Kahrolsun! Yine okula geç kalmıştım hızlı adımlarla sınıfıma doğru gidiyordum aslında etraf herkes için çok sakindi,benim dışımda.
Ben insanların duygularını etrafında bir renk şeridi halinde görebildiğim için bir türlü birşeye odaklanamıyordum. Mesela az önce arkadaşlarıyla kahkahalar atarak geçen kızın çizgisi maviydi,mavi üzüntüyü temsil ediyordu. Kısaca kimse dışardan görüldüğü gibi hissetmiyordu.
Bu renkleri nasıl mı görmeye başladım? Uzun ve korkunç bir hikaye ama sizin için özet geçeyim;
Küçükken büyükannem ölümünden birgün önce hissetmiş olacak ki bana bir kolye vermisti garip şekilleri olan bir kolye ve bana sadece
"Ne olursa olsun bunu çıkarma demişti"
Ertesi günün sabahı babaannem uykusundayken gizemli bir şekilde öldü ve sebebini hala kimse bulamadı.
Öldüğü günden bir önceki gün o kolyeyi bana verdiği için kolyeden zaten hiç haz etmiyordum.
Sevgili babaannemin ölümünden birkaç gün sonra annemlerle kavga etmiştim ve sinirlenip kolyeyi kırıp attım, ardından korkuyla yerdeki kolyeyi topladım çünkü o babaannemin bana bıraktığı son şeydi. Onu bir kutuya koydum ve gece resmen ter ve kan içinde zar zor uyudum.
Sabah uyandığımda annemin etrafına mavi bir çizgi gördüğümü farkettim hızla bunu anneme sordum,annem saçmaladıgımı öyle birşey olmadığını söyledi bende diretmeden odama gittim.
Aradan birkaç gün geçti tabi o zamanlar 12 yaşındaydım ve böyle şeyleri pek aklıma takmazdim ayrıca hala yastaydık.
Babannemin odasına gittim ve sandıklarında bana onu hatirlatacak şeylere bakmaya başladım,bakarken en köşeye sıkıştırılmış siyah bir kağıt parçası gördüm üzerine beyaz yazılar yazıyordu. Yavaşça mektuba benzer şeyi aldım ve açtım.
Kısa mektupta aynen şöyle yazıyordu;
Eğer bu mektubu okuyorsan kolyeyi çoktan çıkarmışsındır güzel kızım,üzgünüm sana verdiğim an gerçeği anlatmalıydım ama anlatamadım.
~cünkü ne kadar çok şey bilirsen o da seni o kadar hızlı bulur.