İçeriğe geç

EİDOLON

Bölüm 1 · 10 dk okuma

EİDOLON

Bölüm 1

“Valcyria sokaklarında kimseye güvenemezsin”

Valcyria’nın geceleri her zamanki gibi gergindi.
Dar sokaklardan yükselen bağırışlar, uzaktan gelen siren seslerine karışıyordu. Bu şehirde sessizlik diye bir şey yoktu.

Ateş ve Gece de o gecenin karmaşasının yalnızca küçük bir parçasıydı.

“Gece, anlamıyorsun…” Ateş’in sesi öfke ve panikle birbirine karışmıştı. “Sana asla zarar vermem , veremem.”

Gece cevap vermedi.

Gece adımlarını hızlandırarak karanlık sokağın içinde ilerlemeye devam etti. Soğuk gece havasına rağmen ciğerlerine dolan ağır sigara kokusu midesini bulandırıyordu. Kalbi o kadar hızlı atıyordu ki nefes almakta zorlanıyordu.Arkasından gelen ayak sesleri yaklaşınca kısa bir an duraksadı.

Ateş koşarken zorlanıyordu. Adem elması her nefesinde yukarı aşağı hareket ediyor, alnından süzülen ter damlaları sokak lambasının solgun ışığında parlıyordu.

“Benim tek derdim babandı…” dedi nefes nefese.
“Lütfen gel buradan. Bu mahalleyi tanımıyorsun.”

Gece sonunda arkasını döndü.Gözleri dolmuştu ama sesi hâlâ sert çıkıyordu.

“Babamdan alamadığın gücü beni kullanarak mı almak istedin?” dedi titreyen bir sesle.
“Ben kaçmasam… sen beni öldürürdün.”

Bir anda karanlığın içini araba farları yardı.Keskin ışık Gece’nin yüzüne vururken Ateş’in gözleri korkuyla büyüdü.

“GECE!”

Ateş hiç düşünmeden ona doğru koştu.

BÖLÜM 1

“Valcyria sokaklarında kimseye güvenemezsin”

ATEŞ

“Yasadışı avlanma efendim. Cezanızı efendimiz verecek , lütfen bir zorluk çıkarmadan oğlunuzla birlikte bizimle gelin.” dedi polis korkutucu bir ciddiyetle. Babamın yüzünden anlamalıydım ki şu “ceza” denilen şey pek de iyi sonuçlar getirmezmiş. Ben korkuyla olup bitenleri izlerken bir yandanda itiraf etmeliyim ki heyecanlıydım. Çünkü hayatımda ilk kez babamdan başka bir insan görüyordum. Eğer bir dağın başında yaşıyorsanız akrepler ve fareler dışında canlı görmek zor olabiliyor.

Babam bana dönüp kulağıma fısıldadı. “Yaşamak istiyor musun?” 10 yaşında bir çocuğun en son isteyeceği şey ölmek olabilirdi. Bundan dolayı kafamı “olur” dercesine salladım. Babam fısıldamaya devam etti. “O zaman ben sana ‘şimdi’ dediğimi duyduğun gibi arkadaki bahçe kapısından arkana bakmadan koşabildiğin kadar koş. Korkma , ben de gelicem.” Arkama , babamın gösterdiği bahçe kapısına baktım. Ben kapıya bakarken babam hızla polislerin üstüne fırladı ve birkaç yumruk attı. “Şimdi Ateş!” Ne olduğunu anlamadım ama babama son kez gülümseyip arkama bakmadan , duraksamadan koştum. Koşarken ; yerdeki sarı yapraklar , havadaki özgür kuşlar , mor menekşeler. Hepsinin bir anısı vardı ve gördükçe motive oluyordum. Belki babamla buradan kaçtıktan sonra eskisi gibi avlanabilicektim? Koştum , koştum. Durmadan koştum. Babam bana 4 yaşından beri yaşamak için gerekli bazı eğitimler vermişti ve koşmakta bunlardan sadece biriydi. Uzun süre koştuktan sonra dağdan inmiştim. Sanırım burası şehirdi. Arabaların arasından küçük vücudumla sıyrıldım , orada ölmem gerekirdi ama sanırım salak şansı işe yarayan bir şeydi.

