İçeriğe geç

Ege'nin Kızı, Kore'nin Erkeği

Bölüm 13 · 9 dk okuma

Ege'nin Kızı, Kore'nin Erkeği

Bölüm 13

13

“Taehyung, zaten ateşim var dokunma,” dediğimde gözler bize dönmüştü. İşin garip kısmı bunları derken utanmıyordum. Ya onlara alışmıştım yada hasta olduğumdandı.

“Asya şu öpüşme işini deneyelim mi?” dedi Ezgi. Fark ettirmeden kırptığı gözle hemen kafa salladım. altı erkeğin bakışları şok içinde bize baktı.

“Ezgi, o benim karım farkındaysan!” dedi Taehyung kollarını bana dolayıp. Çıplak göğüsündeki kaslar hissediliyordu. Çaktırmadan parmağımı oraya batırdım. “Ayrıca Asya bana aşık! Asya sen de sanki anlamıyormuşum gibi yapma, göğsümü ellediğinin farkındayım,” dediğinde yanaklarım kızarırken hemen ayağa kalktım.

“Mercimek limonla iyi gider, limon getireyim,” dedim. Mutfağa gidip limon aldım ve kestim. Geri döndüğümde herkes kendi halindeydi. Yere bağdaş kurarak oturdum ve sehbanın üzerindeki mecimek çorbamı önüme çektim. Üstüne limon sıktım ve kaşıklamaya başladım. Benim kaşık seslerim ile yedi insan da benimle beraber içmeye başlamıştı. Tabaklar bittiğinde mide bulantım ile beraber hemen tuvalete koştum. Kurtuktan sonra ağzımı çalkaladım. Taehyung yanıma geldi ve beni kolları ile sardı. Jin yanımıza geldi. Hepimize ateş düşürücü verdi ve su koydu. Hepimiz ilaçları içtiğimizde ise yer yataklarımızı serdi.

“Sık sık gelir ateşinize bakarım. Sakın üstünüzü örtmeyin,” dediğinde kafa salladım. Taehyung beni koları arasına aldığında üşüdüğümden daha çok sokuldum

“Sonunda vatanımız havasını soluyabildim!” dedi Jungkook derin bir nefes çekerek.

“Hyung, kapalı alandayız,” dedi Jimin.

“Olsun, yine de Koredeyiz.” Onlara bakmayı kestim. Deniz’i gördüğümde Taehyung’un elini bıraktım. Koşarak yanına gittiğimde kollarını açtı. Sımsıkı sarıldım ona. O da bana sarıldı.

“Düğüne de çağıran yok he,” dedi Deniz. Ndan ayrıldım. Kafasına vurdum.

“Manit yapmışsın, öyle dediler,” dediğimde gülümsedi. Yanağımdan makas alıp göz kırptı. Taehyung yanımıza geldi ve elini omuzuma attı. Bir kaç gün erken gelmiştik çünkü sahneye çıkacaktım. Bir kaç tane ünlünün yaptığı kıyafetleri gerçeğe dönüştürmüştü şirketimiz. Bu yüzden ben de manken olarak orada yer alacaktım. Taehyung’da orada olacaktı.

“Deniz, o eline koluna dikkat et bence. Biz evliyiz, unuttun mu?” dedi Taehyung. Deniz sırıttı. Kafasını salladı. Ezgi de Deniz’e sarılmıştı. Jungkook sinirli bakışlarını bu sefer Deniz’e atıyordu.

“Kızlar, daha fazla ilgi odağı olursam dayak yiyeceğim,” dedi Deniz. Güldüm ve Taehyung’un koluna girdim. Beraber Taehyung ile aynı arabaya bindik.

“Bak bu ev de güzelmiş,” dedi tabletten bana fotoğrafları gösterirken.

“Taehyung, bu ev bence güzel. Evlenmemizi fazla abartıyorsun bence,” dediğimde alınganlıkla bana baktı. Omzuna dokundum. “Yanlış anlıyorsun hemen! Sadece evin eşyalarını değiştirelim,” dediğimde en sonunda ikna olmuştu.

“Senin sahnen var hadi koş hazırlan. Seni bırakayım, sonra bizimkilerin yanına gideceğim,” dediğinde gülümsedim. Ayağa kalktım. Taehyung kıçıma şaplak attığında sahte bir sinirle ona baktım.

“Sen de iyi alıştın, ama acısını çıkarırım,” dediğimde sırıttı. Odamıza girdim. Eşyalarımı getirdiğim için sorun yoktu. Fakat valizden giyiniyordum çünkü Taehyung’un giyinme odası ağzına kadar doluydu. Valizimden sportif kıyafet çıkardım. Ne de olsa orada değişeceğim için sorun yoktu. Odadan çıktığımda Taehyung da tuvaletten çıkıyordu. Götüne bir tane vurduğumda götünü tutarak acıyla bana baktı.

