İçeriğe geç

EFSUNLU GECELER

Bölüm 6 · 4 dk okuma

EFSUNLU GECELER

Bölüm 6

Tehlikeli İttifak

Vedat Bey’in kelepçelenerek Emniyet binasından çıkarılması Bakü basınında büyük bir yankı uyandırmıştı. Gazeteler "İçerişehir Şebekesi Çöktü" manşetleriyle çıkıyordu. Ancak Emniyet’teki masasında oturan Aylin için bu zafer hissi oldukça kısa sürdü. Masasının üzerinde duran klasörlere, 30 yıllık sararmış belgelere baktıkça içindeki huzursuzluk bir an bile dinmiyordu.

​İki hafta sonra Bakı Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk duruşma günü geldi çattı. Mahkeme salonu gazeteciler, polis mensupları ve Gildiya'nın gizli gözleriyle dolup taşmıştı. Vedat Bey demir parmaklıkların arkasında son derece sakin oturuyordu. Yüzünde pişmanlıktan eser yoktu; aksine, soğuk ve kendine emin bir tebessüm taşıyordu.

​Mahkeme başkanı duruşmayı başlattığı an Vedat’ın avukatı ayağa kalktı ve salonu şoka sokan o açıklamayı yaptı:

​— "Sayın Hakim, müvekkilim Vedat Bey suçlamaları kabul etmemektedir! Kendisi 30 yıl önceki cinayetin de, Mirza Bey’in ölümünün de azmettiricisi değildir. Elimizdeki belgeler göstermektedir ki, bu yasa dışı ağın ve tarihi eser kaçakçılığının asıl lideri merhum Rauf Komiser —yani Dedektif Aylin’in kendi babasıdır! Müvekkilim sadece baskı altında kalmış, Rauf Komiser ise onu şantajla yönetmiştir!"

​Salonda büyük bir uğultu koptu. Gazetecilerin kameraları bir anda Aylin’e döndü. Aylin’in başı döndü, elleri masanın kenarını hırsla sıktı. Vedat kendini kurtarmak adına ölmüş bir adamın, Aylin’in babasının onurunu tüm ülkenin gözü önünde ayaklar altına alıyordu. İşin en kötü yanı, 14 Numaralı Depo’dan çıkarılan bazı belgelerin hukuki olarak Rauf Komiser’in aleyhine kullanılacak şekilde düzenlenmiş olmasıydı.

​Duruşma ertelendi. Aylin mahkeme salonundan adeta bir fırtına gibi çıktı. Babasının adını temizlemek için resmi kanıtlardan çok daha fazlasına ihtiyacı vardı.

​Tam o sırada Komiser Murat, Aylin’e yaklaşarak fısıldadı:

— "Aylin, acilen cezaevine gitmen lazım. Selime sadece seninle konuşmak istiyor. 'Mahkemedeki tiyatroyu izledim, Aylin’e söyleyin ona gerçekleri verebilirim' diyor."

​Aylin vakit kaybetmeden cezaevine gitti. Kalın camın arkasında oturan Selime kelepçeli ellerini masaya koydu. Gözlerindeki intikam ateşinin hâlâ sönmediği açıkça görülüyordu.

​— "Vedat’ın mahkemede nasıl yalan söylediğini gördün, değil mi?" dedi Selime fısıltılı bir sesle. "Babanı çamura batırıyor ki kendisi sudan çıkmış ak kaşık olsun. Ama o bilmiyor ki Gildiya’nın tüm gizli arşivleri, Vedat’ın gerçek imzaları ve 'Büyük Usta'nın kimliği bende."

​Aylin cama doğru eğildi:

— "Ne istiyorsun Selime? Şartın ne?"

