Çisem, gözlerini bir anda açtı. Vücudu geriliyordu, Kalp atışları kulaklarında yankı yapıyordu. Rüyasında ne gördüğünü tam olarak hatırlamıyordu ama bir şey vardı, bir boşluk. Karanlık bir boşluk ve onun içinde kaybolmuştu. Çisem'in nefesi hızla düzelirken, yatakta döndü. Miraç yanında, derin bir uykuda. Her zamanki gibi, yumuşak bir huzurla uyuyordu. Ama çisem'in içinde bir şeyler kaynamaya başlamıştı. Anlatmak istese de, elleri titriyor, sanki dili dolanıyordu.
Geceyi düşünmek, anımsamak onun için kolay değildi. Her şey, her şeyin başlangıcı, karanlık duvarların ardındaki travmalar...
"Bir gün," dedi içinden "Bir gün çözmeliyim." Ama neyi? Hangi soruyu? Hangi cevabı?
O geceyi hatırlamaya çalışırken, gözlerinde karanlık bir iz bırakmış kabus bütün bedenini sarmıştı. Rüyasında Miraç ı çağırmıştı. Onu bulmak için cirpinmisti ama her şey bulanık, her şey çok uzaktı. O bir adım öndeydi, hep önde. Cisem in sesini duymuyordu, ya da duymak istemiyordu. Ve sonra, tam elini uzattığında, Miraç a yaklaşmaya çalışırken, bir şey oldu.
Miraç bir adım daha geri çekildi, bir bakışla silindi "kaçmamalıydın Çisem" demişti.
O anda cisem in kalbi dondu. Bir şey patladı, bir şey yerinden kaydı. Miraç in sesi hala kulaklarında cinliyordu. "Kaçmamalıydın Cisem..."
Sıkıca yumduğu gözlerini aralayıp yatağından kalkti, uykusuzluk her hücresine sinmişti. Miraç in derin uykusundan uyanıp onu fark etmesi an meselesiydi. Cisem, içindeki kaybolmuş duyguları hissetti, ama onun ellerine ihtiyacı vardi, gözlerine ihtiyacı vardı, her zaman olduğu gibi. Fakat bu gece her şey farklıydı.
Çisem, bir kaç adım atıp pencereye yaklaştı, dışarıdaki karanlık geceyi izledi. Zihni karışık, elleri titriyordu. Cisem in içindeki gece dışarıdaki geceden daha soğuk ve ıssızdı. "Benimle olmak zorunda değilsin" diye fısıldadı kendi kendine, "Ama seni seviyorum, bu karmaşık bir şey, çok daha karmaşık..."
Çisem uçsuz bucaksız düşünce okyanusunda büyük kulaçlar atarken derinlerden bir ses duydu, boğuktu "Çisem!" Okyanus uzaklardan taşıp yok olmaya başlarken bir anlık afallamasına sebep oldu. İçinde bulunduğu okyanus ayaklarının altından dökülürken, sesi yeniden duydu. "Çisem duyuyor musun?" Artık tamamen buharlaşan düşünceleri sayesinde kendine gelip duyduğu sesi tanımasıyla bir adım arkasında duran Miraç a döndü, hafif bir tebessüm takındı yüzüne ama hergün duyduğu sesin derinliği, yine travmalarına dokunan bir yankıydı. Onun gözlerindeki sessizlik, cisem i bir labirente doğru itti. Bunu görmeli, bunu duymalıydı.
"Miraç..." Dedi, ama sesi garip bir şekilde titriyordu. O an geçmişin yükü, görünmeyen bir ağırlık gibi onu çökertmeye zorluyordu. "Ben senin ideallerini karsiliyor muyum?"
Miraç in yüzünde donmuş bir ifade vardı.
Yavaşça, sanki bir karar vermiş gibi, cisem e yaklaştı. Bir zamanlar güçlü, bir zamanlar "her şeyin" kenarında duran bu adam, bu kez yalnızca bir golgeydi. "Ideal ulasilmazdir cisem... Sen de her ideal olmayan gibi kusurlusun"
Cisem gözleriyle onu okudu, her şey beklediği gibi, yine yarali ama farklıydı. İçindeki boşluğu, kendi içinde birlestiremiyordu. Bu, travmalarin sadece bedenini değil, ruhunu da sardığı bir andı.
Miraç bir adım geriledi, cisem in içindeki boşluk büyüdü, "Bir gün" dedi "sonsuza kadar kaybolacagim, ama seni hala seveceğim. Her zaman..." ve o an, Miraç bir adım daha geri çekildi, Son bir bakis bıraktı ve kayboldu. Gözleri boşluğa bakti cisemin, ama ne gozlerdi, ne bakisti...
Çisem, kaldığı noktada bir adım daha atamayacak kadar yalnız hissediyordu. Yavaşça pencereden dışarı baktı, gecenin koyulugunda yine kaybolmuştu. Ve o, içindeki boşluğu bir kez daha hissetti. Ama bu kez, onu kabul ediyordu.
"Senin suçundu" dedi , kendi sesini duyamayacak kadar soğuk. Ama gerçekte, bu cümle her zaman Miraç ın değil, kendi içindeki yankıydı. Ve o an bir şey değişti. Çisem in her şeyden, herkesten, ama nihayet kendi kendinden kaybolmuşluğu. Gece sona erdiğinde, Çisem yalnızdı. Ama bu kez, kaybolmaya karar vermişti.
Yine bir gün... belki de gerçekten bir gün, o kaybolmuşluğun içinde Çisem kendini bulacaktı...