O yoldanda geçtikten sonra bir bankta oturup babamı beklemeye başladım. Sanırsam koşmaktan dolayı biraz yorulmuşum , o bankta uyuya kaldım.

Ertesi gün gözümü bankta değil bir yeraltı salonunda açtım. Babamın beni alıp buraya getirdiğini düşünüp sevindim ama bi anda karşımda kaslı uzun bi adam belirdi. Omzuma vurarak “Naber küçüklük?” Dedi. Ama o kadar güçlüydü ki yavaş vurmasına rağmen omzum gerçekten acımıştı. “Sen kimsin?” Dedim kekeleyerek. “Babam nerede?” Gine kekeledim. Adam dalga geçerek “ kız gibi kekeleyip durmasana.” dedi. İtiraf etmeliyim ki hem utanıp hem de korkmuştum. “Artık burada bana çalışacaksın. Bir çocuğa göre oldukça güçlü gözüküyorsun.” dedi. Dediklerinden de anlaşılıyordu ki bu adamın tek amacı beni kullanmaktı. Ardından “eğitimin için herşeyi yapıcam. Bu çetenin geleceği olacaksın.” durdu.“Gelecek…” kelimesi zihnimde yankılandı. Bana göre insanlar ya avdı ya da avcı. Ama bu adam… beni ikisi gibi de görmüyordu. “Babam nerede?” Dedim. Adam bir anlığına duraksadı. “Bak çocuk geçmişini araştırmaya çalıştım ama daha bir kimliğin bile yoktu. Bundan dolayı ne olduysa sen anlatacaksın.” dağda doğan bir çocuğun kimliğinin olmaması şaşırtıcı da değildi. “Polis yasadışı avlanmadan bahsediyordu.” Diyince adamın gözleri açıldı. “Sen nasıl kaçtın?” Dedi. “Koşmakta iyiyimdir , aldığım eğitimlerden sadece birtanesi.”dediğimde adamın gözleri parladı. “Yasadışı avlanmanın cezası Valcyria’da bütün aileyi idam etmektir. Yani çocuk baban artık yok ama seninle gurur duyacak.” Ardından arkadan bir kız sesi geldi “ Babaaa! Pelin ve Derin bana elbise giydiriyoo!!” Adam kıkırdar. “Bu arada ben Lucien Veylor. Yarın sabah erkenden senin soyadında Veylor olacak. Adın da ne olsaa..” deyince sinirlendim ve “Adım Ateş benim!” dedim. Lucien “Sinirlenme Ateş Veylor. Git burdakilerle tanış , hepsi yaşıtın.” deyip gitti ama ben hayatım boyunca hiçbir yaşıtımla konuşamadım. Ben de boks çalışan çocukları izlemekten başka birşey yapamadım. Yalnızdım , etrafta ne bir pencere ne de bir kapı. Eskiden de hiç arkadaşım yoktu ama en azından yalnız değildim. Bu duruma alışık olmadığımdan mı kaynaklı bilmem , bi anda yere çöküp ağlamaya başladım. Ama öyle sesli bir ağlama değildi , yüzüm gözükmüyor ağladığım belli olmuyordu. Ama sanırım bir çocuk ağladığımı anlamıştı ki yanıma geldi. “ noldu sanaaa iyi misin??” dedi çocuk. “Ben..” iyiyim demeliyim , kimseyi tanımıyorum. Çocuğa baktım , ya bu sefer av bensem? Çocuk garipsedi ve “Sanırım..” çocuğun sözünü kestim. “Ben çok iyiyim. Sadece yeni geldim ve sanırım buraya alışamadım.” Çocuk “ anladım kimseye söyleme ama buraya geldiğimde bende korkmuştum..” çocuğun gine sözünü kestim. “Korkmuyorum! Hem sen ben kimin haberin varmı da benimle böyle konuşuyorsun?” Çocuğun yüzü düştü. “Kimsin ki?” Dedi. “Ben