Yağmur, dar sokakların kaldırımlarına ağır ağır düşüyordu. Işıklar, ıslak zeminde kırık aynalar gibi parlıyordu. Nox, siyah kapüşonunu kafasına çekmiş, adımlarını sessizce atıyordu. Şehrin bu tarafı, gündüzden bile daha sessizdi; sanki her taş, her bina, bir sır saklıyordu.Eski bir binanın önünde durdu. Camları kırılmış, duvarları yosun tutmuştu. Ama en tuhaf olan şey, içeriden gelen hafif bir fısıltıydı. Nox’un içi titredi; bu fısıltı, ona geçmişten bir yankı gibi geliyordu. Tam binaya yaklaşırken arkasından bir ses duydu:“Bu saatte buraya gelmen… cesurca, ya da delice.” Nox dönüp baktığında Eiryn’i gördü. Saçları ıslaktı, gözlerinde karanlık bir merak parlıyordu.“Beni takip ettin,” dedi Nox, sesi sessiz ama keskin.“Senin için endişelendim,” dedi Eiryn, ama gözlerinin altındaki gölge, bir sırrın ipucuydu.İçeriye adım attıklarında, gölgeler duvarlardan ve tavanlardan sızıyordu. Sanki binanın kendisi nefes alıyor, eski bir hikâyeyi fısıldıyordu. Nox, bir anlığına geçmişin gölgelerine kapıldı. Ama Eiryn’in yanında olması, hem güven veriyor hem de geçmişin acısını hatırlatıyordu.Ve tam o anda, gölgeler bir araya gelip, yerdeki eski bir tabloyu çevirdi. Gözlerinin önünde, kayıp bir yüz belirdi. Nox’un kalbi hızla çarptı. Bu, onu tanıdığı biriydi. Ve fısıltı, şimdi adını söylüyordu:“Nox…”
Bölüm 1
Gölgelerin fısıltısı
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.