başladı,durup kolumu tuttum. Tam o sırada biri omzuma çarptı.
Atlas.
Başımı kaldırdım,özür bile dilemedi. Zaten ondan beklenmezdi. Yanımdan geçecekti ki aniden durdu,bakışları koluma kaydı.
Bir saniye.
İki saniye.
Üç.
Yüzündeki ifade ilk kez değişti, "Ne var?" diye sordum,cevap vermedi. Sadece koluma bakmaya devam etti.
"Atlas."
Bu kez gözlerini bana çevirdi.
"Aynada ne gördün?"
Kalbim duracak gibi oldu,ona bunu anlatmamıştım. Kimseye anlatmamıştım,bir adım geri çekildim.
"Sen nereden biliyorsun?"
Atlas'ın çenesi gerildi,bakışlarını kaçırdı. Sonra tekrar kolumdaki sembole baktı,yüzü bir anda bembeyaz oldu,sanki görmekten korktuğu bir şeyi görmüştü.
"Bu mümkün değil..." diye mırıldandı.
"Ne mümkün değil?"
Atlas cevap vermedi,tam zil çalarken bana son kez baktı. Ve sessizce şunu söyledi:
"Onun seni bu kadar erken bulmaması gerekiyordu."
Sonra arkasını dönüp gitti,ben ise olduğum yerde kalakaldım.
Çünkü ilk kez...
Atlas'ın siyah çizgileri ilk defa çok kısa bir anlığına farklı bir renk olmuştu