Ateş Veylor.” diyince çocuğun gözleri faltaşı gibi açıldı. “Ne diyosun seenn!! Lucien Veylorun çocuğusun yani?” Dedi. “Aynen öyle. Şimdi git başkasıyla dalga geç.” dedim. “Ya sen ilk kez mi bi insanla konuşuyosun?” dedi çocuk. Evet , ilk kez konuşuyorum. İlk kez bir yaşıtımla konuşuyorum ve sanırım fazlasıyla belli ediyorum. O an sorgusuz “Evet.” dedim. Ama kimseye birşey anlatmamak hedefimdi. Bu ülkede avcı olmayı bilmeyen kişiler avlanırdı. Dışlanmak mı? Zorbalanmak mı? Gerekirse ölüm mü? Onların hepsine ben karar vericektim. Çocuk şaşırıp “Anlamadım?” deyince yalandan bir kıkırdayış attım. “Şaka şaka. Ee senin adın ne?” Dedim. Bunu söylediğimde çocuk gülümsemeye başladı. “Ben Teoman. Ama sen bana Teo diyebilirsinn Teoman ismi çok sıkıcı geliyor. Annem yaşıyor , babam öldü. Ama annemde hastanede ve görmeme kimse izin vermiyor. Hedefimde hemencicik büyüyüp annemi o hastaneden almak. Bak gerçekten annemin hiçbirşeyi yok hasta değil ama kötü adamlar bilerek yaptı. Kötü adamları super hero olup kesiceem..” derken çok konuştuğu için sözünü kestim. “Sus be adam. Hem bi çetede nasıl süper hero olucaksın sen akıllı?” Dedim , sanırım bu çocuk buranın tek neşesiydi. Biz konuşurken beyaz saçlı bi kız yanıma geldi. Yaşıtımdı ve resmen erkek gibiydi. Kısa saçları, forma şort kombini bu kızı benden daha erkek yapıyordu. Kız konuştu “Ateş Veylor!” kıkırdadım ve “ sanırım burada beni beğenen kızlar olduğundan daha hızlı.” Teo omuzuma vurdu ve benim duyabiliceğim şekilde fısıldadı. “Kardeşin o senin!” diyince şaşırdım. Hayatım boyunca hiç bi kızla konuşmamıştım ama bu kızda kız gibi değildi zaten ondan dolayı pek de korkmuyordum. Kız bana yaklaşarak konuşmaya devam etti. “Bu saygısız konuşmanı beni daha tanımamana ve bu yaşta yaşadıkların yüzünden oluşan öfke problemi ve tramvaya veriyorum. Ben Vexa , üvey kardeşinim.” Vexa bunu dedikten sonra bana elini uzattı. Sanırım olduğun yerden kalkmak içindi ve bende elini tutup o taştan zeminden kalktım. Vexa elini çekmedi “daha önce hiç el sıkışmadın mı? Şaşırmadım.” Vexa elini geri çekti. “Tanıştığıma memnun oldum.” Diyip ben konuşamadan gitti. Arkasından “bende.” Dedim ve şaşkın gözlerle gidişini seyrettim. Teo bana kızgın bir şekilde bakarak “sanki biraz kabaydın.” dedi. Ben mi kabaydım? Kendisi bana basbaya sorunlu dedi ve ben mi kaba oldum? Tamam kabul ediyorum o beğenme şakası sinir bozucuydu. “Ben en iyisi bir kıza..” derken Teo sözümü kesip “Vexa’ya.” dedi. Bu çocuğun Vexa’yı bu kadar savunmasını baya garipsemiştim. “Aynen Vexa’ya gideyim , özür dileyim.” Dedim. Teo da biraz daha sakin bir yüz ifadesiyle “git gönlünü al kızın.” dedi. Ayağa kalkıp Vexa’ya bakmaya gittim. Gittim ama bu salonda oda bile yoktuki. Sadece bir lavabo vardı ve sanırım bir saat önce Vexa’ya bu lavaboda bazı