“Yuh! Kızım elin ne ağırmış senin de!” dediğinde sırıttım ve öpücük attım. Sırt çantamı aldım ve telefonumu da alıp Taehyung’a baktım. Beraber ayakkabılarımızı giyinip çıktık. Taehyung’a kural koymuştum evde yaşamaya başladığımızdan beridir. Eve ayakkabıyla girilmesi, mutfakta yemek yapıldıktan sonra etrafın mutlaka silinmesi, her hafta bir gün temizlik vb.

Ayakabılarımızı giyinip asansöre bindik. Aşağı inerken bir alt katta asansör durdu. Kapı açıldığında karşımızda bir sürü erkek vardı. Taehyung benim kolumdan nazikçe tuttu ve asansörün köşesi ile kendi arasına aldı. Maskemizi açmamıştık. Asansör öttüğünde herkes bize baktı.

“Acelemiz var da, siz inseniz?” dedim güzel bir dille. Adamlar bize bakmaya devam ederken kollarımı önümde birleştirip ben de onlara baktım. Taehyung çenemden tutup kendine çevirdi.

“Bakma,” dedi fısıltıyla. İnatla onlara baktığımda bir kişi en sonunda inmişti. Zaferle Taehyung’a baktım. Gözlerini iki kere kırptı. Asansör bir sonraki katta durduğunda adamlar indi. Taehyung beni kıstırdığı yerden bıraktı. Elimdeki yüzükler ile oynamaya başladım.

“Şey Taehyung. Çekimlerim var ya? Yüzüklerim kayıp olmasın, sana versem?” dediğimde kafasını salladı. Yüzüklerimi çıkarıp ona verdim. Ellerini ellerime kenetledi. Beraber çıktık. Arabaya bindiğimizde korumalarımız da yanımızdaydı.

“Bugün prova var. Öğlen arası yemek için seni alırım, nasıl fikir?” dediğinde ona baktım. Vitesteki elinin üzerine elimi koyduğumda bana bakıp gülümsedi.

“Olur, haberleşiriz,” dediğimde elimi dudaklarına götürüp öptü. İçimdeki güzel hislerle beraber şirketin önüne geldiğimizde Taehyung arabadan indi. Ben de indiğimde yanıma geldi ve yanağımdan öptü. Magazinler bizi çekerken gülümsedim. Ben de onu öptüm. “İyi işler sevilim,” dediğimde el salladı. Arkamı dönüp yürümeye başladığımda magazinler aralıksız beni çekiyordu. İçeri girdiğimde menejerim geldi.

“Bugün öğlene kadar pratik yapılacak Asya Hanım. Sonra ise elbiseler giyinilecek hazırlanacak ve podyuma çıkacaksınız,” dedi menejer gülümseyerek.

“Teşekkürr ederim Byul,” dedim gülümseyerek. Beraber pratikleri yapmaya başladık.

Korenin fırtınası; Dışarıdayım.

(Korenin fırtınası, Çocuklarımın babası olarak değiştirildi)

Dışarı çıktığımda arabaya yaslanmış beni bekliyordu. Yorgunlukla yanına gittiğimde bana sarıldı. “Bebeğim ne çabuk ta yorulmuş böyle,” dedi geri çekilip. Dudaklarımı büzdüm.

“Sabahın yedisinden beridir buradayım ve yorgunluktan gebereceğim,” dediğimde güldü ve arabanın kapısını açtı. Bindikten sonra arabanın etrafından dolaşıp o da bindi. Arabayı çalıştırırken bana da baktı.

“Saat kaça kadar iznin var?” dediğinde koltukta rahat bir hal alıp konuştum.

“Saat ikiye kadar vaktim var,” dedim. Üç saat vardı. Çok yogundum. Kesinlikle uyumamı yapacaktım.

“Eve bırakmamı ister misin?” dediğinde ona baktım.

“Planın mı vardı?” dediğimde kafasını iki yana salladı.

“Sadece kocanı pratikte izlersin diye düşünmüştüm,” dediğinde gülümsedim.

“İzlerim ben kocamı,” dediğimde bana baktı.

“Uyusan daha iyi olur,” dediğinde kafamı iki yana salladım. “Peki. Önce yemek yiyelim, sonra beraber şirkete geçeriz,” dediğinde kafamı salladım. dışarıyı izlemeye başladığımda Taehyung slow bir şarkı açmıştı. Kahvaltı yapmak için bir yere geldiğimizde direk masalardan birine oturdum. “Nasıl geçti?” dediğinde avcumu çeneme yasladım.

