Samet hızla ayağa kalktı. Burak abim de ayağa kalktığında onu kolundan yakaladı. “Nereye?” dedi.
“Meydana, beni oradan alırsınız,” dedi ve kolunu kurtarıp gitti. Elimdeki kemiği sertçe tabağa bıraktım. Namjoon yanımdan bana anlayışla bakarak konuştu.
“Kavga etmek zorunda değildin Asya, biz alışığız,” dediğinde ona döndüm. Korece konuşuyorduk.
“İstese de istemese de saygı duymak zorunda Namjoon, yakında evleneceğim kişi bir Koreli. Böyle devam ederse eğer benim eşime de pis ithamlarda bulunacak. Ben bundan şikayetçi olurum çünkü Taehyung’u üzen her şey beni de üzer.” Namjoon gülümsedi. Arkamdaki Taehyung’a baktı.
“Gerçekten iyi birini seviyorsun Taehyung, sana bu yakışırdı,” dediğinde Taehyung’a baktım. Bana hayranklıkla bakıyordu. Saçlarımı okşadı.
“Öyle hyung,” dedi. Gülümsedim.
“Neyse gençler, babaannem bizi bekliyor. Hadi toplayalım şuraları da gidelim,” dediğinde herkes teker teker ayaklandı.
“Gız, yarın gidi veeen de Taha oğlumla birlikte kuyumcudan yüzük seçiveerin. Sonra geliisiniz sözleri kesiveerik,” dediğinde kafamı salladım. o sırada bir ses yükseldi.
“Sordum sarı çiçeğe, annen baban var mıdır?”
Babaannemin telefonunun çalması ile tuşlu telefonunu açtı. “Efendim gız Huriye?” O konuşurken Taehyung’un kolundan tutup onu bahçeye çıkardım. Sokak lambasının ışığı yüzümüze vururken koltuklara oturduk.
“Taehyung, emin misin benimle evlenmek istediğine?” dediğimde bana baktı. Bana döndü ve ellerimi tuttu.
“Babaanneni hevesi kursağında bırakmam. Kadın çok hevesli Asya. Seni seviyorum ve bu benim için bir sorun olmayacak.” Kafasını kaldırdı ve aklına bir şey gelmiş gibi hemen ayağa kalktı. “Sen bahçeye topla herkesi, ben birazdan geliyorum!” dediğinde kaşlarım çatıldı. Bir şey dememe izin vermeden koşar adımlarla yukarı çıktı. Salona gittim.
“Babaanne herkes bir bahçeye gelebilir mi?” dediğimde herkes endişe ile ayaklandı.
“Bir şey mi oldu Asya kızım?” dedi Ahmet eniştem. Kafamı iki yana salladım. bahçeye çıktığımda Taehyung oradaydı. Herkes arkamdayken Taehyung arkamda birine göz kırptığında kaşlarım çatıldı. Arkama baktığımda Jungkook ve Hoseok iki tarafta yanımıza geçmiş bizi çekiyordu.
“Ne oluyor?” dediğimde bana gülümsedi ve elimden tuttu.
“Belki tanışmamızın arasından sadece iki ay geçti fakat ben seni çok sevdim Asya. Kalbinin aklığını, ağzındaki sözleri, her şeyini çok sevdim... Seninle kulübeye gitmiştik ya hani?” dediğinde hızla kafa salladım. bunları Türkçe söylüyor hafif te zorlanıyordu. “İşte orda ışıkları kapadığımda yıldızlar yerdeydi, sen de bana demişltin ki ‘yıldızlar neden yerdeler?’. Ben o kulubeyi sevdiğim kız içi yaptırmıştım. Tek başıma da geliyordum fakat o yılzıdzların yerde olmasının sebebi eğer bir kıza aşık olursam ona yıldızları ayaklarına serdiğimi söylemek için yapmıştım.” Yere eğildi. Cebinden bir yüzük çıkardı. Pırlanta yıldız şeklindeydi ve kocamandı. Parıl parıl parıldıyordu. “Benimle evlenir misin?” dediğinde heyecanlı gözlerim onun koyu kahve gözleri ışıldarken ben de ona öylece baktım.
“Bana seninle evlenip evlenmememi mi soruyorsun?” dediğimde kafasını salladı.
“Kızım ne diyeceksen desene!” dedi Furkan abim. Onları takmadım.
“Evet Taehyung, evlenirim,” dediğimde elleri titreye titreye pırlantayı elime geçirdi. Kollarımı boynuna doladığımda ellerini belime sardı. Kafasını boynuma gömdüğünde o sesi duydum.
“Teşekkür ederim,” dedi.
“Teşekkür ederim,” dedim.