kızlar elbise giydirmişti. Karşımda sarışın bir kız görünce hemen Vexa’yı sordum. “Şey bakar mısın…ız? Kız gülümseyerek “Sen Ateş Veylor değil misiinn??” Dedi. Gülümsedim ve “Vaayy çabuk ünlendim demek.” Kız yaklaştı ve fısıldayarak “Burada yakışıklı erkek yoksulluğu çekiyorduk da” diyip kıkırdadı. Bunu duyunca istemsizce yanaklarım kızardı. “Şey Lucien nerede acaba?” bunu sorunca kız “bilmiyoruumm , sen onun oğlusun senden saklamazlar niye bana soruyosunki?” dedi. Ne saklıyorlardı ki? Eminim ki bunu kıza sorsam kızın gözünde iyice ezik olurdum. “Herneyse ben Derin!” diyerek bana doğru elini uzattı. “Sanırım Vexa dışında elini tutacağım ilk kız sen olucaksın.” Diyerek tam Derin’in elini tutacakken Derin elini çekti. “Olmaz o zamann ilk elini tutacağın kızı iyi seç.” demişti ama sanırım ben çoktan bu kızdan etkilenmiştim. “Ee sanırım seni seçtim.” Çok mu soğuk konuşmuştum? Yoksa ezikçe miydim. Cidden seni seçtim ne ya? Off kendimi iyice salak hissettim şimdi sussana Ateş artıık!! Ben gizlice iç sesimle mücadele ederken Derin tatlı bir gülümsemeyle elimi sıktı. “O zaman bu anı hiç unutma olur mu?” Dedi. Sanırım kalbim artık durmak üzere falandı. İlk kez bi kızla flört tarzında konuştuğum için mi oluyordu bunlar? Tam konuşacakken arkadan Lucien Veylor’un geldiğini gördüm ve Derin’in elini bıraktım. Derin sinirlenmiş olucak ki kaşlarını çatarak bana baktı ama ben dikkat bile etmedim. Lucien Veylor yaklaşarak yanıma geldi. “Pelin bizi yalnız bırakır mısın ?” Diyince kızarak “Niye herkes beni Pelin sanıyor? Benzemiyoruz bile.” Diyerek gitti. Lucien “Kodumun süslüsü nasıl da Melody’e benziyo.” Deyince “O Derin , neden Pelin dedin ki ?” diye sordum. Ama cevaplamadan geçiştirdi. “Boşver takma sen bu kızları. Senin odan hazır.” Dedi. İyide bu salonda hiç oda yok ki” dedim. Ve benden onu takip etmemi isteyerek beni baya yürüttü ve en sonunda kimsenin olmadığı , salonun sonuna gelmiştik. Lucien’e bakıp “sen benimle dalga mı geçiyorsun?” Diye sordum. Ve kıkırdayarak bir taşın üstüne elini bastırdı ve bütün duvar kaybolup bir kapı açıldı. Kapının arkasında bir merdiven vardı ve merdivenden çıkarken kapı kendiliğinden kapandı , büyük ihtimalle duvar da geri gelmiştir. Merdivenin üstünde birkaç yazı vardı. Hepsini okumadım ama okuduklarımdan bazıları Melody Veylor , Lucien Veylor , Vexa Veylor’du. Daha 5 tane daha isim vardı ve dört merdiven de boştu. Merdivenlere baktığımı gören Lucien “O boş merdiven de senin adın ve gelecekteki karın ile çocuklarının adları olucak.” Dedi. Heyecanlanarak “Benim adım ne zaman olucakk?” Diye sordum. İç çekerek , “Vexa benim öz çocuğum olduğu için onun adını doğduğu gibi yazdırmıştım. Ama senin adın sen bizim çetemizi büyütüp lider çete yaptığında yazılıcak.” Dedi. “Lider çete ne zaman olunuyo ki?” Diye