El bebek büyüdüm, gül bebek okuluma gidip geldim. Ne kısıtlandım ne de kıstırıldım. Evet, hayatım da her zaman atlatılması, anlatılması güç durumlar oldu lakin tüm bunları ailemle birlikteyken üstesinden geldik. Tercihlerim, bedenim, hayatım insanların topluma dayattığı tabularla şekillenmedi; mutluyum, huzurluyum ve nedeni bilinmez bir sebeple korkmuyorum.
Ne ölümden ne Şeytan'dan ne de içine hapsolduğum bu kapsülden... Hayır, korkmuyorum ölümüm benim tercih ettiğim hayatlan şekillendi. Korkmuyorum, korkacak bir şey yoktu, öyle değil mi? Korkacak bir durum yoktu. Öngörülen tüm ihtimaller doğrultusunda gelmiştim buraya.
Korkma.
Ölüm bizim gibi faniler için bir son değil. Son olan ipi kaçmış bu dünya düzeni. Son olan insanların hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamaları. Son olan bizdik. Bizim gibiler...
" Benim küçük Ley'im," Gördüğüm en çirkin yüze sahipti. Karşımda yarısı yanmış bir yüzle dururken birazdan olacakları sineye çekmek daha kolay olacak gibi duruyordu.
" Bana eşlik ettiğin son valstan, seviştiğimiz son güne dek seni ölümsüz kılmak istedim işte bu yüzden sonsuz bir uykuya karnındaki günahla mahkum ediyorum kendime." Dudakları dudaklarımın üstünü örttüğünde öylece hareketsiz kaldı birkaç saniye, dudağımın kenarını ıslatan onu kahverengi gözlerinden süzülen birkaç damla yaştı.
Sonumu çok farklı hayal etmiştim hep. Çok da daha acı, daha trajik, daha ıstıraplı; vücudumda sayısız izle, tenimde sayısız bıçak darbesiyle, elektrik akımına uğradığı için şoka mağruz kalmış bir bedenle öylece kalakalacağımı sanmıştım. Oysa şu an en saf haliyle Şeytan karşımdaydı. Maskesiz, eldivensiz ve yanık teniyle...duygularıyla oynadığım Şeytan vardı.
Siyahlar içinde yakasında taktığı küçük mavi bir gülle hem de... Traji komik bir son.
Yaslandığı bedenini bedenimden çektiğinde, konuşmam için bana bir fırsat sundu.
" Yeminimi bozabilecek kadar güçlü bir kadın olabilseydim şu an tahtının yanına iki küçük taht daha eklenebilirdi," gözlerimde biriken yaşı silmek istedim. Üzerimdeki beyaz elbiseden kurtulup, hareketsiz bir şekilde dikey konumda konumlandırılmış bedenimle belki de kendisiyle son bir vals olabilirdi.
" Ama eğer seçtiğim yol kaybetmemi gerektiriyorsa kalmam öğretildi, Şeytan" İsmi her zaman bende gizli kalacak o adam. Ve kabul etmem gerekirse ismi dudaklarıma yakışmayan tek adam.
Tebessümü, zihnim de hep tamamlamaya çalıştığım yapboz parçası.
Kapsül, kapanmadan önce son kez duyduğum sesinde acı ama duruşunda taviz vermeyen bir adam vardı.
" Ley, benim güzel gözlü sevdiğim..."
Hoşça kal, Şeytan...
Hoşça kal sevgilim...