“Ay Ahmet, aynı senin bana ettiğin evlilik teklifi gibi değil mi?” dedi halam.
“Anne ben neredeydim o zaman?” diye sordu Selin.
“Sen daha doğmamıştın annecim,” dedi halam.
“Bana ne ya!” dedi ve ağlamaya başladığında gülüp ayrıldım. Jungkook ve Hoseok’a bakıp Korece konuştum.
“Bana neden söylemiyorsunuz ya!” dediğimde ikisi de omuzlarını kaldırıp indirdi. “Hadi o zaman toplayın üyeleri fotoğraf çekinelim!” dediğimde herkes yanımıza geldi. Taehyung’un telefonunu alıp açtım. “Furkan abi bizi çeksene?” dediğimde onayladı.
“Sonra da bizimle çekineceksin kız yelloz,” dedi yengem saçımı çekerken. Kafa salladım. Taehyung’un yanına geçtim. Ezgi diğer yanımdayken yüzük takılı parmağımı havaya kaldırdı. Sırtını omzuma verdi ve bir elini Jungkook’un omzuna koydu. Jungkook’ta elini onun beline doladığında şipledim. Hepimizin yüzündeki gülümseme silinmedi. Onlar geri çekilirken telefonu Hoseok’a verdi abim. Bizim aile toplandığında babaannem koluma girmişti. Yine gülümsedik. Telefonu alıp fotoğraflara bakarken Taehyung’un kafasının üç köşesinden yumruk çıkardıklarını gördüm. Bunu yapan tabii ki de Burak abim, Samet ve Furkan abimdi.
Sabah enerjik bir şekilde herkesten önce uyanmıştım. Taehyung ile beraber kahvaltımızı yapıp erkenden evden çıktık. Taehyung’un kafasına şapka ve maske geçirdim. Kendime de geçirdim. Kuyumcu abinin yanına geldiğimizde içeri girdim.
“Oo, hoş geldin Asya kızım. Duydum haberi! Evleniyormuşsun yarın,” dedi Hamdi abi.
“Evet Hamdi abi, şey ya yüzük alacaktık ta.” Kafasını salladı. Taehyung ile kenetlenmiş ellerim ile Hamdi abinin karşısından vitrindeki alyanslara bakmaya başladık. “Beğendiğin bir tane var mı sevgilim?” dediğimde bu lafı ilk defa dediğimden dolayı biraz garipsemiştim.
“Hm, sen neyi beğenirsen o olsun,” dediğinde Hamdi abi beğeniyle kafa salladı.
“Pek efendi çocuk maşaallah, Türk’e benzemiyor. Çinli mi?” dediğinde kafamı iki yana salladım.
“Koreli,” dediğimde kafa salladı. “Hamdi abi şimdi bize şöyle çok göze çarpmayacak orta boy bir alyans lazım,” dediğimde hemen kafa sallayıp alyansları çıkardı. Koruma dışarıda bekliyordu. Ne zaman köyün dışına çıksak peşimizdelerdi. Gözüme kestirdiğim alyansların üstünde yıldızlı oyuntular vardı. Ona hayranlıkla bakarken Taehyung konuştu.
“Beğendiysen alalım,” dediğinde kafamı salladım. Hamdi abi hemen yüzükleri kutuya yerleştirdi.
“Kaç lira toplam?” dediğimde Hamdi abi konuştu.
“Yirmi bin kızım,” dediğinde gözlerim irice açıldı.
“Yok artık! Nasıl bu kadar pahalı olabiliyor ya! Hamdi abi sen bize bir güzellik yap, hadi on beş bin olsun,” dedim elini tutup sallayarak.
“Valla kızım bana gelişi on beş bin zaten,” dediğinde öfkeyle elini sallamaya devam ederken konuştum.
“Hamdi abi hadi olsun on yedi bin!” dediğimde Hamdi abi bıkkınca tebessüm etti.
“Hadi bir seferlik olsun bari!” dediğinde hemen çantamdan cüzdanımı çıkartacakken Taehyung siyah kartını uzattı. Ne yani? Onda iyah kart mı vardı!
“Buraya geldiğimden beridir her şeyi siz ödediniz zaten, ben damatım. Bırak ta bir şeyi de ben ödeyivereyim,” dediğinde ellerimi çantamdan çektim. Kafamı salladım.
“Kız bu çocuğun siyah kartı varken bir de benimle pazarlık mı yaptın sen?” dediğinde hemen konuştum.
“Bana ne Hamdi abi! Biz anlaştık mı anlaştık!” dediğimde güldü ve kartı çekti.
“Hayırlı olsun kızım,” dediğinde kafamı sallayıp gülümsedim. Beraber dışarı çıktığımızda koruma saygı ile Taehyung’un önünde eğildi.