​Selime soğuk bir gülüşle Aylin’in gözlerinin içine baktı:

​— "Benim özgürlük ya da ceza indirimi gibi bir talebim yok. Ben o şebekenin tamamen haritadan silinmesini istiyorum. Sana Gildiya’nın gerçek karargâhının yerini ve Vedat’ı ömür boyu hücreye attıracak asıl belgeleri vereceğim. Ama tek bir şartla: Beni bu gece cezaevinden geçici olarak çıkaracaksın ve o karargâha birlikte gideceğiz. Çünkü o kapıyı sadece benim bildiğim gizli parola ve senin elindeki gümüş anahtar açabilir."

​Aylin duraksadı. Bir mahkûmu cezaevinden yasa dışı yollarla çıkarmak mesleğinin, rozetinin ve hatta özgürlüğünün sonu olabilirdi. Ancak babasının adını temizlemek ve Vedat’ı ait olduğu yere göndermek için başka hiçbir çaresi kalmamıştı.

​— "Eğer bana oyun oynarsan Selime..." dedi Aylin.

​— "Oyun bitti Dedektif," dedi Selime. "Bu gece ya Vedat’ın imparatorluğunu birlikte yıkacağız ya da baban o mezarda bir kez daha ölecek."

​Aylin derin bir nefes aldı. Kararını vermişti. Saatine baktı: 02:45. Büyük bir riske giriyordu ama ge​Tam Selime ile nakil planının detaylarını konuşmak üzere doğrulduğu anda, cezaevinin koridorlarında kırmızı acil durum ışıkları dönmeye başladı. Kulakları tırmalayan yüksek tonlu siren sesi duvarlarda yankılandı. Kapıdaki gardiyanlar panik içinde silahlarına sarılıp dışarı koşuşturmaya başladı.

​Aylin ne olduğunu anlamak için fırlayıp koridora çıktı. Komiser Murat, nefes nefese, telsizi elinde Aylin’e doğru koşuyordu. Yüzündeki ifade tamamen donup kalmıştı.

​— "Aylin! İnanmayacaksın..." dedi Murat, sesi titreyerek.

​— "Ne oldu Murat? Ne bu sirenler?"

​— "Vedat... Vedat kaçtı! Duruşma sonrası yüksek güvenlikli hücreye nakledilirken nakil aracına cezaevi çıkışında pusu kuruldu. Ağır silahlı bir ekip aracı çapraz ateşe tuttu. İki polisimiz ağır yaralı... Vedat’ı alıp kayıplara karıştılar!"

​Aylin’in başından aşağı kaynar sular döküldü. Vedat sadece kendini kurtarmamıştı; Gildiya’nın dışarıdaki gücünü kullanarak adeta devlete meydan okumuştu. Artık mahkeme salonsuz, kuralsız bir intikam avı başlamıştı.

​Aylin hızla Selime’nin tutulduğu odaya geri döndü. Selime siren seslerini duyduğunda şaşırmamıştı, aksine dudaklarında karanlık bir tebessüm belirdi.

​— "Duydun değil mi Dedektif?" dedi Selime. "Vedat dışarıda. Ve inan bana, kaçmak için değil, yarım kalan işleri bitirmek için kaçtı. İlk hedefi kim olacak sanıyorsun? Babanın mezarı, sen ve o gizli arşiv."

​Aylin kilitli cam kapıya yaklaştı. Artık resmi prosedürleri ve protokolleri bekleyecek tek bir saniyesi bile kalmamıştı. Belinden özel izin kartını çıkardı ve kilidi açtı.

​— "Gidiyoruz Selime," dedi Aylin buz gibi bir sesle. "Vedat o arşive ulaşmadan, biz oraya varacağız. Bu gece bu şehirde ya adalet konuşacak ya da ikimiz de o cinayetin birer parçası olacağız."

​Aylin ve Selime, cezaevinin arka kapısından gecenin karanlığına ve Bakü’nün sağanak yağmuruna karıştılar. Saatin akrebi ve yelkovanı hızla turluyordu.

​Zaman tükeniyordu ve Vedat’la son hesaplaşma İçerişehir’in derinliklerinde onları bekliyordu...riye dönüş yoktu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.