sordum ve şaşırılıcak bir ciddiyetle cevapladı. “1. En iyi çete olarak.” Dedi ama benim aklımdaki sorular bitmemişti. “Biz kaçıncıyız?” Diye sorunca Lucien öksürdü ve çok soru sorduğumu söyledi. O sıradada benim odamın kapısına gelmiştik. Lucien merakla “içeri girmeyecek misin?” Diye sordu. Ama benim şuanki derdim Vexa ile konuşmaktı. “Lucien..” Lucien sözümü kesti. “ Baban.” Dedi. “Bayım , babamı daha bugün kaybettim..” derken “ve başka bir baba kazandın evlat. Geçmişini unutmayarak bu çetenin geleceği olmayı planlamıyorsundur diye düşünüyorum.” dedi. Babamı unutmak mı? Asla. Lucien’i bir baba olarak görmüyor olabilirim ama sanırım en azından rol yapmam gerek. “Baba.” dedim. “Tamam şimdi söyle ne söyleyeceksen.” Dedi.”Ben Vexa ile konuşmak istiyorum.” Diyince Lucien gülümsedi. “Tanıştınız demek. Vexa benim en değerlimdir.” Elini omzuma koydu. “ ve sende onu koruyucaksın , eminim ki zamanla senin de en değerlin olucaktır. Ve kendisi şuanda odanda aslında odalarınız aynı.” Diyince acele ile odanın kapısını açtım. Açtım ama Vexa’nın yanında Derin vardı. Şaşkınlıkla “Sen buraya ne zaman geldin?” Diye sordum. Lucien sinirle “Pelin misin Derin misin neysen salona git buraya girmen yasak!” diye kızdı. Kız aceleyle odadan çıkarken Vexa garip bir şekilde sakindi. Beni umursamadan Lucien’e baktı. “Pelin nerede uyuyacak baba?” Diye sordu. Lucien “salonda herkes ranzada yatıcak.” Diyince Vexa kaşlarını çatarak “Ben bu aptal ile değil , Pelin ile yatmak istiyorum.” Dedi. Pardon da benim nerem aptal? Gıcık kız işte beni daha tanımıyor bile. Özür falan dilemicem vazgeçtim gayette hak etti kabalığımı. Lucien sinirli bir şekilde “Vexa sakın yakınlarına bir daha üstünlük taslama. Geçmen gereken kişi Ateş değil.” Dedi. Vexa iç çekerek “Karşıdaki yatak senin Ateş” dedi. Yatağım arabalıydı. Yani güzel bi araba da değildi ya Şimşek McQueen’li araba yatağını layık görmüşler bana resmen. Yatağıma doğru yürürken “Ben çocuk muyum ya?” Dedim ve çok bilmiş Vexa “Zihinsel ve fiziksel olarak evet. Yasasal da evet daha 10 yaşında bücürsün.” Diyince bu sefer cidden sinirlenmiştim. “En azından 7 yaşında bir bücür değilim!” Vexa tam cevap verecekken Lucien aramıza girip yüksek bir sesle “Bir kelime dahi ederseniz bugün ranzada yatar , yarın diğer çocuklar gibi kahvaltıyı hazırlarsınız. Şimdi uyuyun bakalım.” Korkuyla Vexa ile aynı anda yatağımıza uzanıp gözlerimizi kapattık. Lucien de ışığı ve kapıyı kapatıp gitti. Ben de yorgunluktan olmalı ki hemen uykuya daldım.

Babamın bahçesindeki menekşeler.. neden kanlılar? Korkuyorum baba. Neredesin? Sula bu menekşeleri , gitsin bu kanlar. Baba.. nerdesin? Arkadan bir ses gelir. “Mor menekşeler soldu Ateş. Baban artık mor menekşelerle değil örümcek zambaklarıyla.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.