“Mutlu olun efendim, Tanrı sizi korusun,” dediğinde Taehyung kafasını sallayıp teşekkür etti.
“Taehyung? Şirketin haberi var mı?” dediğimde kafasını salladı. “Peki ARMY?” dediğimde kafasını iki yana salladı.
“Onlara evlenirken söyleyeceğim. Ayrıca Beyaza Kuğum, tek burada düğün yapmayacağız. Kore’de de yapacağız,” dediğinde gülümsedim.
“Olur,” dedim.
“Zaten çok kişi çağırmayacağım. Bir kaç arkadaşımı çağırırım. Kuzenlerim falan olur. Onun dışında akrabam yok zaten. Bir de ilk ARMY,” dediğinde kafamı kaldırdım.
“O da kim?” dediğimde konuştu.
“İlk ARMY olan bir kız var. İlk fanımız oydu. Bu yüzden onunla bütün üyeler arkadaş gibi,” dediğinde kafa salladım. “Beyaz kuğuma şimdi ona yakışacak en güzel gelinliği almaya gideceğiz,” dediğinde gülümsedim. “Şimdi burada ünlü markalar nerede oluyor?” dediğinde ona bu şehirde lüks marka olmadığını nasıl söyleyecektim. Yarın söz kesecektik gerçi. Bir hafta sonra için vaktimiz vardı daha.
“İstanbulda yaparsak düğünümüzü orada ünlü markalar var fakat zaten gelinlikler çok pahalıyken bir de markaya gerek olduğunu sanmıyorum,” dediğimde kafasını iki yana salladı.
“Benim Beyaz Kuğum en güzellerine layık,” dediğinde gülümsedim. Koluna girdim. Beraber arabaya bindik. Arka koltuğa da koruma oturdu. Arabayı çalıştırdım.
“Bak Dürdane Hanım, ben elin gavuruna söz falan kesmem! Müslüma ile bir hristiyanın evlendiği nerede görülmüş!” dediğinde Taehyung boğazını temizledi ve adama baktı.
“Efendim ben zaten müslümanım,” dediğinde şaşkınca ona baktım. Yalandan müslüman olduğunu söylemesi çok günahtı! Kolunu dürttüm.
“Kelime-i şahadet getir!” dedi hoca. Taehyung derin bir nefes aldı. Ev ölüm sessizliğindeyken Taehyung o güzel ve gür sesi ile kelime-i şahadeti getirmeye başladı.
“Eşhedü enla ilahe illaah, ve eşhedü enne Muhammeden abduhu verasuluhu” dedi. Şaşkınca ona bakarken hoca yumuşadı. Taehyung’un omzuna iki kez patpatladı.
“Maaşallah, maaşallah. Pek bir güzel okudu,” dediğinde yüzüklerimizi taktı. Sonra ise ipleri kesti. “Hayırlı uğurlu olsun. Allah mutluluğunuzu daim etsin inşallah,” dedi. O bahçeden giderken babaannem yanımıza geldi. Taehyung babaannemin elini öptü. Babaannem Taehyung’un elini okşadı.
“Aferin oğlum. Doğru olanı yapmışsın. Allah mutluluğunuzu daim etsin,” dedi. Gülümsedim. Taehyung bana döndü. Kafamın arkasından tutup anlımdan öptü. Herkes bizi telefonla çektiğinde Jimin yanımıza geldi.
“Maaşallah.” Bu dediğine şaşkınca baktım. Biraz zorlanarak söylses de bunu demişti. Beni kendine çekip sarıldı. Ben de ona sarıldım. Taehyung’a da sarıldı. “Mutlu olun her daima,” dedi Korece. Gülümsedim.
İkimiz de yatakta uzanmış tavanı izliyorduk. “Bugün kelime-i şahadet getirirken ki sesin çok güzeldi. Hocalar bile bu sesi zor çıkarır,” dediğimde bana baktı.
“İdolüm sonuçta,” dedi ve göz kırptı. Çarşamba gününe düğün yerimizi ve gerekli şeyleri ayarlamıştık. Taehyung benim gelinliğimi ayarlayacağını söylemişti. Düğünü İstanbul’da bir otelde yapacaktık. Magazin de olacaktı. Taehyung istemişti. Sadece üç gün vardı. Bu beni çok heyecanlandırıyordu. Elimdeki yüzüklerebaktıkça içim kıpır kıpır oluıyordu. “Burak bana dedi ki evlenmeden sevişmemiz doğru olmazmış. Günahmış. Onun için evlendikten sonrası için balayı gecesi düzenleniyormuş,” dediğinde kafamı salladım.
“Evet.” Vicudunu tamamen bana döndüğünde ben de tamamen ona doğru döndüm.