“Yorucuydu,” dediğimde elimi tuttu.

“Emin ol çalışmana gerek yok. Ben sana bakarım. Maaşım ikimize de yetiyor,” dediğinde gülümsedim ve diğer elimi elinin üstüne koyup ona yaklaştım.

“Yatmak istemiyorum,” dediğimde kafasını iki yana salladı.

“Yatmayacaksın zaten. Bebeklerimize bakarsın, gezersin, alışverişe çıkarsın. Yapacak çok şey var,” dediğinde gülümsedim.

“Kim Asya koca parasına mı bakıyor?” dedim ellerimi iki yanda açıp sanki bir magazini anlatıyormuşum gibi. Geri eski halime döndüğümde Taehyung anlayışla konuştu.

“Sen benim eşimsin, illaki paramı yiyeceksin,” dediğinde gülümsedim.

“İyiyim böyle,” dediğimde yanağımı okşadı. O sırad yanımıza garson geldiğinde Taehyung ellerini çekti. Garsondan iki bibimbap istedi. Garson gittiğinde ona baktım. “İçki içmemek zor gelmiyor mu?” dediğimde elini dudağına koydu. Orayı okşarken konuştu.

“Arada canım çekiyor ama sıkıntı olmuyor,” dediğinde gülümsedim.

“Yaptığın çok güzel bir şey,” dediğimde gülümsedi.

“Tabii,” dedi. “Sen daha güzelsin ama,” dediğinde güldüm.

“İyice kro oldun sen de,” dediğimde o da güldü.

Yemeklerimizi yemiş ve şirketin önüne gelmiştik. Taehyung ile aynı anda arabadan indik. Hayranlar şirketin önündeydi ve çığlıklar atıyordu. Yandaki büyük servis arabadan Jungkook ve Hoseok çıktı. Diğer arabadan da Jin, Namjoon, Jimin ve Yoongi çıktı. Hep beraber ilerleyecekken Taehyung elini elime kenetledi.

“Taehyung-ahhh!” diye çığlık atan kıza karşılık Taehyung ile ikimiz aynı anda şaşkınca baktık. Taehyung ile birlikte o kıza kalp yaptığımızda kız da bize kalp yaptı. İlerlerken Taehyung’un tarafındaki maskeli birinin ona elma attığını gördüğümde Taehyung’un tarafına elimi uzattım. Elma elime geldiğinde onu elimde tutup onu atan maskeli kişiye kaldırıp gösterdim ve elmadan bir ısırık aldım. Kısa sürede o yok olurken Taehyung bana şaşkınca bakıyordu.

“Hadi artık gidelim,” dedim daha da hızlanarak. O da benimle beraber içeri girdi. Asansöre bindiğimizde Namjoon konuştu.

“Reflekslerin bir harika Asya,” dediğinde konuştum.

“Furkan abimler sayesinde,” dediğimde Yoongi konuştu.

“O yaptığın çok havalı bir hareketti,” dediğinde gülümsedim. Hoseok hareketi göstererek konuştu.

“Taehyung, tam sana gelecekken elini uzattı böyle avcunun içinde tuttu! Uaa! Cidden harikasın Asya!” dediğinde güldüm. Taehyung bana sarıldı. Yanağından öptüm. Prova odasına geldiğimizde içeri girdik. Dans hocası yoktu. Gerçi yeni hareketler olmadığı sürece neden olsundu ki zaten? Oradaki tekli koltuğa oturdum. Ayakkabılarımı çıkardım. Tekli koltuğun kol koyma kısmına dirseğimi dayadım. Avcumu çeneme koyup onları izlemeye başladım.

Run dansı ile başlamışlardı. Aşırı güzel yapıyorlardı. Bana doğru yaptıklarından daha da güzeldi.

“Hyung, uyandıracaksın ne yapıyorsun?” dedi Jimin. Gözlerimi açtığımda fotoğrafımı çeken Hoseok ve Taehyung gördüm. Yanda ise Jimin onları başımdan almaya çalışıyorlardı. Diğerleri kendi arasında sohbet ediyordu.

“Saat kaç?” dediğimde Jimin bileğine baktı.

“İki buçuk,” dediğinde hızla ayaklandım.

“Geç kalmamam gerek!” dedim ve ayakkabılarımı giyindim.

“İstersen benim arabayı al,” dedi Taehyung tek kaşını kaldırarak. Çantamı sırtıma alırken ona baktım.

“Sen nasıl geleceksin?” dediğimde çocuklara baktı.

“Bizimkilerle gelirim dert etme,” dedi ve çantasından arabanın anahtarını çıkardı. Aldıktan sonra yanağına öpücük koydum.