“Balayı için nereye gitmek istersin? Son bir buçuk haftamız kalıyor,” dediğinde düşünür gibi yaptım. Uludağ’a çok gitmek istemiştim fakat gidememiştim. Aklıma orası geldiğinde heyecanla ellerimi çırptım.
“Uludağ olabilir aslında. Hatta bizim ekip full gidelim. Bütün BTS grubu ve Ezgi de gelsin.” Taehyung kaşlarını çattı.
“Çiftlerin başbaşa olması gerekmiyor mu?” dediğinde kafamı salladım.
“Baş başa bir ev tutarız. Onlar da kendilerine büyük bir ev tutarlar. Bir kaç gün tek takılırız sonraki gün onlarla takılırız,” dediğimde kafası ile onayladı beni. Elini çeneme koyup dudaklarıma yaklaştı. Gözlerimi kapattım. Nefesi yüzüme vururken dudaklarım dudaklarına değdi. Alt dudağımı nazikçe emmeye başladığında ben de onunkini emmeye başladım.
“Ay çok heyecanlandım Ezgi!” dediğimde Ezgi eli ile bana yel yapmaya başladı.
“Kızım heyecanlandıktan sonra terliyorsun! Yapma makyajın akacak!” dedi. Ezgi üstünde zümrüt yeşili kısa bir elbise ile karşımdaydı. Elbisenin yan tarafından kumaşı bacağına doğru sallanıyordu. Elbisenin askıları yoktu. Göğsü taşıyordu elbiseyi. Saçları ise föndü. Mükemmel zümrüt şekili mikrofon şeklinde parlayan küpeleri de çok güzeldi. Boynunda ilk defa gördüğüm kolye ile kaşlarımı çattım.
“Sen kolye takmayı sevmezsin, bu ne?” dedim elim ile kolyeyi tutarak. Heyecanla ynıma oturup bacak bacak üstüne attı.
“Junngkook ile aramızda duygusal bir bağ var aslında. Bunu da o hediye etti,” dedi kolyeyi elinde zarifçe tutarak.
Taehyung bana çok güzel bir gelinlik almıştı. (İnternetteki gelinlikler berbat ve çok sade. Genelde Pinterestten bakarım ama yine bir fark yok. Dedim kendim çizeyim. Çok güzel olmasa da gerçeği olsa çok güzel olurdu. Fotoğrafını koyarım ama tanıtmak için yazacağım.) Omuzlarım açıktı. Göğüsümden karnıma inen bir küçük tül vardı. Belimde ise siyah bir kumaş kemer vardı. Eteğim kısaydı ama arkasında sallanan fırfırlı siyah bir ateği vardı. Kollarımdan aşağı sallanan kumaş vardı. Göğsümün üstünde ise parlayan siyah taşlar vardı. Taehyung bir mesaj ile bunların doğal taş olduğunu söylemişti. Ayağımdaki ayakkabılar ise cabasıydı. Mükemmel gözüküyordum. Taehyung’un tarzı mükemmeldi. Başımda ise bir toka vardı toka beyazrenkteydi. Üstünde ise beyaz bir kuğu vardı. Bir saçım yana doğru salıktı. Saçlarımı normal bir dalgalı yapmıştım. Kahverengi makyaj her zaman bana daha çok yakıştığından kahverengili hafif bir makyajla mükemmel bir gelindim.
“Aranızda bir şeyler olduğunu biliyordum.” Gelin odası diye ayarladığımız odanın kapısı çaldığında Ezgi yerinde dikleşti ve boğazını temizleyip odanın kapısının önünde durdu. “Ezi hayır, hayır ya!” diye sitem ettim ayağa kalkarak.
“Bay Kim, kapı açılmıyor!” dedi Ezgi hafif bağırarak.
“Nasıl açılmıyor?! Ben gidip bir resepsiyon ile konuşuyum,” dedi benim saf sevgilim. Sonra ise Jungkook’un sesi kulaklarımı doldurdu.
“Hyung, Türklerde bir adetmiş. Kapıyı açacak ama senin ona para vermen lazımmış. Bana da Ezgi söyledi,” dediğinde güldüm.
“Bu nasıl adet ya!” dedi Taehyung.
“Şimdi Ezgi yerinde olmak isterdim. Kapıyı sana asla açmazdım hyung. Bütün paranı alırdım,” dedi Yoongi. Tekrar güldüğümde Ezgi konuştu.
“Gecikiyoruz Bay Kim,” dediğinde kapıyı aralayıp elini uzattı.
“Kart çekiyor musun?” dedi Taehyung. Hemen Ezgi kapıyı kapattı ve topukluları ile yatağın üstünde olan küçük poşetin içinden post cihazı çıkardı.