“Sağ ol sevgilim,” dediğimde hızla ilerledim. “Kolay gelsin!” dediğimde herkes el salladı ve güldü. Asansöre bindim. Aşağı indiğimde Taehyung’un arabasına bindim. Hızla şirkete doğru gittim.

“Oh,” dediğimde trafik ışıklarında durdum. Telefondan saate baktım. Saat kırkiki geçiyordu. Telefonuma mesaj geldi. Mesaj Yoongi’dendi.

Yoongi; Çok hız yapma

Yoongi; Dikkatli git Asya, geç kalmak sorun değil.

Vay canına. Yoongiden beklenmeyecek bir şeydi. Demek ki içi aynı değildi. Şirketin önüne geldiğimde hala beş dakikam vardı. İçeri girdiğimde Byul yanımda bitti.

“Hazırlıklar için makyözlerin yanına geçelim,” dediğinde kafa salladım. aşağı kata indik. Çantamı dolabıma koydum. Makyaj masasına oturduğumda makyözüm konuştu.

“Çok abartı bir makyaj olmayacak. Senin yüzüne doğal makyaj için kahve tonları kullanacağım,” dediğinde kafa salladım. O makyajımı yaparken Ezgi gelmişti. Hemen ayağa kalkıp ona sarıldım.

“Senin bu menejerine çok sinir oldum. İki saat almadı beni içeri!” dediğinde güldüm. Bir sandalye çektim.

“Otur,” dediğimde kafa sallayıp oturdu. Telefonunu çıkardı. Beni çekmeye başladığında tam konuşacaktım ki makyözüm konuştu.

“Makyaja devam etmeliyiz efendim,” dediğinde kafa salladım.

“Bugün olacak olan podyum için heyecanlı mısınız Asya Hanım?” dedi Ezgi gülümseyerek. Aynanın yansımasına göre İnstagramdan canlı açmıştı.

“Heyecandan öleceğim,” dediğimde güldü.

“Bugün eniştemin kafasına elma gelmesinden kurtarmışsın,” dediğinde heyecanla gözümü kapatıp konuştum. Göz makyajım yapıldığı için.

“Biz şirkete girerken hayranların arasında maskeli bir adam vardı. Gözüm ona öylece takıldı. Bir de hırsız maskeleri oluyor ya örgü, onlardan takmış. Çaktırmadan bakarken elma attığını görünce tuttum. Furkan abim sağ olsun çocukluktan reflekslerim çok iyi. Fırlatmadığı şey kalmamıştı kafama,” dediğimde Ezgi kahkaha attı. Makyajım bittiğinde koltuğumda döndüm ve kameraya göz kırptım.

“Çok güzelsin bebeğim,” dedi.

“Deniz ne alemde?” dediğimde Ezgi konuştu.

“Bir kızla görüşüyor,” dediğinde tek kaşımı çattım. Kamerayı öne çevirdi ve aynaya dayadı. “Adı Lee Byulmuş,” dediğinde gözlerim menejerime kaydı. İyi kızdı.

“Menejerim,” dediğimde Ezgi de oraya baktı.

“Deniz, Byul ile konuşuyor,” dediğimde Ezgi sinirle bana baktı.

“En gıcık olduğum kız,” dediğinde kahkaha attım.

“O da sana bayılmıyordur emin ol,” dediğimde saçımı yapmak için biri gelmişti.

“Asya Hanım, saçınızı bukle yapacaız ve bukleyi at kuyruğu toplayacağız,” dediğinde kafa salladım. maşayı prize taktı.

“Elbisen hangisi?” dedi Ezgi.

“Sakın gösterme!” dedim ve arkasındaki su yeşili elbisemi gösterdim. Kollarının dirsek kısmından kumaş akıyordu. Sırt kısmında tülden iki kanat vardı. Göğüs kısmının ortası J şeklinde belimi hafif açık bırakıyordu. Sırt kısmı açıktı. Boyun kısmında çıtçıtı vardı. Ense kısmından bir zincir sallanıyordu. Bacak kısmı hafif açıktı.

Perçemlerimi kahkül gibi göstermişti. Saçım harikaydı. Ezgi canlıya veda etti ve kapattı. Bay Sang ellerini çırptı.

“Mankenler elbiselerini giyinsinler lütfen, birazdan arka kapıda bizi bekleyen arabalar ile Podyum alanına gideceğiz.”

Ayağa kalktım. Elbisemi ve topuklu ayakkabımı alıp kabine gittim. Ayakkabının arka kısmında kurdele vardı. O da su yeşiliydi. Kıyafetimi giyinip çıktığımda Ezgi bir ıslık çalıp etrafımda döndürdü beni.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.